# Bir şirket tarafından işten çıkarılan işçilerin yaşadığı mağduriyete ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/33501
- **Veren:** İskender Bayhan (EMEP, İstanbul)
- **Muhatap:** Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Vedat Işıkhan)
- **Veriliş tarihi:** 26 Ağustos 2025
- **Durum:** TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 356 gün sonra, 17 Ağustos 2026)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/3ed88b49-4eee-476f-937b-0198ea82b6e2
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-33501-bir-sirket-tarafindan-isten-cikarilan-iscilerin-yasadigi-magduriyete-iliskin

> İskender Bayhan (EMEP), 26 Ağustos 2025 tarihinde 7/33501 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 356 gün sonra, 17 Ağustos 2026).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Vedat Işıkhan tarafından Anayasa'nın 98, TBMM İç Tüzüğü'nün 96 ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Son yıllarda işçilerin, aylarca ücretleri ödenmeden çalıştırıldıkları, birikmiş ücret alacaklarına ek olarak kıdem ve ihbar tazminatları verilmeden işten çıkarmaların sayısının arttığı görülüyor. Patronlar "yatırım beklentisi" veya "iflas" bahanesiyle aylarca işi ücretlerini ödememekte, ardından toplu fesih yoluna gitmektedirler. Bu süreçte işçilere gönderilen yazılarda "yasal hakkınız yoktur, ödemeler vicdanımıza kalmıştır" gibi hukuka ve işçi haklarına aykırı ifadelerin rahatlıkla kullanıldığı da görülmektedir.

Bu durum daha çok taşeronlaşma, güvencesiz istihdam ve sendikasızlaştırma politikalarıyla örgütsüz bırakılan işçileri etkilemektedir. İşçiler çalıştıkları halde ödenmeyen ücretler nedeniyle kiralarını ödeyememekte, çocuklarının eğitimini sürdürememekte, temel ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Bakanlığınızın ise asli görevi işçi sınıfının haklarını güvence altına almakken, patronların hak gaspları karşısında sessiz bir seyirci konumunda olduğu her yeni örnekte bir kez daha açığa çıkmaktadır.

Son olarak Avane Cloud Kitchen'da çalışan 270 işçi, aylardır ödenmeyen maaşları ve tazminat hakları verilmeden işten çıkarıldılar. İşçiler, bu hak gasbını protesto etmek için Avane Cloud Kitchen önünde eylem yapmış, iş kıyafetleri olan tişörtlerini bahçeye bırakmıştır.

İşçilerin basına ve kamuoyuna aktardığı bilgilere göre:

" Maaşlar ödenmemiş, kıdem ve ihbar tazminatları gasp edilmiştir.

". İşveren, işçilere "kesinlikle yasal bir hakkınız yoktur, ödemeler vicdanıma kalmıştır" ifadeleriyle hak talebini reddetmiştir.

" Yatırım vaadiyle işçiler oyalandıktan sonra, hiçbir yasal gerekçe sunulmadan toplu fesih yapılmıştır.

. İşçiler ve aileleri kira ödeyememekte, çocuklarının eğitimini sürdürememekte, temel ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır.

Bu bağlamda;

1. Avane Cloud Kitchen'da 270 işçinin kıdem ve ihbar tazminatları ile geriye dönük ücretleri ödenmeden işten çıkarıldığı iddiaları doğru mudur? Bakanlığınız bu işyerinde hangi denetimleri başlatmıştır?

2. İşçilere "yasal hakkınız yoktur, ödemeler vicdanıma kalmıştır" şeklinde yazılı ifadeler kullanılması İş Kanunu ve Anayasa'daki temel haklara aykırı değil midir? Bu işveren hakkında hangi hukuki ve idari yaptırımlar uygulanmıştır?

3. Türkiye'de son 10 yıl içinde maaş ve tazminatlarını alamadan işten çıkarılan işçi sayısı kaçtır? Bu vakalarda patronlara hangi cezai veya idari yaptırımlar uygulanmıştır?

4. Avane Cloud Kitchen işçilerinin mağduriyetini gidermek amacıyla Bakanlığınız, İşçi alacaklarının acil ödenmesi için nasıl bir yaptırım uygulayacaktır?

5. Bakanlığınızın denetim mekanizmaları yalnızca işçi şikâyetleriyle mi sınırlıdır? İşçilerin toplu mağduriyetlerinin yaşandığı işyerlerinde re'sen denetim yapılmakta mıdır?

6. Patronların iflas veya konkordato bahanesiyle işçi ücretlerini ve tazminatlarını ödememesini önlemek amacıyla Bakanlığınız işçi sınıfı lehine hangi yapısal düzenlemeleri planlamaktadır?

7. Taşeronlaşma, güvencesiz istihdam ve sendikasızlaştırma politikalarıyla örgütsüz bırakılan işçilerin yaşadıkları hak gaspları ve işten çıkarmaların arttığı görülmektedir. Bu durumda 'Barajsız Sendika, Yasaksız Grev, Güvenceli İş" taleplerini içeren ve on binlerce işçinin fabrikalarda, atölyelerde imzasıyla TBMM'ye sunulan kanun teklifinin önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Söz konusu teklifin yasalaşması için Bakanlığınızın bir çalışması var mıdır?

## Bakanlığın cevabı

İlgi (o : 15.09.2025 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1697712 sayılı yazınız.

İlgi yazınız ile İstanbul Milletvekili Sayın İskender BAYHAN tarafından yöneltilen 7/33501 Esas Numaralı yazılı soru önergesine ilişkin cevap aşağıda sunulmuştur.

"Sendikal örgütlenme hakkı, işçilere, işverenlere ve kamu görevlilerine tanınan anayasal bir haktır. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununda sendikaya üye olmanın serbest olduğu ve hiç kimsenin sendikaya üye olmaya veya olmamaya zorlanamayacağı, işçi veya işverenin sendikalaşma hakkı ve sendika özgürlüğü ile ilgili hükümleri belirtilmiştir. Anılan hükümlere uyulmaması durumunda, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununda, 4857 sayılı İş Kanununda ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda çeşitli yaptırımlar öngörülmüştür.

Diğer taraftan, iş sözleşmesinin devam etmesi kaydıyla, iş mevzuatının uygulaması ile ilgili somut şikâyetlerin bulunması ve bunlar hakkında idari yönden inceleme istenmesi halinde, şikâyete konu işyerinin unvan ve adresini belirtmek suretiyle işyerinin bulunduğu ildeki Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne veya Bakanlığımıza dilekçe ile başvurulabilmekte ve ayrıca ALO 170 Çalışma Hayatı İletişim Merkezi aranabilmektedir. Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, işyerinin bulunduğu ildeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen sulh hukuk mahkemesine başvurulmalıdır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununa göre, işçilerle işverenler arasında hizmet akdinden, toplu iş sözleşmesinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının kesin olarak çözüme bağlanması görev ve yetkisi iş mahkemelerine ait bulunmaktadır.

Bununla birlikte, Bakanlığımızca yıl içinde yürütülen iş teftişi faaliyetleri, geçmiş yıllara ait istatistiki veriler, ulusal politikalar ve ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak, çalışma hayatının riskleri ve öncelikleri ile Bakanlığımızın kaynakları dikkate alınarak programlı teftişler ve program dışı teftişler şeklinde yürütülmektedir. Programlı tefiişler, çalışma hayatındaki sorunların değerlendirilmesi ve önceliklendirilmesi sonucu belirlenen alanlarda veya sektörlerde yahut özel bir risk grubu hedeflenerek belirlenen işyerlerinde çalışma hayatı ile ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanmasının denetlenmesi amacıyla gerçekleştirilen teftişlerdir. İncelemelerden oluşan program dışı teftişler ise programlı teftişler dışında kalan ihbar, şikâyet vb. talepler üzerine veya Bakanlığa intikal eden evraklardan teftiş hizmetiyle bağdaşır nitelikte olanların tefiiş programına alınması sonucu gerçekleştirilmektedir. "

Prof. Dr. Wdat IŞIKHAN

Bakan Çankaya / ANKARA Tel(312) 296 — 71 68

---

**Kaynak gösterme:** İskender Bayhan (EMEP, İstanbul). “Bir şirket tarafından işten çıkarılan işçilerin yaşadığı mağduriyete ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/33501, 26 Ağustos 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-33501-bir-sirket-tarafindan-isten-cikarilan-iscilerin-yasadigi-magduriyete-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/3ed88b49-4eee-476f-937b-0198ea82b6e2

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
