# Suriye Ordusu tarafından Halep'te yürütülen operasyona ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/39770
- **Veren:** Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari)
- **Muhatap:** Cumhurbaşkanı Yardımcılığı (Cevdet Yılmaz)
- **Veriliş tarihi:** 29 Ocak 2026
- **Durum:** TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 46 gün sonra, 16 Mart 2026)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/aeea4769-6010-424d-8825-019c0eb06569
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-39770-suriye-ordusu-tarafindan-halep-te-yurutulen-operasyona-iliskin

> Öznur Bartin (DEM Parti), 29 Ocak 2026 tarihinde 7/39770 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Cumhurbaşkanı Yardımcılığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 46 gün sonra, 16 Mart 2026).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Milletvekili

Suriye'nin Halep kentinde, Kürtlerin ve Süryanilerin yoğun olarak yaşadığı Şöxmegsüd, Eşrefiy& ve Beni Z&d mahallelerine yönelik saldırılar, Aralık ayının son günlerinden itibaren başlamış; özellikle 30 Aralık tarihinden sonra sistematik, yaygın ve ağır sonuçlar doğuran bir nitelik kazanmıştır. Uzun süredir görece istikrarlı olan ve sivil nüfusun yoğun şekilde yaşadığı bu mahalleler; ağır silahlar, topçu atışları ve hava destekli saldırılarla hedef alınmış, sivillerin korunmasına ilişkin temel uluslararası hukuk ilkeleri açık biçimde ihlal edilmiştir.

Türkiye'nin desteklediği Suriye Milli Ordusu (SMO) bünyesindeki paramiliter grupların, söz konusu mahallelere yönelik saldırılarda aktif rol aldığını ortaya koymaktadır. Sivil yerleşim alanlarının, camilerin ve kamusal yapıların hedef alınması; kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu yüzlerce sivilin yaşamını yitirmesi; çok sayıda kişinin kaçırılması, zorla yerinden edilmesi ve mahallelerin fiilen boşaltılması, yaşananların münferit çatışmalar değil, belirli bir nüfus grubunu hedef alan organize bir şiddet süreci olduğunu göstermektedir. Basına ve insan hakları örgütlerine yansıyan bilgiler, saldırılar sonucunda yaklaşık 300 sivilin yaşamını yitirdiğini, en az 271 kişinin kaçırıldığını, çok sayıdâ kişinin ise kayıp durumda olduğunu ortaya | koymaktadır.

Sahadan edinilen bilgiler ve kamuoyuna yansıyan veriler; Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ile

Son dönemde bölgede yaşanan saldırılârın arka planına ilişkin olatak; Suriye sahasında faaliyet gösteren çeşitli silahlı grupların Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile temas hatlarına doğru hareketlendirildiği, farklı toplumsal unsurlar arasında gerilimi artırmaya yönelik girişimlerin bulunduğu ve bu çerçevede kontrollü bir provokasyon zemini oluşturulmaya çalışıldığına dair uluslararası basın, saha kaynakları ve bölgesel gözlem raporlarına yansıyan ciddi iddialar bulunmaktadır; bu kapsamda Suriye'nin kuzeyindeki bazı yerleşim alanlarına farklı ülkelerden gelen silahlı unsurların intikal ettiği, Şehba ve Hanem Ali bölgeleri üzerinden SDG mevzilerine yönelmelerin yaşandığı, D&ra Zor hattında ise askeri hareketlilik, silah sevkiyatı ve provokatif nitelikte faaliyetlerin arttığı yönünde kamuoyuna yansıyan bilgiler:mevcuttur ve söz konusu gelişmelerin, çatışma ortamının yalnızca Halep ili ile sınırlı kalmayarak Kuzey ve Doğu Suriye geneline yayılma riskini artırdığı, bölgesel güvenlik dengeleri ile insani durum açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği değerlendirilmektedir.

Bu süreçte, 30 Aralık tarihinde Milli İstihbarat Teşkilatı'na (MİT) mensup bir heyetin Suriye'de gerçekleştirdiği görüşmeler sonrasında askeri hareketliliğin artması, paramiliter grupların cephe hatlarına sevk edilmesi ve SDG'ye yönelik saldırı hazırlıklarının hız kazanması, Türkiye'nin bu süreçteki rolüne ilişkin ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. MİT'in sahadaki faaliyetleri, koordinasyon ve yönlendirme iddiaları, uluslararası hukuk açısından devletlerin üçüncü taraf silahlı gruplar aracılığıyla işlenen ihlallerden doğan sorumluluğunu gündeme getirmektedir.

Uluslararası insancıl hukuk; sivillerin, sivil yerleşim alanlarının ve ibadethanelerin korunmasını mutlak bir yükümlülük olarak düzenlemektedir. Cenevre Sözleşmeleri ve ek protokoller uyarınca ayrım gözetmeme, ölçülülük ve askeri gereklilik ilkeleri ihlal edilemez niteliktedir. Sivillerin kasıtlı olarak hedef alınması, zorla göç ettirilmesi, kaçırılması ve infaz edilmesi Roma Statüsü kapsamında savaş suçu ve insanlığa karşı suç olarak tanımlanmaktadır. Halep'te yaşananlar; hedef seçimi, saldırıların yoğunluğu, sivil kayıpların boyutu ve sistematik niteliği itibarıyla bu hukuki tanımların tamamıyla örtüşen ağır ihlaller içermektedir.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan ve "Suriye'nin talep etmesi halinde Türkiye'nin gerekli desteği sağlayacağı" yönündeki açıklama, sivillere yönelik saldırıların sürdüğü bir dönemde yapılmış olması nedeniyle ayrıca kaygı vericidir. Bu tür açıklamalar, Türkiye'nin çatışmalara fiilen taraf olduğu algısını güçlendirmekte; sivillerin korunması, barışın tesisi ve müzakere süreçlerinin desteklenmesi yönündeki uluslararası yükümlülüklerle çelişen bir tablo ortaya koymaktadır. Bu durum, Türkiye'de yaşayan Kürt yurttaşlar açısından da derin bir güvensizlik ve kırılganlık yaratmakta, toplumsal barışı zedelemektedir.

Halep merkezli saldırıların Arap ve Kürt halklarını karşı karşıya getirmeyi hedefleyen daha geniş ve tehlikeli bir stratejinin parçası olduğu yönündeki değerlendirmeler, yalnızca Suriye'deki toplumsal barışı değil, Türkiye'nin iç barışını ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ni de doğrudan tehdit eden ciddi riskler barındırmaktadır. Etnik temelli çatışmaları derinleştiren, sivilleri hedef alan ve askeri yöntemleri önceleyen yaklaşımlar yerine; insan haklarını, sivillerin korunmasını ve halklar arası güveni esas alan barışçıl politikaların benimsenmesi Zorunludur. Türkiye'nin, Halep'te Kürtlerin maruz kaldığı ağır ihlaller karşısında çatışmayı körükleyen değil, diyalog ve müzakereyi güçlendiren, uluslararası hukukla uyumlu ve halkların bir arada yaşam iradesini gözeten yapıcı bir rol üstlenmesi, bölgede kalıcı ve adil bir barışın tesis edilmesi açısından hayati önemdedir.

Bu bağlamda;

Halep'in Şöxmegsüd, Eşrefiy& ve Beni Zâd mahallelerinde sivillerin doğrudan hedef alındığı, kadın ve çocukların yaşamını yitirdiği, kaçırma ve zorla yerinden etme fiillerinin yaygınlaştığı bu süreçte, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin en üst yürütme organı olarak Cumhurbaşkanlığı makamının bilgisi ve onayı dâhilinde yürütülen herhangi bir siyasi, askeri veya istihbari koordinasyon bulunmakta mıdır?

Yaklaşık 300 sivilin yaşamını yitirdiği, yüzlerce kişinin kaçırıldığı ve akıbeti bilinmeyen çok sayıda kaybın bulunduğu yönündeki güçlü ve yaygın iddialar karşısında, yürütmenin insan hakları yükümlülükleri kapsamında başlattığı herhangi bir idari, siyasi veya hukuki inceleme mevcut mudur?

Sivillerin korunmasına ilişkin anayasal sorumluluklar ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler açıkça ortadayken, Halep'te yaşanan ağır ihlaller karşısında etkili ve caydırıcı bir tutum alınmamasının siyasi sorumluluğu kimlerdedir?

Arap ve Kürt halklarını karşı karşıya getirmeyi hedefleyen bu saldırıların bölgesel bir etnik çatışmaya dönüşme riskine karşı, Cumhurbaşkanlığı koordinasyonunda barışçıl, kapsayıcı ve çatışmasızlık esaslı bir siyasi yol haritası oluşturulmuş mudur?

Halep'te yaşananların Türkiye?de toplumsal barışı, Kürt meselesinde demokratik çözüm ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ni doğrudan tehdit ettiği açıkken, Cumhurbaşkanlığı bu sürecin askeri yöntemlerle derinleşmesini engellemek adına hangi somut adımları atacaktır?

## Bakanlığın cevabı

İlgi (o : 12.02.2026 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1798147 sayılı yazınız.

Anayasanın 98 inci maddesi uyarınca Başkanlığınızca tarafıma gönderilen yazılı soru önergelerinden, Cumhurbaşkanlığı Merkez Teşkilatı ile Cumhurbaşkanlığına Bağlı Kurum ve Kuruluşların görev alanına giren konulara ilişkin önergeler cevaplandırılmaktadır.

I sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca bakanlıkların görev ve yetki alanına giren önergeler bakanlıklar tarafından cevaplandırılmaktadır.

Bu itibarla, Hakkari Milletvekili Sayın Öznur BARTİN tarafından verilen 7/39770 ve 7/39771 esas numaralı yazılı soru önergelerinde bahsi geçen hususlar Milli Savunma Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığının görev ve yetki alanına girmektedir.

Bilgilerini ve gereğini arz ederim.

Cevdet YILMAZ Cumhurbaşkanı Yardımcısı İnternet Adresi: www.tccb.gov.r Telefon No:(312) 525 43 82

Cevdet YILMAZ
Cumhurbaşkanı Yardımcısı

---

**Kaynak gösterme:** Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Suriye Ordusu tarafından Halep'te yürütülen operasyona ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/39770, 29 Ocak 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-39770-suriye-ordusu-tarafindan-halep-te-yurutulen-operasyona-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/aeea4769-6010-424d-8825-019c0eb06569

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
