# Tekirdağ 1 No'lu F Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan bir mahkumun sağlık durumuna ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/19891
- **Veren:** Sümeyye Boz Çakı (DEM Parti, Muş)
- **Muhatap:** Adalet Bakanlığı (Yılmaz Tunç)
- **Veriliş tarihi:** 3 Aralık 2024
- **Durum:** TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 155 gün sonra, 7 Mayıs 2025)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/844f9197-d2ad-45a8-b6e4-0193908cf2c2
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-19891-tekirdag-1-no-lu-f-tipi-kapali-cezaevinde-bulunan-bir-mahkumun-saglik-durumuna-iliskin

> Sümeyye Boz Çakı (DEM Parti), 3 Aralık 2024 tarihinde 7/19891 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 155 gün sonra, 7 Mayıs 2025).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Sayın Yılmaz TUNÇ tarafından Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğü'nün 96. ve 99. maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Cezaevlerinde tutulan mahpuslar, Türk hukuk sistemi çerçevesinde devletin koruması altında bulunmaktadır. Anayasa'nın 17. maddesi, herkesin yaşam hakkını, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunu belirtitken, bu hakların devlet gözetiminde olan mahpuslar için özel bir önem taşıdığı açıktır. Anayasa'nın 56. maddesi ise sağlık hizmetlerinden : yararlanma hakkını tüm yurttaşlar için garanti altına alır. Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Kapalı Hapishanesinde 20 yıldır tutuklu bulunan Mehmet Başaran'ın durumunda görüldüğü gibi, sağlık hizmetlerine erişim hakkının ihlali, hem ulusal hukuk düzenlemeleri hem de uluslararası insan hakları normları açısından ciddi bir sorundur.

Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Mahpusların Korunması İçin Temel İlkeler ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 3. maddesi, mahpusların kötü muameleye maruz kalmaması gerektiğini ve sağlık ihtiyaçlarının etkin bir şekilde karşılanmasını öngörmektedir. Bunun yanında, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevlerinin Yönetimine Dair Tüzük, mahpusların düzenli sağlık hizmetine erişimini ve ihtiyaç halinde tedavi edilmesini açıkça düzenlemektedir. Bu bağlamda, Mehmet Başaran'ın 2 Kasım'da geçirdiği kalp krizinin ardından ailesine bilgi verilm&mesi ve şağlık durumu kötüleşmesine rağmen uygun tedavinin sağlanmaması, mevzuata açık bir aykırılık teşkil etmektedir.

Ayrıca, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 257. maddesi, kamu görevlilerinin görevlerini ihmal etmeleri durumunda sorumluluklarının doğacağını düzenlemektedir. Hapishane yönetiminin Mehmet Başaran"ın durumu gibi hayati tehlike taşıyan bir olayda sağlık hizmetlerini sağlamaması veya geciktirmesi, aynı zamanda bu madde kapsamında da incelenmelidir. Bu ihmaller, yalnızca bireysel bir sorun olarak kalmayıp cezaevi yönetim sisteminde yapısal eksikliklerin bulunduğuna işaret etmektedir.

Cezaevlerinde sağlık hizmetlerine erişimin engellenmesi, insan onuruna saygıyı esas alan hukuk devleti ilkesine de aykırıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde belirtilen sosyal hukuk devleti ilkesi, bireylerin sağlık ve yaşam hakkını teminat altına almakla yükümlüdür. Ancak, Mehmet Başaran'ın olayında yaşanan ihmaller, bu ilkelerin cezaevlerinde yeterince uygulanmadığını göstermektedir.

"Cezaevlerindeki sağlık hizmetlerine erişimin etkin bir şekilde sağlanması, yaşam hakkı ve sağlık hakkının korunması açısından temel bir zorunluluktur. Mehmet Başaran'ın durumu, cezaevlerinde bu konuda kapsamlı bir denetim ve reform ihtiyacını ortaya koymaktadır. Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere ve ulusal hukuka uygun olarak, cezaevlerindeki sağlık hizmetlerinin bağımsız denetim mekanizmaları ile güçlendirilmesi, hastane sevk süreçlerinin şeffaf bir şekilde işletilmesi ve hasta mahpusların haklarının güvence altına alınması elzemdir. Bu önerge, yalnızca Mehmet Başaran'ın haklarının değil, cezaevlerindeki tüm mahpusların sağlık ve yaşam haklarının korunmasını sağlamak adına gerekli adımların atılmasını amaçlamaktadır.

Bu bağlamda:

1. Mehmet Başaran'ın 2 Kasım'da geçirdiği kalp krizinin ardından ailesine bilgi verilmemesinin gerekçesi nedir? Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Yönetmeliği uyarınca, mahpusların sağlık durumları hakkında ailelerin bilgilendirilmesiyle ilgili düzenlemeler uygulanmakta mıdır?

2. 6 Kasım'da Mehmet Başaran'ın hapishaneye geri götürülmesi kararı alınırken, sağlık durumu hakkında hangi tıbbi değerlendirmeler yapılmıştır? Bu karar, bir doktor veya sağlık kurulu raporuna dayanmakta mıdır?

3. 23 Kasım'da Mehmet Başaran'ın durumunun kötüleşmesine rağmen hastaneye sevk edilmemesinin gerekçesi nedir? Bu süreçte hapishane yönetimi, sağlık hizmeti sağlamak için herhangi bir girişimde bulunmuş mudur?

4. Cezaevlerindeki sağlık hizmetleriyle ilgili denetim ve koordinasyonu sağlamak için Bakanlığınızca hangi mekanizmalar işletilmektedir? Hasta mahpusların düzenli ve etkin bir şekilde tedavi edilebilmesi için uygulanan prosedürler nelerdir?

5. Son 5 yıl içinde Türkiye genelindeki cezaevlerinde, gerekli sağlık hizmetlerine erişemediği gerekçesiyle yaşamını yitiren mahpus sayısı nedir? Bu olaylara ilişkin yürütülen idari ve hukuki süreçlerin sonuçları kamuoyuyla paylaşılmış mıdır?

6. Cezaevlerinde, özellikle kronik hastalığı veya ciddi sağlık sorunu bulunan mahpusların tedavi süreçlerinin şeffaf ve etkin şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla bağımsız denetim mekanizmaları kurulması planlanmakta mıdır?

7. Mehmet Başaran'ın sağlık durumu başta olmak üzere, hapishanede tutulan bütün diğer hasta mahpusların sağlık hizmetlerine erişimlerini sağlamak için Bakanlığınızın almayı düşündüğü acil tedbirler nelerdir?

## Bakanlığın cevabı

1542881 sayılı yazı.

İlgi yazınız ekinde alınan, Muş Milletvekili Sümeyye Boz tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/19891 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.

Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)

Mevzuat Genel Müdürlüğü

Sayı : E-56020453-610-1746-513/808 Konu : Yazılı soru önergesi OX. /G2025

Sayın Sümeyye BOZ Muş Milletvekili

Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/19891 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.

I- Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklulara karşı kötü muamele vakalarının yaşanmaması ve bu tür şikâyet sebeplerinin ortadan kaldırılması için mevzuatımızda köklü değişiklikler yapılmıştır.

Bu çerçevede, ceza infaz kurumları; yargı denetimi kapsamında 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu ile oluşturulan infaz hâkimleri; idari denetim kapsamında Adalet Bakanlığı müfettişleri ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü hâkim ve kontrolörleri; sivil toplum kuruluşlarının denetimi kapsamında 4681 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu hükümleri gereğince oluşturulan izleme kurulları; idari özerkliğe sahip kurumların denetimi kapsamında 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu uyarınca kurulan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu; parlamento denetimi kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ya da araştırma komisyonlarının başkan ve üyeleri; uluslararası denetim kapsamında Avrupa İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi gereğince Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi tarafından denetlenmesinin yanı sıra, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği ve Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu tarafından denetlenmektedir.

Ayrıca, Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşmeye Ek İhtiyari Protokolü (OPCAT),27/10/2011 tarihinde Ülkemiz bakımından yürürlüğe girmiştir. Bilindiği üzere, Ek Protokol çerçevesinde kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı gözaltı merkezleri ve ceza infaz kurumlarına Ek Protokolde belirtilen denetleme organınca Ziyaretler düzenlenebilecektir.

Ceza infaz kurumları, yukarıda belirtilen hem ulusal hem de uluslararası bağımsız kuruluşlar tarafından düzenli aralıklarla haberli ve habersiz olarak ziyaret edilmekte, hükümlü ve tutukluların sağlık ve yaşam koşulları, iç güvenlik, sevk ve nakil işlemleriyle ilgili aksaklık ve eksiklikler yetkili mercilere bildirilmektedir.

Hükümlü ve tutuklular veya sivil toplum örgütleri, resmi ya da özel insan hakları kuruluşları tarafından yapılan başvurular titizlikle incelenmekte, adli ve idari yönden yapılan soruşturmalar sonucunda kusur ve ihmali olan görevliler hakkında yasal gereğine tevessül edilmektedir.

I1- A) Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklular, özgürlüğünden yoksun olmayan her vatandaş gibi tüm sağlık hizmetlerinden tıbbi gereklilik çerçevesinde ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda faydalanmakta olup, her türlü muayene ve tedavileri

Keli VW o Kiş bel

Mevzuat Genel Müdürlüğü

Devletin teminatı altında ve ücretsizdir. Hükümlü ve tutukluların beden ve ruh sağlığının korunması ve hastalıklarının tanısı için ilk muayene ve tedavi hizmetleri ceza infaz kurumlarında verilmekte; ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon gerekenler Devlet hastanelerine, daha ileri sağlık hizmeti gerekenler ise üniversite hastanelerine sevk edilmektedir.

B) Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutuklulara ilişkin sağlık koşullarının düzenlenmesi ve sağlık hizmetine erişimin daha da etkili ve verimli hale gelebilmesi için 30/04/2009 tarihli Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı Arasında Ceza İnfaz Kurumlarındaki Sağlık Hizmetlerinin Düzenlenmesi Hakkında Protokol ve 26/01/2017 tarihli Adalet, İçişleri ve Sağlık Bakanlıkları Arasında Düzenlenen Protokol hükümleri dikkate alınarak her türlü çalışma ve düzenleme yapılmaktadır.

11- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun;

A) "Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi" kenar başlıklı 16. maddesinin ikinci fıkrasında, akıl hastalığı dışındaki hastalıklarda cezanın infazına, resmi sağlık kuruluşlarının mahkumlara ayrılan bölümlerinde devam olunacağı, ancak bu durumda bile hapis cezasının infazının, mahkumun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa iyileşinceye kadar geri bırakılacağı; üçüncü fıkrasında, belirtilen geri bırakma kararının, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet başsavcılığınca verileceği; altıncı fıkrasında ise maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame etüremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkumun cezasının infazının, üçüncü fikrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabileceği,

B) "Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı" kenar başlıklı 105/A maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde, maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlülerin, bu durumlarını, Adli Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirmeleri ve diğer şartları da taşımaları hâlinde denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezanın infazı usulünden yararlanabileceği,

C) 14/04/2020 tarihli ve 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla, 5275 sayılı Kanuna eklenen geçici 6. maddenin ikinci fikrası uyarınca, 30/03/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar ve İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar hariç olmak üzere; sıfir-altı yaş grubu çocuğu bulunan kadın hükümlüler ile yetmiş yaşını bitirmiş hükümlüler hakkında 105/A maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "iki yıl"lık sürenin, "dört yıl" olarak uygulanacağı; maruz kaldığı ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen altmışbeş yaşını bitirmiş hükümlülerin koşullu salıverilmeleri için ceza infaz kurumlarında geçirmeleri gereken sürelerin, azami süre sınırına bakılmaksızın 105/A maddesinde düzenlenen denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilebileceği; ağır hastalık, engellilik veya kocama hâlinin, Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca veya Adli Tıp Kurumunca düzenlenen bir raporla 23 Eşik

Mevzuat Genel Müdürlüğü belgelendirileceği, Hükümlerinin yer aldığı malumlarıdır.

Söz konusu geçici 6. madde hükmü, 15/04/2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, ilgili makam ve mercilerce bu madde hükmü uyarınca işlem yapılmaktadır.

IV- 5275 sayılı Kanunun "Hükümlüler ile yakınları ve ilgililerin bilgilendirilmesi" kenar başlıklı 22. maddesinin ikinci fıkrasında, hükümlülerin ceza infaz kurumlarına alınmalarında, başka kuruma nakillerinde ve hastaneye yatırılmalarında, istekleri üzerine ailelerine veya gösterdikleri kişilere, hükümlü yabancı ise, yazılı olarak karşı çıkmaması hâlinde, uyruğu olduğu devletin diplomatik temsilcilik veya konsolosluğuna durumun bildirileceği hükmüne yer verildiği malumlarıdır.

V- Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığıyla yapılan yazışmaya verilen 23/12/2024 tarihli cevapta;

A) Soru önergesinde adı geçen ve Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılan hükümlünün birtakım şikâyetleri nedeniyle Kurum revirinde muayene edildiği gibi gerektiğinde Tekirdağ Devlet Hastanesi, Tekirdağ Şehir Hastanesi ve Tekirdağ Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinin çeşitli polikliniklerinde muayene, tetkik ve tedavisinin yapıldığı, reçete edilen ilaçların kendisine teslim edildiği,

Adı geçenin 04/11/2024 tarihinde göğüs ağrısı şikayetiyle Tekirdağ Şehir Hastanesinin Acil Polikliniğine sevk edildiği, yapılan muayene ve tetkikleri neticesinde hastaneye yatışının yapıldığı ve tedavisinin tamamlanmasının ardından 06/11/2024 tarihinde taburcu edildiği, reçete edilen ilaçların kendisine teslim edildiği, 25/11/2024 tarihinde gerçekleştirilen kontrol muayenesinde ilaç tedavisinin devamının uygun görüldüğü ve 3 ay sonra kontrol muayenesi önerildiği, ayrıca adı geçenin 23/11/2024 tarihinde sağlık durumunda kötüleşme olduğuna dair herhangi bir şikâyetinin bulunmadığı,

B) Adı geçen hakkında başlatılan infaz erteleme işlemleri kapsamında 11/11/2024 tarihinde Tekirdağ Şehir Hastanesi tarafından adı geçenin hastalığının sürekli hastalık kapsamında olduğu, sakatlık ve kocama halinin bulunmadığı ve cezasının infazını doktoru ve reviri bulunan bir ceza infaz kurumunda geçirebileceğine dair rapor düzenlendiği,

C) Adı geçenin rahatsızlığının ailesine bildirilmesi yönünde herhangi bir talebinin bulunmadığı,

Ç) Kurumda tüm iş ve işlemlerin mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütüldüğü, D) Soru önergesinde belirtilen aksi yöndeki iddiaların gerçeği yansıtmadığı, Bildirilmiştir.

Yılmaz TUNÇ Bakan

Teğel

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden 9X8tgfr - Slugj KS - GTnCrMT - 7dBj İEZ ile erişebilirsin

Yılmaz TUNÇ
Bakan

---

**Kaynak gösterme:** Sümeyye Boz Çakı (DEM Parti, Muş). “Tekirdağ 1 No'lu F Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan bir mahkumun sağlık durumuna ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/19891, 3 Aralık 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-19891-tekirdag-1-no-lu-f-tipi-kapali-cezaevinde-bulunan-bir-mahkumun-saglik-durumuna-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/844f9197-d2ad-45a8-b6e4-0193908cf2c2

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
