# Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevinde bulunan bir mahkuma kötü muamelede bulunulduğu iddiasına ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/38588
- **Veren:** Sümeyye Boz Çakı (DEM Parti, Muş)
- **Muhatap:** Adalet Bakanlığı (Yılmaz Tunç)
- **Veriliş tarihi:** 25 Aralık 2025
- **Durum:** Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/f111514a-c77e-499b-a5ad-019b5ad09eca
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-38588-elazig-2-nolu-yuksek-guvenlikli-cezaevinde-bulunan-bir-mahkuma-kotu-muamelede-bulunuldugu

> Sümeyye Boz Çakı (DEM Parti), 25 Aralık 2025 tarihinde 7/38588 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Sayın Yılmaz TUNÇ tarafından Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğü'nün 96. ve 99. maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. kıl il Sümeyğe BOZ |

Muş letvekili

Ceza infaz kurumları, bireylerin özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı ve tüm sorumluluğun devlete ait olduğu kapalı alanlardır. Bu nedenle bu alanlarda yaşanan her türlü hak ihlali, yalnızca bireysel fail sorumluluğu değil idari, kurumsal ve siyasi sorumluluğu da beraberinde getirmektedir. Elazığ 2 No'lu Ceza İnfaz Kurumu'nda tutuklu bulunan Ömer Cuma Salih'e yönelik olarak 7 Temmuz 2025 tarihinde gerçekleştirilen koğuş araması sırasında yaşananlar, bu sorumluluğun ağır biçimde ihlal edildiğini göstermektedir.

Söz konusu olayda işkence ve kötü muamele iddiası, yalnızca tutuklu beyanına dayanmamakta; kamuoyuna yansıyan görüntüler, savcılık tarafından talep edilen bilirkişi raporu ve mağdurun ayrıntılı ifadesiyle somut biçimde ortaya konulmaktadır. Görüntülerde açık tehdit, fiziksel şiddet, darp sesleri ve işkencenin kameraya yansımaması için bilinçli biçimde müdahale edildiğine dair güçlü emareler bulunmaktadır. Bilirkişi raporunda ise tutuklunun canının yandığını ifade eden bağırışlar, ağzının kapatılmış izlenimi ve kötü muameleye maruz kaldığına ilişkin açık bir kanaat yer almaktadır.

Tüm bu bulgulara rağmen, sorumlular hakkında etkili, şeffaf ve caydırıcı bir yaptırım sürecinin işletildiğine dair kamuoyuna yansıyan bir bilgi bulunmamaktadır. Bu durum, Türkiye'de cezaevlerinde uzun süredir devam eden cezasızlık pratiğinin ve işkencenin fiilen tolere edildiği bir infaz rejiminin varlığına işaret etmektedir. Oysa işkence, Anayasa'nın 17. maddesi, Türk Ceza Kanunu ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler uyarınca mutlak biçimde yasaklanmış bir suçtur. Hiçbir koşulda meşrulaştırılamaz, gerekçelendirilemez ve "arama" ya da "güvenlik" uygulaması adı altında örtülemez.

Bu olay, münferit bir disiplin sorunu olarak değil ceza infaz sisteminde denetimsizliğin kurumsallaştığını, hak ihlallerinin görünmez kılındığını ve sorumluların korunabildiğini gösteren yapısal bir sorun olarak ele alınmalıdır. Adalet Bakanlığı'nın bu olay karşısındaki tutumu, devletin işkence karşısındaki gerçek iradesini ve hukukun üstünlüğüne bağlılığını doğrudan ortaya koyacaktır.

Bu nedenle aşağıdaki soruların yanıtlanması, yalnızca bir tutuklunun uğradığı hak ihlalinin değil, ceza infaz kurumlarında süregelen yapısal sorunların ve siyasi sorumluluğun açığa çıkarılması bakımından zorunludur.

Bu bağlamda:

1. Elazığ? No'lu Ceza İnfaz Kurumu'nda 7 Temmuz 2025 tarihinde gerçekleştirilen koğuş aramasına katılan infaz koruma memurlarının isimleri, görev unvanları ve hiyerarşik sorumlulukları nelerdir?

2. Görüntülerde açık biçimde tehdit ve fiziki şiddet uyguladığı görülen başgardiyan ve diğer görevliler hakkında idari ve adli soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatıldıysa bu soruşturmalar hangi aşamadadır?

3. Bilirkişi raporunda "kötü muamelede bulunulduğu izlenimi" açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, bugüne kadar sorumlular hakkında neden kamuoyuna yansıyan somut bir yaptırım uygulanmamıştır?

4. Elazığ 2 No'lu Cezaevi'nde son beş yıl içerisinde infaz koruma memurları hakkında işkence, kötü muamele, darp ve tehdit gerekçesiyle kaç idari ve adli soruşturma açılmıştır? Bu soruşturmaların sonuçları nelerdir?

5. Ömer Cuma Salih'in işkence sonrası bağımsız ve tarafsız bir sağlık kuruluşundan rapor alması sağlanmış mıdır? Sağlanmadıysa bunun sorumluları kimlerdir?

6. Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşme ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca mutlak biçimde yasak olan işkence fiillerine rağmen, cezaevlerinde bu tür uygulamaların devam etmesinin idari ve siyasi sorumluluğu kime aittir?

7. Bu olay özelinde ve genel olarak ceza infaz kurumlarında süregelen işkence ve kötü muamele iddialarına karşı, cezasızlık pratiğini sona erdirecek yapısal ve bağımsız bir denetim mekanizması kurulması yönünde Bakanlığınızın bir çalışması bulunmakta mıdır?

---

**Kaynak gösterme:** Sümeyye Boz Çakı (DEM Parti, Muş). “Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevinde bulunan bir mahkuma kötü muamelede bulunulduğu iddiasına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/38588, 25 Aralık 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-38588-elazig-2-nolu-yuksek-guvenlikli-cezaevinde-bulunan-bir-mahkuma-kotu-muamelede-bulunuldugu (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/f111514a-c77e-499b-a5ad-019b5ad09eca

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
