# Özel eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin sorunlarına ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/32828
- **Veren:** Gamze Taşcıer (CHP, Ankara)
- **Muhatap:** Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Vedat Işıkhan)
- **Veriliş tarihi:** 14 Ağustos 2025
- **Durum:** TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 389 gün sonra, 7 Eylül 2026)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/4f157c28-186b-43cd-a7b2-0198ac954a75
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-32828-ozel-egitim-kurumlarinda-gorev-yapan-ogretmenlerin-sorunlarina-iliskin

> Gamze Taşcıer (CHP), 14 Ağustos 2025 tarihinde 7/32828 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 389 gün sonra, 7 Eylül 2026).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından Anayasanın 98 inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 96 ıncı ve 99 uncu maddeleri uyarınca yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.13.08.2025 |

Ecz. Gamze Taşcier

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Özel öğretim kurumlarında yürütülen son denetim dalgası, öğretmenlerin maruz bırakıldığı yapısal mağduriyeti de bir kez daha açığa çıkarmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı'nın yürüttüğü denetimlerin ardında; aslında eğitim emekçilerini güvencesizliğe ve sömürüye mahkum eden büyük bir kayıt dışı istihdam rejimi yer almaktadır.

Türkiye'nin dört bir yanında binlerce özel okul öğretmeni; dershane, kurs ya da kolej adı verilen ticarileştirilmiş yapılar içerisinde asgari ücretin bile altında maaşlarla, sosyal güvence olmaksızın, sendikal örgütlenmeden uzak biçimde çalıştırılmaktadır. Ruhsat iptaliyle sonuçlanan usulsüzlüklerin arka planında ise işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarının yok sayılması, bordrosuz çalıştırma pratikleri ve kayıt dışı istihdamın olağanlaşması gibi emek sömürüsünü derinleştiren uygulamalar da yer almaktadır.

Bugün eğitim kamusal bir hak olmaktan uzaklaştırılmış; öğretmenler ise birer toplumsal aktör olarak kabul edilmekten ziyade maliyet kalemi olarak görülmektedir. Bu yaklaşım insan onuruna yaraşır çalışma koşullarını da sistematik biçimde ortadan kaldırmaktadır. Dolayısıyla denetimler; yalnızca tabelalara, reklamlara ve müfredatla sınırlı kalmamalı aynı zamanda çalışma hayatının temel haklarına, iş hukuku ilkelerine ve sosyal devlet yükümlülüğüne odaklanmalıdır. Eğitimde adalet, ancak emeğin hakkını teslim eden bir politikayla mümkündür.

Öte taraftan bugüne kadar ruhsatı iptal edilen özel eğitim kurumu sayısı 21'e ulaşmıştır. Ruhsatı iptal edilen özel öğretim kurumlarında görev yapan öğretmenler, herhangi bir kusur veya ihmalleri bulunmamasına rağmen işlerini kaybetmektedirler. Bu kurumlardaki eğitim emekçilerinin karşı karşıya kaldığı işsizlik durumu, doğrudan kendilerinden kaynaklanmayan idari ve mevzuata aykırı uygulamaların bir sonucudur.

Kurum yöneticilerinin sorumluluğunda gerçekleşen usulsüzlüklerin yarattığı sonuçların, ilgili kurumlarda görev yapan eğitim emekçilerine fatura edilmesi bu bakımdan ayrı bir mağduriyet konusudur. Milli Eğitim Bakanlığı'nın gerçekleştirdiği denetimlerin ardından uygulanan idari yaptırımların, söz konusu öğretmenlerin çalışma ve sosyal güvenlik hakları üzerindeki etkisinin dikkate alınması büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda;

1. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak Özel öğretim kurumlarında sigortasız ya da eksik sigorta ile çalıştırılan öğretmen sayısına ilişkin herhangi bir tespitiniz var mıdır?

2. Bugüne kadar kaç denetim yapılmıştır? Kayıt dışı istihdamla ilgili ne gibi bulgulara ulaşılmıştır? Bu sayıların yıllara göre dağılımı nedir?

3. Özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin ne kadarı asgari ücretle ya da asgari ücretin altında maaşlarla çalıştırılmaktadır? Bu konuda doğrudan denetim mekanizması var mıdır?

4. Özel Eğitim Kurumlarında çalışan eğitim emekçilerinin sendikalı olma oranı nedir? Sendikal faaliyet yürüten özel okul öğretmenlerine dönük baskı, mobbing, işten çıkarma gibi vakalara dair Bakanlığınızın bilgisi veya müdahalesi var mıdır?

5. Sendikal faaliyet sebebiyle işten çıkartılan özel eğim kurumu çalışanlarının sayısı nedir? Yıllara göre dağılımı nedir?

6. Öğretmenlerin iş sözleşmelerinde hukuka aykırı maddeler bulunduğuna dair bir tarama veya rehberlik çalışmanız olmuş mudur? İş güvencesi içermeyen, tek taraflı fesih hakkı tanıyan sözleşmelere karşı hangi önlemler alınmaktadır?

7. Özel okullarda, öğretmenlerin yıllık izin, doğum izni, süt izni, hafta tatili, fazla mesai gibi haklarına ne ölçüde riayet edildiğine ilişkin bir değerlendirme yapılmakta mıdır? İş yasalarına aykırılıklar hangi orandadır?

8. Okul yöneticisi pozisyonunda olan ve aynı zamanda okul sahibi sıfatını taşıyan kişilerin öğretmenler üzerinde oluşturduğu hiyerarşik baskıya dair bir izleme mekanizmanız var mı? Özellikle kadın öğretmenlere yönelik mobbing ve ayrımcılığa dair bir denetim yürütülmekte midir?

9. Hayalet öğrenci uygulamalarıyla eğitim sisteminin yanı sıra sosyal güvenlik sistemi de dolaylı biçimde zarara uğratılmaktadır. Bu okullarda görev yapan öğretmenlerin gerçek maaşlarının altında gösterilerek SGK'ya düşük prim bildirilmesi gibi uygulamalara karşı hangi adımları atmayı planlıyorsunuz?

10. Bakanlığınızın öğretmenlerin güvenceli istihdamını sağlamak ve özel öğretim kurumlarında asgari çalışma standartlarını garanti altına almak için hazırladığı herhangi bir yol haritası, yönetmelik değişikliği ya da yeni düzenleme planı bulunmakta mıdır?

11. Ruhsatı iptal edilen 21 özel okulda işsiz kalan öğretmen sayısı nedir? Çalışma hakları ne olacaktır? Bu öğretmenlerin kıdem tazminatı, ücret alacakları ve istihdam güvencesine ilişkin Bakanlığınızca bir süreç işletilecek midir?

## Bakanlığın cevabı

İlgi (o : 29.08.2025 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1689506 sayılı yazınız.

İlgi yazınız ile Ankara Milletvekili Sayın Ecz. Gamze TAŞCIRR tarafından yöneltilen 7/32828 Esas Numaralı yazılı soru önergesine ilişkin cevap aşağıda sunulmuştur.

"4837 sayılı İş Kanununun 39 uncu maddesi ile Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 522 nci maddesinin birinci fikrasının (() bendi gereğince, iş sözleşmesi ile çalışan ve bu Kanunun kapsamında olan veya olmayan her türlü işçinin ekonomik ve sosyal durumlarının düzenlenmesi için ücretlerin asgari hadlerinin, Asgari Ücret Tı espit Komisyonu aracılığı ile Asgari Ücret Yönetmeliğinde belirlenen ilke ve esaslara göre belirleneceği öngörülmüştür. Asgari ücret, brüt olarak tespit edilmekte ve kanuni kesintiler yapıldıktan sonra kalan miktar işçiye ödenmektedir. Asgari ücret, kamu düzeni ile ilgili olup işçilere Asgari Ücret Tespit Komisyonunca belirlenen miktarın altında bir ücretin ödenmesi mümkün bulunmamaktadır. Asgari ücretin üzerindeki ücret ve sosyal haklar ise, işçi ve işveren arasında akdedilen iş sözleşmeleri ve taraflar arasında gerçekleşen toplu iş sözleşmeleri ile ya da işyeri personel yönetmelikleriyle serbestçe belirlenebilmektedir.

Bakanlığımız, çalışma hayatında insana yakışır iş anlayışının yaygınlaştırılması ve işyerlerinde şiddete sifir tolerans gösterilmesi hususlarına önem vermekte ve bu konuda politikalar üretmektedir. Bu kapsamda kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik taciz (mobbing) olaylarının önlenmesi amacıyla hazırlanan "İşyerlerinde Psikolojik Tacizin Önlenmesi" konulu 2011/2 sayılı Genelgenin 5 inci maddesi uyarınca Bakanlığımız bünyesinde "Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu' oluşturulmuştur. 2025/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Kurul yeniden teşekkül ettirilmiştir. Bununla birlikte, Bakanlığımız tarafından ALO 170 hattının yanı sıra Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) ve çalışanlar tarafindan bireysel dilekçeler yoluyla yapılan mobbing şikayet süreçleri takip edilmektedir.

Bununla birlikte, Bakanlığımızca yıl içinde yürütülen iş teftişi faaliyetleri, geçmiş yıllara ait istatistiki veriler, ulusal politikalar ve ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak, çalışma hayatının riskleri ve öncelikleri ile Bakanlığımızın kaynakları dikkate alınarak programlı teftişler ve program dışı teftişler şeklinde yürütülmektedir. Programlı teftişler, çalışma hayatındaki sorunların değerlendirilmesi ve önceliklendirilmesi sonucu belirlenen alanlarda veya sektörlerde yahut özel bir risk grubu hedeflenerek belirlenen işyerlerinde çalışma hayatı ile ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanmasının denetlenmesi amacıyla gerçekleştirilen teftişlerdir. İncelemelerden oluşan program dışı teftişler ise programlı teftişler dışında kalan ihbar, şikâyet vb. talepler üzerine veya Bakanlığa intikal eden evraklardan teftiş hizmetiyle bağdaşır nitelikte olanların teftiş programına alınması sonucu gerçekleştirilmektedir.

Ayrıca, kayıt dışı istihdamla mücadele için ilgili mevzuatına göre intikal eden ihbar-şikâyetler üzerine yapılan denetimler haricinde, yıllık çalışma plan ve programı ile belirlenen sektörlerde faaliyet gösteren ve veri analizi çalışmaları sonucunda riskli olduğu değerlendirilen işyerlerinde asgari işçilik

Çankaya / ANKARA Tel: (0312) 296 71 68

---

**Kaynak gösterme:** Gamze Taşcıer (CHP, Ankara). “Özel eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin sorunlarına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/32828, 14 Ağustos 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-32828-ozel-egitim-kurumlarinda-gorev-yapan-ogretmenlerin-sorunlarina-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/4f157c28-186b-43cd-a7b2-0198ac954a75

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
