# Irak'a tanınan vize serbestisi uygulamasına ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/16313
- **Veren:** Selçuk Özdağ (Yeni Yol, Muğla)
- **Muhatap:** İçişleri Bakanlığı (Ali Yerlikaya)
- **Veriliş tarihi:** 3 Eylül 2024
- **Durum:** TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 721 gün sonra, 25 Ağustos 2026)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/f9c13d7e-6ccd-4f3c-a4ac-0191bc23e75d
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-16313-irak-a-taninan-vize-serbestisi-uygulamasina-iliskin

> Selçuk Özdağ (Yeni Yol), 3 Eylül 2024 tarihinde 7/16313 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: İçişleri Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 721 gün sonra, 25 Ağustos 2026).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını, Anayasa'nın 98 ve İçtüzüğün 96'ncı maddeleri gereğince talep ederim.

ME vag —EL-SerçUk Uzdağ

Muğlâ wekili

Ülkemiz insanı 21. yüz yılda maalesef, insanlığın bin yıllar önce çözüme kavuşturduğu barınma, gıda ve ulaşım gibi temel ihtiyaçlarla imtihan edilmektedir. Kronik hale getirilmiş bu sorunlar yetmezmiş gibi sığınmacı ve kaçak istilası ile ülkemiz bir yabancı deposuna dönüştürülmüştür. Bunun bilinçli bir çabanın ürünü olduğu, kamuoyunun ve Türk milletinin ortak kanaatidir.

Bir süre önce başta Bursa, Balıkesir, Manisa ve Aydın olmak üzere bazı illerimizde Suriyeli sığınmacılara hazine arazilerinin tahsis edileceği, AB ve BM fonları ile projeler yapıldığı, söz konusu projelerin Cumhurbaşkanlığı'nın himayesinde yürütüldüğü iddiaları ise cevapsız bırakılmıştır.

İçinde bulunduğumuz yıl içinde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Dünya Bankası'ndan 3 yıl içinde toplam 35 milyar dolar kredi geleceğini açıklamış, Dünya Bankası ile yapılan sözleşmede: "Geçici koruma altındaki Suriyelilerin ekonomik durumlarının güçlendirileceği, 11 bin Suriyeli mülteciye kadro verilerek tarımsal alanlarda istihdam edileceği şarta bağlandığı ortaya çıkmıştı."

CB Sayın Erdoğan 2023 yılında gittiği ABD'de, İtalya başbakanı Meloni ile bir görüşme yapmış, söz konusu görüşmede Meloni; "İtalya'nın mülteci kampına dönüşmesine izin vermeyeceğim." demiş, ardından İngiltere, Almanya ve Fransa başta olmak üzere AB/Avrupa, ülkelerinde artan kaçak sığınmacı nedeniyle Almanya İçişleri Bakanı Faeser göç konusunda Türkiye ile. daha yakın iş birliği hedeflediğini, Türkiye ile mevcut sığınmacı anlaşmasının güncelleneceğini belirtmiş ve diğer ülkeler de aynı şekilde açıklamalar yapmaya başlamıştı.

CB Erdoğan, BM toplantısı için gittiği ABD'de sığınmacıları kast ederek: "Ülkemizde muhalefet, seçimi kazanırsak mültecileri göndereceğiz diye tehdit etti. Ama biz mültecilere olan ev sahipliğine aynen devam edeceğiz" açıklamasını yapmıştı.

CB Erdoğan, G-20 zirvesi için gittiği Roma'da Biden ile görüştükten sonra da yüzbinlerce Afganlı elini kolunu sallayarak akın akın Türkiye'ye giriş yapmaya başlamıştı.

Bir süre önce Tarım ve Orman Bakanı, 2050 yılında ülkemiz nüfusunun 105 milyon olacağını, bir yüz küsur milyon da "misafir" geleceğini söylemişti. Doğal olarak herkes bu 100 milyondan fazla insanın sığınmacı, göçmen ya da kaçak olduğunu düşünmüştü. Bu açıklamaya tepkiler yükselince Tarım Bakanlığı: "Turizmden gelecek bir o kadar misafiri de" diye değiştirmişti.

Bir süre önce yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı'na göre, Sağlık Bakanlığı'nın onayıyla Türkiye'ye gelen binlerce yabancı hastaların tedavi giderlerinin ücretsiz olacağı açıklanmıştı. Bu karardan sonra yakın zamanda çok tartışılan "İngiltere'den Ruanda'ya gönderilen sığınmacılar, eğer yeterli sağlık hizmeti alma imkanları olmazsa İngiliz hükümeti Türkiye gibi ülkelerde tedavi görmeleri için ödeme yapacak" haberleri medyaya yansımıştı ki bunun tesadüf olmasının hayatın doğal seyrine uygun olmadığını söylemek yanlış olmaz.

İktidarın gerçekçi olmayan sığınmacı ve kaçak politikasının bir başka absürt tarafı da sığınmacı, kaçak vs. konularında ortaya koyduğu verilerde ortaya çıkmaktadır.

" 14 Eylül 2023: Göç İdaresi Başkanlığı, Türkiye'de en az 4 milyon 638 bin 461 mülteci yaşıyor açıklaması yapmıştır.

" 9 Mayıs 2024; İçişleri Bakanlığı Türkiye'de kayıt altına alınmış geçici koruma statüsündeki Suriyeli sayısının 3 milyon 115 bin 536 kişi olduğunu açıklamıştır.

Ocak 2024 tarihinde ise "geçici koruma" statüsündeki Suriyeli sayısının "yaklaşık 3 milyon 200 bin kişi" olduğu belirtilmiştir.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 5 Ağustos 2024 tarihinde yaptığı bir açıklamada; Türkiye'de kayıtlı 3 Milyon 103 bin Suriyelinin "729 bininin kayıp" olduğunu beyan etmiş, kamuoyunda tepkiler yükselince sığınmacı listesinin bir kez daha kontrol edildiğini ve bu sayının "396 bin 738 bin" olduğunu söylemiştir.

İktidar yetkililerinin verdikleri bu sayılar bile kendi içinde çelişkili iken gerçek sayının ne olduğu belirsizliğini korunmaktadır. Bazı siyasetçi ve uzmanlar ülkedeki sığınmacı, kaçak vs. sayısının 14 milyon olduğunu, bazıları da 10-12 milyon olduğunu ifade etmektedir.

İktidar yetkililerinin verdiği sayıların, sadece kayıtlı olduğu ifade edilen kişiler olduğuna göz önünde bulundurulduğunda, milyonlarca kaçak ve kayıtsız yığınların ülkede olduğunu tahmin edebiliriz. Üstelik 2023 yılında yaklaşık 4.7 milyon sığınmacı var açıklaması yapılmışken bir yıl sonra 3.1 milyon olduğu söyleniyor. Yani ülkemize akın akın Afganlı, İranlı, Afrikalı ve Orta Asya'dan gelenler bu sayıyı yükseltmemiş aksine azaltmış oluyor. !!!

Bir de sadece Suriyeli sığınmacılardan bahsedilip diğerlerinden bahsedilmemesi ise ayrı bir muammadır.

Sığınmacı/kaçak sorunu, yöneticilerin bu konuda ortaya koyduğu çelişkili veriler ve yaklaşımları başlı başına bir beka sorunudur. 25 yıl sonrası için yapılan tüm projeksiyonlarda eğer yabancı akını ve mevcutların doğurganlığı bu oranda devam edecek olursa yabancı nüfus, Türk nüfusuna yaklaşacağı ifade edilmektedir. Bu afaki ve absürt bir yaklaşım değildir.

Eski Başbakan Binali Yıldırım'ın; "Türkiye olmasa Ortadoğu'daki bütün savaş ve karmaşadari kaçanlar Avrupa'da büyük bir sorun teşkil edecekti ama Türkiye bütün bunları kendi içinde tutarak aslında bir yerde Avrupa'nın güvenliğini de sağlamış oldu" açıklaması aslında iktidarın yıllara sâri yürüttüğü yabancı yerleşimci politikası ile Avrupa'yı korumak için Türkiye'yi istila ettirmek ve Avrupa için Türkiye'yi açık sığınmacı kampı haline getirmekten başka bir şey değildir.

İktidarın yürüttüğü söz konusu yabancı yerleşimci uygulamalarının, inanç/ideolojik saikler ve uluslararası karar vericilerin talebiyle ülkedeki demografiyi Türk milletinin aleyhine değiştirme, üniter ulus bilincini yok etmek adına ortaya koyduğu bilinçli bir politika olduğunu ortaya koymaktadır.

Son olarak Dışişleri Bakan Hakan Fidan'ın duyurduğu ve geçen hafta resmi gazetede yayımlanan karar ile: "15 yaş altı ve 50 yaş üstü Irak vatandaşlarına vize serbestiyeti getirilmiştir. Sayın Dışişleri Bakanı bunu açıklarken: "Iraklı kardeşlerimiz için vize serbestisi uygulaması 1 Eylül'den itibaren başlayacak" dedi. Lakin Iraklı kardeşlerimiz dediği bu ülke mütekabiliyet esaslarıma göre aynı hakkı Türk vatandaşlarına tanımamaktadır. Dışişleri Bakanlığının resmi sayfasındaki Irak'a seyahat etmek isteyen vatandaşlarımıza duyuru / Irak ile vize rejimimiz" bölümünde: "Türk vatandaşlarının Umuma Mahsus Pasaport hamillerinin vizeye tabi olduğu belirtilmektedir.

Peki nerdeyse dünyada hiçbir ülkenin bırakın vize muafiyetini, vize bile vermediği bir ülkeye üstelik mütekabiliyet kurallarına da uygun olmayan böyle bir hak niçin verilmiştir?

Avrupa Birliği, İskandinav Ülkeleri, İngiltere, ABD başta olmak üzere birçok ülke Türk pasaportuna bırakın vizeyi, vize randevusu bile vermezken, üstelik Irak vizesi olan herhangi bir pasaporta vize vermeyi uygun görmezken, Türkiye Cumhuriyeti Afganistan'dan İran'a" Irak'tan Suriye'ye, Afrika'dan uzak doğu ülkelerine kadar karışıklığın, terörün ve savaşların hüküm sürdüğü ülkelerden gelenlere resmen kapılarını sonuna kadar açmaktadır.

Bunun yapıcı ve kucaklayıcı dış politika olduğu iddia ediliyor. Ülkemizi; Uluslararası çete/mafya mensuplarının, terörün ve ajanların cirit attığı, insanların sokak ortalarında infaz edildiği, yargı

© ve güvenlik bürokrasisinden bazılarının satın alındığı, siyasetçilerle iş tuttuğu, parayı bastırana

Türk vatandaşlığının verildiği ve kim oldukları bilinmeyen milyonlarca yabancı ve sığınmacının kol gezdiği bir ülke yapmak kucaklayıcı ve yapıcı bir dış politika mıdır?

Bu bilgiler çerçevesinde:

1. Irak vatandaşlarına söz konusu yaş aralığı için sağlanan vize muafiyeti hangi kriterlere ve neye göre tespit edilmiştir.

2. Tespit edilen bu kriterlerin hangi amaca hizmet ettiğini ve nihai hedefin ne/neler olduğunu açıklamayı düşünüyor musunuz?

3. Söz konusu vize muafiyeti kararı verilirken, mütekabiliyet esasları göz önünde bulundurulmuş mudur?

4. Mütekabiliyet kuralları dikkate alınmadı ise bunun özel bir nedeni var mıdır? Mütekabiliyet konusu esas itibariyle bir ülkenin başka ülkeler karşısında bağımsızlığını ve onurunu temsil eden en önemli teamüllerden iken söz konusu karar verilirken niçin dikkate alınmamıştır.?'

5. Terör ve iç karışıklığın hüküm sürdüğü Afrika/ Ortadoğu coğrafyalarından, Afganistan, Suriye ve Irak gibi ülkelerden akın akın gelen kaçak ve sığınmacıları engellemek ve tedbir almak yerine bu ülkeden gelenlere adım adım vize muafiyeti uygulamasından elde edilecek ülke ve kamu yararı nedir?

6. Birbirlerine bile vize uygulayan (mesela Afganistan Irak vatandaşlarına vize uyguluyor) ülkelere adım adım vizeyi kaldırmak bir ülke politikası mıdır? Bu politikanın milli güvenlik başta olmak üzere ülkenin yaşadığı diğer iç güvenlik faylarını tetikleyeceği düşünülmüş müdür?

7. Yaşam ve hukuk standartları Türkiye'nin çok gerisinde olan bu nevi ülkelere vize muafiyeti başta olmak üzere tatbik edilen açık kapı politikalarının, milli kimliğimize ve ulaşmaya gayret ettiğimiz uluslararası standartlara ket vuracağını düşünüyor musunuz?

8. Türkiye'nin son yıllarda artarak maruz kaldığı siyasi ve ekonomik krizin bu nevi uygulamalarla daha da kırılgan hale geleceği, iç huzursuzluğun artacağı, demografik yapımızın hızlanarak bozulacağı endişeleri ortadayken niçin bu konularda milli hassasiyetler ve ülkenin içinde bulunduğu söz konusu durumlar dikkate alınmamaktadır.

9. Nerdeyse bütün ülkeler, turizm, eğitim, ticari amaçlı olanlar de dahil ülkelerine girişleri daha da sıkı hale getirirken iktidar hangi amaçla söz konusu karardaki gibi tam tersi uygulamalara imza atmaktadır?

10. Bir ülkenin itibarı pasaportu ve milli parasının değeriyle doğru orantılıdır. Bugün nerdeyse hiçbir gelişmiş batı ülkesi pasaportumuza itibar etmemektedir. Milli paramızın durumu da ortadadır. İş bu durumda, pasaportumuzun itibarı, ülke olarak bizden daha itibarsız olan ülkelere vize muafiyetleri verilerek mi sağlanacaktır?

11. Yıllara sâri olarak son 7 yılda ülkemize ne kadar sayıda, orta ve doğu Asya (Afganistan, İran, Pakistan, Bangladeş vs.), Afrika (Fas, Tunus, Cezayir, Libya, Mısır, Sudan, Somali, Nijerya vs.) ve Ortadoğu (Irak, Suriye, Lübnan, Ürdün, Yemen kökenli kişi vizeli, vizesiz, kaçak vs. yollardan Türkiye'ye giriş yapmıştır?

12. Son 7 yılda, yıllara sâri olarak yakalanan kaçak göçmenlerin sayı ve oran olarak ülkelere göre dağılımı nedir.?

13. Son 7 yılda yine yıllara sâri olarak hangi gerekçelerle olduğu belirtilmek üzere ne kadar sayıda yabancıya Türk vatandaşlığı verilmiştir. Bunların ülke mensubiyetine göre dağılımı nedir?

14. Son olarak; 15 yaş altında bir çocukların bir başka ülkeye turizm amaçlı seyahat edip konaklaması pratikte nasıl mümkün olacaktır? Yanlarında refakatçi olacağı mı düşünülmektedir? Bu refakatçilerin 50 yaş üstü olması her zaman nasıl mümkün olacaktır. Bu kriterin mantıklı ve hukuki gerekçelerinin açıklanmamış olmasının özel bur nedeni var mıdır? Bu uygulama ve kriterlerin ciddiyetsiz olduğunu düşünüyor musunuz?

15. Söz konusu vize serbestiyeti kararının "Kalkınma Yolu Projesi" ile gündeme gelen ve malum müteahhitlerin önünü açmak için onayı gereken Irak hükümetine verilen bir mavi boncuktan ibaret bir hamle olduğu medyaya yansımıştır. Bu konu hakkında kamuoyuna bir açıklama yapmayı düşünüyor musunuz?

## Bakanlığın cevabı

İlgi (O: 30/09/2024 tarihli ve 1501035 sayılı yazınız.

İlgi yazınız ekinde yer alan Muğla Milletvekili Doç. Dr. Selçuk ÖZDAĞ"a ait 7/16313 esas numaralı yazılı soru önergesi incelenmiştir.

Vize muafiyeti başta olmak üzere Türkiye'nin vize kolaylığı getirdiği ülkelerin vize rejimleri, kamu düzeni ve kamu güvenliği ile düzensiz göç riski açısından ülkemize olası etkileri analiz edilmektedir.

Bu kapsamda vize muafiyetleri, vizelerde olduğu gibi, Türkiye'ye giriş için mutlak hak sağlamamakta ve ülkemiz sınır kapılarına gelen yabancılar kapsamlı ve etkin bir şekilde kontrole tabi tutulmaktadır.

Diğer taraftan Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin iş ve işlemler 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ile Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğe göre yapılmakta olup kamuoyu ile paylaşılabilen istatistiki verilere Göç İdaresi Başkanlığının kurumsal internet sitesinden (Www.goc.gov.tr) erişilebilmektedir.

Ayrıca soru önergesinde bahsi geçen diğer konuların ise Bakanlığımız görev ve sorumluluk alanına girmediği değerlendirilmektedir.

Mustafa ÇİFTÇİ Telefon No: (312)422 05 00 Faks No: (312)397 52 76 Polis Memuru öğ

Bakan Telefon No: (312422 05 00 Faks No: (312)397 52 76 Polis Memuru

---

**Kaynak gösterme:** Selçuk Özdağ (Yeni Yol, Muğla). “Irak'a tanınan vize serbestisi uygulamasına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/16313, 3 Eylül 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-16313-irak-a-taninan-vize-serbestisi-uygulamasina-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/f9c13d7e-6ccd-4f3c-a4ac-0191bc23e75d

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
