# Türkiye'de kuruyan göl sayısına ve göllerin kurumasının önüne geçmek için alınan tedbirlere ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/34234
- **Veren:** Mehmet Emin Ekmen (Yeni Yol, Mersin)
- **Muhatap:** Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (Murat Kurum)
- **Veriliş tarihi:** 26 Eylül 2025
- **Durum:** TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 88 gün sonra, 23 Aralık 2025)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/2253459a-04ad-4640-8c13-0199955acfb1
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-34234-turkiye-de-kuruyan-gol-sayisina-ve-gollerin-kurumasinin-onune-gecmek-icin-alinan-tedbirler

> Mehmet Emin Ekmen (Yeni Yol), 26 Eylül 2025 tarihinde 7/34234 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 88 gün sonra, 23 Aralık 2025).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Murat KURUM tarafından Anayasanın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ıncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Türkiye"nin iklim, coğrafi ve hidrolojik yapısı bakımından zengin bir göl varlığına sahip olduğu bilinmektedir. Ancak son yıllarda hem bilimsel çevreler hem de medya organları aracılığıyla kamuoyuna yansıyan bilgiler, bu doğal zenginliğin ciddi bir tehdit altında olduğunu ortaya koymaktadır. Son olarak Prof. Dr. Celalettin Şimşek tarafından dile getirilen "Türkiye'de yer alan 240 gölden 186'sının tamamen kuruduğu" yönündeki açıklama, doğal göl ekosistemlerinin karşı karşıya olduğu yıkımı gözler önüne sermiştir. Bu tespit, pek çok basın kuruluşunda haberleştirilmiş ve kamuoyunun dikkatini çekmiştir. İddiada öne çıkan sayılar, ülke genelinde göllerin yaklaşık 9677'sinin su varlığını yitirdiği anlamına gelmekte olup, bu oran çevresel açıdan son derece kritik bir eşiğe işaret etmektedir.

Söz konusu açıklamaya göre, göl kuraklıklarının temel nedenleri yalnızca küresel iklim değişikliğiyle sınırlı olmayıp; aşırı yer altı suyu çekimi, plansız baraj ve sulama projeleri, vahşi sulama uygulamaları, kentleşme baskısı, tarımsal kirlilik ve drenaj gibi çok sayıda insan kaynaklı faktörle birleşmektedir. Bu durum yalnızca doğal yaşamı değil; aynı zamanda göller etrafında geçimini sağlayan binlerce kırsal haneyi, tarımsal üretim alanlarını, bölgesel ekonomiyi ve içme suyu rezervlerini de tehdit etmektedir. Bu tablo karşısında kamu yönetiminin kuraklıkla mücadele ve su yönetimi konularında nasıl bir strateji izlediği, bu iddiaların somut veri temeline dayanıp dayanmadığı ve hangi bilimsel raporlarla desteklendiği açıklığa kavuşturulmalıdır.

Öte yandan, kamuoyuna açıklanan bu iddianın hangi gölleri kapsadığı, hangi tarihler arasındaki veriye dayandığı, kuruma tanımının ne şekilde yapıldığı ve bu gözlemlerin hangi resmi kurumlar veya bağımsız çevresel gözlem ağları tarafından doğrulandığı gibi sorular henüz yanıt bulmamıştır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Devlet Su İşleri (DSİ), Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) gibi kurumların yayınladığı resmi verilerde bu ölçekte bir kayba ilişkin doğrudan teyit bulunmamaktadır. Bu durum hem çevre politikalarının şeffaflığını hem de kamu denetiminin işlerliğini sorgulanabilir hale getirmektedir.

Bu bağlamda;

1. "Türkiye'de 240 gölden 186'sı kurudu" iddiası doğru mudur? Bu veri hangi resmi veya akademik çalışmaya dayanmaktadır?

2. Bu sayısal verilere konu olan göllerin isimleri, coğrafi konumları, yüzey alanları, koruma statüleri ve yıllara göre su seviyeleri nelerdir?

3. Bu göllerin kurumuş kabul edilmesi için kullanılan kriter nedir? (Tamamen kuruma, 9050 su kaybı, mevsimsel azalma gibi tanımlardan hangisi esas alınmıştır?)

4. Son 50 yıl içinde Türkiye genelinde kuruyan ya da kritik seviyeye gerileyen göllerin yıllara göre dağılımı nasıldır? Hangi bölgeler bu durumdan daha fazla etkilenmiştir?

5. Göllerin kurumasına neden olan temel faktörler hakkında yapılmış Bakanlık destekli bilimsel araştırmalar mevcut mudur? İklim değişikliği dışındaki nedenler (yeraltı suyu çekimi, barajlar, tarımsal baskı vs.) ne oranda etkili olmuştur?

6. Kuruma riski altındaki göllerde bugüne kadar hangi önleyici tedbirler alınmıştır? (Su besleme projeleri, tarımsal faaliyetlerin kısıtlanması, su tahsis planlarının revizyonu, koruma alanı ilanı, vs.)

7. Bakanlığınız tarafından göl ekosistemlerini izlemek amacıyla kullanılan ölçüm, izleme ve erken uyarı sistemleri nelerdir? Bu veriler kamuya açık olarak paylaşılmakta mıdır?

8. 2040 ve 2070 yılları için öngörülen sıcaklık artışları dikkate alındığında, su kaynakları üzerindeki baskının azaltılmasına yönelik ulusal düzeyde bir strateji planı oluşturulmuş mudur? Eğer böyle bir plan mevcutsa, bu plan hangi temel adımları içermektedir?

Planın hazırlanma sürecinde hangi kişi, kurum ya da kuruluşlardan destek alınmıştır?

9. Kuruyan göllerdeki ekosistem kaybının sosyal ve ekonomik sonuçlarına (tarım, | balıkçılık, turizm, içme suyu) dair herhangi bir etki analizi yapılmış mıdır?

## Bakanlığın cevabı

İLİŞKİN SORULAR VE CEVAPLARI

SORULAR

Türkiye'nin iklim, coğrafi ve hidrolojik yapısı bakımından zengin bir göl varlığına sahip olduğu bilinmektedir. Ancak son yıllarda hem bilimsel çevreler hem de medya organları aracılığıyla kamuoyuna yansıyan bilgiler, bu doğal zenginliğin ciddi bir tehdit altında olduğunu ortaya koymaktadır. Son olarak Prof. Dr. Celalettin Şimşek tarafından dile getirilen "Türkiye'de yer alan 240 gölden 186'sının tamamen kuruduğu" yönündeki açıklama, doğal göl ekosistemlerinin karşı karşıya olduğu yıkımı gözler önüne sermiştir. Bu tespit, pek çok basın kuruluşunda haberleştirilmiş ve kamuoyunun dikkatini çekmiştir. İddiada öne çıkan sayılar, ülke genelinde göllerin yaklaşık 9077'sinin su varlığını yitirdiği anlamına gelmekte olup, bu oran çevresel açıdan son derece kritik bir eşiğe işaret etmektedir.

Söz konusu açıklamaya göre, göl kuraklıklarının temel nedenleri yalnızca küresel iklim değişikliğiyle sınırlı aşırı yer altı suyu çekimi, plansız baraj ve sulama projeleri, vahşi sulama uygulamaları, kentleşme baskısı, tarımsal kirlilik ve drenaj gibi çok sayıda insan kaynaklı faktörle birleşmektedir. Bu durum yalnızca doğal yaşamı değil; aynı zamanda göller etrafında geçimini sağlayan binlerce kırsal haneyi, tarımsal üretim alanlarını, bölgesel ekonomiyi ve içme suyu rezervlerini de tehdit etmektedir. Bu tablo karşısında kamu yönetiminin kuraklıkla mücadele ve su yönetimi konularında nasıl bir strateji izlediği, bu iddiaların somut veri temeline dayanıp dayanmadığı ve hangi bilimsel raporlarla desteklendiği açıklığa kavuşturulmalıdır.

Öte yandan, kamuoyuna açıklanan bu iddianın hangi gölleri kapsadığı, hangi tarihler arasındaki veriye dayandığı, kuruma tanımının ne şekilde yapıldığı ve bu gözlemlerin hangi resmi kurumlar veya bağımsız çevresel gözlem ağları tarafından doğrulandığı gibi sorular henüz yanıt bulmamıştır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Devlet Su İşleri (DSİ), Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGMJ) gibi kurumların yayınladığı resmi verilerde bu ölçekte bir kayba ilişkin doğrudan teyit bulunmamaktadır. Bu durum hem çevre politikalarının şeffaflığını hem de kamu denetiminin işlerliğini sorgulanabilir hale getirmektedir.

Bu bağlamda; w 1)"Türkiye'de 240 gölden 186'sı kurudu" iddiası doğru mudur? Bu veri hangi resmi veya akademik çalışmaya dayanmaktadır?

2)Bu sayısal verilere konu olan göllerin isimleri, coğrafi konumları, yüzey alanları, koruma statüleri ve yıllara göre su seviyeleri nelerdir?

3)Bu göllerin kurumuş kabul edilmesi için kullanılan kriter nedir? (Tamamen kuruma, "650 su kaybı, mevsimsel azalma gibi tanımlardan hangisi esas alınmıştır?)

4)Son 50 yıl içinde Türkiye genelinde kuruyan ya da kritik seviyeye gerileyen göllerin yıllara göre dağılımı nasıldır? Hangi bölgeler bu durumdan daha fazla etkilenmiştir?

5)Göllerin kurumasına neden olan temel faktörler hakkında yapılmış Bakanlık destekli bilimsel araştırmalar mevcut mudur? İklim değişikliği dışındaki nedenler (yeraltı suyu çekimi, barajlar, tarımsal baskı vs.) ne oranda etkili olmuştur?

6)Kuruma riski altındaki göllerde bugüne kadar hangi önleyici tedbirler alınmıştır? (Su besleme projeleri, tarımsal faaliyetlerin kısıtlanması, su tahsis planlarının revizyonu, koruma alanı ilanı, vs.) 7)Bakanlığınız tarafından göl ekosistemlerini izlemek amacıyla kullanılan ölçüm, izleme ve erken uyan sistemleri nelerdir? Bu veriler kamuya açık olarak paylaşılmakta mıdır?

8)2040 ve 2070 yılları için öngörülen sıcaklık artışları dikkate alındığında, su kaynakları üzerindeki baskının azaltılmasına yönelik ulusal düzeyde bir strateji planı oluşturulmuş mudur? Eğer böyle bir plan mevcutsa, bu plan hangi temel adımları içermektedir? Planın hazırlanma sürecinde hangi kişi, kurum ya da kuruluşlardan destek alınmıştır?

9)Kuruyan göllerdeki ekosistem kaybının sosyal ve ekonomik sonuçlarına (tarım, balıkçılık, turizm, içme suyu) dair herhangi bir etki analizi yapılmış mıdır?

CEVAPLAR

Önergedeki sorulara ilişkin bilgilerin Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan edinilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.

---

**Kaynak gösterme:** Mehmet Emin Ekmen (Yeni Yol, Mersin). “Türkiye'de kuruyan göl sayısına ve göllerin kurumasının önüne geçmek için alınan tedbirlere ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/34234, 26 Eylül 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-34234-turkiye-de-kuruyan-gol-sayisina-ve-gollerin-kurumasinin-onune-gecmek-icin-alinan-tedbirler (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/2253459a-04ad-4640-8c13-0199955acfb1

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
