# Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulunun bir mahkum hakkında verdiği karara ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/23979
- **Veren:** Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari)
- **Muhatap:** Adalet Bakanlığı (Yılmaz Tunç)
- **Veriliş tarihi:** 10 Şubat 2025
- **Durum:** TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 339 gün sonra, 15 Ocak 2026)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/f44c9b82-417d-473e-ac91-0194f3d620a4
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-23979-tekirdag-2-nolu-f-tipi-yuksek-guvenlikli-kapali-cezaevi-idare-ve-gozlem-kurulunun-bir-mahk

> Öznur Bartin (DEM Parti), 10 Şubat 2025 tarihinde 7/23979 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 339 gün sonra, 15 Ocak 2026).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. Öznur Bartin Hakkâri Milletvekili

Tekirdağ Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutulan ve infaz süresini tamamlamasına rağmen tahliyesi üç kez ertelenen mahpus Reşat Özdil'in durumu, hukukun temel ilkeleri açısından ciddi kaygılar oluşturmaktadır. Tahliye sürecinin "pişmanlık" gibi sübjektif değerlendirmelere dayandırılarak engellenmesi, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleriyle çelişmektedir. Ülkenin taraf olduğu ulusal ve uluslararası hukuk düzenlemeleri çerçevesinde değerlendirildiğinde, infazını tamamlayan mahpusların serbest bırakılmamasının keyfi bir uygulama olduğu görülmektedir. Bu tür kararlar, ceza adalet sisteminin güvenilirliğini sarsmakta ve mahpusların yasal haklarının ihlal edilmesine yol açmaktadır. 30 yıldır cezaevinde tutulan Reşat Özdil'in tahliyesinin keyfi gerekçelerle ertelenmesi, ağır bir hak ihlali oluşturmaktadır.

Hukukun temel prensiplerinden biri, öngörülebilirliktir. Suç ve ceza ilişkisi yasalar çerçevesinde belirlenir ve infaz sürecinin hukuki esaslara göre tamamlanması beklenir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un ilgili hükümlerine göre, belirli koşulları sağlayan mahpusların infaz süresinin tamamlanmasıyla birlikte tahliye edilmeleri gerekmektedir. Ancak, Reşat Özdil'in tahliyesinin "toplumla bütünleşmeye hazır olmama" ve "pişmanlık göstermeme" gibi soyut gerekçelerle ertelenmesi, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkesini ihlal etmektedir. ue Ceza infaz sürecinde mahpuslara yönelik denetimli serbestlik ve koşullu tahliye hükümleri, adalet sisteminin ıslah edici ve hukuka uygun işleyişini sağlamak için vardır. Ancak, bu sürecin keyfi uygulamalarla engellenmesi, yargı kararlarının uygulanmasını fiilen geçersiz kılmaktadır.

Reşat Özdil'in infaz süresi 12 Temmuz 2024 itibarıyla tamamlanmıştır. Ancak, İdare ve Gözlem Kurulu tarafından iki defa 3 ay, ardından 6 ay olmak üzere toplam üç kez tahliyesi ertelenmiştir. Kurulun karar alma sürecinde, objektif kriterlerden çok sübjektif değerlendirmelere dayalı olarak mahpusların tahliyesinin engellendiği görülmektedir.

İlgili mevzuata göre, İdare ve Gözlem Kurulları'nın kararları belirli hukuki ölçütlere dayanmalıdır. 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesi gereği, iyi hâl değerlendirmelerinde somut ve nesnel kriterlerin esas alınması gerekmektedir. Ancak, Reşat Özdil'in "pişmanlık göstermediği" gerekçesiyle tahliyesinin engellenmesi, mahpuslara ceza infaz sürecinin ötesinde ek bir cezalandırma mekanizması uygulanmasına yol açmaktadır. Bu durum, infazın tamamlanmasıyla birlikte özgürlüğüne kavuşması gereken mahpusları süresiz bir tutukluluğa mahkum etmek anlamına gelmektedir.

Mahpusların koşullu tahliye sürecinde nesnel kıstaslara tabi olmaları gerektiği, ülkenin taraf olduğu uluslararası hukuk çerçevesinde de güvence altına alınmıştır. e Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 5. maddesi, kişinin özgürlüğü ve güvenliği hakkını güvence altına almaktadır. İnfazını tamamlamış bir mahpusun serbest bırakılmaması, bu maddeye açıkça aykırıdır.

Birleşmiş Milletler Mahpusların Islahına Dair Standart Asgari Kurallar (Nelson Mandela Kuralları), mahpusların yasal prosedürler doğrultusunda özgürlüklerine kavuşmasını gerektirmektedir.

Anayasa'nın 17. ve 19. maddeleri, bireylerin özgürlüğünün keyfi şekilde kısıtlanmasını yasaklamaktadır.

Bu noktada, İdare ve Gözlem Kurulu'nun kararlarının hukuki denetime açık olmaması, keyfi uygulamaları artırmakta ve yargı güvencesini zedelemektedir. Ülkemizde, infaz süresini tamamladığı halde tahliyesi ertelenen mahpus sayısında ciddi bir artış yaşandığı gözlemlenmektedir. Ancak, bu süreçlerin hangi yasal dayanaklarla yürütüldüğüne dair kamuoyuna açık ve şeffaf veriler paylaşılmamaktadır.

Son 22 yıl içinde, koşullu tahliye hakkı kazandığı halde tahliyesi ertelenen mahpus sayısı ve bu ertelemelerin gerekçeleri konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi gerekmektedir. Yargı kararlarının uygulanmasının cezaevi idarelerinin keyfi kararlarına bağlı hale gelmesi, hukuk devleti ilkesine zarar vermektedir.

Hukukun temel ilkelerine ve insan hakları normlarına uygun olarak:

"e Reşat Özdil'in derhal tahliye edilmesi, " Benzer şekilde tahliyesi ertelenen tüm mahpuslar için hukuki güvencelerin sağlanması, " İdare ve Gözlem Kurulları'nın kaldırılması,

Son 22 yılda infazı ertelenen mahpuslara dair istatistiklerin kamuoyuna şeffaf şekilde açıklanması,

Cezainfaz sisteminin hukuki güvenceler çerçevesinde reforme edilmesi gerekmektedir.

Adalet Bakanlığı'nın ilgili süreçleri gözden geçirerek hukuki güvenceleri sağlaması ve mahpusların hak ihlallerine maruz kalmaması adına somut adımlar atması gerekmektedir. Bu bağlamda; 958 8)

Son 22 yıl içinde, infaz süresini tamamladığı halde tahliyesi ertelenen mahpus sayısı kaçtır?

Reşat Özdil'in infazını tamamlamasına rağmen tahliye edilmemesi, hukukun öngörülebilirliği ilkesine aykırıdır. Bakanlığınız, mahpusun derhal tahliye edilmesi yönünde bir adım atmayı planlamakta mıdır?

İdare ve Gözlem Kurulları'nın tahliye süreçlerinde kullandığı ölçütler nelerdir? Bu ölçütler hangi yasal dayanaklara göre belirlenmektedir?

Tahliye edilmeyen mahpusların kaçı "pişmanlık" gerekçesiyle tahliyeye uygun bulunmamıştır?

5275 sayılı Kanun'un 89. maddesine göre, İdare ve Gözlem Kurulları kararlarına karşı etkin bir itiraz mekanizması bulunmakta mıdır?

Ülke cezaevlerinde infaz yakma oranları 2002-2024 yılları arasında nasıl değişmiştir? Bakanlığınızın bu oranları düşürmeye yönelik bir çalışması var mıdır?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları doğrultusunda ülkemizde mahpusların tahliye süreçlerine ilişkin reform çalışmaları yapılmakta mıdır?

Reşat Özdil'in tahliyesinin üçüncü kez ertelenmesi hangi hukuki dayanağa sahiptir? Bakanlığınız bu konuda bir inceleme başlatacak mıdır?

İdare ve Gözlem Kurulları'nın cezaevi idarelerinin keyfi kararlarına dayalı olarak tahliye süreçlerini engellemesi, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Bu kurulların tamamen kaldırılması ve tahliye süreçlerinin yalnızca yargı mercileri tarafından değerlendirilmesi yönünde bir çalışma yapılmakta mıdır?

30 yıldır cezaevinde bulunan Reşat Özdil'in tahliyesinin üç kez ertelenmesi, ağırlaştırılmış bir cezalandırma anlamına gelmektedir. Bakanlığınız, uzun yıllardır tutuklu bulunan mahpusların tahliye süreçlerine ilişkin özel bir düzenleme yapmayı planlamakta mıdır?

## Bakanlığın cevabı

1586827 sayılı yazı.

İlgi yazınız ekinde alınan, Hakkâri Milletvekili Öznur Bartin tarafindan Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/23979 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.

Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)

Mevzuat Genel Müdürlüğü

Sayı : E-56020453-610-320-5134/7096 Konu : Yazılı soru önergesi 14 /6V2028

Sayın Öznur BARTİN Hakkâri Milletvekili

Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/23979 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.

I- Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklulara karşı kötü muamele vakalarının yaşanmaması ve bu tür şikâyet sebeplerinin ortadan kaldırılması için mevzuatımızda köklü değişiklikler yapılmıştır.

Bu çerçevede, ceza infaz kurumları; yargı denetimi kapsamında 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu ile oluşturulan infaz hâkimleri; idari denetim kapsamında Adalet Bakanlığı müfettişleri ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü hâkim ve kontrolörleri; sivil toplum kuruluşlarının denetimi kapsamında 4681 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu hükümleri gereğince oluşturulan izleme kurulları; idari özerkliğe sahip kurumların denetimi kapsamında 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu uyarınca kurulan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu; parlamento denetimi kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ya da araştırma komisyonlarının başkan ve üyeleri; uluslararası denetim kapsamında Avrupa İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi gereğince Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi tarafından denetlenmesinin yanı sıra, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği ve Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu tarafından denetlenmektedir.

Ayrıca, Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşmeye Ek İhtiyari Protokolü (OPCAT), 27/10/2011 tarihinde Ülkemiz bakımından yürürlüğe girmiştir. Bilindiği üzere, Ek Protokol çerçevesinde kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı gözaltı merkezleri ve ceza infaz kurumlarına Ek Protokolde belirtilen denetleme organınca Ziyaretler düzenlenebilecektir.

Ceza infaz kurumları, yukarıda belirtilen hem ulusal hem de uluslararası bağımsız kuruluşlar tarafından düzenli aralıklarla haberli ve habersiz olarak ziyaret edilmekte, hükümlü ve tutukluların sağlık ve yaşam koşulları, iç güvenlik, sevk ve nakil işlemleriyle ilgili aksaklık ve eksiklikler yetkili mercilere bildirilmektedir.

Hükümlü ve tutuklular veya sivil toplum örgütleri, resmi ya da özel insan hakları kuruluşları tarafından yapılan başvurular titizlikle incelenmekte, adli ve idari yönden yapılan soruşturmalar sonucunda kusur ve ihmali olan görevliler hakkında yasal gereğine tevessül edilmektedir.

1. A) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun "Koşullu salıverilme" kenar başlıklı 107. maddesinde, "Mükerrirlere ve bazı suç faillerine özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri" kenar başlıklı 108. maddesinde ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun "Koşullu salıverilme" kenar başlıklı 17. maddesinde, koşullu salıverilme süreleri ve oranları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

B) 5275 sayılı Kanunun;

1. "Disiplin cezasını gerektiren eylemlerin tekrarı, disiplin cezalarının infazı ve

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana htip:/vatandaş.uyap.gov.tr adresinden PWaSO9U - MYACgVY - ag4b7kg - pAyuPU-— ile erişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü kaldırılması" kenar başlıklı 48. maddesinin üçüncü fikrasının (b) bendinde, disiplin cezalarının tamamı infaz edilip kaldırılmadıkça koşullu salıverilme işleminin yapılmayacağı, ancak bu sürenin hakederek salıverme tarihini geçemeyeceği; dördüncü fıkrasında, infaz edildiği tarihten itibaren disiplin cezasının kaldırılmasında ve iyi hâlin kazanılmasında verilen disiplin cezasının niteliğine göre fıkrada belirlenmiş sürelerin (onbeş gün ilâ bir yıl) esas alınacağı ve bu süreler sonunda yeni bir disiplin cezası almamak ve iyi hâlli olmak koşuluyla bu cezaların kaldırılacağı,

2. "Hükümlülerin değerlendirilmesi ve iyi hâlin belirlenmesi" kenar başlıklı 89. maddesinin birinci fıkrasında hükümlülerin, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulacağı; ikinci fıkrasında, birinci fıkra uyarınca yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirme ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetler, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikalar, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezalarının dikkate alınacağı; altıncı fikrasında, açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma sürelerinin bir yılı geçemeyeceği,

Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.

5275 sayılı Kanunun 89. maddesinde, 14/04/2020 tarihli ve 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla yapılan ve yukarıya alınan değişiklikler, 01/01/2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

C) 28/3/2020 tarihli ve 2324 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin;

I- "Hükümlülerin değerlendirilmesi ve iyi hâlin belirlenmesi" kenar başlıklı 109. maddesinin; birinci fıkrasında hükümlülerin, ceza infaz kurumlarında bulundukları tüm aşamalarda, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara uyup uymadığı, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadığı, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmediği, uygulanan iyileştirme programlarına göre toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadığı, tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme risklerinin düşük olup olmadığı hususlarında idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlin belirlenmesine esas olmak üzere en geç altı ayda bir değerlendirmeye tabi tutulacağı; ikinci fikrasında, birinci fikra gereğince yapılacak değerlendirmede, infazın tüm aşamalarında hükümlülerin katıldığı iyileştirmeye yönelik psiko-sosyal ve eğitim-öğretim programları ile spor ve sosyal faaliyetleri, kültür ve sanat programları, aldığı sertifikaları, kitap okuma alışkanlığı, diğer hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumu görevlileri ve dışarıyla olan ilişkileri, işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlığı, ceza infaz kurumu kuralları ile kurum bünyesindeki çalışma kurallarına uyumu ve aldığı disiplin cezalarının dikkate alınacağı,

2- "Disiplin eylemi nedeniyle iyi hâl kararı verilmesine engel hâller ve şikâyet" kenar Mevzuat Genel Müdürlüğü başlıklı 110. maddesinin birinci fikrasında, gözlem değerlendirme raporu veya gelişim değerlendirme raporunda yazılı olup da henüz kaldırılmamış disiplin cezası bulunan hükümlü hakkında iyi hâl kararı verilemeyeceği, hükümlünün iyi hâline ilişkin değerlendirmenin, ancak daha önceden verilmiş olup da disiplin cezası infaz edilmiş ve bu cezası kaldırılmış olanlar hakkında yapılabileceği; ikinci fıkrasında, disiplin cezasını gerektiren bir eylemi işlemiş olmasına rağmen, koşullu salıverilme tarihinde bu eyleminden dolayı disiplin soruşturması henüz sonuçlandırılmayan hükümlüler hakkında iyi hâl kararının verilip verilmemesinin idare ve gözlem kurulunca takdir edileceği; üçüncü fıkrasında, idare ve gözlem kurulunca, hükümlü hakkında, süre belgesindeki muhtemel koşullu salıverilme tarihi de dikkate alınarak iyi hâle ilişkin olarak bir karar verileceği,

Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.

Bu kapsamda idare ve gözlem kurulunca verilen kararlara karşı infaz hâkimliği nezdinde şikâyet, infaz hâkimliği kararlarına karşı da ağır ceza mahkemesi nezdinde itiraz kanun yoluna başvurulabilmektedir.

HI- Anayasanın, "Kanunların teklif edilmesi ve görüşülmesi" kenar başlıklı 88. maddesinde kanun teklif etmeye Bakanlar Kurulu ve milletvekillerinin yetkili olduğu, kanun tasarı ve tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülme usul ve esaslarının içtüzükle düzenleneceği hükmü yer almakta iken söz konusu hüküm, 16/04/2017 tarihinde yapılan referandumla kabul edilen 21/01/2017 tarihli ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 16. maddesiyle; kanun teklif etmeye milletvekillerinin yetkili olduğu, kanun tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülme usul ve esaslarının içtüzükle düzenleneceği şeklinde değiştirilmiş, söz konusu düzenleme 09/07/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

10/07/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilâtı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 38. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde; adalet hizmetleriyle ilgili konularda gerekli araştırmalar ve mevzuat hazırlıklarını yapmak ve görüş bildirmek Bakanlığımızın görevleri arasında sayıldığından çalışmalarımız bu çerçevede yürütülmektedir.

IV- Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığıyla yapılan yazışmaya verilen cevapta;

A) Soru önergesinde adı geçen hükümlünün Tekirdağ | Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılmaktayken Kurum İdare ve Gözlem Kurulu kararı neticesinde 12/07/2025 tarihinde Kurumdan tahliye edildiği,

B) Kurumda tüm iş ve işlemlerin mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütüldüğü, C) Soru önergesinde belirtilen aksi yöndeki iddiaların gerçeği yansıtmadığı, Bildirilmiştir.

Yılmaz TUNÇ Bakan

Yılmaz TUNÇ
Bakan

---

**Kaynak gösterme:** Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulunun bir mahkum hakkında verdiği karara ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/23979, 10 Şubat 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-23979-tekirdag-2-nolu-f-tipi-yuksek-guvenlikli-kapali-cezaevi-idare-ve-gozlem-kurulunun-bir-mahk (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/f44c9b82-417d-473e-ac91-0194f3d620a4

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
