# Türk Telekom'da bazı çalışanların iş sözleşmelerinin teşvik verilerek sonlandırıldığı iddiasına ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/40792
- **Veren:** İskender Bayhan (EMEP, İstanbul)
- **Muhatap:** Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Vedat Işıkhan)
- **Veriliş tarihi:** 9 Şubat 2026
- **Durum:** TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 186 gün sonra, 14 Ağustos 2026)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/9e51d017-e264-4296-8a79-019c55e05ffb
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-40792-turk-telekom-da-bazi-calisanlarin-is-sozlesmelerinin-tesvik-verilerek-sonlandirildigi-iddi

> İskender Bayhan (EMEP), 9 Şubat 2026 tarihinde 7/40792 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 186 gün sonra, 14 Ağustos 2026).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından Anayasanın 98, TBMM İç Tüzüğü'nün 96 ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 09.02.2026 e)

Türkiye'nin kamu altyapılarından biri olan Türk Telekom'da, rekor kârlılığa rağmen işçilerin iş güvencesi ve sendikal hakları ayaklar altına alınmakta; "teşvik" adı altında toplu tasfiye ve özelleştirme süreci işletilmektedir. Şirketin kamuoyuna açıkladığı finansal sonuçlara göre; Türk Telekom'un 2025 yılının ilk dokuz ayında net kârı, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 69,4 artarak 21,3 milyar TI.*ye, faiz, amortisman ve vergi öncesi kârı ise yüzde 23,5 artışla 70 milyar TI.'ye yükselmiştir. Aynı dönemde şirketin satış gelirleri 165,7 milyar TL seviyesine ulaşmıştır.

Buna karşın 2024 yılı sonunda 36.607 olan Türk Telekom çalışanı sayısı, 30 Eylül 2025 itibarıyla 34.741?e gerilemiş, yalnızca dokuz ayda 1.866 işçi şirket bünyesinden ayrılmıştır. Sahadaki uygulamalar, bu ayrılmaların "gönüllü ayrılma" adı altında yürütülen ikale sözleşmeleri ve taşeronlaştırma politikalarıyla bağlantılı olduğunu göstermektedir.

19 Ocak 2026 tarihli ve "2026 Yılı Teşvik Uygulâması" başlıklı resmi yazı ile çalışanlara duyurulan düzenleme kapsamında; ön lisans ve açık öğretim mezunları başta olmak üzere belirli çalışan gruplarına, kıdem ve ihbar tazminatlarına ek olarak 5 ya da 6 aylık ücret tutarında ödeme teklif edilerek iş sözleşmelerinin ikale yoluyla sonlandırılması hedeflenmektedir. Bu uygulama, belirli bir takvime bağlanmış, merkezi bir yönetim kararıyla yürütülen ve geniş bir çalışan kitlesini kapsayan yapısıyla 4857 sayılı İş Kanunu'nun 29. maddesi kapsamında toplu işten çıkarma niteliği taşıyan, ayrımcı ve baskıya dayalı bir tasfiye planıdır.

Buna rağmen toplu işten çıkarmalara ilişkin yasal bildirim, müzakere ve denetim mekanizmaları işletilmemektedir. Aksine, "gönüllülük" adı altında emekçiler baskı, belirsizlik ve mobbing koşullarında ikale sözleşmelerine zorlanmaktadır. Ayrıca aynı işi yapan, aynı kıdem ve deneyime sahip çalışanlar arasındaeğitim durumu gerekçe gösterilerek ayrımcılık yapılması, İş Kanunu'nun 5. maddesine açıkça aykırıdır. Öte yandan Türk Telekom'da toplu iş sözleşmesi (TİS) kapsamında çalışan işçi sayısı 8.565 ile sınırlı iken, 26 bini aşkın çalışan kapsam dışı statüde bulunmaktadır. Bu tablo, örgütlü yapının bilinçli biçimde daraltıldığını ve kadrolu istihdamın tasfiye edildiğini göstermektedir.

Tüm bu gelişmeler, Türk Telekom'un daha önce yaşadığı özelleştirme süreci, borçlandırılması, kamu kaynaklarıyla kurtarılması ve Türkiye Varlık Fonu'na devri dikkate alındığında; bugün yaşananların yalnızca bir "yeniden yapılanma" değil, kadrolu istihdamı tasfiye eden, birimleri ayrıştıran ve şirketi parça parça özelleştirmeye hazırlayan yeni bir aşama olduğu yönündeki kaygıları güçlendirmektedir.

Bu Bağlamda;

1. Türk Telekom'da 19 Ocak 2026 tarihli yazı ile duyurulan "2026 Yılı Teşvik Uygulaması" kapsamında kaç çalışanın iş sözleşmesinin sona erdirilmesi planlanmaktadır? Bu uygulama kapsamında bugüne kadar kaç işçi işten çıkarılmıştır?

2. Belirli bir zaman dilimine yayılmış, merkezi kararlarla yürütülen ve belirli çalışan gruplarını hedef alan bu uygulamanın toplu işten çıkarma niteliği taşıdığı Bakanlığınızca değerlendirilmiş midir? Değerlendirildiyse hangi gerekçelerle toplu işten çıkarma hükümleri işletilmemiştir?

3. Aynı işi yapan, aynı kıdem ve deneyime sahip çalışanlar arasında eğitim durumu üzerinden ayrımcılık yapılmasının İş Kanunu'nun 5. maddesine aykırı olduğu açıkken, bu uygulamaya ilişkin Bakanlığınızın herhangi bir denetimi veya yaptırımı olmuş mudur?

4. "Gönüllü ayrılma" adı altında yürütülen süreçte; çalışanlara yönelik baskı, tehdit ve mobbing iddiaları hakkında Bakanlığınıza ulaşan şikâyetler bulunmakta mıdır? Bu iddialara ilişkin herhangi bir inceleme başlatılmış mıdır?

5. Süre baskısı, görev tanımlarının belirsizleştirilmesi, "şimdi ayrılmazsan ileride daha kötü olur" mesajları ve yöneticiler eliyle yapılan bire bir yönlendirmeler ve baskı süreçleri göz önüne alındığında, bu koşullarda imzalatılacak ikale sözleşmelerinin hukuki geçerliliğinin olduğunu düşünüyor musunuz? Herhangi bir inceleme başlatacak mısınız?

6. İkale sözleşmeleri ile işten ayrılan çalışanların yerine, aynı işlerin taşeron firmalar aracılığıyla yürütülmesi planlanmakta mıdır? Bu durum fiilen kadrolu istihdamın tasfiyesi anlamına gelmiyor mu?

7. Türk Telekom'da TİS kapsamındaki işçi sayısının 8.565 ile sınırlı tutulması ve 26 bini aşkın çalışanın kapsam dışı statüde bulunması, yeni uygulamayla birlikte ele alındığında, sendikal örgütlenmenin ve işçilerin birliğinin zayıflatılmasına yönelik bir politika mıdır?

8. Altyapı, bilgi işlem ve müşteri hizmetleri gibi birimlerin ayrıştırılarak parça parça satılacağı ya da devredileceği yönündeki iddialar Bakanlığınızın bilgisi dâhilinde midir?

9. Türk Telekom'da kadrolu istihdamın tasfiye edilmesi, şirket birimlerinin ayrıştırılması ve destek ile teknik hizmetlerin taşeronlara devredilmesi yoluyla şirket bütünlüğünün parçalanarak parça parça özelleştirilmesinin önünün açıldığı yönündeki değerlendirmelere Bakanlığınız katılmakta mıdır?

10. Bakanlığınız, Türk Telekom'un bütünlüğünün korunacağına, kadrolu istihdamın tasfiye edilmeyeceğine ve yeni bir özelleştirme sürecinin yürütülmediğine dair başta Türk Telekom emekçileri olmak üzere kamuoyuna açık bir garanti vermekte midir?

11. Türk Telekom gibi stratejik bir iletişim altyapısında yaşanan bu sürecin, kamusal denetim, iş güvencesi ve sendikal haklar açısından yaratacağı sonuçlara ilişkin Bakanlığınızın bütünlüklü bir planı bulunmakta mıdır?

12. Türk Telekom'da "teşvik?" ve ikale uygulamalarının, işçilerin yetkili sendikasıyla görüşülmeden ve sendika muhatap alınmadan yürütülmesi, sendikal örgütlenme ve toplu pazarlık hakları açısından Bakanlığınız tarafından denetlenmiş midir?

13. Bugüne kadar benzer "teşvik", "ödül" ve "gönüllülük" uygulamaları adı altında işçilerin Anayasa ve İş Kanunu ile güvence altına alınmış haklarının fiilen tırpanlanması, iş güvencesinin yok sayılması, toplu işten çıkarma hükümlerinin uygulanmaması ve taşeron çalışmanın önünün açılması karşısında Bakanlığınız bu süreci seyretmeye devam mı edecektir, yoksa Türk Telekom örneğinde somut bir denetim ve yaptırım adımı atacak mıdır?

## Bakanlığın cevabı

İlgi (o : 25.02.2026 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1805887 sayılı yazınız.

İlgi yazınız ile İstanbul Milletvekili Sayın İskender BAYHAN tarafından yöneltilen 7/40792 Esas Numaralı yazılı soru önergesine ilişkin cevap aşağıda sunulmuştur.

"Anayasamızın 53 üncü maddesinde; işçiler ve işverenlerin, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahip oldukları ve toplu iş sözleşmelerinin nasıl yapılacağının kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır.

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 1 inci maddesinin birinci fikrasında: "Bu Kanunun amacı, işçi ve işveren sendikaları ile konfederasyonların kuruluşu, yönetimi, işleyişi, denetlenmesi, çalışma ve örgütlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile işçilerin ve işverenlerin karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumları ile çalışma şartlarını belirlemek üzere toplu iş sözleşmesi yapmalarına, uyuşmazlıkları barışçı yollarla çözümlemelerine, grev ve lokavta başvurmalarına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. ' hükmü mevcuttur.

Anayasamız ve 6336 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu, taraflar arasında serbest toplu pazarlık sistemini öngörmüştür. Bu bağlamda tarafların toplu iş sözleşmelerine yasalarca yasaklanmamış olmak koşuluyla serbest iradelerini kullanarak istedikleri hükümleri koyma konusunda serbestlikleri bulunmaktadır.

Gerek toplu iş sözleşmeleri görüşmeleri sırasında, gerekse taraflar arasında imzalanarak yürürlüğe konulmuş bir toplu iş sözleşmesinin hükümlerinin uygulanması aşamasında, taraflar dışında herhangi bir kişi veya kuruluşa müdahale hakkı tanınmamış olup işçilerle işverenler arasında hizmet akdinden, toplu iş sözleşmesinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının kesin olarak çözüme bağlanması görev ve yetkisi iş mahkemelerine ait bulunmaktadır.

Ayrıca, 4857 sayılı İş Kanununun "Toplu işçi çıkarma! başlıklı 29 uncu maddesinde işverenin ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri işletme, işyeri veya işin gereklerinden kaynaklanan nedenlerle toplu işçi çıkarma yoluna gitmek istemesi halinde, bu durumu en az otuz gün önceden yazılı olarak işyeri sendika temsilcilerine, ilgili Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumuna (İŞKUR) bildirmesi gerektiği düzenlenmiştir. Anılan maddede, işyerinde çalışan işçi sayısına bağlı olarak belirli sayıda işçinin iş sözleşmesinin feshedilmesinin toplu işçi çıkarma kapsamında değerlendirileceği hüküm altına alınmıştır.

Bununla birlikte, Bakanlığımızca yıl içinde yürütülen iş teftişi faaliyetleri, geçmiş yıllara ait istatistiki veriler, ulusal politikalar ve ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak, çalışma hayatının riskleri ve öncelikleri ile Bakanlığımızın kaynakları dikkate alınarak programlı teflişler ve program dışı teflişler şeklinde yürütülmektedir. Programlı teftişler, çalışma hayatındaki sorunların değerlendirilmesi ve önceliklendirilmesi sonucu belirlenen alanlarda veya sektörlerde yahut özel bir risk grubu hedeflenerek belirlenen işyerlerinde çalışma hayatı ile ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanmasının denetlenmesi amacıyla gerçekleştirilen teftişlerdir. İncelemelerden oluşan program dışı teftişler ise programlı teftişler dışında jeslan ihbar, şikâyet vb. talepler üzerine veya Bakanlığa intikal eden evraklardan teftiş hizmetiyle bağdaşır j programına alınması sonucu gerçekleştirilmektedir. "

Çankaya / ANKARA Tel: (0312) 296 71 68 Talefan: (219) 906 AN AN

---

**Kaynak gösterme:** İskender Bayhan (EMEP, İstanbul). “Türk Telekom'da bazı çalışanların iş sözleşmelerinin teşvik verilerek sonlandırıldığı iddiasına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/40792, 9 Şubat 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-40792-turk-telekom-da-bazi-calisanlarin-is-sozlesmelerinin-tesvik-verilerek-sonlandirildigi-iddi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/9e51d017-e264-4296-8a79-019c55e05ffb

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
