# İstanbul'un Çatalca ilçesinde bulunan bir kum ocağının genişletilmesi projesinin çevresel etkilerine ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/32141
- **Veren:** Evrim Rızvanoğlu Emir (DEVA Partisi, İstanbul)
- **Muhatap:** Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (Murat Kurum)
- **Veriliş tarihi:** 30 Temmuz 2025
- **Durum:** TBMM’nin kaydına göre süresinde cevaplandı (verilişinden 69 gün sonra, 7 Ekim 2025)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/2b0a5b5b-736f-458b-b18a-019860152f63
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-32141-istanbul-un-catalca-ilcesinde-bulunan-bir-kum-ocaginin-genisletilmesi-projesinin-cevresel

> Evrim Rızvanoğlu Emir (DEVA Partisi), 30 Temmuz 2025 tarihinde 7/32141 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresinde cevaplandı (verilişinden 69 gün sonra, 7 Ekim 2025).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat KURUM tarafından Anayasanın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Evrim RIZVANOĞLU İstanbul Milletvekili

İstanbul'un kuzeyinde, Karadeniz kıyısında yer alan Çatalca bölgesinde, tamamı orman vasfındaki 99,08 hektarlık bir alanda yürütülmesi planlanan bir kum ocağı kapasite artışı projesine, nihai ÇED raporu doğrultusunda Bakanlığınız tarafından "ÇED olumlu" kararı verilmiştir. Nihai ÇED raporuna göre, bu alanda yaklaşık 41.751 meşe ve gürgen ağacının kesileceği hesaplanmıştır. Bu alan yalnızca orman değil, aynı zamanda İstanbul'un iklimsel denge kapasitesi açısından hayati önem taşıyan karbon yutak alanlarından biridir. Bu projeyle birlikte İstanbul'un kalan son doğal orman parçalarından biri daha parçalanacak, su kaynakları baskı altına alınacak ve yutak alan kaybı nedeniyle sera gazı salımı artacaktır.

Proje sahası, Türkiye genelinde belirlenen su havzaları içerisinde yer almakta olup, Marmara Havzası içinde kalmaktadır. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) tarafından verilen resmi görüşte, bu alanın kısmen Terkos Barajı'nın uzun (2000-5000 m) ve çok uzun (5000 m— havza sınırı) mesafeli koruma alanlarında yer aldığı, ayrıca Ayazma Deresi, Sınır Deresi ve bunlara bağlı çok sayıda vadi tabanının bu sahadan geçtiği belirtilmiştir. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) açıkça şu uyarıda bulunmaktadır:

"Söz konusu alanlar 23.01.2011 tarihli İSKİ İçme Suyu Havzaları Yönetmelik Esaslarına göre; Çed talep alanı; kısmen Terkos Barajı uzun (2000 m. 5000 m.) mesafeli koruma alanında, kısmen Terkos Barajı uzun (5000 m.H.Sınırı) mesafeli koruma alanında kalmakta olup, imar planı sahası dışında bulunmaktadır. Ayrıca Söz konusu çed talep alanı içerisinden Ayazma Deresi, Sınır Deresi ve bu derelere bağlanan çok sayıda vadi tabanı geçmektedir. Söz konusu ruhsat alanı; kısmen Terkos Barajı uzun (2000 m. 5000 m.) mesafeli koruma alanında, kısmen Terkos Barajı uzun (5000 m.H.Sınırı) mesafeli koruma alanında, kısmen de yüzeysel su kaynaklarımızın su toplama havzaları dışında kalmakta olup, imar planı sahası dışında bulunmaktadır. Ayazma Deresi, Sınır Deresi ve talep sahası içerisinde bulunan çok sayıda vadi tabanları Terkos havzaları kapsamında içmesuyu temin edilen ve baraja su taşıyan çok önemli fonksiyona sahip derelerdir. Havza içinde yapılacak madencilik faaliyeti söz konusu dereler açısından risk oluşturmaktadır."

İstanbul'un toplam baraj doluluk oranı 25 Temmuz 2025 itibarıyla yalnızca 9055,78'dir. Yaz aylarında bu oranın hızla düşeceği ve milyonlarca insanı etkileyecek bir su kıtlığı yaşanabileceği, İSKİ ve uzmanlarca defalarca dile getirilmiştir. Terkos Gölü gibi stratejik kaynakları besleyen havza alanlarında madencilik faaliyetine izin verilmesi, yalnızca doğa talanı değil, aynı zamanda kamu sağlığı ve kent güvenliği açısından da ciddi bir risktir.

Üstelik bu karar, Türkiye'nin taraf olduğu iklim krizine karşı ormanların korunması yönündeki uluslararası yükümlülükler ve Anayasa'nın çevreyi koruma görevini devlete yükleyen hükümleriyle de çelişmektedir.

Bu bağlamda;

I. İSKİ Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açık uyarıya rağmen, Terkos Barajı'nın uzun mesafeli koruma alanı içinde kalan ve içme suyu taşıyan dereleri barındıran bu projeye neden "ÇED olumlu" kararı verilmiştir? Bu karar kamu yararı ve halk sağlığı yönünden nasıl açıklanmaktadır?

2. İSKİ'nin açıkça "risk oluşturur" dediği Ayazma Deresi, Sınır Deresi ve bağlı vadilerin geçtiği proje sahasında, yeraltı ve yüzeysel suların kirlenme, yön değiştirme veya kuruma riskine karşı Bakanlığınızca hangi bilimsel inceleme ve denetim süreçleri yürütülmüştür?

3. Nihai ÇED raporuna göre yaklaşık 41.751 ağacın kesileceği hesaplanmıştır. Bu durum, Anayasa'nın 169. maddesinde açıkça belirtilen "Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez" hükmüyle nasıl bağdaştırılmaktadır?

4. ÇED alanı hem orman arazisi, hem de imar planı dışında kalan bir alandır. Bu durum Orman Kanunu, Su Kanunu, İSKİ Yönetmeliği ve İmar Kanunu açısından hangi gerekçelerle uygun görülmüştür?

5. Söz konusu proje sahası, İstanbul'un Marmara Havzası içindeki en hassas bölgelerden biri olmasına rağmen, neden kümülatif etki analizi yapılmamıştır?

6. Proje dosyasında, kesilecek ağaçların "döner sermaye bedeli" karşılığında kesileceği ve gerekirse taşınacağı belirtilmiştir. Ormanların ekonomik karşılığı ödenince doğa tahribatı meşru sayılmakta mıdır? Bu anlayış, Anayasa'nın 56. maddesinde güvence altına alınan sağlıklı çevrede yaşama hakkı ile nasıl bağdaştırılmaktadır?

7. İstanbul'un yaklaşık üçte birine içme suyu sağlayan Terkos Gölü, zaten Kanal İstanbul ve diğer altyapı projeleri nedeniyle kuruma ve tuzlanma riskiyle karşı karşıyadır. Bakanlığınız bu riskleri önleme, izleme veya azaltma yönünde herhangi bir havza temelli planlama çalışması yürütmekte midir?

8. ÇED olumlu kararının verildiği bu proje, iklim değişikliğiyle mücadele, su güvenliği, korunan alanların bütünlüğü, biyolojik çeşitlilik ve halk sağlığı politikalarınız ile örtüşmekte midir? Bu projeye onay verilirken Bakanlığınız hangi strateji belgelerini esas almıştır?

## Bakanlığın cevabı

İLİŞKİN SORULAR VE CEVAPLARI

SORULAR

1. İSKİ Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açık uyarıya rağmen, Terkos Barajı'nın uzun mesafeli koruma alanı içinde kalan ve içme suyu taşıyan dereleri barındıran bu projeye neden "ÇED olumlu" kararı verilmiştir? Bu karar kamu yararı ve halk sağlığı yönünden nasıl açıklanmaktadır?

2. İSKİ'nin açıkça "risk oluşturur" dediği Ayazma Deresi, Sınır Deresi ve bağlı vadilerin geçtiği proje sahasında, yeraltı ve yüzeysel suların kirlenme, yön değiştirme veya kuruma riskine karşı Bakanlığınızca hangi bilimsel inceleme ve denetim süreçleri yürütülmüştür?

3. Nihai ÇED raporuna göre yaklaşık 41.751 ağacın kesileceği hesaplanmıştır. Bu durum, Anayasa'nın 169. maddesinde açıkça belirtilen "Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez" hükmüyle nasıl bağdaştırılmaktadır?

4. ÇED alanı hem orman arazisi, hem de imar planı dışında kalan bir alandır. Bu durum Orman Kanunu, Su Kanunu, İSKİ Yönetmeliği ve İmar Kanunu açısından hangi gerekçelerle uygun görülmüştür?

5. Söz konusu proje sahası, İstanbul'un Marmara Havzası içindeki en hassas bölgelerden biri olmasına rağmen, neden kümülatif etki analizi yapılmamıştır?

6. Proje dosyasında, kesilecek ağaçların "döner sermaye bedeli" karşılığında kesileceği ve gerekirse taşınacağı belirtilmiştir. Ormanların ekonomik karşılığı ödenince doğa tahribatı meşru sayılmakta mıdır? Bu anlayış, Anayasa'nın 56. maddesinde güvence altına alınan sağlıklı çevrede yaşama hakkı ile nasıl bağdaştırılmaktadır?

7. İstanbul'un yaklaşık üçte birine içme suyu sağlayan Terkos Gölü, zaten Kanal İstanbul ve diğer altyapı projeleri nedeniyle kuruma ve tuzlanma riskiyle karşı karşıyadır. Bakanlığınız bu riskleri önleme, izleme veya azaltma yönünde herhangi bir havza temelli planlama çalışması yürütmekte midir?

8. ÇED olumlu kararının verildiği bu proje, iklim değişikliğiyle mücadele, su güvenliği, korunan alanların bütünlüğü, biyolojik çeşitlilik ve halk sağlığı politikalarınız ile örtüşmekte midir? Bu projeye onay verilirken Bakanlığınız hangi strateji belgelerini esas almıştır?

CEVAPLAR

1,2) İstanbul İli, Çatalca İlçesi, Karacaköy ve Ormanlı Mahallesinde Karanfil Mining Metalurji İnş.San. Ltd. Şti. tarafından yapılması planlanan 44579 Ruhsat Numaralı CER 2160199) IV. Grup Silis (Kuvars) Kum Ocağı ve Yıkama- Eleme Tesisi Kapasite Artışı ve İlave Kırma Tesisi projesi ile ilgili olarak Bakanlığımıza başvuru yapılmış, söz konusu projede 246,86 hektarlık ruhsat sahasında geçmiş dönem temin edilen ÇED kararları doğrultusunda ocak ve yıkama-eleme tesisinde kapasite artışının yapılması ve kırma ünitesinin ilave edilmesi planlanmıştır.

Söz konusu projede, 23,17 hektarlık ÇED alanının 142,41 hektar arttırılarak 165,58 hektara çıkarılması talep edilmiştir. Ancak, 19.02.2025 tarih ve E-11255029-000-1663975 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü görüşü "ÇED talep alanının; kısmen Terkos Barajı uzun (2000 m. - 5000 m.) mesafeli koruma alanında, kısmen Terkos Barajı uzun (5000 m.-H.Sınırı) mesafeli koruma alanında kaldığı, imar planı sahası dışında bulunduğu, ÇED talep alanı içerisinden Ayazma Deresi, Sınır Deresi ve bu derelere bağlanan çok sayıda vadi tabanı geçtiği belirtilmiş olup, havza içinde yapılacak madencilik faaliyetinin söz konusu dereler açısından risk oluşturduğu belirtilmiş ancak söz konusu talep sahasında yapılacak madencilik çalışmaları nedeniyle faaliyetten kaynaklı çevre kirliliğine sebep olacağı, içme suyu havzasının ve su arzının olumsuz etkileneceği ön görüldüğü" olarak Bakanlığımıza iletilmiştir.

Bu öngörüye istinaden talep edilen ÇED alanı için İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Öğretim üyeleri tarafından hazırlanan Akademik Değerlendirme Raporu doğrultusunda ÇED Talep alanı sınırlarından Saya ve Sınır Dereleri çıkarılmış ve nihai ÇED Alanı 165,58 ha'dan 99,08 hektara düşürülmüştür. Ayrıca Tarım ve Orman Bakanlığı (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü) 05.02.2025 tarih ve E-22549675-611.02(611.021-5528910 sayılı yazısı ile söz konusu proje için olumlu görüş bildirmiştir.

Ayrıca, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve bu kanuna istinaden çıkarılan mevzuatlar kapsamında Bakanlığımız merkez ve taşra teşkilatında görevli denetim personelleri tarafından ani, birleşik ve şikâyet üzerine denetimler yapılmaktadır. Yapılan denetimlerde Çevre Mevzuatında belirtilen usul ve esaslara aykırı faaliyet gösterdiği tespit edilen işletmelere 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20'nci maddesi uyarınca idari para cezası uygulanmakta, ayrıca çevre ve insan sağlığı için tehlike yaratan işletmelerin faaliyeti ise 15'nci maddesi kapsamında kısmen veya tamamen, süreli veya süresiz olarak durdurulmakta ayrıca çevre kirliliğine sebebiyet verenler hakkında Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmaktadır.

Bu kapsamda; Bakanlığımızca İstanbul İlinde 2025 yılında toplam 3.167 çevre denetimi gerçekleştirilmiş olup; Çevre Kanunu'na aykırı faaliyette bulunan 208 tesise 215.759.960 TL idari para cezası uygulanmıştır. 45 tesisin faaliyeti durdurulmuştur. Su kirliliğinin önlenmesine yönelik ise 570 çevre denetimi gerçekleştirilmiş olup; 33 tesise 34.002.521 TL idari para cezası uygulanmıştır.

3,4) ÇED Yönetmeliğinin EK |I Listesinde yer alan ve Bakanlığımıza müracaatta bulunulan projelerle ilgili olarak Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince projeye özgü ilgili kurum ve kuruluşlardan oluşan bir İnceleme-Değerlendirme Komisyonu teşkil edilmektedir. ÇED sürecinde sunulan tüm rapor, dosya ile diğer tüm bilgi ve belgeler bu komisyon tarafından incelenip değerlendirilmekte, Bakanlığımızca da bu komisyon tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmeye göre ÇED Yönetmeliği kapsamında karar verilmektedir. Komisyon üyesi kurumlardan Tarım ve Orman Bakanlığı (Orman Genel Müdürlüğü) ve diğer komisyon üyesi kurumların olumlu görüşleri doğrultusunda iş ve işlemler yapılmıştır. Projeye ait ÇED raporunda da Ocak üretim faaliyetlerinin tamamlanması sonrasında saha için hazırlanan rehabilitasyon projeleri kapsamında tekrar ağaçlandırılarak terk edileceği taahhüt edilmiştir.

5) Kümülatif etki; yapılması planlanan projenin, planlandığı alan ile projeden doğrudan etkilenecek alanlar veya kaynaklar üzerinde oluşturabileceği çevresel risk ve etkilerinin; mevcut, planlanan veya proje ile doğrudan ilgisi olabilecek diğer faaliyetlerle birlikte belirlenmesi ve analiz edilmesi olarak tanımlanmakta olup, ÇED Talep alanı sınırları baz alınarak 1 kilometrelik sınır alana kümülatif etki değerlendirme alanı olarak belirlenmiştir. Proje sahası incelendiğinde sahanın yaklaşık 1,0 km Kuzeydoğusunda "Akdağlar Mad. San. ve Tic. A.Ş." tarafından işletilmekte olan ve 23.07.2019 Tarihinde ÇED Olumlu kararı verilen "Sicil 49958 Nolu Kuvars Kumu Ocağı Kapasite Artışı ve 2 Adet Kırma-Yıkama-Eleme Tesisi İlavesi Projesi" bulunmaktadır.

Söz konusu projede, açık ocak madenciliği, mekanize kazı (patlatmasız) açık ocak madenciliği yöntemi üretim yapılacak olup, tesiste herhangi bir kimyasal kullanılması söz konusu değildir.

Proje kapsamında oluşacak; atık su, gürültü, trafik yükü, emisyon, evsel nitelikli katı atıklar, ambalaj atıkları mevcut kirlilik yüküne ilave olacaktır. Proje alanı çevresinde yer alan madencilik faaliyetlerinden kaynaklı toz emisyonu, gürültü vb. çevresel etkiler için proje etki alanı içerisinde kalan faaliyetler incelenmiştir. Ayrıca proje etki alanında hava kalitesi katkı değerlerini etkileyebilecek yerleşim yeri ve etki alanındaki haneler için yıllık toz emisyonu hesaplanmıştır. Modelleme sonucunda kontrollü çalışma esnasında yerleşim yerlerindeki toz emisyonu yönetmelik sınır odeğerlerinin altında oluşacaktır. Proje kapsamında oluşacak toz emisyonun engellenmesi/azaltılması konusunda ilgili yönetmelikler hükümlerine uyulacağı taahhüt edilmiştir. 6) Orman Kanunu kapsamında yetkili kurum ve komisyon üyesi kurumlardan Tarım ve Orman Bakanlığı (Orman Genel Müdürlüğü) ve diğer komisyon üyesi kurumların olumlu görüşleri doğrultusunda iş ve işlemler yapılmıştır.

7,8) Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) bir izin olmayıp, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları kapsamakta olup ÇED Yönetmeliği hükümlerine göre verilen ÇED Kararı sonrasında projenin niteliği ve proje alanının vasfına göre ilgili kurum ve kuruluşlardan da gerekli izin, onay, ruhsat ve/veya görüşler alınmadan bir projede faaliyete başlanılması mümkün olmamaktadır.

---

**Kaynak gösterme:** Evrim Rızvanoğlu Emir (DEVA Partisi, İstanbul). “İstanbul'un Çatalca ilçesinde bulunan bir kum ocağının genişletilmesi projesinin çevresel etkilerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/32141, 30 Temmuz 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-32141-istanbul-un-catalca-ilcesinde-bulunan-bir-kum-ocaginin-genisletilmesi-projesinin-cevresel (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/2b0a5b5b-736f-458b-b18a-019860152f63

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
