# Olası bir nükleer saldırı veya radyolojik olaya karşı alınan önlemlere ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/40114
- **Veren:** Mahmut Tanal (CHP, Şanlıurfa)
- **Muhatap:** İçişleri Bakanlığı (Ali Yerlikaya)
- **Veriliş tarihi:** 6 Şubat 2026
- **Durum:** TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 136 gün sonra, 22 Haziran 2026)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/260eff30-c9bf-4129-929c-019c42e9581c
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-40114-olasi-bir-nukleer-saldiri-veya-radyolojik-olaya-karsi-alinan-onlemlere-iliskin

> Mahmut Tanal (CHP), 6 Şubat 2026 tarihinde 7/40114 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: İçişleri Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 136 gün sonra, 22 Haziran 2026).

## Önerge metni

Aşağıda belirtilen sorularımın, İçişleri Bakanı tarafından Anayaş inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 96*ncı ve 99*uncu maddeleri uya cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Ülkemizin yakın çevresinde, komşu ülkelerde ya da komşu ülkelerin de ötesinde meydana gelebilecek bir nükleer silah kullanımı, nükleer kaza veya sızıntının etkilerinin yalnızca ilgili ülke sınırlarıyla sınırlı kalmayacağı; rüzgâr, coğrafi koşullar ve atmosferik yayılım nedeniyle çok geniş bir alanı, dolayısıyla Türkiye'yi de doğrudan etkileyebileceği bilimsel bir gerçektir.

Nükleer riskler yalnızca çevresel bir tehdit değil; doğrudan yaşam hakkını, halk sağlığını, kamu düzenini ve devletin vatandaşını koruma yükümlülüğünü ilgilendiren çok boyutlu bir güvenlik meselesidir. Anayasa'nın Sinci maddesi devlete, kişinin yaşam hakkını ve maddi-manevi varlığını koruma yükümlülüğü yüklemekte; 17'nci maddesi yaşam hakkını, 56'ncı maddesi ise sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını güvence altına almaktadır. Bu anayasal yükümlülükler, olağanüstü nükleer ve radyolojik risklere karşı önceden hazırlık yapılmasını, etkin ve uygulanabilir bir koruma planının varlığını zorunlu kılmaktadır.

Türkiye?de "sığınak" olarak tanımlanan alanların önemli bir bölümünün, gerek bina altlarında gerekse kamuya ait yapılarda, nükleer ve radyolojik tehditlere karşı koruyucu teknik standartlara uygun şekilde muhafaza edilmediği; havalandırma, yalıtım, filtreleme ve dayanıklılık kriterlerini karşılamadığı; bu alanların fiilen sivil savunma amacıyla kullanıma hazır olmadığı yönünde ciddi tespitler bulunmaktadır. Mevcut bina altı sığınaklarının büyük bölümünün, nükleer silah kullanımı dâhil olmak üzere nükleer ve radyolojik etkilere karşı koruma sağlayacak teknik kapasiteden yoksun olduğu bilinmektedir.

Öte yandan nükleer veya radyolojik bir olay halinde halkın nasıl korunacağına, hangi alanlara yönlendirileceğine, kimlerin öncelikli gruplar kapsamında değerlendirileceğine, ulaşım ve tahliye organizasyonunun nasıl sağlanacağına ilişkin kamuoyuna açık, bağlayıcı ve uygulanabilir bir kriz ve eylem planının bulunmadığı; vatandaşlara bu konuda herhangi bir sistematik eğitim veya bilgilendirme yapılmadığı görülmektedir. Böylesi bir hazırlıksızlık hâli, olası bir nükleer veya radyolojik olayda ciddi bir kaosa, telafisi mümkün olmayan can kayıplarına ve kamu düzeninin ağır biçimde zarar görmesine yol açabilecek niteliktedir.

Bu nedenle nükleer ve radyolojik risklere karşı devletin hazırlık düzeyinin, sığınak kapasitesinin, denetim mekanizmalarının ve nüfus artışı karşısındaki yeterliliğinin tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulması zorunluluk arz etmektedir.

Bu bağlamda;

Türkiye'nin, nükleer silah kullanımı dâhil olmak üzere nükleer ve radyolojik kaza, saldırı veya sızıntı risklerine karşı ulusal düzeyde hazırlanmış bir sivil savunma ve halkı koruma planı bulunmakta mıdır; bulunuyor ise bu plan hangi senaryoları kapsamakta ve en son hangi tarihte güncellenmiştir?

Olası bir nükleer veya radyolojik olayda ülke genelinde korunması öngörülen nüfus oranı nedir, mevcut sığınak ve toplu koruma kapasitesi bu nüfusun ne kadarını fiilen koruyabilecek durumdadır?

Türkiye genelinde bina altlarında bulunan sığınakların nükleer ve radyolojik etkilere karşı teknik yeterliliği hangi mevzuat ve standartlara göre belirlenmektedir; bu sığınakların kaç tanesi radyasyon yalıtımı, havalandırma ve filtreleme bakımından asgari koruma şartlarını sağlamaktadır?

Devletin sorumluluğunda bulunan, bina altı dışında yer alan kamu sığınakları veya toplu koruma alanları var mıdır; varsa bu alanların sayısı, kapasitesi ve fiilen kullanıma hazır olup olmadığına ilişkin güncel durum nedir?

Mevcut sığınakların nükleer ve radyolojik risklere karşı uygunluğunun tespiti amacıyla son beş yıl içerisinde kaç denetim yapılmıştır; bu denetimlerde tespit edilen eksiklikler nelerdir ve bu eksikliklerin giderilmesi için hangi işlemler tesis edilmiştir?

Nükleer veya radyolojik bir olay halinde çocuklar, yaşlılar, engelliler, hastalar ve hamileler gibi kırılgan gruplar için özel bir koruma, tahliye ve barınma planı oluşturulmuş mudur?

Vatandaşlara nükleer ve radyolojik riskler konusunda bugüne kadar neden sistematik bir bilgilendirme, eğitim veya tatbikat yapılmamıştır; bu konuda başlatılmış veya başlatılması planlanan bir çalışma bulunmakta mıdır?

Olası bir nükleer veya radyolojik olayda ulaşım, tahliye ve kamu düzeninin sağlanmasına ilişkin kurumlar arası koordinasyon hangi esaslara göre yürütülecektir; bu koordinasyonun fiilen test edildiği herhangi bir tatbikat yapılmış mıdır?

Ülkemizin son yıllarda hızla artan nüfusu dikkate alındığında, mevcut sığınak ve toplu koruma kapasitesinin güncel nüfus büyüklüğü karşısında yeterli olup olmadığı Bakanlığınızca değerlendirilmiş midir; hâlihazırda mevcut kapasitenin kaç vatandaşı koruyabileceği ve bu kapasitenin ülke nüfusunun yüzde kaçına tekabül ettiği tespit edilmiş midir?

Mevcut kapasitenin yetersiz olduğu kabul ediliyorsa, artan nüfus ve değişen riskler dikkate alınarak yeni sığınakların inşası, mevcut sığınakların güçlendirilmesi veya yeni toplu koruma alanlarının oluşturulmasına yönelik yürütülen bir yatırım programı veya eylem planı bulunmakta mıdır?

4ollU

11. Nükleer silah kullanımı dâhil olmak üzere nükleer ve radyolojik risklere karşı hazırlanan veya hazırlanması planlanan eylem planlarının, vatandaşlara ne zaman, hangi yöntemlerle ve hangi kurumlar aracılığıyla aktarılacağına ilişkin somut ve bağlayıcı bir takvim mevcut mudur?

12. Nükleer ve radyolojik risklere karşı gerekli hazırlıkların yapılmaması, sığınakların teknik şartlara uygun hâle getirilmemesi ve denetimlerin yetersizliği nedeniyle ortaya çıkabilecek can kayıpları ve kamu düzeni zararlarından idari ve siyasi sorumluluğun hangi makamlarca üstlenileceği değerlendirilmiş midir?

## Bakanlığın cevabı

İlgi yazı Ek'inde yer alan Şanlıurfa Milletvekili Mahmut TANAL'a ait 7/40114 esas numaralı yazılı soru önergesi incelenmiştir.

Ülkemizde yaşanabilecek her türlü afet ile acil duruma müdahaleyi düzenleyen ve 15.09.2022 tarihli ve 31954 sayılı Resmi Gazete'de güncellenerek yayımlanan Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) çatısı altında, 2019 yılında Ulusal Radyasyon Acil Durum Planı (URAP) yürürlüğe konulmuştur. Nükleer güç santrali kazalarından radyoaktif madde taşımacılığına, sabotaj eylemlerinden sınır aşan etkilere kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan URAP, kurumsal sorumlulukları ve olay anındaki eşgüdümü sağlamayı amaçlamaktadır. Türkiye'de radyolojik ve nükleer kaza, sızıntı veya saldırı gibi risklere karşı yürütülen müdahale ve hazırlık çalışmaları, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinasyonunda kapsamlı bir sistematiğe bağlanmıştır. Olası bir acil durumda uygulanacak koruyucu önlemler ve korunacak nüfus oranı; olayın büyüklüğü, radyolojik salım miktarı ve meteorolojik koşullar gibi değişkenler dikkate alınarak olay bazlı bir risk değerlendirmesiyle belirlenmektedir.

Bu doğrultuda hazırlanan sivil savunma planları, mülki idare amirlerinin sorumluluğunda il ve ilçe düzeyinde sürekli güncel tutularak ikaz, alarm ve tahliye tedbirlerini içermektedir. Sahadaki müdahale organizasyonu ise URAP kapsamında görevleri netleştirilmiş 15 hizmet grubu aracılığıyla yürütülmektedir. Olası bir kriz anında özellikle tahliye, barınma ve psikososyal destek hizmet grupları; çocuklar, yaşlılar, engelliler ve hamileler gibi özel ihtiyaç sahibi bireylerin güvenli bölgelere nakledilmesi, uygun koşullarda barındırılması ve travma sonrası destek alması için bütünleşik bir yapı içinde çalışmaktadır.

07.11.2025 tarihli ve 33070 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Sığınak Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" ile yeni inşa edilecek yapılara kapasitelerine göre sığınak yapma zorunluluğu getirilmiş olup toplam bağımsız bölüm sayısı 10'dan fazla olan konutlar, yatak sayısı 50'den fazla olan yurt, koğuş, otel ile diğer konaklama tesisleri, yatak sayısı 25'ten fazla olan engelli, yaşlı, çocuk sürekli bakımevleri, yataklı sağlık tesisleri, emsal hesabına konu alanı 2.000 metrekareden fazla olan her türlü imalat ve sanayi tesislerinde sığınak yapılması zorunlu hale gelmiştir. Ayrıca resmi yapılardan emsal hesabına dahil alanı 1.000 metrekare ve üzeri olan tüm yapılara da sığınak yapma zorunluluğu getirilmiştir.

Yapılacak tüm sığınaklarda yaşlılar, hamileler ve engelliler gibi hareket kısıtlılığı olanların da kullanımına olanak sağlayacak şekilde Türk Standartları Enstitüsünce (TSE) hazırlanan tüm standartlara ve diğer mevzuata uyulması zorunluluğu da getirilmiştir.

Telefon No: (312) 258 23 23 Belge Geçer No: (312) 285 47 18 Mühendis

Ulusal Radyasyon Acil Durum Planı kapsamında AFAD Başkanlığınca; kurumlar arası koordinasyonun sahada test edilmesi amacıyla periyodik olarak tam ölçekli radyasyon acil durum tatbikatları düzenlenmektedir. İlki 2019 yılında Iğdır'da gerçekleştirilen tatbikatları, 2022 ve 2025 yıllarında Mersin'de icra edilen kapsamlı uygulamalar izlemiştir. Hem yerel halkın katılımıyla hem de ilgili tüm kurumların eşgüdümüyle gerçekleştirilen bu senaryolar sayesinde; tahliye, geçici barınma ve güvenlik faaliyetlerinin uyumu sınanmış ve ulusal müdahale kapasitesi geliştirilmiştir.

Tüm bu sistemin başarısı, kurumsal hazırlıkların yanı sira toplumun afetlere karşı bilinçlendirilmesiyle doğrudan ilişkilidir. Bu amaçla AFAD koordinasyonunda ülke çapında yürütülen farkındalık eğitimleri, vatandaşlarda kalıcı bir afet kültürü oluşturmayı hedeflemektedir. Afet çantasının hazırlanması, ilk 6 saatin kritiği ve yapı güvenliği gibi temel konuların yanı sıra, eğitimlerde özellikle Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer (KBRN) tehditlere karşı doğru korunma yöntemleri vurgulanmaktadır. Bu kapsamda 2021-2026 yılları arasında tüm iletişim kanalları ve yerel paydaşların desteğiyle sürdürülen bu seferberlikte bir kişiye birden fazla olacak şekilde 119 milyonu aşkın afet farkındalık eğitimi verilmiş olup afetlere karşı daha dirençli bir toplumun inşası yolunda önemli bir adım atılmıştır.

Mustafa ÇİFTÇİ Bakan

Telefon No: (312) 258 23 23 Belge Geçer No: (312) 2854718 e-Posta; strateji(afad.gov.tr İnternet Adresi: https://wWww.afad.gov.ir

---

**Kaynak gösterme:** Mahmut Tanal (CHP, Şanlıurfa). “Olası bir nükleer saldırı veya radyolojik olaya karşı alınan önlemlere ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/40114, 6 Şubat 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-40114-olasi-bir-nukleer-saldiri-veya-radyolojik-olaya-karsi-alinan-onlemlere-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/260eff30-c9bf-4129-929c-019c42e9581c

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
