# 2025 yılının Eylül ayında Hakkari'nin Yüksekova ve Şemdinli ilçelerinde çıkan orman yangınlarına ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/34083
- **Veren:** Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari)
- **Muhatap:** İçişleri Bakanlığı (Ali Yerlikaya)
- **Veriliş tarihi:** 11 Eylül 2025
- **Durum:** Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/996a69f3-c36f-4c3c-b02e-01994d9ffdf8
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-34083-2025-yilinin-eylul-ayinda-hakkari-nin-yuksekova-ve-semdinli-ilcelerinde-cikan-orman-yangin

> Öznur Bartin (DEM Parti), 11 Eylül 2025 tarihinde 7/34083 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: İçişleri Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Öznur Bartin

Hakkâri ilimizin Yüksekova ilçesine bağlı Esendere beldesi Güvenli köyüne bağlı Nerman mezrasında 5 Eylül 2025'te başlayan yangın, coğrafi ve iklimsel koşulların da etkisiyle kısa sürede büyümüş, komşu köylere sıçramıştır. Yangına ilk müdahaleyi yapmak isteyen yurttaşların askeri birlikler tarafından engellendiği yönündeki iddialar, "yasaklı bölge" statüsünün afet ve acil durumlarda dahi yaşam hakkının önüne geçtiğini göstermektedir. Yurttaşların kendi yaşam alanlarını savunmasına izin verilmemesi, doğanın ve köylerin göz göre göre yok oluşa terk edilmesi anlamına gelmektedir.

7 Eylül 2025"te Şemdinli ilçesi Öveç köyü Karaağaç (Derya) mezrasında başlayan yangın, kısa sürede yerleşim alanlarına ulaşmış, köylerin tahliyesi gerçekleşmiş ve yangın geniş bir alana yayılmıştır. Yangına karşı devletin etkin ve zamanında bir müdahale geliştirememesi, özellikle gece görüşlü uçakların hâlâ envantere alınmamış olması, yangınların gece boyunca kontrolsüz biçimde büyümesine yol açmıştır. Bu durum sadece teknik yetersizlik değil, kamu kaynaklarının ekolojik güvenlikten uzak alanlara yönlendirilmesinin yarattığı politik bir tercihtir.

Her iki vaka, iktidarın anayasal yükümlülüklerini yerine getirmediğini göstermektedir. Anayasa'nın 56'ncı maddesi, devletin çevreyi koruma ve geliştirme görevini tanımlar. 6831 sayılı Orman Kanunu, yangınlara karşı korunmayı devletin asli sorumluluğu olarak belirler. Buna karşın; yangınların büyümesine göz yumulması, yurttaşların çabasının engellenmesi, etkin söndürme kapasitesinin sağlanmaması ve şeffaf veri paylaşımından kaçınılması, bu yükümlülüklerin bilinçli olarak ihlal edildiğine işaret etmektedir.

Özellikle Kürtlerin yoğun yaşadığı Hakkâri, Şırnak ve bölge kentlerinde son yıllarda meydana gelen yangınlar, sadece köylerin ve doğanın değil, aynı zamanda ekolojik dengenin ve kültürel yaşam alanlarının da tahribatına yol açmaktadır. Ekolojik yıkım, meraların, otlakların ve ormanların yok edilmesiyle hayvancılığı ve tarımsal üretimi çökertmekte; yaban hayatını geri dönülmez bir şekilde yok etmektedir. Bu yangınlar yalnızca ekolojik dell, aynı zamanda toplumsal bir yıkım yaratmaktadır.

Sayı LİG ereaasrsan 3 4 0 8 3

Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2025 yılı I Ocak—17 Ağustos tarihleri arasında 5.231 yangın çıkmış, yaklaşık 64.500 hektar alan yok olmuştur. Bu veriler, Hakkâri ve Şırnak'taki yangınların münferit değil, ülke genelinde yapısal bir kriz bağlamında ele alınması gerektiğini göstermektedir. Yine özellikle Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı bölge kentlerinde müdahale eksiklikleri, askeri yasak statülerinin sivil müdahaleyi engellemesi ve şeffaflığın sağlanmaması, ekolojik adaletin sistematik biçimde ihlal edildiğini ortaya koymaktadır.

Dolayısıyla, ilgili Bakanlıkların kamuoyunu şeffaf biçimde bilgilendirmesi, ihmallerin ve sorumluların açığa çıkarılması için gerekli adli ve idari soruşturmaları derhâl başlatması ve ekolojik güvenliği esas alan yapısal önlemleri hayata geçirmesi zorunludur. Esendere beldesinde yurttaşların müdahalesinin engellendiği, Şemdinli'de ise müdahalenin geciktiği bu yangınlar; yalnızca köylerimizi ve ormanlarımızı değil, aynı zamanda canlı yaşamını ve ekolojik dengeyi yok oluşa sürüklemektedir. Özellikle Kürtlerin yoğun yaşadığı bölge kentlerinde ortaya çıkan bu tablo, toplumsal adaletsizliğin ve iktidarın çevresel sorumluluklarını yerine getirmemesinin en görünür örneklerinden biri olarak dikkat çekmektedir.

Bu bağlamda;

1. Esendere beldesi Nerman mezrasının bulunduğu alanın "yasaklı bölge" statüsü sürmekte midir? Bu statü hangi tarihler arasında yürürlüktedir ve hangi gerekçelerle uygulanmaktadır?

2. Yangın sırasında yurttaşların müdahalesinin kolluk veya askeri birimler tarafından engellendiği iddiaları doğru mudur? Bu iddialara ilişkin herhangi bir idari veya adli soruşturma başlatılmış mıdır?

3. Şemdinli Öveç (Derya) yangını sırasında tahliye edilen hane sayısı kaçtır? Tahliye kararları hangi makamlarca alınmış ve hangi kriterlere göre uygulanmıştır?

4. Afet ve yangın gibi durumlarda yurttaşların kendi yaşam alanlarını savunmalarına yönelik idari ve hukuki mekanizmalar nelerdir? Bu mekanizmaların Hakkâri'de işletilmemesinin gerekçesi nedir?

5. Bakanlığınız, özellikle Hakkâri ve Şırnak illerinde meydana gelen yangınların sıklığı ve boyutları göz önüne alındığında, ekolojik güvenliği sağlamak için özel bir risk planlaması yapmakta mıdır?

---

**Kaynak gösterme:** Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “2025 yılının Eylül ayında Hakkari'nin Yüksekova ve Şemdinli ilçelerinde çıkan orman yangınlarına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/34083, 11 Eylül 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-34083-2025-yilinin-eylul-ayinda-hakkari-nin-yuksekova-ve-semdinli-ilcelerinde-cikan-orman-yangin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/996a69f3-c36f-4c3c-b02e-01994d9ffdf8

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
