# 22 Ekim 1993 tarihinde Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yaşanan olaylara yönelik yürütülen yargılama süreçlerine ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/36089
- **Veren:** Serhat Eren (DEM Parti, Diyarbakır)
- **Muhatap:** Adalet Bakanlığı (Yılmaz Tunç)
- **Veriliş tarihi:** 23 Ekim 2025
- **Durum:** TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 103 gün sonra, 3 Şubat 2026)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/945d7057-f847-44d6-9412-019a151912a8
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-36089-22-ekim-1993-tarihinde-diyarbakir-in-lice-ilcesinde-yasanan-olaylara-yonelik-yurutulen-yar

> Serhat Eren (DEM Parti), 23 Ekim 2025 tarihinde 7/36089 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 103 gün sonra, 3 Şubat 2026).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Serhat EREN Diyarbakır Milletvekili

22 Ekim 1993 tarihinde Diyarbakır'ın Lice (Lice) ilçesinde Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın şüpheli ölümü sonrası başlatılan askeri operasyon sonucunda 16'si sivil, biri asker olmak üzere en az 17 kişi yaşamını yitirmiş, 401 ev ve 242 işyeri ağır hasar almış, binlerce kişi göç etmek zorunda kalmıştır. Dönemin Olağanüstü Hal Bölge Valiliği verilerine göre, Liç&'nin 13 bin 665 olan nüfusu iki gün içinde 2 bine düşmüştür.

Katliamdan sağ kurtulan yurttaşların başvurusu üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 15 Haziran 2001 tarihli kararında Türkiye'yi yaşam hakkı ihlali nedeniyle mahkum etmiş, "dostane çözüm" sonucunda 2 milyon 5 bin sterlin tazminat ödenmiştir. Türkiye bu kararla sorumluluğunu kabul etmiş, ancak faillerin cezalandırılması yönünde hiçbir irade göstermemiştir.

Olaydan 20 yıl sonra, 21 Ekim 2013 tarihinde hazırlanan iddianamede dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Eşref Hatipoğlu ve Üsteğmen Tünay Yanardağ hakkında "taammüden öldürme", "halkı isyana teşvik" ve "cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Dava Diyarbakır'dan Eskişehir'e, oradan da İzmir'e taşındı. 2014'te başlayan yargılama sürecinde tanık beyanları dikkate alınmadı, keşif talepleri reddedildi ve sanıkların ifadeleri "kaçak duruşmalarla" alındı.

7 Aralık 2018 tarihinde İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Üsteğmen Tünay Yanardağ'ın vefatı nedeniyle davasını düşürürken, Eşref Hatipoğlu hakkında da beraat kararı verdi. Hatipoğlu'nun Ağustos 2022'de vefatı sonrasında Yargıtay 3. Ceza Dairesi, yerel mahkemeye dosyanın "inceleme için gönderilmesi" yönünde bozma kararı verdi; ancak 3 yıllık sürecin ardından İzmir

1. Ağır Ceza Mahkemesi 2023 yılında "sanık kalmadığı" gerekçesiyle dosyanın düşürülmesine karar verdi.

Böylece en az 17 insanın yaşamını yitirdiği, yüzlerce evin ve işyerinin yakıldığı, binlerce insanın yerinden edildiği bu ağır insan hakları ihlali hiçbir ceza sorumluluğuna bağlanmadan kapatıldı. Katliamın avukatları bu yargılama sürecini "tiyatral" olarak nitelendirmiş, maddi gerçeği açığa çıkarmak yerine devlet görevlilerinin korunmasına hizmet ettiğini belirtmiştir.

Lice davası, 1990'lı yıllarda Cizir, Kerboran, Kulp ve Kızıltepe gibi dosyalarda görülen benzer örneklerle birlikte, devletin güvenlik güçlerince işlenen ağır suçlara karşı yürütülen cezasızlık politikasının somut göstergesidir. Oysa Liç&'de yaşananlar, uluslararası hukukta açık biçimde tanımlandığı üzere insanlığa karşı suç niteliğindedir. Bu vahim olayla yüzleşilmeden, hakikat ortaya çıkarılmadan, mağdurların adalet talebi karşılanmadan kalıcı bir barışın inşa edilmesi mümkün değildir. Liç& Katliamı, devletin kendi yurttaşlarına karşı işlediği suçların cezasız bırakılmasının, bugün hâlâ süregelen adaletsizliklerin kaynağı olduğunu göstermektedir.

Bu bağlamda;

1. 22 Ekim 1993 Liç& Katliamı'na ilişkin soruşturma ve yargılama süreçlerinde Adalet Bakanlığı tarafından herhangi bir idari ya da yargısal denetim yapılmış mıdır? Yapıldıysa sonuçları nelerdir?

2. Davanın Diyarbakır'dan Eskişehir'e, oradan da İzmir'e taşınmasının gerekçesi nedir? Bu kararın tarafların güvenliğini mi, yoksa davanın kamuoyundan uzaklaştırılmasını mı amaçladığı düşünülmektedir?

3. Sanık Eşref Hatipoğlu'nun ifadesinin "kaçak duruşma" adı altında kendi odasında alınmasına kim izin vermiştir? Bu uygulama hukuken nasıl gerekçelendirilmiştir?

4. Duruşmalarda tanıkların dinlenmesi, olay yerinde keşif yapılması, delillerin toplanması gibi taleplerin reddedilmesinin gerekçesi nedir?

5. Mahkeme kararında olayın "örgüt mensuplarınca gerçekleştirildiği" yönündeki değerlendirme hangi somut delillere dayanmaktadır?

6. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin "yaşam hakkı ihlali" kararıyla açık biçimde tespit ettiği devlet sorumluluğuna rağmen, ilgili kamu görevlileri hakkında herhangi bir idari soruşturma veya disiplin işlemi yapılmış mıdır?

7. Hatipoğlu'nun ölümünden sonra davanın "sanık kalmadığı" gerekçesiyle düşürülmesi, sivillerin yaşam hakkının ihlal edildiği bir dosyada cezasızlığın kurumsallaşması anlamına gelmiyor mu? Bu durumun uluslararası yükümlülüklerle çelişip çelişmediği yönünde Bakanlığınızın bir değerlendirmesi olmuş mudur?

8. Lice Katliamı dosyasında görev yapan yargı mensupları veya mülki-idari yetkililer hakkında "cezasızlık politikalarına katkıda bulundukları" gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından herhangi bir inceleme yapılmış mıdır?

9. 17 kişinin öldürülmesi, yüzlerce evin ve işyerinin yakılması, binlerce kişinin zorla göç ettirilmesi olayları, uluslararası hukuk açısından insanlığa karşı suç olarak değerlendirilmesi gerektiği yönünde Bakanlığınızın herhangi bir çalışması olmuş mudur?

10. Liç& Katliamı dosyasının yeniden açılması, tanıkların dinlenmesi ve mağdurların adalet beklentisinin karşılanması yönünde Adalet Bakanlığı'nın bir planı veya girişimi var mıdır?

## Bakanlığın cevabı

1733959 sayılı yazı.

İlgi yazınız ekinde alınan, Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/36089 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.

Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden NUSh28M - SYiEgKo - z18KM41 - X#AEYU- ileerişebilirsin ADALET BAKANLIĞI Mevzuat Genel Müdürlüğü

Sayı :E-56020453-610-1923-774/969 Konu : Yazılı soru önergesi 02.197./2026

Sayın Serhat EREN Diyarbakır Milletvekili

Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/36089 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.

I- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;

A) "Yargı yetkisi" kenar başlıklı 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı,

B) "Mahkemelerin bağımsızlığı" kenar başlıklı 138. maddesinin birinci fıkrasında, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri; ikinci fıkrasında, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı; dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu; bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği,

Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.

Belirtilen hükümler çerçevesinde, Anayasanın 9 ve 138. maddelerindeki yetki ve teminata dayalı olarak görev yapan bağımsız ve tarafsız mahkemelerce verilen ara karar, karar ve hükümlerin hukuki dayanakları ile gerekçelerine dair Bakanlığımızda bilgi bulunmadığı gibi, sözü edilen karar ve hükümlerin olağan yargısal denetimi, başvuru usulü ve şartları ilgili kanunlarda gösterilen yargı mercilerine aittir.

I1- İzmir Cumhuriyet Başsavcılığıyla yapılan yazışmaya verilen 24/12/2025 tarihli cevapta; soru önergesinde belirtilen olayla ilgili olarak yapılan yargılama sonucunda verilen karara ilişkin temyiz kanun yolu incelemesinin devam ettiği bildirilmiştir.

IN- Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğiyle yapılan yazışmaya verilen 19/12/2025 tarihli cevapta; Hâkim ve Savcı Şikâyet Bürosu kayıtlarının tetkikinde, soru önergesinde belirtilen hususlarla ilgili olarak bir dosyada Kurul Üçüncü Dairesinin 07/05/2015 tarihli kararı ve Kurul Başkanının 05/06/2015 tarihli "Olur'u ile "Şikâyetin işleme konulmaması" kararı verildiği, verilen kararın yeniden incelenerek kaldırılması talebini içeren dilekçe üzerine Kurul Birinci Dairesinin 08/02/2018 tarihli kararı ile "Yeniden inceleme talebinin reddi" kararı verildiği, diğer bir dosyada ise Kurul Birinci Dairesinin 08/02/2018 tarihli kararı ve Kurul Başkanının 27/06/2018 tarihli "Olur'u ile "Şikâyetin işleme konulmaması" kararı verildiği bildirilmiştir.

Yılmaz TUNÇ Bakan

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap. gov.tr adresinden CSbrOCe - 4fXcPup - bokf#Lx - DIIprO- ileerişebilirsin

Yılmaz TUNÇ
Bakan

---

**Kaynak gösterme:** Serhat Eren (DEM Parti, Diyarbakır). “22 Ekim 1993 tarihinde Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yaşanan olaylara yönelik yürütülen yargılama süreçlerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/36089, 23 Ekim 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-36089-22-ekim-1993-tarihinde-diyarbakir-in-lice-ilcesinde-yasanan-olaylara-yonelik-yurutulen-yar (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/945d7057-f847-44d6-9412-019a151912a8

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
