# Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile vatandaşlarının hak ve menfaatlerinin korunması için alınması gereken tedbirler konusunda bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/142)

- **Tür:** Genel görüşme önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 8/142
- **Tarih:** 23 Temmuz 2026
- **İlk imza:** Birol Aydın (Yeni Yol, İstanbul); Bülent Kaya (Yeni Yol, İstanbul); Cemalettin Kani Torun (Yeni Yol, Bursa); Elif Esen (Yeni Yol, İstanbul); Ertuğrul Kaya (Yeni Yol, Gaziantep); Hasan Karal (Yeni Yol, İstanbul); İdris Şahin (Yeni Yol, Ankara); Medeni Yılmaz (Yeni Yol, İstanbul); Mehmet Atmaca (Yeni Yol, Bursa); Mehmet Emin Ekmen (Yeni Yol, Mersin); Mehmet Karaman (Yeni Yol, Samsun); Mesut Doğan (Yeni Yol, Ankara); Mustafa Bilici (Yeni Yol, İzmir); Mustafa Kaya (Yeni Yol, İstanbul); Necmettin Çalışkan (Yeni Yol, Hatay); Sadullah Ergin (Yeni Yol, Ankara); Sadullah Kısacık (Yeni Yol, Adana); Selçuk Özdağ (Yeni Yol, Muğla); Sema Silkin Ün (Yeni Yol, Denizli); Şerafettin Kılıç (Yeni Yol, Antalya)
- **İmza sayısı:** 20
- **Son durum (TBMM):** Gündemde
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Genel-Gorusme-Onergesi-Detay/b2a8d2df-7f13-4365-8ca8-019fa86e052c
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/onerge/8-142-kuzey-kibris-turk-cumhuriyeti-ile-vatandaslarinin-hak-ve-menfaatlerinin-korunmasi-icin-ali

> 8/142 esas numaralı genel görüşme önergesi 23 Temmuz 2026 tarihinde verildi; ilk imza: Birol Aydın (Yeni Yol); 20 imza. Son durum (TBMM): Gündemde.

## Önerge metni

Milletimizin varlık ve beka mücadelesinin en şerefli sayfalarından biri olan Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52'nci yıldönümü vesilesiyle; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin uluslararası alanda tanınmaması, maruz kaldığı izolasyon ve ambargolar ile Kıbrıs Türk halkının yaşadığı ekonomik sıkıntıların ele alınması ve Kıbrıs Türkü'nün hak ve menfaatlerinin korunması doğrultusunda atılması gereken adımların değerlendirilmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, TBMM Içtüzüğü'nün 102 ve 103'üncü maddeleri uyarınca bir Genel Görüşme açılmasını arz ve teklif ederiz. 23.07.2026

GEREKÇE

Kıbrıs, dört asrı aşkın süre Osmanlı Devleti'nin hâkimiyetinde kalmıştır. 1878'de yönetimi geçici kayıtlarla Büyük Britanya'ya devredilmiş ve 1960 yılında Zürih ve Londra Antlaşmaları çerçevesinde, Türkiye, Yunanistan ve Büyük Britanya'nın garantörlüğünde iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuştur. Türkiye'nin bu antlaşmalar düzeninde garantör devlet sıfatını kazanmasında ve Garanti Antlaşması ile tek başına müdahale hakkının teminat altına alınmasında, dönemin Başbakanı merhum Adnan Menderes ile Dışişleri Bakanı merhum Fatin Rüştü Zorlu'nun müzakere masasında ortaya koyduğu basiretli, kararlı ve dirayetli diplomasinin tarihî hizmeti daima şükranla anılacaktır; 1974'te milletimize meşru müdahale zeminini sağlayan hukuki mimari, onların eseridir. Ne var ki 1963 yılından itibaren Kıbrıs Türk halkı anayasal ortaklıktan dışlanmış; Kıbrıs Türkleri katliamlara uğramış, göçe ve on yılı aşkın süren bir kuşatılmışlığa maruz bırakılmıştır. 15 Temmuz 1974 tarihinde adayı Yunanistan'a bağlamayı hedefleyen darbenin gerçekleştirilmesi üzerine Türkiye, 1960 Garanti Antlaşması'nın 4'üncü maddesinden doğan hak ve yükümlülüğü çerçevesinde 20 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs Barış Harekâtı'nı icra etmiş; bu harekât ile Kıbrıs Türk halkının varlığı, güvenliği ve hürriyeti teminat altına alınmıştır.

Harekât kararı, merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan ve Bülent Ecevit liderliğinde dönemin Millî Selamet Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi ortaklığında kurulan koalisyon hükümeti tarafından milli bir mutabakat ruhu içinde alınmıştır. Türkiye'nin garantörlük hakkını kullanma iradesi, hükümetin bütün kanatlarının, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde temsil edilen bütün siyasi partilerin ortak kararlılığıyla hayata geçirilmiş; bu yönüyle Kıbrıs Barış Harekâtı, siyasi görüş farklılıklarının milli dava söz konusu olduğunda nasıl aşılabileceğinin de müstesna bir örneği olmuştur.

Harekâtın ardından Kıbrıs Türk halkı, 1975'te Kıbrıs Türk Federe Devleti'ni, milletlerarası zeminde adil ve kalıcı bir çözümün sağlanamaması üzerine 15 Kasım 1983 tarihinde kendi kaderini tayin hakkını kullanarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni ilan etmiştir. Aradan geçen 43 yıla rağmen KKTC, Türkiye Cumhuriyeti dışında hiçbir devlet tarafından tanınmamış; Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin aldığı kararlar gerekçe gösterilerek Kıbrıs Türk halkı milletlerarası toplumdan tecrit edilmiştir. Bu tecrit; doğrudan uçuşların engellenmesinden liman ve havalimanlarının milletlerarası trafiğe kapatılmasına, Antlaşması'nın 4'üncü maddesinden doğan hak ve yükümlülüğü çerçevesinde 20 Temmuz sporcularımızın milletlerarası müsabakalara katılamamasından kültürel, akademik ve ticari temsile kadar hayatın hemen her alanına sirayet eden haksız bir izolasyon rejimine dönüşmüştür. Ortaya çıkan bu tablo, hakkı değil kuvvetlinin menfaatini esas alan bir milletlerarası düzenin çifte standardını bütün açıklığıyla ortaya koymakta; izolasyonların hukuki olmaktan ziyade siyasi bir tasarruf olduğunu ve Kıbrıs Türkü'ne karşı açık bir haksızlık yaşandığını göstermektedir. TBMM.

2004 yılında milletlerarası toplumun önüne konularak Kıbrıs Türk halkına dikte edilen Annan Planı referandumunu takiben Rum tarafı Avrupa Birliği'ne tam üye yapılırken, izolasyonların kaldırılacağına dair Kıbrıs Türk halkına verilen taahhütlerin hiçbiri yerine getirilmemiştir. Aradan geçen süre, Annan Planı sürecinin adil ve kalıcı bir çözüm arayışından ziyade, Batılı devletlerin sevk ve idare ettiği, Kıbrıs Türkü'nün kazanımlarını aşındırmayı hedefleyen bir ayak oyunu mahiyeti taşıdığını ortaya koymuştur. Nitekim bu sürecin en ağır neticesi diplomatik alanda yaşanmış; Kıbrıs Türk tarafının çözüm iradesiyle verdiği "evet" oyu, sonraki bütün müzakere zeminlerinde "Kıbrıs'ta ayrı ve bağımsız bir Türk devleti iddiasından vazgeçilmiştir" söyleminin milletimizin önüne mütemadiyen konulmasına gerekçe kılınmıştır. Kıbrıs Türk halkının kendi kaderini tayin hakkı ve devlet olma iradesi, hiçbir referandum sonucunun veya müzakere formülünün ortadan kaldıramayacağı tabii ve tarihî bir haktır. İzolasyon ve ambargolarıri en ağır neticeleri ekonomik alanda yaşanmaktadır. Dış ticaretini ve ulaşımını büyük ölçüde Türkiye üzerinden yürütmek zorunda bırakılan KKTC'nin yıllık ihracatı yaklaşık 160 milyon dolar seviyesinde kalmakta; önde gelen ürünlerinin ihracatında dahi Yeşil Hat Tüzüğü gibi düzenlemeler üzerinden Kıbrıs Türk üreticisi kendi limanlarını kullanmaktan mahrum bırakılmaktadır.

Turizmde mevcut yatak kapasitesini ve yükseköğretimdeki birikimini büyütme hedefi taşıyan KKTC ekonomisi, doğrudan uçuş ve doğrudan ticaret imkânından yoksun bırakıldığı için potansiyelinin çok altında bir performansa mahkum edilmekte; bu durum Kıbrıs Türk halkının refahını, genç nüfusun adada tutunmasını ve üretim kapasitesini olumsuz etkilemektedir.

Kıbrıs meselesinde yarım asrı aşan müzakere tecrübesi, meselenin yalnızca Batılı merkezlerin insafına terk edilmesiyle adil bir neticeye ulaşılamayacağını göstermiştir. Kıbrıs Türk halkının egemenliği ve eşit milletlerarası statüsü, bir pazarlık konusu değil, bir hak ve adalet meselesidir. KKTC'nin İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde "Kıbrıs Türk Devleti" adıyla haiz olduğu gözlemci statüsü ile Türk Devletleri Teşkilatı'ndaki gözlemci üyeliği kıymetli adımlar olmakla birlikte kâfi değildir; merhum Erbakan'ın D-8 tecrübesinin ortaya koyduğu üzere, İslam dünyası ve mazlum milletlerle kurulacak çok taraflı işbirliği zeminleri, Kıbrıs Türk halkının tanınması ve izolasyonların aşılması bakımından büyük bir imkân barındırmaktadır. Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımında da Türkiye'nin ve Kıbrıs Türk halkının antlaşmalardan ve milletlerarası hukuktan doğan meşru haklarının korunması, adada ve bölgede kalıcı barışın ön şartıdır.

Bu bağlamda Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52'nci yıldönümü vesilesiyle; KKTC'nin başta İslam dünyası ve dost ülkeler nezdinde olmak üzere tanınması yolunda izlenecek strateji, izolasyon ve ambargoların kaldırılması için milletlerarası zeminde yürütülecek girişimler, Kıbrıs Türk ekonomisinin güçlendirilmesine yönelik tedbirler ve Kıbrıs Türk halkının hak ve menfaatlerinin korunması doğrultusunda atılması gereken adımların Genel Kurulda-bütün boyutlarıyla değerlendirilmesi amacıyla Genel Görüşme açılması önem arz etmektedir M M .

---

**Kaynak gösterme:** Birol Aydın (Yeni Yol, İstanbul) ve diğerleri. “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile vatandaşlarının hak ve menfaatlerinin korunması için alınması gereken tedbirler konusunda bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi”. TBMM 28. Dönem genel görüşme önergesi 8/142, 23 Temmuz 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/onerge/8-142-kuzey-kibris-turk-cumhuriyeti-ile-vatandaslarinin-hak-ve-menfaatlerinin-korunmasi-icin-ali (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Genel-Gorusme-Onergesi-Detay/b2a8d2df-7f13-4365-8ca8-019fa86e052c

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
