# Yerlerine kayyım atanan belediye başkanlarının yargılanma süreçlerine ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/42859
- **Veren:** Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari)
- **Muhatap:** Adalet Bakanlığı (Akın Gürlek)
- **Veriliş tarihi:** 1 Nisan 2026
- **Durum:** Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/8a01ac56-0e57-45c5-bb38-019d4d4b321a
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-42859-yerlerine-kayyim-atanan-belediye-baskanlarinin-yargilanma-sureclerine-iliskin

> Öznur Bartin (DEM Parti), 1 Nisan 2026 tarihinde 7/42859 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın, Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Öznur Bartin Hakkâri Milletvekili

2016 yılından bu yana uygulanan kayyım politikaları, Türkiye'de yerel yönetimlerin demokratik meşruiyetini, idari özerkliğini ve kamusal hizmet üretme kapasitesini doğrudan etkileyen yapısal bir yönetsel müdahale pratiği haline gelmiştir. Bu süreç, yerel demokrasinin temel ilkeleri olan seçme-seçilme hakkı, katılımcılık, hesap verebilirlik ve yerinden yönetim ilkeleri bakımından ciddi bir aşınmaya yol açmıştır.

2024 Mahalli İdareler Seçimlerinde Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti); 3 büyükşehir, 7 il, 58 ilçe ve 10 belde olmak üzere toplam 78 belediyede yerel yönetimi kazanmış; tüm idari ve seçimsel tartışmalara rağmen halkın demokratik iradesi güçlü bir biçimde sandığa yansımıştır. Ancak seçimlerin hemen ardından başta Hakkâri Belediyesi olmak üzere; Van Büyükşehir, Mardin Büyükşehir, Batman, Halfeti, Tunceli, Bahçesaray, Akdeniz, Siirt ve Kağızman belediyelerinde seçilmiş eş başkanlar görevden alınmış ve yerlerine kayyım atanmıştır.

Özellikle Hakkâri Belediyesi örneği, kayyım uygulamalarının yerel hizmetler üzerindeki somut etkilerini ortaya koyan çarpıcı bir vaka niteliği taşımaktadır. 3 Haziran 2024 tarihinde Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış'ın gözaltına alınmasının ardından belediyeye kayyım atanmış; bu süreçte kent genelinde yol, su ve altyapı hizmetlerinde ciddi aksaklıklar yaşandığı yönünde yoğun toplumsal şikâyetler ortaya çıkmıştır. Sahadaki mevcut durum; altyapı yatırımlarının yetersizliği, (ulaşım ağlarının bozulması ve temel belediyecilik (hizmetlerinin sürdürülebilirlikten uzaklaşması şeklinde tezahür etmektedir.

Kayyım uygulamalarının yalnızca yönetsel bir tasarruf olmadığı; aynı zamanda hukuki dayanakları bakımından da tartışmalı bir alan yarattığı görülmektedir. Görevden alınan belediye eş başkanlarına yöneltilen suçlamaların büyük çoğunluğu belediyecilik faaliyetleriyle doğrudan ilişkili olmayıp; ifade özgürlüğü ve siyasal faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gereken fiillere dayandırılmıştır. Bu durum, ölçülülük ve hukuki güvenlik ilkeleri açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.

Nitekim yargı süreçlerinde; usul hataları, yetersiz gerekçeler ve savunma hakkının kısıtlanması gibi hususlar üst yargı mercilerince de tespit edilmesine rağmen, seçilmiş yöneticilerin görevlerine iade edilmemesi hukukun üstünlüğü ilkesini zedeleyen bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa Konseyi bünyesindeki Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, yerel yönetimlerin idari ve mali özerkliğini güvence altına alan

Tarih AİrSUr742 4 42 8 59 temel bir uluslararası belgedir. Ancak Türkiye'nin bu Şart'a koyduğu çekinceler, yerel yönetimlerin yetki ve kaynaklarını sınırlayan bir çerçeve oluşturmakta; kayyım uygulamaları ise bu sınırlamaların ötesine geçerek yerel yönetimlerin doğrudan merkezi idare tarafından ikame edilmesine yol açmaktadır.

2016 yılından bu yana toplam 153 belediyeye kayyım atanmış olması; bu uygulamanın istisnai bir tedbir olmaktan çıkarak süreklilik arz eden bir yönetsel modele dönüştüğünü göstermektedir. Bu süreçte eş başkanlık sistemi ortadan kaldırılmış, kadın politikalarına yönelik kurumsal yapılar tasfiye edilmiş, belediye emekçileri işten çıkarılmış ve kamuya ait taşınmazların satışına ilişkin ciddi tartışmalar ortaya çıkmıştır. Bu gelişmeler, yerel yönetimlerin toplumsal fayda üretme kapasitesini önemli ölçüde zayıflatmıştır.

Ayrıca kayyım yönetimleri döneminde belediyelerin borçluluk düzeylerinde artış yaşandığı, mali şeffaflık ve hesap verebilirlik mekanizmalarının zayıfladığı yönünde kamuoyuna yansıyan bulgular, bu uygulamanın ekonomik ve yönetsel etkilerinin de incelenmesini zorunlu kılmaktadır.

Bu çerçevede; kayyım uygulamalarının hukuki, idari ve sosyo-ekonomik etkilerinin ortaya çıkardığı çok boyutlu tahribatın giderilmesi, yerel yönetimlerin demokratik işleyişinin yeniden tesis edilmesi ve Türkiye'nin uluslararası yükümlülükleriyle uyumlu bir yerel yönetim rejiminin inşa edilmesi amacıyla; ilgili bakanlıkların mevcut yasal ve idari düzenlemeleri gözden geçirerek gerekli mevzuat değişikliklerini hayata geçirmesi, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı kapsamında konulan çekincelerin kaldırılması ve kayyım uygulamasına son verilmesine yönelik somut bir takvimin oluşturulması gerekliliği ortadadır.

Bu bağlamda;

1. Hakkâri Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış hakkında yürütülen yargılamada, Van Bölge Adliye Mahkemesi'nin 24 Eylül 2025 tarihli bozma kararında belirtilen usul hataları, yetersiz gerekçeler ve savunma hakkının kısıtlanması hususları dikkate alındığında; tutukluluğun devamına karar verilmesinin hukuki dayanağı nedir?

2. Kayyım atamalarına gerekçe yapılan dosyalarda, gizli veya açık tanık beyanlarının tek başına belirleyici delil olarak kullanılmasının, adil yargılanma hakkı ve hukuki güvenlik ilkeleri açısından değerlendirilmesine yönelik Bakanlığınızın bir çalışması bulunmakta mıdır?

3. Seçilmiş eş başkanların görevden alınmasına dayanak teşkil eden suçlamaların önemli bir kısmının belediyecilik faaliyetleriyle doğrudan ilgili olmaması karşısında; görevden uzaklaştırma (o tedbirinin (ölçülülük ve orantılılık ilkeleri (o çerçevesinde değerlendirilmesine ilişkin bir içtihat veya rehber düzenleme mevcut mudur?

4. Seçilmeden önce hakkında herhangi bir soruşturma bulunmayan, ancak seçildikten sonra ifade özgürlüğü ve toplantı hakkı kapsamında değerlendirilebilecek faaliyetler nedeniyle haklarında soruşturma başlatılan eş başkanlara ilişkin uygulamalar, Bakanlığınızca nasıl değerlendirilmektedir?

5. Beraat eden veya hakkında verilen mahkumiyet kararı üst yargı mercilerince bozulan eş başkanların görevlerine iade edilmemesine ilişkin idari uygulamalar, hukukun üstünlüğü ilkesi bağlamında nasıl açıklanmaktadır?

---

**Kaynak gösterme:** Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Yerlerine kayyım atanan belediye başkanlarının yargılanma süreçlerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/42859, 1 Nisan 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-42859-yerlerine-kayyim-atanan-belediye-baskanlarinin-yargilanma-sureclerine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/8a01ac56-0e57-45c5-bb38-019d4d4b321a

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
