# Cezaevlerindeki ağır hasta mahkumların sağlık hizmetlerine erişimlerine ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/16685
- **Veren:** Beritan Güneş Altın (DEM Parti, Mardin)
- **Muhatap:** Adalet Bakanlığı (Yılmaz Tunç)
- **Veriliş tarihi:** 24 Eylül 2024
- **Durum:** TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 90 gün sonra, 23 Aralık 2024)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/0ef3934d-54bc-47c5-adba-019227fc770b
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-16685-cezaevlerindeki-agir-hasta-mahkumlarin-saglik-hizmetlerine-erisimlerine-iliskin

> Beritan Güneş Altın (DEM Parti), 24 Eylül 2024 tarihinde 7/16685 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 90 gün sonra, 23 Aralık 2024).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından Anayasa'nın 98. ve TBMM

İçtüzüğü'nün 96. ve 99. maddeleri uyarınca yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

ALTIN

Türkiye'de cezaevlerinde bulunan hasta mahpusların yaşadığı insan haklarıNihlalleri ve sağlık hizmetlerine erişim konusunda ciddi sorunlar yaşandığı kamuoyuna yansıyan "birçok örnekle belgelenmiştir. Bu bağlamda, ağır hasta mahpusların tedaviye erişim hakkının engellenmesi ve insanlık dışı muameleye maruz kalmaları, acil müdahale edilmesi gereken bir durum yaratmıştır. Aynı zamanda ATK (Adli Tıp Kurumu) nin çelişkili raporlarının da incelenmesi gerekmektedir. Şaban Kaygusuz, Nurettin Dayan ve Fevzi Arslan isimli üç ağır hasta mahpusun "aşadığı ihlaller ve mağduriyetlerin bir önce bir çözüme kavuşturulması elzemdir.

Şaban Kaygusuz, Şırnak ilinde 2018 yılında yaşanan bir çatışma sonucunda sağ elini ve sağ bacağını kaybetmiştir. Bu ağır bedensel engellerle yaşamını sürdüren Kaygusuz, 31 yıl hapis cezasına çarptırılarak, Siirt Cezaevi'nden Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ne, oradan da Kayseri Bünyan 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi'ne sevk edilmiştir. ATK (Adli Tıp Kurumu), Şaban Kaygusuz hakkında ilk raporunda "tek başına cezaevinde kalamaz" kararı vermiş, ancak ikinci raporunda, hayatı için "kesin bir tehlike arz etmediği" gerekçesiyle tahliyesine gerek olmadığına karar vermiştir.

Kaygusuz, sağ elini ve sağ bacağını kaybetmiş biri olarak cezaevinde en temel insani ihtiyaçlarını bile karşılayamaz durumdadır. Gerekli tıbbi bakıma erişememesi hem psikolojik hem de fiziksel olarak hayatını zorlaştırmakta ve yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürmektedir.

Nurettin Dayan, 2008 yılında Siirt'teki bir Newroz kutlaması sırasında gözaltına'âlınmış, "örgüt adına suç işlemek" suçlamasıyla yargılanıp 4 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. 2021 yılında cezaevine konulan Dayan, 4. evre akciğer kanseri teşhisiyle karşı karşıya kalmıştır. Dayan'ın sağlık durumu, cezaevinde kaldığı sürede kötüleşmiş, tedaviye ulaşmada yaşadığı zorluklar nedeniyle hastalığı ilerlemiştir. Avukatı Nuri Ekinci'nin verdiği bilgilere göre, Dayan uzun süre verem şüphesiyle tek kişilik hücrede tutulmuş, ancak ciddi sağlık sorunları yaşamasına rağmen gerekli tetkikler zamanında yapılmamış, hastalığının ilerlemesine sebebiyet verilmiştir. a,

Dayan, 4. evre akciğer kanseri gibi ölümcül bir hastalıkla mücadele ederken, cezaevi koşulları ve özellikle moralini olumsuz etkileyen faktörler (hastane morgunun yanındaki koğuşta tutulmak, ailesiyle sınırlı sürelerde görüşebilmek vb.) nedeniyle tedavi süreci daha da zorlaşmaktadır. Ayrıca, cezaevinde bulunduğu süre boyunca elleri kelepçeli bir şekilde hastaneye götürülmekte, moral ve motivasyon açısından son derece zor bir duruma düşürülmektedir. Kanser gibi bir hastalıkta moral ve ruhsal destek son derece önemli iken, bu tür uygulamalar Dayan'"ın iyileşme şansını daha da azaltmaktadır.

Cezaevlerindeki ağır hasta mahpuslarda biri de Adana Suluca 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz

Kurumu'nda tutulmakta olan ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü Fevzi Arslan'dır.

Arslan"da, gözaltındayken maruz kaldığı işkenceler sonucunda beyin erimesi meydana gelmiş ve yaşam hakkını tehdit eder boyutlara ulaşmıştır.

Bulunduğu cezaevinde tedavisi yapılmadığı için, MR sonuçları ve filmleri ailesi tarafından Beyin ve Sinir Hastalıkları Uzmanı olan iki hekime gösterilmiş; hekimler film sonuçları ve dosyası üzerinden son durumunu: "İleri derece Beyin erimesi (Serebral Atrofi) bulunmaktadır. Buna yönelik tedavi önerilmektedir." şeklinde teşhis etmiş ve değerlendirmiştir.

Fevzi Arslan, 2018 yılında Urfa'da gözaltına alınmış, Şanlıurfa Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nda savcılık tarafından alınan ifadesinde işkenceye uğradığını belirtmiştir. İfadesinde:" İfadem işkence altında alındı. Ellerim kollarım bağlı bir şekilde elektrik verildi, başıma bir cisim ile vuruldu, gözlerim kapalı olduğu için ne ile vurulduğunu görmedim. Kaburgamda kırıklar oluştu, memurlardan bir tanesi senin namusun birkaç gündür yalnız ben gidip onunla yatacağım. " şeklinde beyanlarda bulunmuştur.

Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan ifadeleri ardından Şanlıurfa Adli Tıp Kurumu'na müzekkere yazılmış ve muayene edilmesi istenmiştir. Yapılan muayene ve tetkiklerde Arslan'ın ifadeleriyle uyumlu darp ve işkence izlerine rastlandığı görülmüştür.

Tutuklanarak Şanlıurfa I Nolu T Tipi Cezaevi'ne konan hasta mahpusun cezaevinde kaldığı süre içerisinde, işkenceye ve cezaevi koşullarına bağlı olarak sağlık durumu daha da ilerlemiş, cezaevi tarafından Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Hastalıkları'na sevki yapılmıştır. Ancak sevk edilmesine rağmen sağlık durumuna uygun tedavisi yapılmadan ve hastalığı ilerlemeye devam ederken Adana Suluca I Nolu YGC'ne nakledilmiştir.

Mahpus, Adana Suluca 1 Nolu cezaevinde tek kişilik odada tutulmakta, düzenli olarak alması gereken ilaçları dahi almayı unutmaktadır. İnfaz Kanunu'na göre, sağlık durumu nedeniyle bir ya da birkaç ağırlaştırmış müebbet hükümlüsü aynı odada kalabilecekken, Arslan'ın kardeşleri de aynı cezaevinde olmasına rağmen tek tutulmaya devam edilmesi hukuk ve insanlık dışı bir uygulamadır.

Adana'ya sevk edilmesinin ardından hastalığının doğru teşhis edilemediği, gerekli şekilde tedavi edilmediği, tam teşekküllü bir hastane sevk edilmeyerek ve tek başına tutulmaya devam ederek hastalığının ilerlemesine neden olunduğu ve hayati riskinin arttığı iddia edilmektedir. " teb&$

Her üç mahpusun da durumu, temel insan hakları açısından birçok açıdan ihlal içermektedir:

1. Sağlığa Erişim Hakkı İhlali; Hem Şaban Kaygusuz hem Nurettin Dayan hem de Fevzi Arslan,

• sağlıklarına zamanında ve etkin bir şekilde müdahale edilememesi nedeniyle hastalıklarının ilerlemesi ve yaşam kalitelerinin düşmesiyle karşı karşıya kalmıştır. Dayan'ın akciğer kanserinin geç teşhis edilmesi ve tedavi sürecindeki ihmaller, sağlık hizmetlerine erişim hakkının açık bir ihlalidir.

2. İnsanlık Dışı ve Onur Kırıcı Muamele: Sözünü ettiğimiz mahpusların tedavisi sırasında sürekli kelepçeli tutulması, hastane morgunun yanındaki bir koğuşta bulundurulması ve aileleriyle sadece sınırlı sürelerde görüşebilmeleri, hem psikolojik hem de fiziksel olarak dayanma gücünü aşındırmaktadır. Bu durum, insan onuruna aykırıdır.

3. Engellilere Yönelik Ayrımcılık: Şaban Kaygusuz, bedensel engelleri nedeniyle cezaevi koşullarına uygun olmayan bir durumda tutulmaktadır. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olmasına rağmen tahliye edilmemesi, engellilere yönelik ayrımcılığın bir örneğidir. Bu bağlamda:

1. Türkiye cezaevlerinde kaç ağır hasta mahpus bulunmaktadır? Bu mahpusların sağlık durumları ve tedavi süreçleri nasıl takip edilmektedir?

2. Adli Tıp Kurumu'nun ağır hasta mahpuslar hakkında verdiği çelişkili raporlar hakkında bir inceleme yapılmakta mıdır? Bu tür çelişkili kararların önüne geçilmesi adına hangi adımlar atılmaktadır?

Mahpusların cezaevlerinde sağlık hizmetlerine erişimlerini kolaylaştırmak amacıyla cezaevlerinde mevcut sağlık personeli ve olanakları yeterli midir?

4. Hasta mahpusların hastaneye sevki sırasında uygulanan kelepçe takma gibi insanlık onuruna aykırı uygulamaların önlenmesi ve bir daha tekrarlanmaması adına bakanlığınız hangi girişimlerde bulunmuştur ve bulunacaktır?

5. Akciğer kanseri gibi ağır hastalıklara sahip mahpusların tedavi süreçlerinin hızlandırılması ve dışarıda tedavi edilmesi için kanuni bir düzenleme ya da mevzuat değişikliği düşünülmekte midir?

6. Şaban Kaygusuz , Nurettin Dayan ve Fevzi Arslan'ın sağlık durumları ile ilgili son gelişmeler nelerdir? Bu mahpusların tedavi süreçlerine dair herhangi bir özel önlem alınmış mıdır?

7. Fevzi Arslan'ın ifadesinde beyan ettiği işkence ve kötü muamele iddiaları hakkında herhangi bir soruşturma başlatılmış mıdır?Eğer başlatıldıysa, soruşturmanın mevcut durumu nedir?

8. Ağır hasta mahpusların cezalarının infazının ertelenmesi veya alternatif infaz yöntemlerinin uygulanması konusunda bakanlığınızın yaklaşımı nedir?

9. Uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan insan hakları standartlarına uygun olarak, hasta mahpusların haklarının korunması için ne gibi yasal ve idari düzenlemeler yapılması planlanmaktadır?

## Bakanlığın cevabı

1504468 sayılı yazı.

İlgi yazınız ekinde alınan, Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/16685 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur. 7

Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)

Mevzuat Genel Müdürlüğü

Sayı : E-56020453-610-1376-6492/8968 Konu : Yazılı soru önergesi AA MN2024

Sayın Beritan GÜNEŞ ALTIN Mardin Milletvekili

Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/16685 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.

I- Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutuklular hakkında, başta 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun olmak üzere, ilgili mevzuat hükümlerine göre işlem yapılmakta olup, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin mevzuat hükümleri, tüm ceza infaz kurumlarında, hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefi inanç, milli veya sosyal köken ve siyasi veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanmaktadır.

II- Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklulara karşı kötü muamele vakalarının yaşanmaması ve bu tür şikâyet sebeplerinin ortadan kaldırılması için mevzuatımızda köklü değişiklikler yapılmıştır.

Bu çerçevede, ceza infaz kurumları; yargı denetimi kapsamında 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu ile oluşturulan infaz hâkimleri; idari denetim kapsamında Adalet Bakanlığı müfettişleri ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü hâkim ve kontrolörleri; sivil toplum kuruluşlarının denetimi kapsamında 46$1 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu hükümleri gereğince oluşturulan izleme kurulları; idari özerkliğe sahip kurumların denetimi kapsamında 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu uyarınca kurulan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu; parlamento denetimi kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ya da araştırma komisyonlarının başkan ve üyeleri; uluslararası denetim kapsamında Avrupa İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi gereğince Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi tarafından denetlenmesinin yanı sıra, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği ve Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu tarafından denetlenmektedir.

Ayrıca, Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşmeye Ek İhtiyari Protokolü (OPCAT), 27/10/2011 tarihinde Ülkemiz bakımından yürürlüğe girmiştir. Bilindiği üzere, Ek Protokol çerçevesinde kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı gözaltı merkezleri ve ceza infaz kurumlarına Ek Protokolde belirtilen denetleme organınca ziyaretler düzenlenebilecektir.

Ceza infaz kurumları, yukarıda belirtilen hem ulusal hem de uluslararası bağımsız kuruluşlar tarafindan düzenli aralıklarla haberli ve habersiz olarak ziyaret edilmekte, hükümlü ve tutukluların sağlık ve yaşam koşulları, iç güvenlik, sevk ve nakil işlemleriyle ilgili aksaklık ve eksiklikler yetkili mercilere bildirilmektedir. ile erişebilirsin

Mevzuat Genel Müdürlüğü

Hükümlü ve tutuklular veya sivil toplum örgütleri, resmi ya da özel insan hakları kuruluşları tarafından yapılan başvurular titizlikle incelenmekte, adli ve idari yönden yapılan soruşturmalar sonucunda kusur ve ihmali olan görevliler hakkında yasal gereğine tevessül edilmektedir.

II- A) Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklular, özgürlüğünden yoksun olmayan her vatandaş gibi tüm sağlık hizmetlerinden tıbbi gereklilik çerçevesinde ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda faydalanmakta olup, her türlü muayene ve tedavileri Devletin teminatı altında ve ücretsizdir. Hükümlü ve tutukluların beden ve ruh sağlığının korunması ve hastalıklarının tanısı için ilk muayene ve tedavi hizmetleri ceza infaz kurumlarında verilmekte; ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon gerekenler Devlet hastanelerine, daha ileri sağlık hizmeti gerekenler ise üniversite hastanelerine sevk edilmektedir.

B) Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutuklulara ilişkin sağlık koşullarının düzenlenmesi ve sağlık hizmetine erişimin daha da etkili ve verimli hale gelebilmesi için 30/04/2009 tarihli Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı Arasında Ceza İnfaz Kurumlarındaki Sağlık Hizmetlerinin Düzenlenmesi Hakkında Protokol ve 26/01/2017 tarihli Adalet, İçişleri ve Sağlık Bakanlıkları Arasında Düzenlenen Protokol hükümleri dikkate alınarak her türlü çalışma ve düzenleme yapılmaktadır.

C) Hükümlü ve tutukluların; ayakta ve yatarak tedavilerinde muayene, tetkik, tahlil, kontrol, ilaç, diş protezi ve tıbbi malzemeleri Sağlık Bakanlığı, hastane tarafından temini mümkün bulunmayan tıbbi malzemeler (ortez, protez, gözlük, işitme cihazı, şeker ölçüm çubuğu vb.) ile ilaç bedelleri ise Adalet Bakanlığı tarafından karşılanmaktadır.

IW- A) 5275 sayılı Kanunun "Zorlayıcı araçların kullanılması" kenar başlıklı 50. maddesi ile 28/3/2020 tarihli ve 2324 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin "Zorlayıcı araçların kullanılması" kenar başlıklı 123. maddesinde; hiçbir hâlde zincir ve demire vurmanın tedbir olarak uygulanmayacağı, kelepçe ve bedensel hareketleri kısıtlayıcı araçların, çocuk hükümlüler hariç olmak üzere, yetkili makamın önüne getirildiğinde çıkarılmak kaydıyla, sevk ve nakil sırasında kaçmayı önlemek için kullanılabileceği,

B) Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Yönetmeliğinin "Mülki görevlerin esasları" kenar başlıklı 11, maddesinin birinci fikrasının (g) bendinde, jandarmanın ceza infaz kurumlarının dış korumalarını sağlayıcı önlemleri almakla, tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakilleriyle muhafazalarını sağlamakla görevli olduğu; "Sevk ve nakil sırasında alınacak önlemler" kenar başlıklı 34. maddesinde, tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakli sırasında kaçmalarını önlemek için sağlığa zarar vermeyecek gerekli bütün önlemlerin alınacağı,

Hükümlerinin yer aldığı malumlarıdır.

Bu kapsamda, hükümlü ve tutukluların sevk veya nakli sırasında kaçmalarını önlemek amacıyla kelepçe takılması, sevk edilenin koluna girilmesi, yeterli sayıda personel ile etrafında çember oluşturulması gibi hükümlü ve tutuklunun sağlığına zarar vermeyecek şekilde gerekli önlemler alınmakta, ceza infaz kurumlarında hiçbir hükümlü ve tutukluya keyfi davranışta bulunulmamaktadır.

V- 5275 sayılı Kanunun;

Mevzuat Genel Müdürlüğü

A) "Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi" kenar başlıklı 16. maddesinin ikinci fıkrasında, akıl hastalığı dışındaki hastalıklarda cezanın infazına, resmi sağlık kuruluşlarının mahkumlara ayrılan bölümlerinde devam olunacağı, ancak bu durumda bile hapis cezasının infazının, mahkumun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa iyileşinceye kadar geri bırakılacağı; üçüncü fikrasında, belirtilen geri bırakma kararının, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet başsavcılığınca verileceği; altıncı fıkrasında ise maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkumun cezasının infazının, üçüncü fikrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabileceği,

B) "Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı" kenar başlıklı 105/A maddesinin üçüncü fikrasının (b) bendinde, maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlülerin, bu durumlarını, Adli Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirmeleri ve diğer şartları da taşımaları hâlinde denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezanın infazı usulünden yararlanabileceği,

Hükümlerinin yer aldığı malumlarıdır.

VE- A) Birleşmiş Milletler Cezaevi Kuralları ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin tavsiye niteliğindeki cezaevi kuralları dikkate alınarak, 2000 yılından itibaren ceza infaz sistemimizde reform niteliğinde çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar sonucunda özellikle ceza infaz kurumlarımızın fiziki yapısı ve hükümlü rehabilitasyonu alanında çağdaş standartlar yakalanmıştır. Engelli hükümlü ve tutuklu girişi olarak kullanılabilmesi amacıyla, yeni inşa edilen tüm ceza infaz kurumlarında, kurum ana girişindeki boy turnikelerinin bulunduğu yerde göz biyometrisine bağlı 120 santimetre genişlikte bir çelik kapı açılarak bu kapıdan engelli ziyaretçi ve sedye giriş çıkışı sağlanmaktadır.

B) Ceza infaz kurumlarının iki kat üzerine inşa edildiği göz önüne alındığında, havalandırma bölümlerinin giriş katta yer alması nedeniyle tüm engelli tutuklu ve hükümlüler bu bölümlerden yeteri kadar ve rahatlıkla istifade edebilmektedir. Sosyal kullanım alanı üst katlarda olan ceza infaz kurumlarının bir kısmına fiziki imkânlar dâhilinde asansör yaptırılmaktadır. 2000'li yıllardan bu yana uygulanan projeler kapsamında yeni inşa edilen tüm ceza infaz kurumlarında engellilerin kurum içerisindeki yaşamlarının kolaylaştırılması amaçlanmaktadır.

C) Ceza infaz kurumlarında engelli hükümlü ve tutuklu koğuşu yapılarak mahal içindeki tuvalet ve duşlar tekerlekli sandalye kullanımına uygun hale getirilmektedir. Koridorlarda kot farkının olduğu yerlerde ise merdiven yanında engelli rampası yapılarak tekerlekli sandalye kullanan hükümlü ve tutukluların, kapalı ve açık görüş mahallerine daha uygun şartlarda gidebilmeleri sağlanmaktadır.

Ç) Görme engelli hükümlü ve tutuklulara, hak ve yükümlülükleri, disiplin cezaları ve şikâyet usulü konularında genel bilgiler vermek amacıyla Braille Alfabesine göre oluşturulan "Görme Engelli Hükümlü ve Tutuklular İçin Hazırlanan Bilgilendirme Kitapçığı"nın basımı ile erişebilirsin

Mevzuat Genel Müdürlüğü yapılarak tüm ceza infaz kurumlarına gönderilmiş, işitme engelli hükümlü ve tutuklularla iletişimin rahat sağlanması amacıyla infaz ve koruma başmemuru ile infaz ve koruma memurlarına yönelik "İşaret Dili Eğitimi" verilmiştir

VI- A) 5275 sayılı Kanunun "Hükümlüyü ziyaret" kenar başlıklı 83. maddesinin birinci fikrasında hükümlünün, belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafindan haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu hâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir buçuk saatten fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebileceği, çocuk hükümlüler için ziyaret süresinin bir saatten az, üç saatten fazla olmamak üzere belirleneceği; ikinci fıkrasında, birinci fikrada belirtilenler dışındaki kimselerin ziyaretine Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yazılı olarak izin verilebileceği; üçüncü fıkrasında görüşlerin, koşul ve süreleri Adalet Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılacağı hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.

B) Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutuklulara yaptırılan açık ve kapalı görüşler; 5275 sayılı Kanunun 83. maddesi, 28/3/2020 tarihli ve 2324 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin "Ziyaret ve ziyaret yeri" kenar başlıklı 108. maddesi ile hükümlü ve tutukluların ziyaretlerine ilişkin usul ve esasların ayrıntılı olarak düzenlendiği Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik hükümleri doğrultusunda gerçekleştirilmektedir.

VHI- Adana, Batman, Diyarbakır, Kayseri ve Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılıklarıyla yapılan yazışmalara verilen 14/10/2024, 15/10/2024 ve 16/ 10/2024 tarihli cevaplarda;

A) Soru önergesinde adı geçen hükümözlünün Kayseri 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırıldığı, adı geçenin farklı tarihlerde bildirdiği şikâyetleriyle ilgili Kurum revirinde muayene edildiği gibi gerektiğinde Bünyan Devlet Hastanesi, Kayseri Şehir Hastanesi, Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanelerinin farklı polikliniklerine sevkinin sağlanarak muayene, tetkik ve tedavisinin yapıldığı, muayene sonucu reçete edilen ilaçların kendisine teslim edildiği,

Adı geçenin 09/03/2021, 14/12/2021 ve 07/10/2022 tarihlerinde re'sen başlatılan infaz erteleme işlemleri neticesinde Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Kayseri Şehir Hastanesi tarafından infaz ertelemesine gerek olmadığına dair rapor düzenlendiği,

B) Soru önergesinde adı geçen hükümlülerden birinin Şanlıurfa I NoluT Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılmaktayken 02/07/2024 tarihinde Adana Suluca I Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiği, adı geçenin farklı tarihlerde bildirdiği şikâyetleriyle ilgili Kurum revirinde muayene edildiği gibi gerektiğinde Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesinin farklı polikliniklerine sevkinin sağlanarak muayene, tetkik ve tedavisinin yapıldığı, muayene sonucu reçete edilen ilaçların kendisine teslim edildiği,

Adı geçenin 25/12/2023 tarihinde re'sen başlatılan infaz erteleme işlemleri neticesinde Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından infaz ertelemesine gerek olmadığına dair rapor düzenlendiği,

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana hitp://vatandaş.uyap. gov.tr adresinden H7İRCKB - mMGe3RN - M/t5mV9 - rGdYCM- ile erişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü

C) Soru önergesinde adı geçen diğer hükümlünün Batman T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılmaktayken İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 27/09/2024 tarihli raporuna istinaden 02/10/2024 tarihinde Kurumdan tahliye edildiği,

Ç) Kurumda tüm iş ve işlemlerin mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütüldüğü,

D) Soru önergesinde belirtilen aksi yöndeki iddiaların gerçeği yansıtmadığı, Bildirilmiştir. NA

Yılmaz TUNÇ Bakan ile erişebilirsin

Yılmaz TUNÇ
Bakan

---

**Kaynak gösterme:** Beritan Güneş Altın (DEM Parti, Mardin). “Cezaevlerindeki ağır hasta mahkumların sağlık hizmetlerine erişimlerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/16685, 24 Eylül 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-16685-cezaevlerindeki-agir-hasta-mahkumlarin-saglik-hizmetlerine-erisimlerine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/0ef3934d-54bc-47c5-adba-019227fc770b

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
