# Gözaltına alınan bazı basın mensuplarının kötü muameleye maruz kaldığı iddiasına ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/39572
- **Veren:** Sabahat Erdoğan Sarıtaş (DEM Parti, Siirt)
- **Muhatap:** Adalet Bakanlığı (Yılmaz Tunç)
- **Veriliş tarihi:** 23 Ocak 2026
- **Durum:** Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/1a5c1261-85ee-41c2-8a2b-019bf9ead77d
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-39572-gozaltina-alinan-bazi-basin-mensuplarinin-kotu-muameleye-maruz-kaldigi-iddiasina-iliskin

> Sabahat Erdoğan Sarıtaş (DEM Parti), 23 Ocak 2026 tarihinde 7/39572 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Yılmaz TUNÇ tarafından Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99*uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Sabahat ERDOĞAN SARITAŞ Siirt Milletvekili

22.01.2026

Suriye'de geçici Şam hükümetine bağlı silahlı grupların, Halep'teki Kürt mahallelerine yönelik saldırılarından sonra, Rakka, Deyre Zor hattında tırmandırılan askeri operasyonlar ve Rojava'nın hukuki ve siyasal statüsünün ortadan kaldırılmasına yönelik Haseke ve Koban&'ye dönük gerçekleşen kuşatmalar ve girişimler; Türkiye'ki Kürtlerin tepkisini çekmiş ve birçok kentte halk güçlü eylemler gerçekleştirmiştir. Ancak gerçekleştirilen eylemler sırasında çok sayıda kişi kötü muamele ve işkenceyle gözaltına alınmıştır.

Polisin hukuka aykırı müdahalelerde bulunduğu pek çok eylemde görüldüğü gibi, bu eylemlerde de haber takibi yapan basın mensuplarına yönelik darp, işkence ve gözaltı uygulamaları yaşanmıştır. Görevlerini yerine getiren Kürt gazeteciler sert müdahalelere maruz kalmış, bir kısmı ise işkenceyle gözaltına alınmıştır. 8 Ocak'ta gazeteciler Emrullah Acar ve Nedim Oruç polisler tarafından açık biçimde tehdit edilmiştir. 14 Ocak'ta Ajansa Welat muhabiri Nedim Oruç'un, Cizre'de Rojava'da Ş&xmegsüd ve Eşrefiy& mahallelerine yönelik saldırılara karşı yapılan protesto ve polis müdahalesini haberleştirdiği sırada darp edilerek gözaltına alınmış ve Nedim Oruç hukuka aykırı bir şekilde tutuklanmıştır. Yine 21 Ocak tarihinde, Rojava'daki saldırılara karşı düzenlenen yürüyüşü takip eden Dicle Fırat Gazeteciler

Derneği Eşbaşkanı Kesira Önel ile gazeteciler; Ferhat Akıncı, Pelşin Çetinkaya, Muhammed

Demircan, Muhammed Ali Yolmaz ve Heval Önkol gözaltına alınmıştır. Haber takibi sırasında

Kesira Önel ve fotoğrafçı Ensar Özdemir polis tarafından darp edilmiştir. Fransız gazeteci Raphağl Boukandoura, 19 Ocak'ta İstanbul Sancaktepe?'de gerçekleştirilen basın açıklamasını takip ettiği sırada gözaltına alındıktan sonra Arnavutköy Geri Gönderme Merkezi'nde idari gözetim altına alınmıştır. MLSA Hukuk Birimi'nin idari gözetim ve sınır dışı kararına karşı yaptığı itirazların ardından serbest bırakılmıştır.

Bütün bunların yanında, sansür anlayışı da tüm hızıyla devreye sokulmuş, muhalif birçok haber sitesi ve sosyal medya hesabı bu süre zarfında erişime engellenmiştir. 6 Ocak'tan bu yana; Mezopotamya Ajansı ve JinNews'in sosyal medya hesapları üçer kez, Yeni Yaşam gazetesinin hesabı ise bir kez erişime engellenmiştir. Ayrıca çok sayıda gazetecinin kişisel sosyal medya hesabı da erişime kapatılmıştır.

Belirttiğimiz bu örnekler münferit vakalar olarak değerlendirilemez. Aksine, Kürt basınının tarihsel olarak maruz kaldığı; başta yaşam hakkı ihlalleri olmak üzere baskı, sindirme ve susturma politikalarının güncel yansımalarıdır. Bu uygulamalar, gazetecileri hedef alarak kamuoyunun gerçeklere ulaşmasını engellemeyi ve hakikatlerin üzerini örtmeyi amaçlayan sistematik bir yaklaşımın devamı niteliğindedir.

Bu bağlamda;

1. Eylemler sırasında görevini yapan basın mensuplarının darp edilmesi, işkenceye maruz bırakılması ve gözaltına alınması, Anayasa ve basın özgürlüğünü güvence altına alan mevzuatla bağdaşmakta mıdır?

2. Gazetecilere yönelik işkence ve kötü muamele iddiaları hakkında savcılıklar tarafından resen soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatılmadıysa bunun gerekçesi nedir?

3. Kolluk kuvvetlerinin gazetecilere yönelik hukuksuz müdahaleleri karşısında yargının etkili bir denetim mekanizması işletmemesinin nedeni nedir?

4. Kürt basın mensuplarının orantısız güç kullanımı ve keyfi gözaltılarla karşı karşıya kalmasının, yargı pratiğinde ayrımcı bir uygulamaya dönüştüğü yönündeki iddialar hakkında

Bakanlığınızın değerlendirmesi nedir?

5. Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde açıkça yasaklanan işkence ve kötü muameleye ilişkin ihlallerin cezasız kalmaması için hangi somut adımlar atılmaktadır?

6. Basın mensuplarının can güvenliğini ve mesleki faaliyetlerini özgürce sürdürebilmesini sağlamak amacıyla Adalet Bakanlığı tarafından yeni bir yasal ya da idari düzenleme yapılması planlanmakta mıdır?

7. Söz konusu haber siteleri ve sosyal medya hesaplarının erişime engellenmesinin gerekçesi nedir?

8. Erişim engeli kararı doğrudan; halkın haber alma hakkının engellenmesi ve sansür değil midir?

---

**Kaynak gösterme:** Sabahat Erdoğan Sarıtaş (DEM Parti, Siirt). “Gözaltına alınan bazı basın mensuplarının kötü muameleye maruz kaldığı iddiasına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/39572, 23 Ocak 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-39572-gozaltina-alinan-bazi-basin-mensuplarinin-kotu-muameleye-maruz-kaldigi-iddiasina-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/1a5c1261-85ee-41c2-8a2b-019bf9ead77d

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
