# Dicle Nehri Havzası'ndaki enerji projelerinin çevresel etkilerine ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/33767
- **Veren:** Serhat Eren (DEM Parti, Diyarbakır)
- **Muhatap:** Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (Murat Kurum)
- **Veriliş tarihi:** 9 Eylül 2025
- **Durum:** TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 105 gün sonra, 23 Aralık 2025)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/95d27ff2-2d7c-4abc-9985-019933c42e86
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-33767-dicle-nehri-havzasi-ndaki-enerji-projelerinin-cevresel-etkilerine-iliskin

> Serhat Eren (DEM Parti), 9 Eylül 2025 tarihinde 7/33767 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 105 gün sonra, 23 Aralık 2025).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından Anayasa'nın 98 inci ve TBMM İçtüzüğü 'nün 96 ile 99 uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Serhat EREN Diyarbakır Milletvekili

Diyarbakır ili Kulp ilçesi ile Batman ili Sason ilçesi sınırları arasında yer alan Dicle Nehri havzasında ve Zone Çayı üzerinde uzun süredir çok sayıda hidroelektrik santral (HES) ve güneş enerjisi santrali (GES) projesi planlanmakta olup, bölgede madencilik ve petrol arama faaliyetleri de yürütülmektedir. Su kaynaklarının kıt ve yağışların az olduğu bu yörede kontrolsüz enerji ve madencilik yatırımları nedeniyle ekosistemde geri dönüşü olmayan tahribatlar meydana geldiği; yöre halkının yıllardır bu projelere karşı hukuki ve fiili direniş gösterdiği bilinmektedir. Özellikle Maya Enerji şirketinin 2014'ten bu yana hayata geçirmek istediği Metin HES projesi ile Zone Çayı üzerinde yapılması planlanan baraj ve bağlı tesislerin, bölgenin hassas ekolojik dengesini ve sosyo-ekonomik yapısını olumsuz etkileyeceği uzmanlarca dile getirilmektedir.

Bölgedeki Dicle Havzası, tarım ve hayvancılık faaliyetleri ile zengin biyolojik çeşitliliğin bir arada bulunduğu nadir ekosistemlerdendir. Kulp ve Sason yöresinde sebze-meyve tarımı, tütün ve tahıl üretimi, ceviz ve fıstık yetiştiriciliği ile arıcılık ve küçükbaş hayvancılık halkın başlıca geçim kaynaklarıdır. Bu üretim faaliyetleri, nehir ve dere akış rejimine ve bölgenin mikroklimatik koşullarına doğrudan bağımlıdır. Uzmanlar, söz konusu HES projelerinin inşası ve işletilmesi halinde akarsu debisinin tünellere alınarak doğal akışın büyük ölçüde değişeceğini, bazı dere yataklarının tamamen kuruyabileceğini belirtmektedir. Bu durumun tarımsal sulama imkânlarını kısıtlayacağı, toprak nemini bozacağı ve ürün verimliliğinde ciddi düşüşlere yol açacağı; ayrıca sucul yaşam formları üzerinde baskı oluşacağı, balıkların göç yollarının kesilerek popülasyon kayıpları yaşanacağı dile getirilmektedir.

Ekolojik tahribatın yanı sıra projenin kırsal sosyo-ekonomik hayatı zayıflatacağı ve uzun vadede göç riskini artıracağı belirtilmektedir. Bölge halkının büyük çoğunluğu tarım, hayvancılık ve arıcılık ile geçimini sağladığından, su rejimindeki değişiklikler bu faaliyetlerde ekonomik kayıplara yol açacak; kırsal yaşam biçimi sürdürülemez hale gelecektir. Nitekim benzer projelerde şirket çıkarlarının ön planda tutulduğu, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporlarının ekolojik ve sosyo-ekonomik etkileri bütüncül değerlendirmekten uzak kaldığı görülmektedir. Metin HES projesine dair hazırlanan ÇED sürecinin de şeffaflıktan uzak olduğu; halkın katılım toplantılarında yurttaşların hangi soruları sorduğu, ne gibi öneriler getirdiği ve bunların rapora nasıl yansıtıldığı konularının belirsiz olduğu ifade edilmektedir. Ayrıca bazı ÇED raporlarında mevcut su kaynaklarının yok sayıldığı, görsellerin manipüle edilerek heyetlerin yanıltıldığı iddiaları bulunmaktadır.

Dicle Havzası'ndaki projelerin kümülatif etkisi de büyük bir endişe konusudur. Yöre halihazırda çeşitli maden ocakları, barajlar ve enerji projeleriyle kuşatılmış durumdadır. Kulp ve Sason ilçelerindeki mevcut HES'lere ek olarak yapımı planlanan Metin HES, bölgedeki ekolojik yükü daha da artıracaktır. Baraj gölü oluşumuyla endemik bitki türlerinin ve sucul yaşam alanlarının geri dönüşü olmayacak şekilde kaybedileceği; nehir ekosisteminin parçalanması sonucu bölgedeki biyolojik çeşitliliğin telafisi imkânsız zarara uğrayacağı belirtilmektedir. Projenin sağlayacağı enerji üretiminin ise oldukça sınırlı kalacağı, buna karşın çevresel yıkım ve sosyal maliyetlerin çok daha büyük olacağı açıktır.

Bölge halkı ve yerel yönetimler, doğaya ve yaşam alanlarına sahip çıkarak söz konusu projelerin iptalini talep etmektedir. 2014 yılından bu yana köylüler HES şantiye alanını terk etmeyerek fiilen nöbet tutmakta; hukuki yollardan da projenin durdurulması için çaba göstermektedir. İlk ÇED olumlu kararına karşı açılan davada iptal kararı alınmış; ancak şirketin ısrarı üzerine revize edilen raporla süreç yeniden başlatılmıştır. İkinci davada bilirkişi heyetinin değiştirilerek bilimsellikten uzak rapor düzenlendiği, böylece şirket lehine karar çıkarıldığı ifade edilmektedir. Dosyanın şu an Danıştay nezdinde temyiz süreci devam etmektedir. Bu süreçte ayrıca, projeyi üstlenen Maya Enerji şirketinin bağlı bulunduğu grubun sahte diploma skandalıyla gündeme gelmiş olması dikkat çekicidir. Malamira İnşaat'ın sahibi Mehmet Baykara'nın diplomasının sahte olduğu, buna rağmen uzun yıllar boyunca yüzlerce ÇED raporunda imzası bulunduğu ortaya çıkmıştır. Bu durum, ülke çapında bugüne dek hazırlanmış pek çok ÇED raporunun da güvenilirliği konusunda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.

Öte yandan, Dicle Havzası'ndaki projelerin toplumsal ve politik sonuçları da göz ardı edilmemelidir. HES projeleriyle birlikte suyun kullanım hakkı devlet ile özel şirketler arasındaki anlaşmalarla şirketlere devredilmekte, böylece su toplumun ortak varlığı olmaktan çıkıp şirket mülkü haline gelmektedir. Tarımsal sulamada kullanılamaz hale gelen su, sadece yerel halkın değil tüm canlıların yaşam kaynağının gasp edilmesi anlamına gelmektedir. Ayrıca bölgedeki barajların yalnızca enerji üretimi değil, kaya gazı çıkarım faaliyetlerine su sağlamak için de kullanılacağı yönünde bilgiler bulunmaktadır. Bu da doğayı zehirleyecek ve toplumsal maliyetleri katbekat artıracaktır.

Bu bağlamda;

1. Metin HES ve havzadaki diğer projelere ilişkin ÇED süreçlerinde halkın katılım toplantılarında yöneltilen sorular, alınan tutanaklar ve proje revizyonlarına yansıyan hususlar nelerdir? Bu kayıtlar kamuya açık mıdır?

ÇED raporlarında alanın su varlıklarının, göletlerin ve ekolojik değerlerin eksik veya hatalı sunulduğuna yönelik iddialar hakkında bakanlığınızca yapılmış idari inceleme var mıdır? Varsa tespit ve yaptırımlar nelerdir?

Kümülatif etki değerlendirmesi hangi metodolojiyle yapılmıştır? Aynı havzada maden, baraj, HES ve GES projelerinin toplam etkisi değerlendirilmiş midir? Değerlendirilmediyse gerekçesi nedir?

Proje şirketlerinin hazırladığı ÇED raporlarında yer alan uzman ve danışmanların mesleki yeterlilikleri nasıl doğrulanmaktadır? Bilgi ve belge sahteciliği tespit edilmesi halinde ÇED kararlarının akıbeti ve yaptırımlar nelerdir?

Projeler için çevre izin ve lisans süreçlerinde biyolojik çeşitlilik, su kalitesi ve sediman dinamiği izleme yükümlülükleri öngörülmüş müdür? İzleme sonuçları düzenli olarak bakanlığa raporlanmakta mıdır ve kamuoyuyla paylaşılmakta mıdır?

İklim değişikliğiyle uyum ve etkilerin azaltımı kapsamında, havzadaki HES ve GES projelerinin sera gazı muhasebesi, arazi kullanım değişikliği etkisi ve karbon yutağı kaybına ilişkin değerlendirmeler ÇED ve izin süreçlerine nasıl entegre edilmektedir? Doğal sit, korunan alan, endemik tür habitatları ve ekosistem hizmetleri üzerindeki etkiler bakımından alınan telafi ve rehabilitasyon önlemleri nelerdir? Bu önlemlerin uygulanması sahada nasıl denetlenmektedir?

Halk sağlığı açısından, inşaat ve işletme döneminde su kalitesinde bozulma, toz ve gürültü, patlatma ve malzeme ocağı faaliyetleri için öngörülen sınır değerlerin ihlali halinde uygulanacak hızlı durdurma ve yaptırım mekanizmaları nelerdir?

## Bakanlığın cevabı

İLİŞKİN SORULAR VE CEVAPLARI

SORULAR

1. Metin HES ve havzadaki diğer projelere ilişkin ÇED süreçlerinde halkın katılım toplantılarında yöneltilen sorular, alınan tutanaklar ve proje revizyonlarına yansıyan hususlar nelerdir? Bu kayıtlar kamuya açık mıdır?

2. ÇED raporlarında alanın su varlıklarının, göletlerin ve ekolojik değerlerin eksik veya hatalı sunulduğuna yönelik iddialar hakkında bakanlığınızca yapılmış idari inceleme var mıdır? Varsa tespit ve yaptırımlar nelerdir?

3. Kümülatif etki değerlendirmesi hangi metodolojiyle yapılmıştır? Aynı havzada maden, baraj, HES ve GES projelerinin toplam etkisi değerlendirilmiş midir? Değerlendirilmediyse gerekçesi nedir?

4. Proje şirketlerinin hazırladığı ÇED raporlarında yer alan uzman ve danışmanların mesleki yeterlilikleri nasıl doğrulanmaktadır? Bilgi ve belge sahteciliği tespit edilmesi halinde ÇED kararlarının akıbeti ve yaptırımlar nelerdir?

5. Projeler için çevre izin ve lisans süreçlerinde biyolojik çeşitlilik, su kalitesi ve sediman dinamiği izleme yükümlülükleri öngörülmüş müdür? İzleme sonuçları düzenli olarak bakanlığa raporlanmakta mıdır ve kamuoyuyla paylaşılmakta mıdır?

6. İklim değişikliğiyle uyum ve etkilerin azaltımı kapsamında, havzadaki HES ve GES projelerinin sera gazı muhasebesi, arazi kullanım değişikliği etkisi ve karbon yutağı kaybına ilişkin değerlendirmeler ÇED ve izin süreçlerine nasıl entegre edilmektedir?

7. Doğal sit, korunan alan, endemik tür habitatları ve ekosistem hizmetleri üzerindeki etkiler bakımından alınan telafi ve rehabilitasyon önlemleri nelerdir? Bu önlemlerin uygulanması sahada nasıl denetlenmektedir?

8. Halk sağlığı açısından, inşaat ve işletme döneminde su kalitesinde bozulma, toz ve gürültü, patlatma ve malzeme ocağı faaliyetleri için öngörülen sınır değerlerin ihlali halinde uygulanacak hızlı durdurma ve yaptırım mekanizmaları nelerdir?

CEVAPLAR

1. Bakanlığımızca verilen 13.02.2014 tarihli ve 3358 sayılı "ÇED Olumlu Kararına esas Bakanlığımızda yürütülen ÇED sürecinde; Halkı yatırım hakkında bilgilendirmek, projeye ilişkin görüş ve önerilerini almak üzere ilk olarak 28.11.2011 tarihinde, saat 13.00'te Başbuğ Köyü (Diyarbakır-Kulp), Köy Odasında Halkın Katılımı Toplantısı yapılmıştır. Halkı yatırım hakkında bilgilendirmek, projeye ilişkin görüş ve önerilerini almak üzere ikinci olarak 29.11.2011 tarihinde, Sason Belediyesi (Batman) toplantı salonunda Halkın Katılımı Toplantısı yapılmıştır. Toplantılarda projeyi anlatan sunum yapılmış ve daha sonra yöre halkının görüş ve önerileri alınmıştır. Toplantılara katılanların sorularını cevaplandırmış ve projenin işleyiş prosedürü hakkında bilgiler vermişlerdir. 13.02.2014 tarihli ve 3358 sayılı "ÇED Olumlu Kararına esas Bakanlığımızda yürütülen ÇED sürecinde Halkın Katılım Toplantısı yapılarak Halkın görüş ve önerileri alınmış ve değerlendirilmiştir. Bahse konu proje için 2009/7 Genelgesi kapsamında Bakanlığımızca verilen ÇED Olumlu kararı, 26.07.2017 tarihli ÇED Olumlu Kararı'nın devamı niteliğinde olduğundan Halkın Katılımı Toplantısı öncesinde yapılmış olmasından dolayı 2009/7 Genelge ile süreci devam eden projede yeniden bir toplantı düzenlenmesine Genelge gereğince gerek bulunmamaktadır.

2. HES projelerinin fizibilite çalışmaları projenin asıl sahibi olan DSİ Genel Müdürlüğü tarafından yapılmaktadır. Fizibilite Raporu'nda yıllara göre değişik işletme koşulları ve değişik inşaat çalışmalarına göre alternatifli çalışmalar yapılarak en uygulanabilir proje şekli belirlenmiştir. Metin HES (Kayser Barajı) projesi baraj şeklinde yapısı ile fizibilitesi DSİ Genel Müdürlüğü tarafından onaylanmış ve DSİ Genel Müdürlüğü ile Su Kullanım Hakkı Anlaşması yapılarak yatırımcı firmaya projeyi yapma izni verilmektedir. Bununla birlikte söz konusu proje ile ilgili olarak Bakanlığımızca yürütülen ÇED sürecinde, birçok kamu kurum ve kuruluş İnceleme Değerlendirme komisyonunda yer almakla birlikte Tarım ve Orman Bakanlığı (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü) da yer almakta olup; soru önergesine konu olan ekolojik değerlendirmeler hususunda bahse konu Nihai ÇED Raporu'nda sucul ve karasal flora ve fauna ile ilgili değerlendirmeler konunun uzmanları tarafında sahada gözlem ve çalışmalar ile yapılmıştır. Bu konu ile ilgili değerlendirmeler her iki ÇED Raporu sürecinde de yetkili kurum olan ve komisyon üyesi olan Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından uygun görüş alınmıştır.

Ayrıca, Diyarbakır, Batman İlleri Kulp, Sason İlçeleri Dicle Havzası, Zori Çayı Üzerinde Maya Enerji Üretim Ltd. Şti. tarafından yapılması planlanan "Metin HES (Kayser Barajı) Malzeme Ocakları, Kırma Eleme Tesisi ve Beton Santrali" projesi ile ilgili en son Bakanlığımıza sunulan 15.09.2025 tarihli proje ilerleme raporunda söz konusu faaliyetin inşaatına başlanılmadığı belirtilmektedir. Projeye ilişkin olarak Batman Valiliği (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü) tarafından 25.08.2022 tarihinde yapılan denetimde tesis alanında herhangi bir faaliyetin ve inşaatın başlamadığı ifade edilmektedir.

3. Projenin Nihai ÇED Raporu K.7.17. Arazinin hazırlanmasından başlayarak ünitelerin açılmasına dek yapılacak işler nedeni ile meydana gelecek vibrasyon, gürültünün kaynakları ve seviyesi, kümülatif değerler, başlığı altında değerlendirmeler yapılmıştır Bununla birlikte inşaat çalışmalarında yapı yerlerinde yapılacak çalışmalar birbirinden farklı zaman dilimlerinde yapılacağı için ayrı ayrı başlıklar altında toz emisyon değerleri hesaplanmıştır. Ancak proje yapı yerleri alanları birbirlerine yakın oldukları için toz emisyon dağılım modellemesi kümülatif olarak yapılmış ve en yakın yerleşim yerlerine göre kümülatif etki değerlendirilmiştir. Ayrıca Nihai ÇED Raporu W.1.14. Arazinin hazırlanmasından başlayarak ünitelerin açılmasına kadar yapılacak işlemlerde kullanılacak yakıtların türleri, özellikleri, oluşacak emisyonlar, başlığı altında da kümülatif değerlendirmeler mevcuttur.

4. ÇED Başvurusu aşamasında; ÇED Başvuru Dosyası/Proje Tanırım Dosyası hazırlayan meslek gruplarına ilave olarak eklenen meslek gruplarına ait özgeçmiş ve diploma örnekleri vb. kişisel bilgileri içerecek belgelerin "Çevrimiçi ÇED Süreci Yönetimi (e-ÇED)" sistemine yüklenmesi sağlanarak Raporu inceleyecek kamu kurum ve kuruluşların söz konusu bilgilere ulaşması sağlanmaktadır.

5. ÇED Yönetmeliğin 18. maddesi (4). bendi gereği, Yatırımın başlangıç ve inşaat dönemine ilişkin Komisyonca belirlenmiş olan periyotlarda Proje İlerleme Raporu sunulacağına dair taahhütname alınmış olup, Nihai ÇED Raporunda İnceleme Değerlendirme Komisyon üyelerinin belirttiği izleme ve değerlendirme çalışmalarının yapılarak ilgili kurumlara ibra edileceği taahhüt altına alınmıştır.

6,7) Bakanlığımız (ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü); gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları yürütmekle yükümlüdür.

Bakanlığımızda yürütülen ÇED sürecinde, ÇED Yönetmeliği'nin üçüncü bölümü çevresel etki değerlendirmesi sürecinin başlatılması ve komisyonun kuruluşu başlığı altında yer alan 8. maddesinin (4). fıkrasında; "inceleme sonucunda dosyanın uygun hazırlandığına karar verilmesi halinde Bakanlık tarafından başvuru dosyasındaki bilgiler dikkate alınarak, ilgili kurum ve kuruluş temsilcileri, Bakanlık yetkilileri ile proje sahibi ve/veya temsilcilerinden oluşan bir komisyon kurulur." hükmü gereğince, söz konusu hüküm doğrultusunda, projenin konusu, türü ve proje için belirlenen yerin özellikleri dikkate alınarak, projeye ait dosyanın, proje kapsamında hazırlanacak olan her türlü bilgi ve dokümanın incelenmesi ve değerlendirilmesi amacıyla; ÇED Başvuru Dosyasındaki bilgiler de göz önünde bulundurularak; ilgili kurum ve kuruluş temsilcileri, Bakanlık yetkilileri ile proje sahibi ve/veya temsilcilerinden oluşan bir komisyon kurulmuştur. Bakanlığımıza ÇED başvuru yapan her projede olduğu gibi "Metin HES (Kayser Barajı) Malzeme Ocakları, Kırma-Eleme Tesisi ve Beton Santrali" projesi ile ilgili olarak yürütülen ÇED süreci içerisinde, ÇED Yönetmeliği kapsamında, projenin konusu, türü ve proje için belirlenen yerin özellikleri dikkate alınarak, projenin çevre ve insan sağlığına, yerleşim yerlerine, tarım alanlarına, tarımsal ve hayvancılık faaliyetlerine, bütün canlı ekosistemi üzerindeki etkileri gerek Bakanlığımızca gerekse İnceleme Değerlendirme Komisyon üyesi olan kurum/kuruluşlar tarafından detaylı bir şekilde incelenmiştir.

8) 2872 sayılı Çevre Kanunu ve bu Kanuna bağlı Yönetmelikler kapsamında yapılan denetimlerde, mevzuata aykırılık tespit edilmesi durumunda idari yaptırım kararı ile faaliyet durdurma iş/işlemleri yapılmaktadır.

---

**Kaynak gösterme:** Serhat Eren (DEM Parti, Diyarbakır). “Dicle Nehri Havzası'ndaki enerji projelerinin çevresel etkilerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/33767, 9 Eylül 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-33767-dicle-nehri-havzasi-ndaki-enerji-projelerinin-cevresel-etkilerine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/95d27ff2-2d7c-4abc-9985-019933c42e86

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
