# Sermaye piyasalarında yaşanan manipülasyon iddialarının tüm boyutlarıyla araştırılarak idari ihmal ve sorumluların tespiti için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/4819)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/4819
- **Tarih:** 21 Ekim 2026
- **İlk imza:** Şeref Arpacı (Yeni Parti, Denizli)
- **İmza sayısı:** 21
- **Son durum (TBMM):** Gündeme Girecek
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/fde3b1f6-5588-41ad-8dbb-01a15d44a792
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-4819-sermaye-piyasalarinda-yasanan-manipulasyon-iddialarinin-tum-boyutlariyla-arastirilarak-ida

> 10/4819 esas numaralı meclis araştırması önergesi 21 Ekim 2026 tarihinde verildi; ilk imza: Şeref Arpacı (Yeni Parti); 21 imza. Son durum (TBMM): Gündeme Girecek.

## Önerge metni

Sermaye Piyasası Kurulunun 17 Eylül 2026 tarihinde 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar vermesiyle derinleşen fon krizinin nedenlerinin, yatırımcıların uğradığı zararların, krizle bağlantılı olarak Borsa İstanbul'da yaşanan değer kayıplarının, düzenleyici ve denetleyici kurumların sorumluluklarının, kamu zararının ve krizin reel ekonomi üzerindeki etkilerinin bütün yönleriyle araştırılması gerekmektedir.

Bu kapsamda sermaye piyasalarında usulsüzlük ve piyasa manipülasyonu iddialarının, denetim ve gözetim mekanizmalarının işleyişinin, kamu kurumlarının yönetici atamalarında liyakat ve bağımsızlık ilkelerine uyulup uyulmadığının, fon varlıklarının akıbetinin, yatırımcıların zararlarının karşılanmasına yönelik çalışmaların ve benzer krizlerin önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi

İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını ederiz.20.10.2026

GENEL GEREKÇE

Türkiye sermaye piyasalarında 2026 yılının Eylül ayında yaşanan yatırım fonu krizi, yüz binlerce yatırımcının birikimini ve finansal piyasaların güvenilirliğini doğrudan ilgilendiren ciddi bir sorun Haline gelmiştir.

Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar verilmiştir. SPK tarafından 23 Eylül 2026 tarihinde yapılan açıklamada, söz konusu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcının bulunduğu bildirilmiştir.

Yaşanan kriz, birikimlerini yatırım fonlarında değerlendiren yüz binlerce vatandaşın geleceğine ilişkin ciddi bir belirsizlik yaratmıştır. Ev almak, çocuklarının eğitim giderlerini karşılamak, sağlık harcamalarını finanse etmek veya emeklilik döneminde kullanmak amacıyla tasarruflarını fonlarda değerlendiren vatandaşlar, birikimlerine erişim ve zararlarını telafi etme konusunda sorunlarla karşı karşıya kalmıştır.

Aynı şekilde maaş, çek, senet ve diğer ticari yükümlülüklerini karşılamak amacıyla işletme sermayesini yatırım fonlarında değerlendiren şirketlerin de nakit akışı ve ödeme kabiliyetleri bakımından güçlük yaşama riski ortaya çıkmıştır.

Fon krizinin yol açtığı mağduriyet, tasfiye kararı verilen fonların pay sahipleriyle sınırlı değildir. Krizle birlikte sermaye piyasalarında meydana gelen satış baskısı ve değer kayıpları, söz konusu fonlarla doğrudan ilişkisi bulunmayan yatırımcıları da etkilemiştir. BIST 100 endeksi Eylül 2026'da yüzde 16,65 gerilemiş, bazı hisse senetlerinde çok daha yüksek oranlarda kayıplar yaşanmıştır.

Fonlarla bağlantılı şüpheli işlemlerin, likidite sıkışıklığının ve zorunlu satışların piyasa / genelindeki düşüşe ne ölçüde neden olduğunun araştırılması gerekmektedir. Fonlara yatırım yapmadığı hâlde hisse senedi piyasasındaki gerileme nedeniyle zarara uğrayan yatırımcıların durumunun da ayrı bir başlık altında incelenmesi zorunludur.

Krizin en önemli boyutlarından biri, sermaye piyasalarını düzenlemek ve denetlemekle görevli kurumların sorumluluğudur. Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Enes Ergun, 14 Ekim 2026 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığı değerlendirmede, yatırım fonlarına ilişkin gerekli bildirimleri SPK'ye ilettiklerini ve kurum olarak üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirdiklerini açıklamıştır.

Öte yandan kamuoyuna yansıyan haberlerde, Borsa İstanbul tarafından şüpheli fon işlemlerine ilişkin daha önce çok sayıda uyarı yapıldığı ancak bu uyarıların dikkate alınmadığı iddia edilmiştir. SPK ise 6 Ekim 2026 tarihli açıklamasında bildirimlerin değerlendirildiğini, gerekli denetim ve gözetim işlemlerinin yürütüldüğünü belirtmiş ve kamuoyuna yansıyan 130 uyarı iddiasındaki sayının gerçeği yansıtmadığını bildirmiştir.

Bu açıklamalar, kamuoyunun yanıt beklediği önemli soruları gündeme getirmiştir. Borsa İstanbul şüpheli işlemleri ilk ne zaman tespit etmiştir? SPK'ye hangi tarihlerde, kaç bildirim yapılmıştır? Bu bildirimlerde hangi fonlar, şirketler ve işlemler hakkında uyarılar yer almıştır? SPK gelen bildirimler üzerine hangi denetimleri gerçekleştirmiş, hangi tedbirleri naşti di, * Usulsüzlük şüphesi taşıyan işlemler devam ederken neden dâha erken ve etkili nfüdahal â bulunulamamıştır? . VAR

Borsa İstanbul ve SPK'nin birbirlerine bildirim yaptıklarını veya üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirdiklerini açıklamaları, yaşanan krizde kurumsal sorumlulukların araştırılması ihtiyacını ortadan kaldırmamaktadır.

Sermaye ' piyasalarında. yatırımcıların korunması, piyasa bütünlüğünün sağlanması ve manipülatif işlemlerin önlenmesi kamu otoritesinin temel sorumlulukları arasındadır. Denetim mekanizmalarının hangi aşamada yetersiz kaldığı, erken uyarı sistemlerinin neden krizi önleyemediği ve kurumlar arasındaki koordinasyonun nasıl işlediği açıklığa kavuşturulmalıdır.

Bunun yanında, düzenleyici ve denetleyici kurumların yönetim yapıları ile üst düzey yönetici atamalarının da araştırılması gerekmektedir. Cumhurbaşkanı tarafından gerçekleştirilen üst düzey kamu yöneticisi atamaları başta olmak üzere, sermaye piyasalarının denetiminden sorumlu kurumlarda görevlendirmelerin liyakat, mesleki yeterlilik, deneyim ve kurumsal bağımsızlık ilkelerine uygun yapılıp yapılmadığı incelenmelidir.

Fon krizinin bir diğer önemli boyutu, usulsüzlük ve piyasa manipülasyonu iddiaları sonucunda ortaya çıkan maddi kayıpların kimler tarafından ve hangi yöntemlerle oluşturulduğudur. Fon varlıklarının hangi hisse senetlerinde yoğunlaştığı, olağan dışı fiyat hareketlerinden kimlerin kazanç sağladığı, hangi kişi ve şirketlerin ilişkili işlemler gerçekleştirdiği, fon varlıklarından hukuka aykırı şekilde değer aktarılıp aktarılmadığı ve yatırımcılar zarar ederken kimlerin bu süreçten kazançlı çıktığı ortaya çıkarılmalıdır.

Tasfiye kararı verilen fonlardan geri kazanılabilecek varlıkların tespiti, sorumlulardan tahsili ve yatırımcılara adil biçimde dağıtılması da araştırmanın önemli başlıkları arasında yer almalıdır.

Ayrıca kriz nedeniyle kamu kurumlarının, kamu bankalarının ve kamu kaynaklarının doğrudan veya dolaylı bir zarara uğrayıp uğramadığı tespit edilmelidir. Finansal piyasaları desteklemek amacıyla gerçekleştirilen müdahalelerin kamuya maliyeti, oluşmuşsa kamu zararının tutarı ve bu zarardan sorumlu kişi ve kurumların belirlenmesi gerekmektedir.

Yaşanan gelişmelerin etkisi finansal piyasalarla da sınırlı kalmayabilir. İşletmelerin finansmana erişimi, ticari ödemeler, kredi ilişkileri, yatırımlar, üretim ve istihdam üzerinde ortaya çıkan veya çıkabilecek zincirleme etkilerin araştırılması gerekmektedir. Sermaye piyasalarına duyulan güvenin zedelenmesi, yatırımcıların tasarruf tercihlerini ve şirketlerin sermaye piyasalarından finansman sağlama imkânlarını da etkileyebilir. Bu nedenle krizin reel ekonomi üzerindeki kısa ve uzun vadeli sonuçları ayrıca değerlendirilmelidir.

Fon krizinde yüksek tutarlarda kazanç elde eden kişi ve şirketlere ilişkin kamuoyuna farklı listeler ve iddialar yansımıştır. Adalet Bakanı tarafından yapılan açıklamalarda, 141 gerçek kişi ve 73 tüzel kişinin toplam 187 milyar 653 milyon lira kazanç elde ettiği belirtilmiştir. Ancak söz konusu kişilerin kimlikleri, kazançlarının hangi işlemlerden kaynaklandığı, bu kazançların ne kadarının hukuka aykırı olduğu ve haklarında hangi işlemlerin yapıldığı konusunda kamuoyuna yeterli açıklama yapılmamıştır.

Kamuoyunda farklı listelerin dolaştığı bir ortamda, gerçeklerin söylentilerden ayrılması, ye sorumluların ortaya çıkarılması zorunludur. Bu nedenle manipülatif işlemler yoluyfâ; kazanç elde ettiği tespit edilen gerçek ve tüzel kişilerin sayısı, kimlikleri, kazıya olası siyasi veya bürokratik bağlantıları araştırılmalıdır. Hukuken açıklanabilegek iş tespitler kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

SPK tarafından 1 Ekim 2026 tarihinde, tasfiye edilen fonlardan yüksek kazanç elde edenlerin bu tutarları gönüllü olarak iade edebilmesi amacıyla TMSF adına isteğe bağlı iade hesapları ile Genel Hisse İade Hesabı açıldığı duyurulmuştur. Ancak bu hesaplara bugüne kadar kaç kişi veya şirket tarafından ne kadar ödeme yapıldığı, iadesi beklenen toplam tutarın ne olduğu ve toplanan paranın ne kadarının mağdur yatırımcılara aktarıldığı konusunda kamuoyunun düzenli ve ayrıntılı biçimde bilgilendirilmesi gerekmektedir.

Bu hesaplarda toplanan paranın miktarı, fon bazında yapılan iadeler, toplam geri kazanım tutarı ve mağdurlara aktarılan kaynaklar şeffaf biçimde açıklanmalıdır. Ayrıca gönüllü iadelerin hukuki sorumluluklara etkisi, iade yapmayan kişiler hakkında hangi işlemlerin yürütüldüğü ve haksız kazançların tamamının geri alınması için hangi adımların atıldığı araştırılmalıdır.

Yüz binlerce yatırımcıyı doğrudan ilgilendiren, sermaye piyasalarının geneline yayılan etkileri nedeniyle çok daha geniş bir kesimi etkileyen fon krizinin yalnızca tasfiye işlemleriyle ele alınması yeterli değildir. Krizin hangi koşullarda ortaya çıktığının, kamu otoritelerinin hangi aşamalarda müdahalede bulunduğunun, denetim eksikliklerinin, haksız kazanç iddialarının, yatırımcıların ve kamunun uğradığı zararların bütün yönleriyle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Vatandaşların birikimlerinin korunması, sorumlulukların ortaya çıkarılması, oluşan zararların giderilmesine. yönelik tedbirlerin belirlenmesi ve sermaye piyasalarına duyulan güvenin yeniden güçlendirilmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulması gerekmektedir.

---

**Kaynak gösterme:** Şeref Arpacı (Yeni Parti, Denizli). “Sermaye piyasalarında yaşanan manipülasyon iddialarının tüm boyutlarıyla araştırılarak idari ihmal ve sorumluların tespiti için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/4819, 21 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-4819-sermaye-piyasalarinda-yasanan-manipulasyon-iddialarinin-tum-boyutlariyla-arastirilarak-ida (erişim: 3 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/fde3b1f6-5588-41ad-8dbb-01a15d44a792

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
