# Kadınların doğum sonrası izinlerinin artırılması ve doğum borçlanması hakkından yararlanmaları talebine ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/18715
- **Veren:** Yüksel Arslan (İYİ Parti, Ankara)
- **Muhatap:** Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Vedat Işıkhan)
- **Veriliş tarihi:** 30 Ekim 2024
- **Durum:** TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 306 gün sonra, 1 Eylül 2025)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/c08988fd-6f0b-4c9d-ab2d-0192e1529947
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-18715-kadinlarin-dogum-sonrasi-izinlerinin-artirilmasi-ve-dogum-borclanmasi-hakkindan-yararlanma

> Yüksel Arslan (İYİ Parti), 30 Ekim 2024 tarihinde 7/18715 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 306 gün sonra, 1 Eylül 2025).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın Anayasa'nın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 96. Maddeleri uyarınca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Vedat IŞIKHAN tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2023 - 2100 nüfus projeksiyonlarına göre, Türkiye'nin nüfusu 2050'den sonra azalarak, 2100 yılında 77 milyonun altına düşebileceği görülmektedir. Söz konusu azalmada ana faktörün düşük doğurganlığın olduğu yine Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2023 doğum istatistiklerinden anlaşılmaktadır. (Türkiye'de doğurganlık hızı, 1,91 çocuk seviyesiyle tarihi en düşük seviyeye ulaştığı görülmektedir.)

Ülkemizde doğurganlık hızının en düşük seviyelerde seyretmesinin başlıca nedenleri araştırıldığında dikkat çeken sonuç; doğum yapan kadınların çalışma yaşamında bir dizi sorunla karşı karşıya kalmasıdır. Söz konusu sorunlara kısaca değinecek olursak; -Kadınların doğum sonrası 8 hafta gibi yetersiz bir süre doğum izinlerinin olması, -Sigortalı oldukları dönemin öncesindeki doğumları için borçlanma hakkının olmaması,

-Doğum yardımlarında herhangi bir artış yapılmamasıyla günümüz ekonomik koşulların ağırlaştığı ülkemizde doğumu teşvik edici özelliği kalmamasıdır.

Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF tüm bebeklerin doğumdan itibaren ilk altı ay boyunca sadece anne sütü ile beslenmesini önermektedir. İlk 6 ay anne sütü, bebeklerin bağışıklık sistemlerini güçlendirerek ve beyin gelişimini desteklemektedir. Bu nedenle, çalışan annelerin de bebekleriyle birlikte olabilecekleri süreyi en az 6 aya çıkarmak hem annelerin hem de bebeklerin sağlığı açısından son derece önemlidir.

Dolayısıyla çalışan annelerin doğum sonrası kullanabilecekleri ücretli izin süresinin en az 6 aya çıkarılması hem anne sütü üretimini destekleyecek hem de bebeklerin psikolojik ve fizyolojik açıdan sağlıklı büyümesine yardımcı olacaktır.

5510 sayılı Kanunun 4l'inci maddesine göre kadınların doğum borçlanması yapabilmeleri için doğumun ilk sigortalı olduğu tarihten sonra meydana gelmesi gerekmektedir. Bu nedenle kadınlar işe girmeden önce yaptıkları doğum nedeniyle çalışma hayatından ayrı kaldıkları süreyi borçlanamamaktadır. Ancak erkekler, sigortalılık öncesi askerlikte geçen süreleri borçlanabilmektedir. Sigorta sistemine giriş yaptıktan sonra doğum yapan kadınlar ve sigortalı olmadan askerlik yapan erkekler borçlanma hakkından 'yararlanabiliyorken, çalışma yaşamına doğum yaptıktan sonra başlayan kadınlar önceki doğumları için bu borçlanma hakkından ne yazık ki yararlanamamaktadırlar. Bu mevcuttaki uygulama Anayasamızın eşitlik ilkesi bağdaşmamaktadır. Keza Anayasanın 10. Maddesinde geçen "Kanun önünde eşitlik" ilkesi ve 10. Maddenin 2. Fıkrasında belirtilen "Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür." ifadesine de aykırı bir uygulamadır.

AKP'nin iktidarda kaldığı süre boyunca Türkiye'de doğurganlık oranının arttırılmasına yönelik ciddi bir çalışma yapmadığı ve teşvik edici politikalar ortaya koymadığı görülmektedir. Bunun en belirgin örneklerinden bir diğeri ise Hükümetin 15 Mayıs 2015 tarihinde açıkladığı doğum yardımının 9 yıldır aynı seviyede kalmasıdır. Hükümetin canlı doğumlar için "ilk altın devletten" ifadeleriyle duyurduğu doğum yardımı 9 yıldır birinci çocuk için 300 TT, ikinci çocuk için 400 TL, üçüncü çocuk için 600 TL'dir. Birinci çocukta verilen 300 TL doğum yardımıyla bir paket çocuk bezi veya bir bebek emzik dahi alınamamaktadır. Avrupa Birliği ülkelerinde sosyal yardımlar kapsamında, devletin ailelere ödediği çocuk yardımlarına baktığımızda durumun vahametini gözler önüne sermektedir. (Almanya: her çocuk için aylık 250 Euro, İrlanda: her çocuk için aylık 140 Euro, İsveç: her çocuk için aylık 113 Euro, Polonya: her bir çocuk için aylık 107 Euro vs.)

Söz konusu veriler ülkemizin genç nüfus avantajını kaybetmesinden, iş gücü piyasalarına katılımda düşüşten, sosyal güvenlik sisteminin dengesinin bozulmasına kadar bir dizi alanda tehlike sinyalleri vermesinin yanı sıra en önemli tehlikeyi demografik yapının değişmesinde gösterecektir.

ASH

Çünkü dünyada en fazla Suriyeliye geçici koruma sağlayan ülke konumundaki ülkemizde Suriyeli kadınların doğum yaşı ve doğum hızı yakın bir gelecekte ülkemiz nüfusunu geçecek boyuttadır.

Bu kapsamda;

1. Ülke genelinde düşen doğurganlık oranları incelendiğinde tüm kadın çalışanlara, doğum sonrası verilen sekiz hafta iznin yeterli olmadığı görülmektedir. Söz konusu izin süresinin yirmi dört haftaya çıkarılması konusunda bir düzenleme yapmayı düşünüyor musunuz?

2. Doğum sonrası izin süresinin yetersizliği, ülkede düşen doğurganlık oranlarının en önemli nedenlerinden biri olduğu görülmektedir. Bakanlığınızın bu konuda istatiksel bir araştırması var mıdır? Herhangi bir çalışma yok ise izin süresinin yetersizliğinin sonuçları konusunda bir araştırma yapılması hususunda bir çalışmanız var mıdır?

3. 5510 sayılı Kanunun 41 inci maddesine göre kadınların doğum borçlanması yapabilmeleri için doğumun ilk sigortalı olduğu tarihten sonra meydana gelmesi gerekmektedir. Bu nedenle kadınlar işe girmeden önce yaptıkları doğum nedeniyle çalışma hayatından ayrı kaldıkları süreyi borçlanamamaktadır. Söz konusu mağduriyetin giderilmesi yönünde çalışmalarınız var mıdır?

## Bakanlığın cevabı

İlgi (o : 04.11.2024 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1523789 sayılı yazınız.

İlgi yazınız ile Ankara Milletvekili Sayın Yüksel ARSLAN tarafından yöneltilen 7/18715 Esas Numaralı yazılı soru önergesine ilişkin cevap aşağıda sunulmuştur.

"5310 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 41. maddesi; "Bu Kanuna göre sigortalı sayılanların; Kanunları gereği verilen ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri ile 4. maddenin birinci fikrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalı kadının, üç defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla borçlanılacak sürelerde uzun vadeli sigorta kolları açısından sigortalı sayılmaması ve çocuğunun yaşaması şartlarıyla talepte bulunulan süreleri, ... kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılı talepte bulunmaları ve talep tarihinde 82. maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt ve üst sınırları arasında olmak üzere, kendilerince belirlenecek günlük kazancın 2632'si üzerinden hesaplanacak primlerini borcun tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödemeleri şartı ile borçlandırılarak, borçlandırılan süreleri sigortalılıklarına sayılır. ' hükmü amirdir.

Sosyal güvenlik mevzuatında istisna bir hüküm olarak yer alan hizmet borçlanma uygulamalarından biri olan doğum borçlanması hakkı ile amaçlanan, çalışma hayatı başlamış olan kadınların, doğum yapmaları nedeniyle zorunlu olarak çalışma hayatının dışında kalmaları sebebiyle yaşadıkları prim ödeme gün sayısı kaybının telafi edilebilmesidir.

Bu itibarla, Kanunun 41. maddesinin birinci fikrasının (a) bendi gereğince kadın sigortalıların ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başladıkları tarihten sonra üç defaya mahsus olmak üzere, her doğum için doğum tarihinden itibaren iki yıllık süreleri, bu sürede adlarına prim ödenmemiş olması ve çocuklarının yaşaması şartıyla borçlanmaları mümkündür.

Ayrıca, Avrupa ülkelerinde analık kapsamında ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin süresi değişkenlik göstermekle birlikte Avrupa ülkeleri ortalaması 15,8 olurken, dünya ortalaması 12,93 haftadır. Bu açıdan bakıldığında ülkemizde uygulanan 16 haftalık sürenin hem Avrupa hem dünya ortalamasından yüksek olduğu görülmektedir. "

Dr. Vedit IŞIKHAN Bakan

Çankaya / ANKARA Tel: (0312) 296 71 68 Telafan: (219) 994 &n nn

Dr. Vedit IŞIKHAN
Bakan

---

**Kaynak gösterme:** Yüksel Arslan (İYİ Parti, Ankara). “Kadınların doğum sonrası izinlerinin artırılması ve doğum borçlanması hakkından yararlanmaları talebine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/18715, 30 Ekim 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-18715-kadinlarin-dogum-sonrasi-izinlerinin-artirilmasi-ve-dogum-borclanmasi-hakkindan-yararlanma (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/c08988fd-6f0b-4c9d-ab2d-0192e1529947

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
