# Bir spor kulübü yöneticisi tarafından dile getirildiği iddia edilen bazı söylemlere ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/41353
- **Veren:** Serhat Eren (DEM Parti, Diyarbakır)
- **Muhatap:** İçişleri Bakanlığı (Mustafa Çiftçi)
- **Veriliş tarihi:** 20 Şubat 2026
- **Durum:** TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 150 gün sonra, 20 Temmuz 2026)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/10f4e7f0-dcdc-4752-9d9a-019c898087cf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-41353-bir-spor-kulubu-yoneticisi-tarafindan-dile-getirildigi-iddia-edilen-bazi-soylemlere-iliski

> Serhat Eren (DEM Parti), 20 Şubat 2026 tarihinde 7/41353 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: İçişleri Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 150 gün sonra, 20 Temmuz 2026).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi tarafından Anayasa'nın 98 inci ve

TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99*uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Serhat EREN Diyarbakır Milletvekili

Son yıllarda spor müsabakaları, özellikle Amedspor karşılaşmaları üzerinden Kürt halkına yönelik sistematik biçimde düşmanlaştırıcı bir dil üretilmektedir. Irkçi tezahüratlar, hedef gösteren pankartlar, tehdit içerikli açıklamalar ve sosyal medya kampanyaları kamuoyuna yansımakta; ancak bu fiiller karşısında etkili ve caydırıcı bir hukuki mekanizma işletilmemektedir.

Amedspor — Sakaryaspor karşılaşması sonrasında Sakaryaspor yöneticilerinden Z.K. adlı şahsın kamuya açık şekilde sarf ettiği "Onların vücutlarının üzerinde baş. varsa Gaffar Okkan'ın yüzündendir. Ayak bastığınız her yer bizimdir." sözleri yalnızca sportmenlik dışı bir ifade değildir. Bu sözler, belirli bir topluluğa yönelik üstünlük iddiası içeren, kolektif tehdit barındıran ve Kürt halkını hedef alan düşmanlaştırıcı bir söylem niteliğindedir.

Türk Ceza Kanunu'nun 216'ncı maddesi (halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama), 122'nci maddesi (nefret ve ayrımcılık), 106'ncı maddesi (tehdit) ve 125*inci maddesi (alenen hakaret) uyarınca bu tür ifadelerin resen ve etkili biçimde soruşturulması gerekmektedir. Bu düzenlemeler, belirli bir etnik veya toplumsal grubu hedef alan ve kamu barışını bozma riski taşıyan söylemlere karşı toplumsal barışı korumayı amaçlamaktadır.

Ancak uygulamada ciddi bir "seçici adalet pratiği" algısı oluşmuştur. Özellikle Kürt kimliğiyle ilişkilendirilen sembolik, barışçıl ya da ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken eylemler hakkında hızlı ve sert adli süreçler işletilirken; açık tehdit, aşağılayıcı ve düşmanlaştırıcı söylemler söz konusu olduğunda bırakın etkili bir soruşturma yürütülmesini neredeyse hiç soruşturma dahi açılmaması kamuoyunda cezasızlık kültürünün kurumsallaştığı yönünde güçlü bir kanaat yaratmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına göre devletin yükümlülüğü yalnızca doğrudan şiddet fiillerini cezalandırmak değil; aynı zamanda belirli bir topluluğu hedef alan nefret söylemleri karşısında etkili soruşturma yürütmektir. AİHM kararlarında, ayrımcılık içeren söylemler karşısında etkili ve tarafsız bir adli mekanizma işletilmemesinin, Sözleşme'nin 1Wüncü maddesi ile bağlantılı olarak 2'nci ve 3'üncü maddelerin ihlaline yol açabileceği vurgulanmaktadır. Devletin tarafsızlık ve eşit koruma yükümlülüğü, Anayasa" nın 10'uncu maddesi kapsamında da açık bir anayasal zorunluluktur.

Spor alanlarının etnik kimlik üzerinden tehdit ve üstünlük söylemlerinin üretildiği zeminlere dönüşmesi, yalnızca spor güvenliği meselesi değil; toplumsal barış ve birlikte yaşama iradesi bakımından da ciddi bir risk oluşturmaktadır. Cezasız bırakılan her nefret söylemi, bir sonraki provokasyonun zeminini güçlendirmektedir. Hukuk devleti, yurttaşları arasında ayrım gözetmeden eşit ve etkili koruma sağladığı ölçüde meşruiyet kazanır. Etnik kimliği hedef alan tehdit ve nefret söylemleri karşısında etkili bir soruşturma yürütülmemesi, toplumsal barışı zedeleyen ve güven duygusunu aşındıran bir sonuç doğurmaktadır.

Bu bağlamda;

Z.K. hakkında herhangi bir adli veya idari soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatılmış ise hangi Türk Ceza Kanunu maddeleri kapsamında yürütülmektedir?

Kürt kimliğini hedef alan tehdit ve üstünlük içeren ifadeleri Bakanlığınız açık biçimde nefret söylemi olarak değerlendirmekte midir? Bu ifadeleri kamu otoritesi olarak açıkça kınıyor musunuz?

Kürt kimliğiyle ilişkilendirilen barışçıl ifade ve sembolik eylemler hakkında hızlı ve sert adli süreçler işletilirken, Kürtlere yönelik açık tehdit ve düşmanlaştırıcı söylemler karşısında aynı hassasiyetin gösterilmemesi kamuoyunda oluşan "seçici adalet pratiği" algısını güçlendirmektedir. Bakanlığınız bu algıyı kabul etmekte midir? Bu algıyı ortadan kaldırmak için hangi somut adımlar atılacaktır?

Spor alanları üzerinden etnik kimliği hedef alan tehdit söylemlerinin artmasının toplumsal barışı zedelediği açıktır. Bakanlığınız, Kürt yurttaşların kendilerini eşit ve güvende hissetmelerini sağlamak amacıyla özel bir politika veya güven artırıcı mekanizma oluşturmayı planlamakta mıdır?

Son | yıl içerisinde Kürtlere yönelik şiddet içeren söylemler, tehdit içerikli açıklamalar veya sosyal medya paylaşımları nedeniyle kaç soruşturma başlatılmıştır?

Bu soruşturmaların kaçı kovuşturmaya dönüşmüş, kaçında kamu davası açılmıştır? Açılan davalardan kaçında mahkumiyet kararı verilmiş, kaçında beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir?

Son | yıl içerisinde spor müsabakalarında etnik kimlik temelli nefret söylemi nedeniyle kaç adli işlem yapılmıştır?

Bakanlığınız, Kürtlere yönelik nefret söylemi ve tehdit içerikli ifadeler konusunda özel bir izleme, veri toplama veya raporlama mekanizmasına sahip midir?

10- Kamuoyunda oluşan "seçici adalet pratiği" ve "cezasızlık kültürü" algısını gidermek amacıyla Bakanlığınızın somut bir eylem planı bulunmakta mıdır?

## Bakanlığın cevabı

İlgi (o : 11.03.2026 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1813638 sayılı yazınız.

İlgi'de kayıtlı yazı ekinde yer alan Diyarbakır Milletvekili Serhat EREN'e ait 7/41353 esas numaralı yazılı soru önergesi incelenmiştir.

6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun ile müsabaka öncesinde, esnasında veya sonrasında spor alanları ile çevresinde şiddet ve düzensizliğin önlenmesine ilişkin hususlar belirlenmiş olup söz konusu kanuna aykırı hareket eden şahıslar hakkında gerekli adli işlemler yapılarak müsabakaların huzur ve güven içerisinde gerçekleştirilmesi sağlanmaktadır.

"Nefret ve Ayrımcılık Suçu" Türk Ceza Kanunu'nun 122. maddesinde hüküm altına alınmış olup suç işlenmesi veya suç duyurusunda bulunulması durumunda gerekli yasal işlemler başlatılmaktadır.

Son bir yıl içerisinde, 05.03.2026 tarihinde Bodrum İlçe Stadyumu'nda Bodrum FK-Iğdır FK futbol takımları arasında oynanan Ziraat Türkiye Kupası Futbol müsabakasında 6222 sayılı Kanun'un 1'üncü maddesi gereğince (1) şahıs hakkında adli işlem yapılmıştır.

Meydana gelen olaylarla ilgili soruşturma ve kovuşturma işlemleri adli makamlar tarafından yürütülmektedir.

Mustafa ÇİFTÇİ Bakan

Adres :Ayrancı Mah. Selimiye Cd. No:17 Çankaya/ANKARA Ayrıntılı Bilgi : Soru Önergeleri Büro Amirliği

Telefon/Fax: 0312 462 17 83/ Unvanı Kep : emniyetgenelmudurlugu(Ohs01.kep.tr Elektronik Ağ : soruonergeleri(degm.gov.tr

Mustafa ÇİFTÇİ
Bakan

---

**Kaynak gösterme:** Serhat Eren (DEM Parti, Diyarbakır). “Bir spor kulübü yöneticisi tarafından dile getirildiği iddia edilen bazı söylemlere ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/41353, 20 Şubat 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-41353-bir-spor-kulubu-yoneticisi-tarafindan-dile-getirildigi-iddia-edilen-bazi-soylemlere-iliski (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/10f4e7f0-dcdc-4752-9d9a-019c898087cf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
