# Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi bir kadının hayatını kaybetmesi üzerine yürütülen soruşturmaya ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/35710
- **Veren:** Sinan Çiftyürek (DEM Parti, Van)
- **Muhatap:** Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (Mahinur Özdemir Göktaş)
- **Veriliş tarihi:** 15 Ekim 2025
- **Durum:** TBMM’nin kaydına göre süresinde cevaplandı (verilişinden 27 gün sonra, 11 Kasım 2025)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/a12c1853-bbae-4028-bed0-0199ec35700d
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-35710-van-yuzuncu-yil-universitesi-ogrencisi-bir-kadinin-hayatini-kaybetmesi-uzerine-yurutulen-s

> Sinan Çiftyürek (DEM Parti), 15 Ekim 2025 tarihinde 7/35710 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresinde cevaplandı (verilişinden 27 gün sonra, 11 Kasım 2025).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın Aile Ve Sosyal Hizmetler Bakanı Sayın Mahinur ÖZDEMİR GÖKTAŞ tarafından Anayasa'nın 98 inci, TBMM İçtüzüğün 96'ıncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü |. sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş (21), 27 Eylül 2024"te kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kaybolmuş, 18 gün sonra, 15 Ekim 2024'te Van Gölü Mollakasım sahilinde cansız bedeni bulunmuştur. Bu olay, yalnızca bir ailenin trajedisi değil; Türkiye'de kadın cinayetlerinin ve şüpheli kadın ölümlerinin giderek artmasının, adalet sistemindeki cezasızlık kültürünün kurumsallaştığının somut göstergesidir.

Adli Tıp Kurumu (ATK) Biyoloji İhtisas Dairesi'nin | Kasım 2024 tarihli raporunda, Rojin'in bedeninde iki farklı erkeğe ait DNA izleri (sternal/göğüs ve intra-vajinal bölgeler) tespit edilmiştir. Ancak bu kritik bulgu, 10 Ekim 2025 tarihli ek rapora kadar —yaklaşık bir yıl boyunca— aileye, avukatlara ve kamuoyuna bildirilmemiştir. Bu durum, cinsel saldırı bulgularının kasıtlı olarak gizlendiği, soruşturmanın sürüncemede bırakıldığı ve faillerin korunmaya çalışıldığı yönünde ciddi şüpheler doğurmuştur.

Rojin'in babası Nizamettin Kabaiş, kızının bedeninde boğazda morluklar, sırtta ekimozlar ve parmak kırıkları bulunduğunu beyan etmiştir. Buna rağmen savcılığın somut bir adım atmaması, yurt yönetiminin kaybolma bildirimini geç yapması, 300 kamera kaydının incelenmemesi, telefon şifresinin hâlâ çözülememesi ve Van 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 200"den fazla sosyal medya paylaşımına erişim engeli getirmesi, dosyada karartma şüphesini güçlendirmiştir.

ATK raporlarındaki çelişkiler —DNA bölgelerinin ilk raporda belirtilmemesi, "bulaş riski" gerekçesinin bilimsel dayanağının olmaması ve kolluk personelinden alınan DNA örneklerinin sekiz ay boyunca karşılaştırılmaması— adli süreçteki ciddi ihmallere işaret etmektedir. Ayrıca Rojin'in atletinde bir kadına ait kan lekesinin tespit edilmesine rağmen bu delilin soruşturmada değerlendirilmemesi, delil yönetimindeki eksiklikleri gözler önüne sermektedir.

Bu dosya, Gülistan Doku, Nadira Kadirova, Pınar Gültekin, Şule Çet, İpek Er, Ayşenur Halil, İkbal Uzuner ve Rabia Naz Vatan gibi diğer vakalarda da görülen delil karartma, ihmaller ve cezasızlık zincirinin bir halkasıdır.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre, yalnızca 2024 yılında 394 kadın cinayeti ve 259 şüpheli kadın ölümü kaydedilmiştir. Bu tablo, devletin kadınları koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğini göstermektedir. İstanbul Sözleşmesi?nden çekilme kararı, cezasızlık politikalarını güçlendirmiştir.

Rojin Kabaiş dosyası, erkek egemen yargı ve güvenlik mekanizmalarının kadınlara yönelik şiddeti Oönlemek yerine failleri Okoruyan yapısal bir sorunun yansımasıdır. DEM Parti olarak; Rojin Kabaiş'in ölümünün tüm yönleriyle aydınlatılmasını, adli sürecin bağımsız biçimde incelenmesini ve İstanbul Sözleşmesi'nin yeniden yürürlüğe girmesini talep ediyoruz.

Bu bağlamda;

1. Bakanlığınız Rojin Kabaiş'in devam eden adli soruşturmasına dahil olmuş mudur?

2. Kadın cinayetlerinde cezasızlık kültürünü güçlendiren mevcut politikalara ilişkin Bakanlığınız ne zaman kapsamlı bir çalışma başlatacaktır? İstanbul Sözleşmesi'nin yeniden yürürlüğe girmesi yönünde neden herhangi bir adım atılmamaktadır?

3. Rojin Kabaiş dosyasında cinsel saldırı bulgularının görmezden gelinmesi, yargı mekanizmalarındaki cinsiyetçi zihniyetin bir yansıması mıdır?

4. Kadın cinayetlerinde etkin yürütülmeyen soruşturmalar, delil yönetimindeki eksiklikler ve cezasızlık politikalarına karşı Bakanlığınızın aldığı veya almayı planladığı somut tedbirler nelerdir?

5. Son beş yılda Türkiye'de kaç şüpheli kadın ölümü "intihar" olarak kayıtlara geçmiştir? Bu dosyalarda cinsel saldırı delilleri hangi ölçüde araştırılmıştır? İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararının bu ihmaller üzerindeki etkisine ilişkin Bakanlığınızın değerlendirmesi nedir? Bu kararın geri alınmasına yönelik bir plan var mıdır?

6. Rojin Kabaiş dosyasının yeniden açılması yönünde Bakanlığınızın bir girişimi olacak mıdır? Kadın cinayetlerini önlemek ve cezasızlık politikalarına son vermek amacıyla, şüpheli kadın ölümlerinde bağımsız inceleme komisyonları ve hızlı soruşturma protokollerini içeren ulusal bir acil eylem planı hazırlanmaktadır mı?

## Bakanlığın cevabı

İlgi (o :04.11.2025 tarihli ve 1727315 sayılı yazınız.

İlgi yazı ekinde alınan ve Bakanlığımıza yöneltilen 7/35707, 7/35708, 7/35709, 7/35710 ve 7135711 Esas Numaralı yazılı soru önergelerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99 uncu maddesi uyarınca hazırlanan cevabi yazımız ekte sunulmuştur.

Mahinur ÖZDEMİR GÖKTAŞ Bakan

7135707, 7135708, 7/35709, 7/35710 ve 7/35711 Esas Numaralı Yazılı Soru Önergelerine

İlişkin Cevap Metni

Kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla "şiddete karşı sıfır tolerans ilkesi" çerçevesinde yürüttüğümüz çalışmalar ilgili kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, özel sektör ve medyanın iş birliğinde çok taraflı ve çok yönlü biçimde devam etmektedir. Bu kapsamda;

2012 yılında 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ile devam eden yıllarda ilgili ikincil mevzuatın yürürlüğe girmesi ve Türk Ceza Kanunu'nda kadına yönelik şiddet eylemlerinin daha etkin cezalandırılmasına yönelik yapılan değişikliklerle yasal altyapı güçlendirilmiştir.

Kadına yönelik şiddetle mücadele çalışmalarına yol haritası niteliğindeki politika belgeleri, ilgili tüm tarafların katkı ve katılımlarıyla düzenli olarak hazırlanıp uygulanmaktadır. Bu kapsamda 2007 yılından bu yana 4 ulusal eylem planı hazırlanmış olup hâlihazırda 2021-2025 yıllarını kapsayan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele IV. Ulusal Eylem Planı yürürlüktedir. Söz konusu Eylem Planı çerçevesinde 5 ana hedef (Adalete Erişim ve Mevzuat, Politika ve Koordinasyon, Koruyucu ve Önleyici Hizmetler, Toplumsal Farkındalık ve Veri ve İstatistik), 28 strateji ve 227 faaliyet yer almaktadır. IV. Ulusal Eylem Planı'nın uygulama süresinin sona erecek olması nedeniyle, 2026-2030 dönemini kapsayacak V. Ulusal Eylem Planı hazırlık çalışmalarına Bakanlığımız koordinasyonunda başlanmıştır. Yeni eylem planı, geçmiş dönem uygulama deneyimlerinden elde edilen kazanımlar doğrultusunda; bilimsel temele dayalı, yenilikçi, katılımcı ve sürdürülebilir bir yaklaşımla hazırlanmaktadır.

Ulusal Eylem Planının 81 il düzeyinde daha etkin biçimde uygulanmasını amacıyla İl Eylem Planları yürürlüğe konmuştur. Van ilinde de kadına yönelik şiddetle mücadelede ilin özgün riskleri ve güçlü yönleri gözetilerek hazırlanan İl Eylem Planı yürürlükte olup faaliyetler kararlılıkla sürdürülmektedir.

Kadına yönelik şiddetle mücadelede koordinasyon mekanizmaları hem ulusal hem de yerel düzeyde tesis edilmiş durumdadır. Bakanlığımız koordinasyonunda periyodik olarak her yıl bir defa toplanan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulu bu alandaki mevcut uygulamaların değerlendirilmesi, sorunların tespiti, çözüm önerilerinin geliştirilmesi ve uygulanmasına yönelik kurumlar arası iş birliği ve eş güdümün artırılması görevlerini yürütmektedir. Kurul bugüne kadar 18 toplantı gerçekleştirmiştir. Yerel düzeyse ise 81 il düzeyinde Vali veya Vali Yardımcısı başkanlığında toplanan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele İl Koordinasyon, İzleme ve Değerlendirme Komisyonları ile il düzeyinde yapılan çalışmalar ve il eylem planlarının izleme ve değerlendirmesi yılda en az 6 ayda bir gerçekleştirilmektedir.

Kadına yönelik şiddetle mücadelede ihtisas kurumsal mekanizmalardan biri olan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM); şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin bir biçimde uygulanmasına yönelik destek ve izleme hizmetlerinin verildiği, çalışmalarını yedi gün yirmi dört saat esası ile yürüten merkezlerdir. Hâlihazırda 81 ilimizde 85 ŞÖNİM hizmet vermektedir. Her ilimizde en az I ŞÖNİM bulunmakta olup İstanbul, İzmir, Mersin ve Antalya illerimizde 2 ŞÖNİM hizmet vermektedir.

ŞÖNİM"lerde sunulan hizmetlerin başında, kadına yönelik şiddet mağdurlarının travma sonrası iyileşme ve sosyal uyum süreçlerinin desteklenerek psikososyal iyilik halinin artırılması amacıyla sunulan rehberlik ve danışmanlık hizmetleri gelmektedir. ŞÖNİM"lerde şiddet mağduruna yönelik psikososyal destek başta olmak üzere hukuki, ekonomik, eğitim, mesleki ve sağlık destekleri sunularak vaka yönetimi sağlanmaktadır. Ayrıca, mağdurların barınma, hukuki, ekonomik, sağlık ve eğitim desteklerinden yararlanmalarına yönelik çalışmalar yürütülmektedir.

Şiddet uygulayanların ise teşvik edici, aydınlatıcı ve yol gösterici mahiyette olmak üzere; şiddet davranışını değiştirmeye, öfke kontrolü ve stresle başa çıkma becerilerini geliştirmeye, şiddeti önlemeye yönelik farkındalık kazandırılarak tutum ve davranış değişikliğini desteklemeye yönelik eğitim ve rehabilitasyon programlarına katılımına yönelik faaliyetlerde bulunulmaktadır. Bunun yanı sıra, bağımlılığı veya ruhsal bozukluğu bulunan kişilerin bir sağlık kuruluşunda muayene veya tedavi olmaları, ayrıca meslek edindirme kurslarına yönlendirilmeleri amacıyla çalışmalar yürütülmektedir. Psikososyal destek ve müdahale hizmetlerini bilimsel kanıta dayalı, sistematik, bütüncül ve kişinin özel ihtiyaçlarına duyarlı bir biçimde model halinde yapılandıran Ar-Ge çalışmalarımız ve personelin mesleki kapasitesinin artırılmasına yönelik temel ve ileri düzey eğitimlerimiz devam etmektedir.

Şiddete uğrayan kadınların şiddetten korunması, psikososyal ve ekonomik sorunlarının çözülmesi, güçlendirilmesi ve bu dönemde kadınların varsa çocukları ile birlikte ihtiyaçlarının da karşılanması suretiyle geçici süreyle kalabilecekleri kadın konukevleri 81 ilimizde hizmetlerini sürdürmekte olup Bakanlığımıza bağlı 112 kadın konukevi bulunmaktadır.

Hizmetlerin daha ulaşılabilir kılınması amacıyla Sosyal Hizmet Merkezleri (SHM) bünyesinde Şiddetle Mücadele İrtibat Noktaları oluşturulmuştur. Hâlihazırda 432 SHM Şiddetle Mücadele İrtibat Noktası ilçe bazında hizmet sunmaktadır.

Bakanlığımız kadın hizmet birimlerince nitelikli hizmet sunumu gerçekleştirmek üzere Hizmet Standartları Rehberi, beraberinde iç ve dış değerlendirmeyi kapsayan Öz Değerlendirme Rehberi hazırlanmıştır. İlgili rehberlerde; gizlilik, güvenlik ve güçlenme ilkeleri temelinde fiziksel, yönetsel ve mesleki standartlar ve standartların yerine getirilmesi için gerekli olan koşulları belirleyen değerlendirme ölçütleri belirlenmiş olup öz değerlendirme çalışmaları sürdürülmektedir.

6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararlarının teknik araç ve yöntemler kullanılarak coğrafi bilgi sistemleri üzerinden izlenmesi amacıyla Bakanlığımız, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı iş birliğinde Teknik Yöntemlerle Takip (Elektronik Kelepçe) Uygulaması yürütülmektedir. 2015 yılında pilot olarak başlatılan uygulama 2021 yılı itibariyle 81 ilimize yaygınlaştırılmıştır.

Bakanlığımız bünyesinde hizmet sunan ALO 183 Şiddetle Mücadele Hattı şiddete uğrayan ya da uğrama riski bulunan, destek ve yardıma ihtiyacı olan kadın ve çocuklar için psikolojik, hukuki ve ekonomik danışma hattı 7 gün 24 saat esasında ücretsiz olarak çalışmakta; bu kişilere hakları konusunda ve başvuracakları yerler hakkında bilgi vermektedir. Ayrıca ihmal, istismar ve şiddet vakaları konusunda alınan ihbarlarda vakanın bulunduğu ilin acil müdahale ekip sorumlusuna ve/veya kolluk kuvvetlerine bildirilerek ivedilikle müdahale edilmesi sağlanmaktadır. ALO 183 Hattı'nda şiddet ihbarları için O (sıfır) tuşlaması vasıtasıyla önceliklendirme gerçekleştirilmekte olup ayrıca çevrimiçi mesajlaşma (Whatsapp ve BİP) platformları üzerinden de hizmet sunulmaktadır.

"e Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığı iş birliğinde şiddet mağduru veya şiddet görme riski altında olan kadınlar için iletişim teknolojisinin sunduğu imkânlardan faydalanılarak Kadın Destek Uygulaması (KADES) Mart 2018'de hayata geçirilmiştir. Kadın Destek (KADES) uygulamasında yer alan "yardım iste" butonuna basılması halinde acil çağrı merkezine ihbar düşmekte ve en yakın kolluk biriminin en kısa sürede mağdurun konumuna intikali sağlanmaktadır.

" Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı ile Bakanlığımız arasında yapılan veri entegrasyon çalışmaları ile 6284 sayılı Kanun kapsamında alınan tedbir kararı verileri ve kolluğa yapılan başvurular anlık olarak Bakanlığımız Aile Bilgi Sistemi'ne düşmekte, böylelikle vakaya hızlı ulaşım ve etkin müdahale sağlanmaktadır. e Kadına yönelik şiddetle mücadele politika ve hizmetlerimizin bilimsel kanıtlar temelinde geliştirilmesi amacıyla araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) projeleri yürütülmektedir. Bu kapsamda, "Türkiye'de Kadına Yönelik Şiddet Araştırması-2024" tamamlanmış, "Şiddet Uygulayanlara Yönelik Psikososyal Müdahale Modelinin Geliştirilmesi", "Türkiye'de Depremlerden Etkilenen Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddete Karşı Önleyici ve Koruyucu Hizmetlerin Yeniden Yapılandırılması ve Güçlendirilmesi" ve "İhtisaslaşmış Kadın Konukevlerinin Kurumsal Kapasitesinin Geliştirilmesi Projesi" başlıklı projeler devam etmektedir. e Şiddetin henüz ortaya çıkmadan önüne geçilmesine yönelik birincil önleme faaliyetleri ve bu bağlamda toplumun tüm kesimlerine yönelik farkındalık çalışmaları Bakanlığımız çalışmalarında önemli bir yere sahiptir. Kadına yönelik şiddetle mücadelede farkındalık oluşturulması ve zihniyet dönüşümünün sağlanması amacıyla ülke genelinde kamu kurum ve kuruluşlarında görevli personele ve toplumun farklı kesimlerine yönelik eğitim ve seminerler gerçekleştirilmektedir. 2007 yılından itibaren başlatılan eğitim-seminer faaliyetleri ile bugüne kadar yaklaşık 6,7 milyon kişiye ulaşılmıştır. Ayrıca kültür, sanat ve medyanın dönüştürücü gücünü kullanarak toplumsal farkındalığı geliştirmek amacıyla çeşitli çalışmalar gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmaların en önemli çıktılarından biri olarak RTÜK ile iş birliğinde "Medyada Kadına Yönelik Şiddetle Mücadeleye İlişkin Etik İlkeler" rehberi yayımlanmıştır.

Kadına yönelik şiddetle mücadele konusu mevzuat düzenlemeleri ve kamu politikaları ile detaylı bir şekilde ele alınmakta, koruyucu-önleyici hizmet kapasitesi nicel ve nitel olarak güçlendirilmeye devam edilmekte, politika ve hizmetler veri ve istatistiklerle bilimsel temeller üzerine inşa edilmekte ve konuya ilişkin olarak toplumun farklı kesimlerine ulaşılarak algı, tutum ve farkındalığın olumlu yönde geliştirilmesi sağlanmakta olup tüm bu çalışmalarla Türkiye'nin kadına yönelik şiddetle mücadelesi kararlılıkla sürdürülmektedir.

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin 2 nci fıkrasına istinaden Bakanlığımız açılmış davalara katılmakta olup adli süreçlere ilişkin yargılama aşamaları sonuna kadar takip edilmektedir.

Bakanlığımız avukatları tarafından, yargılama sürecinde gerek görülmesi halinde ilgili mahkemelerden sanıkların azami hadden cezalandırılması talep edilmekte ve tutukluluk kararı verilmesi veya tutuksuz yargılanma kararlarına itiraz edilmektedir. Ayrıca 6284 sayılı Kanun ve 5395 sayılı Kanun kapsamında derhal koruyucu ve önleyici tedbirler alınmakta, mağdurlara yönelik psiko-sosyal destek ivedilikle sağlanmaktadır.

Bakanlığımız tarafından, Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yürütülen soruşturma dosyalarına, 6284 sayılı Kanun kapsamında davaya müdahillik hususunun değerlendirilebilmesi için soruşturma sonucunun Bakanlığımıza tebliğ edilmesi talepli dilekçe sunulmaktadır.

Soruşturma sonucunun tebliği halinde, soruşturma sonucunda dava açılmış ve iddianame düzenlenmişse Bakanlığımızca davaya müdahillik hususu değerlendirilmekte, soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi halinde ise Bakanlığımızca bu karara itiraz hususu değerlendirilmektedir. Bu çerçevede;

Soru önergelerinde bahsi geçen olaya ilişkin; Bakanlığımızca aile ile sürekli iletişim kurulmakta ve psikososyal destek verilmektedir. Van Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan soruşturma halen devam etmekte olup Bakanlığımızca soruşturma sonucunun bildirilmesi talepli yazı gönderilmiştir. Ayrıca Bakanlığımızca tarafından süreç yakından takip edilmekte ve olaya ilişkin şüpheli durumların tespiti halinde bu hususların araştırılması için Van Cumhuriyet Başsavcılığı osoruşturma dosyasına talepte bulunulmaktadır. Soruşturma sonucunda iddianamenin düzenlenmesi durumunda 6284 sayılı Yasa kapsamında davaya müdahillik talebinde bulunulacaktır.

Diğer taraftan Türkiye'de yasal olarak suç sayılan fiiller ve diğer adli vakalara ilişkin idari kayıt verisi, soruşturma ve kovuşturma evresinde görev ve sorumluluğu bulunan yetkili merciler tarafından toplanmaktadır. Bu doğrultuda ilgili sorularda geçen bahse konu verilerin ilgili Bakanlıklardan temin edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Mahinur ÖZDEMİR GÖKTAŞ
Bakan

---

**Kaynak gösterme:** Sinan Çiftyürek (DEM Parti, Van). “Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi bir kadının hayatını kaybetmesi üzerine yürütülen soruşturmaya ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/35710, 15 Ekim 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-35710-van-yuzuncu-yil-universitesi-ogrencisi-bir-kadinin-hayatini-kaybetmesi-uzerine-yurutulen-s (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/a12c1853-bbae-4028-bed0-0199ec35700d

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
