# İstanbul'un Arnavutköy ilçesindeki bir okulda yaşanan bir olaya ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/41853
- **Veren:** Yılmaz Hun (DEM Parti, Iğdır)
- **Muhatap:** Millî Eğitim Bakanlığı (Yusuf Tekin)
- **Veriliş tarihi:** 27 Şubat 2026
- **Durum:** TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 59 gün sonra, 27 Nisan 2026)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/568e35dc-2f2a-4ddb-a8a7-019cae2e66b0
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-41853-istanbul-un-arnavutkoy-ilcesindeki-bir-okulda-yasanan-bir-olaya-iliskin

> Yılmaz Hun (DEM Parti), 27 Şubat 2026 tarihinde 7/41853 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Millî Eğitim Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 59 gün sonra, 27 Nisan 2026).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Yılmaz HUN ili

Iğdır Milletv,

12 Şubat 2026 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okullara gönderilen Ramazan ayı etkinlikleri sonrasında birçok okulda ders zillerinin değiştirilerek dini içerikli ezgi ve ilahilerle düzenlendiği görülmüştür. Kamusal eğitim kurumlarının ortak alanı olan okul zilinin belirli bir dini referansla yeniden düzenlenmesi, devletin tüm yurttaşlara eşit mesafede durma yükümlülüğünü zedeleyen bir uygulamadır.

Bu uygulamaya tepki gösteren bir velinin gözaltına alınması ise demokratik toplum düzeni açısından kaygı vericidir. Velilerin eğitim politikalarına ilişkin eleştiri ve itiraz hakkı, hem Anayasa'nın ifade özgürlüğüne ilişkin hükümleri hem de çocuk haklarına dair uluslararası sözleşmeler kapsamında korunmaktadır. Eğitimin niteliğine dair eleştirilerin güvenlikçi yöntemlerle bastırılması, pedagojik olarak da okul-aile iş birliğini zedeleyen bir yaklaşımdır.

Daha vahim olan ise İstanbul Arnavutköy'de bulunan Necip Fazıl Kısakürek İmam Hatip Ortaokulu'nda öğrenciler tarafından "Selefi andı" olarak kamuoyuna yansıyan bir metnin okutulduğuna ilişkin görüntülerdir. Basına ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, mezhepsel ve ideolojik referanslar içeren bu metnin çocuklara topluca tekrar ettirildiği görülmektedir. Söz konusu metnin yazarının geçmişte IŞİD bağlantısı iddialarıyla gözaltına alındığına dair kamuoyuna yansımış bilgiler bulunmaktadır. Ayrıca tarikatın sosyal medya hesaplarında "Bu tablo, yalnızca bir slogan paylaşımı değil; yıllardır büyük bir sabır ve kararlılıkla sürdürülen davet çalışmalarının toplumun en kılcal damarlarına kadar ulaştığının en somut nişanesidir" şeklinde paylaşılması, kamusal eğitimin ideolojik örgütlenmeler açısından bir alan haline getirildiğine dair ciddi kaygılar yaratmaktadır.

Çocukların bilişsel ve ahlaki gelişim süreçleri, eleştirel düşünme, çoğulculuk ve özgür irade ilkeleri üzerine inşa edilmelidir. Pedagojik literatürde erken yaşta tekçi, dogmatik ve mutlak doğrular içeren ideolojik metinlerin ezberletilmesi; çocuğun sorgulama becerisini zayıflatmakta, farklılıklara karşı hoşgörü kapasitesini daralimakta ve kimlik gelişiminde baskılayıcı sonuçlar doğurabilmektedir. Devlet okulları, herhangi bir mezhepsel yaklaşımın ya da ideolojik yönelimin taşıyıcısı değildir. Bilimsel, laik, kamusal ve kapsayıcı eğitimin güvencesi olmalıdır.

Türkiye çok kimlikli, çok dilli ve çok inançlı bir toplumsal yapıya sahiptir. Buna rağmen kamusal eğitim alanında tek bir mezhebi yorumun esas alınması, anayasal eşitlik ilkesine aykırıdır. Kamusal eğitim, toplumun tüm kesimlerinin ortak değeridir. Çocukların eğitimi, ideolojik yönlendirmelere değil; bilimsel bilgiye, pedagojik ilkelere ve demokratik çoğulculuğa dayanmalıdır. Eğitim alanını belirli dini/mezhepsel referanslarla şekillendirme girişimleri, toplumsal barışı ve çocukların özgür gelişimini zedelemektedir.

Devletin görevi, çocukları belirli bir mezhebi yorum doğrultusunda şekillendirmek değildir.

Onların özgür düşünebilen, farklılıklara saygılı bireyler olarak yetişmesini sağlamaktır. Bu bağlamda;

1. Ramazan ayı kapsamında okullara gönderilen etkinlik programının içeriği nedir? Okul zillerinin tek bir inanç odaklı ezgilerle değiştirilmesi Bakanlığınızın resmi talimatı mıdır?

2. Bu uygulamanın pedagojik ve bilimsel dayanağı hangi akademik rapor veya kurul kararına dayanmaktadır?

3. Uygulamaya tepki gösteren bir velinin gözalına alınması hakkında Bakanlığınızın bilgisi var mıdır? Velilerin eğitim politikalarına ilişkin eleştiri hakkı Bakanlığınız tarafından nasıl güvence altına alınmaktadır?

4. Necip Fazıl Kısakürek İmam Hatip Ortaokulu'nda okutulduğu iddia edilen ve kamuoyunda "Selefi andı" olarak anılan metin Bakanlığınızın onayıyla mı uygulanmıştır?

5. Söz konusu metnin yazarı ve bağlantılı çevreler hakkında kamuoyuna yansıyan iddialar dikkate alındığında, Bakanlığınız bu konuda herhangi bir idari soruşturma başlatmış mıdır? Soruşturma ne aşamadadır?

6. Devlet okullarında ideolojik veya mezhepsel içerikli metinlerin çocuklara ezberletilmemesi için Bakanlığınızın açık ve bağlayıcı bir düzenlemesi bulunmakta mıdır?

## Bakanlığın cevabı

Yusuf TEKİN Milli Eğitim Bakanı Ek: Bilgi (38 Sayfa) e-posta; sgb(ömeb.gov.tr Telefon: (0312)413 2738

Elektronik Ağ: www.meb.gov.tr Faks: (0312)418 7539

7/1353 Ge 105

. ZA GA * , a 3 <

(A MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI 00 EĞİTİMİN iğ, ZN ; Strateji Geliştirme Başkanlığı YüzYıLı Na EE # LU mia ÖNERGESİNE İLİŞKİN BİLGİ

Anayasamız, eğitim hakkını korunması gereken en temel insan haklarından birisi olarak kabul etmiştir. Anayasa'nın "Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi" başlıklı 42. maddesinde yer alan "Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir. Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır." ifadesiyle bu hak güvence altına alınmıştır.

Bu kapsamda 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 56. maddesinde yer alan "Eğitim ve öğretim hizmetinin, bu kanun hükümlerine göre Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Milli Eğitim Bakanlığı sorumludur." hükmü doğrultusunda sorumluluk Bakanlığımıza verilmiştir.

Bu sorumluluk çerçevesinde ve Anayasa doğrultusunda 1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 301, maddesinde yer alan "Okul öncesi, ilk ve orta öğretim çağındaki öğrencileri bedeni, zihni, ahlaki, manevi, sosyal ve kültürel nitelikler yönünden geliştiren ve insan haklarına dayalı toplum yapısının ve küresel düzeyde rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatarak geleceğe hazırlayan eğitim ve öğretim programlarını tasarlamak, uygulamak, güncellemek; öğretmen ve öğrencilerin eğitim ve öğretim hizmetlerini bu çerçevede yürütmek ve denetlemek" yetkisi Bakanlığımıza, "eğitim ve öğretim programlarını, ders kitaplarını, eğitim araç-gereçlerini hazırlamak veya hazırlatmak Talim ve Terbiye Kuruluna sunmak. " görevi ise Bakanlığımızın ilgili birimlerine verilmiştir.

Türkiye Yüzyılı vizyonunun gerçekleşmesine katkı sağlayacak; öğrencilerin ilgi, ihtiyaç ve yetenek ve bireysel farklılıklarına hizmet edecek; bilgi, beceri, tutum ve davranış bütünlüğünü sağlayacak; çok yönlü gelişimlerini destekleyecek şekilde bütüncül bir yaklaşımla yeniden yapılandırılmasına ihtiyaç duyulmuş, yukarıda bahsi geçen hukuki dayanakların yanı sıra Anayasa'nın 58. maddesinde yer alan "Devler, istiklal ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müsbet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır." hükmü kapsamında Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli hayata geçirilmiştir.

"Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri" konulu yazı 12.02.2026 tarihli ve E-21658195-821-153411101 sayılı yazı Bakanlık Makamınca imzalanarak gereği yerine getirilmek üzere 81 il valiliğine gönderilmiştir. İllerde yapılan etkinlikler, söz konusu yazıda yer alan esaslar doğrultusunda gerçekleştirilmiştir.

Günümüzde sosyal, kültürel alanlar ile ekonomi, teknoloji alanlarında gerçekleşen hızlı değişim ve dönüşümler insanların sahip olması gereken bilgi ve becerilerin farklılaşmasını, eğilimlerin farklı şekilde işe koşulmasını ve değerlerin tabii bir şekilde kazandırılmasını gerektirmektedir. Bu değişim sürecinde zihinsel faaliyetlerin insanlar tarafından anlamlandırılıp kullanılması için değişim ve dönüşümün bir bütün olarak tanımlanması gerekmiştir. Buna göre söz konusu dönüşümlerin birer yansıması olarak öğrencileri çağın gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatmak için çeşitli yenilikçi politika ve uygulamaları öğretim programları aracılığıyla hayata geçirmek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda öğretim programları, özellikle soyut zihinsel süreçleri daha anlaşılır ve adımlanabilir bir yapıda görünür

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI 100 EĞİTİMİN ai N YÜZYILI Strateji Geliştirme Başkanlığı ROA hâle getirerek öğrencilerin zihinsel süreçleri somutlaştırmalarına destek olmaktadır. Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinde becerilerin gelişimi; zihinsel, sosyal-duygusal, fiziksel ve ahlaki boyutları içeren bütüncül bir yapıda ele alınmaktadır.

Bireyi bütün gelişim yönleri ile ele alan Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinde yer verilen ve yenilenen öğretim programlarına temel oluşturan kavramsal beceriler, alan becerileri, sosyal-duygusal öğrenme becerileri, eğilimler ve okuryazarlık becerileri eğitim bilimleri alanında güncel ulusal ve uluslararası literatüre dayalı olarak oluşturulmuştur. Bu bağlamda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında geliştirilen öğretim programları 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen "İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak" için çağın gerektirdiği becerilerle donanmış bireyler yetiştirmeyi amaçlamaktadır.

Erdem Değer Eylem Çerçevesinde; "Sağlıklı bir kişilik yapısı; insanın kişisel anlamda tekâmülü, sosyal açıdan yaşadığı topluma uyumu ve fiziksel çevresiyle etkileşimi ile doğrudan ilişkilidir. Bu noktada kişilik yapısının temel taşlarından biri olan değer; insanın hem kendisi hem de çevresiyle ilişkilerinde duygu, düşünce ve davranışlarını biçimlendirir. Değer; kişinin varoluşsal olarak anlam kazanmasına, hayata anlam katmasına, kendi içinde ahenkli olmasına, ahlaklı ve erdemli bir kişilik yapısı kazanmasına ve böylece tekâmülüne hizmet eder, Diğer yandan içinde yaşadığı toplumla bütünleşmesine ve nitelikli toplumsal ilişkiler geliştirmesine kılavuzluk eder. İnsanın sosyal ve fiziksel çevresiyle ilişkilerinde olumlu kişilik özelliklerinin ortaya çıkmasını sağlayan değer; insan, toplum ve çevre açısından gerekli bir yapıdır. Erdemler, eğitim-öğretim etkinlikleri sonucunda kişiye kazandırılması hedeflenen kişiliğin güçlü yanlarını ifade etmektedir. Bu erdemlere kişiler yaşantıları sonucu geliştirdikleri değerler aracılığıyla ulaşabilmektedir. Kişinin sahip olduğu değerler ise eylemlerinde kendini göstermektedir. Bu bakış açısı ile tutarlı olarak Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde kişiyi erdemlere ulaştıran ve dahası eylemleri aracılığıyla gözlemlenebilen değerler, Erdem-Değer-Eylem Çerçevesi ile kavramsallaştırılmaktadır. Modelde yer alan değerlerin temel dayanağını kendi medeniyet dünyamızın referansları olan milli ve manevi değerlerimiz oluşturmuş, değerlerin evrensel boyutu da göz ardı edilmemiştir." ifadelerine yer verilmiş olup; açıkça görüleceği üzere 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu madde 2'de Türk Milletinin fertlerine kazandırılması hedeflenen "Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerleri" esas alınmıştır. Bu kapsamda Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinde atıfta bulunulan değerler ilgili kanun maddesinde de ifade edildiği üzere kaynağını medeniyetimizden alan ve aynı zamanda evrenselliği de göz ardı etmeyen bir yapıda tanımlanmıştır.

"Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin nihai hedefi, yetkin ve erdemli insanlar yetiştirmektir. Yetkinlik ve erdem, birbirini tamamlayan iki önemli değerdir. Yetkinlik belli bir alanda gerekli olan bilgi ve becerilere sahip olmayı ifade ederken; erdem, ruhsal olgunluğu başka bir ifadeyle ahlaken övülen meziyetleri kapsar. Yetkinlik ve erdemin merkezde olduğu öğrenci profilinde öğrencilerin bilgi, beceri, eğilim ve değerleri göz önünde bulundurulmaktadır. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli; insanı ruh ve bedenden oluşan bir varlık olarak göz önüne alan bütüncül bir eğitim anlayışı benimsemekte, yetkin ve erdemli bireylerin yetiştirilebilmesi noktasında özgün bir yaklaşım ortaya koymaktadır. Bu bağlamda insana bakışta "ontolojik bütünlük", bilgiye bakışta "epistemolojik bütünlük" eğitim sürecine bakışta "zamansal bütünlük", değerlere bakışta ise "aksiyolojik olgunluk" kavramları; Türkiye Yüzyılı Modelin öğrenci profiline temel teşkil eder." (Ortak Metin, s. 5). Açıkça görüleceği üzere Modelde tanımlanan öğrenci profili ile ilgili kanun maddesindeki ifade ile fertlerin "Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere," sahip olmaları yönündeki amaç birebir örtüşmektedir.

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI 00 EĞİTİMİN Strateji Geliştirme Başkanlığı YÜZYILI

Soru önergesinin beşinci maddesinde yer alan hususla ilgili olarak İstanbul Valiliğinin 25.02.2026 tarihli ve 154435681 sayılı onayı kapsamında başlatılan inceleme devam etmektedir.

Yusuf TEKİN
Milli Eğitim Bakanı

---

**Kaynak gösterme:** Yılmaz Hun (DEM Parti, Iğdır). “İstanbul'un Arnavutköy ilçesindeki bir okulda yaşanan bir olaya ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/41853, 27 Şubat 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-41853-istanbul-un-arnavutkoy-ilcesindeki-bir-okulda-yasanan-bir-olaya-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/568e35dc-2f2a-4ddb-a8a7-019cae2e66b0

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
