# Su kaynaklarının korunmasında karşılaşılan sorunların tespit edilerek çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/863)

- **Tür:** Meclis araştırması önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 10/863
- **Tarih:** 18 Ocak 2024
- **İlk imza:** Nimet Özdemir (İYİ Parti, İstanbul)
- **İmza sayısı:** 20
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/08759d69-f183-4116-88c6-018d303a200d
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/10-863-su-kaynaklarinin-korunmasinda-karsilasilan-sorunlarin-tespit-edilerek-cozum-onerilerinin-b

> 10/863 esas numaralı meclis araştırması önergesi 18 Ocak 2024 tarihinde verildi; ilk imza: Nimet Özdemir (İYİ Parti); 20 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımını tehdit eden en önemli etkilerden birisi küresel iklim değişikliğidir. Bu durum insan kaynaklı faaliyetlerdeki artışa bağlı olarak, günümüzde daha yoğun bir şekilde hissedilmektedir. Öyle ki Türkiye'de son kırk yıl içerisinde yaklaşık 1 milyon 300 bin hektar sulak alan işlevini yitirmiş olup habitat tahribi, aşırı Su kullanımı gibi antropojenik faaliyetler ile iklim değişikliği gibi etkilerden yaklaşık 1,2 milyon hektar sulak alanda büyük riskler meydana gelmiştir.

Bu kapsamda; en büyük doğal zenginliklerimizden olan Fırat, Dicle, Kızılırmak, Aras, Sakarya, Murat, Seyhan, Büyük Menderes, Ceyhan ve Meriç'in aralarında bulunduğu sayıları 25'i bulan yüksek debili nehirlerimiz, Van Gölü, Tuz Gölü ve Beyşehir Gölü ile birlikte 100"ün üzerindeki kapalı göllerimizde başta olmak üzere su kaynaklarımızda iklim değişikliği ile insan faktörünün yarattığı sorunların tespit edilmesi önem arz etmektedir. Su kaynaklarımızı tehdit eden faktörlerin tespit edilmesi ile bilinçsiz kullanımdan kaynaklanan sorunların giderilmesi, suyun etkin bir şekilde kullanılması konusunda alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98. TBMM İçtüzük'ünün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.

GEREKÇE

Nehir havzaları, göl ve akarsu kenarları tarih boyunca insan topluluklarının yaşam alanlarını oluşturmuştur. Canlıların ve genel olarak doğal hayatın sürdürülebilirliği bakımından tatlı su kaynakları ayrı bir öneme sahiptir. Ancak dünyadaki dağılımı ve canlı popülasyonundaki yoğunluğu dikkate aldığımızda kullanılabilir tatlı su kaynaklarının herkese eşit firsatlar ve yararlar sağlayacak şekilde sürdürülebilir özelliklere sahip olmadığı görülmektedir. Ne yazık ki yüzey sularındaki azalma dünya genelinde olduğu gibi ülkemiz açısından da büyük tehdit oluşturmaktadır.

Ülkemizde kişi başına düşen yıllık su miktarı 2000 yılında 1.652 m3 iken, 2022 yılında bu miktar 1.322 m3 'e düşmüştür. Bu tablo ülkemizin, kişi başına kullanılabilir potansiyel su stresi yaşayan ülkeler arasında olduğunu göstermektedir. Bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için kişi başına düşen yıllık su miktarı en az 5 bin metreküp olmalıdır. Dolayısıyla Türkiye su fakiri ülke kategorisinde yer almaktadır. Bu miktar Irak'ta 2.020, Batı Avrupa ülkelerinde 5 bin, dünyada ise ortalama 7.600 metreküp civarındadır.

Son derece kısıtlı su kaynakları günümüz dünyasının temel sorunları arasında kabul edilmektedir. İklim değişikliğiyle mücadele ve biyolojik çeşitliliğin korunması, ekonomik büyüme, gıda ve enerji güvenliği gibi birçok konunun temelinde su kaynaklarının varlığı ve sürdürülebilirliği yer almaktadır. Yeraltı sularının kontrolsüz ve sorumsuzca kullanılmasıyla birlikte hızlı nüfus artışına bağlı olarak ülkemizdeki su kaynaklarının yakın bir gelecekte son derece yetersiz kalacağı gerçeğini gözler önüne sermektedir.

Yakın gelecekte dünyanın en önemli sorunu haline gelecek olan su kıtlığının ülkemizde yaşanmaması ve sürdürülebilir politikaların oluşturulması için baraj, gölet, sulama sistemleri ile enerji üretim tesislerimizin yeterli olup olmadıklarının tespit edilmesi hayati öneme sahiptir.

Nehir havzalarında kontrol dışı ve denetimsiz kurulan kum ve çakıl ocakları, yerleşim yerleri ve tarım arazilerinin korunmasına yönelik Devlet Su İşleri tarafından yaptırılan taşkın su seddelerini tehlikeye attığı gibi, mevcut barajların gövde inşaatlarına da zarar verebilecek bir boyut kazanmıştır. Kızılırmak ve Yeşilırmak başta olmak üzere enerji üretiminde bulunulan barajların gövdelerinde ortaya çıkan sorunlar tehlikenin ciddiyetini göstermektedir. Nehir seviyelerinde 10 metreye varan düşmeler ekolojik dengeyi bozduğu gibi büyük tahribata neden olmaktadır. Konuyla ilgili uzmanlar doğal yapıyı bozan kum ve çakıl ocaklarının bir an önce kapatılması gerekliliğini yüksek tonda seslendirmektedir.

Dünyanın en büyük sodalı gölü olan Van Gölü iklim değişikliği ile ortaya çıkan kuraklığın yanı sıra, gölü besleyen kaynaklar üzerinde kurulan HES'ler tarafından da büyük tehdit altındadır. Doğal güzellikleri ile dünyaca ünlü turizm merkezi Uzungöl giderek sığ bir göl haline gelmektedir. Derinliği 20-25 yıl önce 35 metre civarlarında iken günümüzde 4 metreye kadar düşmüştür. Gölü besleyen kaynakların azalmasıyla birlikte artan kirliliğe karşı önlem alınmaması, gerekli temizleme işlemlerinin yapılmaması bu doğa harikasını karaya dönüştürme tehlikesiyle karşı karşıya bırakmıştır. Kontrol dışı ve denetimsiz yapılaşma da en yüksek makamlardan eleştirilmesine karşı bir türlü önlenemeyen bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Suyun tasarruflu ve verimli kullanımı, depolama sisteminin geliştirilmesi, su kaynaklarının amaçlarına uygun şekilde değerlendirilmesi gerekliliği de ortaya çıkmaktadır. Su kayıplarının önlenerek daha etkin ve verimli şekilde kullanımının sağlanması, toprak kalitesini etkileyen drenaj sorunlarının giderilmesi, klasik sistem yerine modern sulama sistemlerinin geliştirilmesi acil çözüm bekleyen konular arasında yer almaktadır. Ülkemizde sürdürülebilir bir ekosistem için de vazgeçilmez bir nitelik taşımaktadır.

Diğer taraftan sulak alanlarda yoğun evsel ve tarımsal kirlilik diğer bir sorun başlığını oluşturmaktadır. Son yıllarda yoğun tatlı su balıkçılığı, yerleşim yerleri yakınlarındaki dere ve çayların hızla kirletilmesi doğa ile birlikte tüm canlılar için tehdit oluşturmaktadır.

Yukarıda arz edilen nedenlerle, su kaynaklarımıza karşı oluşan tehditlerin belirlenmesi, alınacak önlemlerin araştırılıp değerlendirilmesi, çözüm önerilerinin tespiti için Anayasa'nın 98 inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzük'ünün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.

Kenya

---

**Kaynak gösterme:** Nimet Özdemir (İYİ Parti, İstanbul). “Su kaynaklarının korunmasında karşılaşılan sorunların tespit edilerek çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem meclis araştırması önergesi 10/863, 18 Ocak 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/10-863-su-kaynaklarinin-korunmasinda-karsilasilan-sorunlarin-tespit-edilerek-cozum-onerilerinin-b (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Meclis-Arastirma-Onergesi-Detay/08759d69-f183-4116-88c6-018d303a200d

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
