# Bir spor kulübü yöneticisi tarafından dile getirildiği iddia edilen bazı söylemlere ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/41341
- **Veren:** Serhat Eren (DEM Parti, Diyarbakır)
- **Muhatap:** Gençlik ve Spor Bakanlığı (Osman Aşkın Bak)
- **Veriliş tarihi:** 20 Şubat 2026
- **Durum:** Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/81e550a2-9a22-4bb2-a931-019c89916735
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-41341-bir-spor-kulubu-yoneticisi-tarafindan-dile-getirildigi-iddia-edilen-bazi-soylemlere-iliski

> Serhat Eren (DEM Parti), 20 Şubat 2026 tarihinde 7/41341 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Gençlik ve Spor Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak tarafından Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Serhat EREN Diyarbakır Milletvekili

Son yıllarda spor müsabakaları, özellikle Amedspor karşılaşmaları üzerinden Kürt halkına yönelik sistematik biçimde düşmanlaştırıcı bir dil üretilmektedir. Irkçı tezahüratlar, hedef gösteren pankartlar, tehdit içerikli açıklamalar ve sosyal medya kampanyaları kamuoyuna yansımakta; ancak bu fiiller karşısında etkili ve caydırıcı bir hukuki mekanizma işletilmemektedir.

Amedspor — Sakaryaspor karşılaşması sonrasında Sakaryaspor yöneticilerinden Z.K. adlı şahsın kamuya açık şekilde sarf ettiği "Onların vücutlarının üzerinde baş varsa Gaffar Okkan'ın yüzündendir. Ayak bastığınız her yer bizimdir." sözleri yalnızca sportmenlik dışı bir ifade değildir. Bu sözler, belirli bir topluluğa yönelik üstünlük iddiası içeren, kolektif tehdit barındıran ve Kürt halkını hedef alan düşmanlaştırıcı bir söylem niteliğindedir.

TCK'nın 216'ncı maddesi (halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama), 122'nci maddesi (nefret ve ayrımcılık), 106*ncı maddesi (tehdit) ve 125'inci maddesi (alenen hakaret) uyarınca bu tür ifadelerin resen ve etkili biçimde soruşturulması gerekmektedir. Bu düzenlemeler, belirli bir etnik veya toplumsal grubu hedef alan ve kamu barışını bozma riski taşıyan söylemlere karşı toplumsal barışı korumayı amaçlamaktadır.

Ancak uygulamada ciddi bir "seçici adalet pratiği" algısı oluşmuştur. Özellikle Kürt kimliğiyle ilişkilendirilen sembolik, barışçıl ya da ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken eylemler hakkında hızlı ve sert adli süreçler işletilirken; açık tehdit, aşağılayıcı ve düşmanlaştırıcı söylemler söz konusu olduğunda bırakın etkili bir soruşturma yürütülmesini neredeyse hiç soruşturma dahi açılmaması kamuoyunda cezasızlık kültürünün kurumsallaştığı yönünde güçlü bir kanaat yaratmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına göre devletin yükümlülüğü yalnızca doğrudan şiddet fiillerini cezalandırmak değil; aynı zamanda belirli bir topluluğu hedef alan nefret söylemleri karşısında etkili soruşturma yürütmektir. AİHM kararlarında, ayrımcılık içeren söylemler karşısında etkili ve tarafsız bir adli mekanizma işletilmemesinin, Sözleşme'nin 14'üncü maddesi ile bağlantılı olarak 2'nci ve 3'üncü maddelerin ihlaline yol açabileceği vurgulanmaktadır. Devletin tarafsızlık ve eşit koruma yükümlülüğü, Anayasa'nın 10'uncu maddesi kapsamında da açık bir anayasal zorunluluktur.

Spor alanlarının etnik kimlik üzerinden tehdit ve üstünlük söylemlerinin üretildiği zeminlere dönüşmesi, yalnızca spor güvenliği meselesi değil; toplumsal barış ve birlikte yaşama iradesi bakımından da ciddi bir risk oluşturmaktadır. Cezasız bırakılan her nefret söylemi, bir sonraki provokasyonun zeminini güçlendirmektedir. Hukuk devleti, yurttaşları arasında ayrım gözetmeden eşit ve etkili koruma sağladığı ölçüde meşruiyet kazanır. Etnik kimliği hedef alan tehdit ve nefret söylemleri karşısında etkili bir soruşturma yürütülmemesi, toplumsal barışı zedeleyen ve güven duygusunu aşındıran bir sonuç doğurmaktadır.

Bu bağlamda;

1. Sakaryaspor yöneticisi Z.K.'nin kamuoyuna yansıyan ifadeleri hakkında Türkiye Futbol Federasyonu nezdinde herhangi bir disiplin süreci başlatılmış mıdır?

2. Spor kulübü yöneticilerinin etnik kimliği hedef alan tehdit içerikli açıklamaları, Profesyonel Futbol Disiplin Talimatı kapsamında hangi yaptırımlara tabidir?

3. Son 5 yıl içerisinde spor müsabakalarında etnik kimlik temelli nefret söylemi nedeniyle kaç kulüp yöneticisi, sporcu veya kulüp hakkında disiplin işlemi yapılmıştır?

4. Bakanlığınız, spor alanlarında nefret söylemini önlemeye yönelik özel bir eylem planına sahip midir?

5. Spor müsabakalarında Kürt kimliğini hedef alan düşmanlaştırıcı söylemler konusunda | kulüplere yönelik herhangi bir uyarı, rehber veya etik kod düzenlemesi yapılmış mıdır?

6. Sporun birleştirici niteliğini zedeleyen ve toplumsal barışı tehdit eden bu tür açıklamalar karşısında Bakanlığınızın önleyici politika çerçevesi nedir? |

---

**Kaynak gösterme:** Serhat Eren (DEM Parti, Diyarbakır). “Bir spor kulübü yöneticisi tarafından dile getirildiği iddia edilen bazı söylemlere ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/41341, 20 Şubat 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-41341-bir-spor-kulubu-yoneticisi-tarafindan-dile-getirildigi-iddia-edilen-bazi-soylemlere-iliski (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/81e550a2-9a22-4bb2-a931-019c89916735

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
