# Hakkında soruşturma ve kovuşturma yürütülen gazetecilere ve faili meçhul cinayetlere ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/11839
- **Veren:** Mahmut Dindar (DEM Parti, Van)
- **Muhatap:** Adalet Bakanlığı (Yılmaz Tunç)
- **Veriliş tarihi:** 8 Mayıs 2024
- **Durum:** TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 99 gün sonra, 15 Ağustos 2024)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/dc297b2b-f92c-4842-b585-018f5cf62d18
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-11839-hakkinda-sorusturma-ve-kovusturma-yurutulen-gazetecilere-ve-faili-mechul-cinayetlere-ilisk

> Mahmut Dindar (DEM Parti), 8 Mayıs 2024 tarihinde 7/11839 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 99 gün sonra, 15 Ağustos 2024).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Yılmaz TUNÇ tarafından Anayasanın 98? inci ve TBMM İçtüzüğünün 96 ncı ve 99 uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. | 2) ' Mahmut DİNDAR

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye tarihinde suikast sonucu öldürülen, faili hala meçhul olan veya asıl katilleri yargılanmayan 67 gazeteci olduğunu kamuoyuna duyurmuştur. Bu kişiler dışında medya alanında çalışıp emek veren kişiler de öldürülmüştür. Öldürülen gazetecilerin çok büyük çoğunluğu 1990'lardan sonra katledilmiştir. 90'lardan önce de Sabahattin Ali, Abdi İpekçi, Ümit Kaftancıoğlu gibi gazetecilere yönelik suikastler, bu cinayetlerin politik olduğunu ve iktidarların ihmal veya yönlendirmesi ile bu cinayetlerin katillerinin adil bir şekilde yargılanmadığını göstermektedir. Ancak 1990'lardan sonra gazeteciler iktidarların ve "bazı odakların" açık hedefi haline gelmiş özellikle "Kürt Basınındakiler" daha açık hedef olmuştur. 1990-1995 yılları arasında aralarında Musa Anter, Ferhat Tepe, Nazım Babaoğlunun olduğu 20'den fazla Kürt gazeteci öldürülmüştür. Sadece Kürtler değil Çetin Emeç, Uğur Mumcu, Kutlu Adalı, Metin Göktepe, Ahmet Taner Kışlalı'nın da aralarında olduğu 32 gazeteci 90'lı yıllarda Türkiye'de öldürüldü. Asıl katiller ise hiçbir zaman yargılanmadılar. 2000'li yıllarda da Hrant Dink"ten, Cemal Kaşıkçı'ya Nuh Köklü'den Göngür Aslan'a gazeteci katliamları devam etmiştir.

Basın bireylerin ve toplumun her alanda ihtiyaç duyduğu haber alma, araştırma, bilgi verme, eleştirme görevini yerine getiren benzersiz işleve sahip olan temel alanların başında gelmektedir. Dolayısıyla Türkiye eğer her fırsatta yöneticilerin dile getirdiği gibi; demokratik bir hukuk devleti ise önce basın üzerindeki baskılara son verilmesi gerekmektedir. Ancak Türkiye Basın özgürlüğü konusunda zor bir dönemden geçmektedir. 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nde yayımlanan RSF'nin raporuna göre Türkiye 158. Sıradadır.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Diyarbakır Temsilciliği'nin kamuoyuna açıkladığı Nisan 2024 Basın Hak İhlalleri Raporu'na göre Nisan ayında basın alanında 182 hak ihlali yaşanmıştır. En son | Mayıs etkinliklerinde mesleklerini icra eden gazetecilere ve muhabirlere yönelik saldırılar da göstermiştir ki Türkiye'de basın özgürlüğü tehdit altındadır. Gazeteciler kolluk gücü dışında da birçok kişi ve gruptan baskı görmekte, tehditler almakta ve saldırılara maruz kalmaktadır. Bir ay içerisinde tutuklu olan 16, gözaltına alınan 11, tutuklanan 3, tutuklanması talep edilen 6, darp edilen 18, yaralanan 3, ölüm tehdidi alan 1, malzemelerine el konulan/tahrip edilen 3, hakarete maruz kalan 1, kötü muamele göreni, yargılaması devam eden 84 gazeteci olmuştur. Diğer hak ihlallerinin fihristi ve ayrıntılarını da gün gün kamuoyuna açıklayan TGS'nin, basın emekçilerinin tutuklu olmasının en temel basın özgürlüğü ihlali olduğunu ifade eden raporu konu hakkında yasal düzenleme yapılması gerektiğini göstermektedir. Demokratik bir ülkenin vazgeçilmez önşartı olan basın özgürlüğü mutlaka korunmalıdır.

Bu bağlamda:

I) Türkiye'de öldürülen ve halen faili meçhul olan, katili yargılanmayan gazeteci sayısı kaçtır? Bu kişilerden ve genel kamuoyundan resmi bir özür dilenmesi amacıyla bir çalışma yapılacak mıdır?

2) Türkiye'de basın ve düşünce özgürlüğünün güvencesi olan gazetecilere neden saldırılmaktadır?

3) Türkiye'de her yıl kaç gazeteci ve basın emekçisi gözaltına alınmaktadır?

4) Türkiye'de mevcut durumda kaç gazeteci ve basın emekçisi tutuklu ve hükümlüdür?

5) Türkiye'de adli kontrol ve denetimli serbestlik kapsamında özgürlüğü kısıtlanan gazeteci ve basın emekçisi sayısı kaçtır?

6) Türkiye'de yurtdışı çıkış yasağı konulan gazeteci sayısı kaçtır?

7) Türkiye'de dijital materyallerine el konulmuş ancak 2024 yılı itibariyle materyalleri iade edilmemiş gazeteci sayısı kaçtır?

8) Türkiye'nin basın endeksinde çok gerilerde olmasının nedenleri arasında gazetecilere yönelik saldırıların etkisi nedir? Bu saldırıların durdurulması amacıyla bir girişim başlatacak mısınız?

9) Gazetecilere yönelik Türkiye'de yapılmış haksız ve hukuk dışı gözaltı, tutuklama ve hüküm verme nedeniyle hakkında yaptırım uygulanan kamu görevlisi, savcı ve hakim sayısı 2019-2024 yılları için kaçtır?

10) Görevlerini yapan gazetecilere yönelik kolluk güçlerinin hukukdışı saldırılarını önlemek amacıyla hangi tedbirleri alacaksınız?

11) Yapılmış haksız ve hukuksuz göz altıların tazmin edilmesi için yürütülen bir çalışmanız mevcut mudur?

12) Bakanlığınızın Türkiye'de gazetecilere ve basın emekçilerine yönelik saldırı ve hak ihlallerini raporlama çalışmaları mevcut mudur?

## Bakanlığın cevabı

1429564 sayılı yazı.

İlgi yazımız ekinde alınan, Van Milletvekili Mahmut Dindar tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/11839 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur. O 48

Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)

ADALET BAKANLIĞI > Mevzuat Genel Müdürlüğü

Sayı : E-56020453-610-546-2688/3994 Konu : Yazılı soru önergesi Ll4/ .08/2024

Sayın Mahmut DİNDAR Van Milletvekili

Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/11839 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.

I- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;

A) "Yargı yetkisi" kenar başlıklı 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bâğımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı,

B) "Mahkemelerin bağımsızlığı" kenar başlıklı 138. maddesinin birinci fıkrasında, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları; Anayasaya, kanuna ve.hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri; ikinci fıkrasında, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı; dördüncü fikrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu; bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği,

Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.

Belirtilen hükümler çerçevesinde, Anayasanın 9 ve 138. maddelerindeki yetki ve teminata dayalı olarak görev yapan bağımsız ve tarafsız mahkemelerce verilen ara karar, karar ve hükümlerin hukuki dayanakları ile gerekçelerine dair Bakanlığımızda bilgi bulunmadığı gibi, sözü edilen karar ve hükümlerin olağan yargısal denetimi, başvuru usulü ve şartları ilgili kanunlarda gösterilen yargı mercilerine âittir.

I- A) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun "Kuruma alınma ve kayıt işlemleri" kenar başlıklı 21. maddesinde hükümlülerin ceza infaz kurumlarına kabulleri esnasında kaydedilecek kişisel bilgilerin gösterildiği; 28/3/2020 tarihli ve 2324 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin aynı kenar başlıklı 55. maddesinde de benzer bir düzenlemeye yer verilerek beşinci fikrasının (d) bendinde hükümlülerin meslek ve sanatı olup olmadığı, var ise seviyesinin belirleneceğine dair hükümlere yer verildiği malâmlarıdır.

B) Ceza infaz kurumlarına alınan kişilerin mesleğini basın çalışanı olarak beyan etmesi ya da bazı listelerde adının basın çalışanı olarak geçmesi durumunda, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından basın kartı sahibi olup olmadıkları araştırılmaktadır.

MI- Bakanlığımız kayıtlarının incelenmesinden; ceza infaz kurumlarında 04/06/2024

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.ir adresinden K5KcİKY - W3Uimzj - Anolzgc - 5hNSgks ileerişebilirsin

ADALET BAKANLIĞI stenen Mevzuat Genel Müdürlüğü tarihi itibarıyla salt basın faaliyeti dolayısıyla barındırılan herhangi bir hükümlü ve tutuklu olmadığı, soru önergesinde belirtilen diğer hususlarda ise istenilen ayrıntıda bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmıştır.

IV- Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğiyle yapılan yazışmaya verilen 29/05/2024 tarihli cevapta;

Kurul Genel Sekreterliği, Hâkim ve Savcı Şikâyet Bürosu ile Disiplin Bürosu kayıtlarının tetkikinde; soru önergesinde bahsi geçen hususlarla ilgili olarak istatistik bulunmadığı ayrıca belirtilen hususlarda herhangi bir soruşturma dosyası bulunmadığı,

Bildirilmiştir.

Yılmaz TUNÇ Bakan

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana htip://vatandaş.uyap. gov.tr adresinden K5KcİKY - W3Uimzij - Anolzgc - 5hNSgks ileerişebilirsin

Bil

Yılmaz TUNÇ
Bakan

---

**Kaynak gösterme:** Mahmut Dindar (DEM Parti, Van). “Hakkında soruşturma ve kovuşturma yürütülen gazetecilere ve faili meçhul cinayetlere ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/11839, 8 Mayıs 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-11839-hakkinda-sorusturma-ve-kovusturma-yurutulen-gazetecilere-ve-faili-mechul-cinayetlere-ilisk (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/dc297b2b-f92c-4842-b585-018f5cf62d18

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
