# Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yaşayan bir aileye telefon görüşmeleri üzerinden baskı yapıldığı iddiasına ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/43476
- **Veren:** Sümeyye Boz Çakı (DEM Parti, Muş)
- **Muhatap:** Adalet Bakanlığı (Akın Gürlek)
- **Veriliş tarihi:** 10 Nisan 2026
- **Durum:** Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/5cb92ed1-17b5-4041-a187-019d86e1a6ec
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-43476-diyarbakir-in-lice-ilcesinde-yasayan-bir-aileye-telefon-gorusmeleri-uzerinden-baski-yapild

> Sümeyye Boz Çakı (DEM Parti), 10 Nisan 2026 tarihinde 7/43476 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Sayın Akın GÜRLEK tarafından Anayasa'nın 98. ve TBMM Içtüzüğü'nün 96. ve 99. maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Diyarbakır ili Lice ilçesinde yaşayan Önkol ailesinin maruz kaldığı uygulamalar, tekil bir "güvenlik faaliyeti" olarak açıklanamayacak ölçüde süreklilik kazanmış, doğrudan aileyi ve özellikle çocukları hedef alan bir baskı pratiğine dönüşmüştür. Kendilerini polis ve jandarma olarak tanıtan kişilerin farklı numaralar üzerinden aile fertlerini ısrarla araması, aynı soruları tekrar tekrar yöneltmesi ve çocuklarla doğrudan temas kurarak bilgi almaya çalışması, hukuki bir soruşturma yürütme sınırlarını aşan, fiili bir yıldırma yöntemine işaret etmektedir. Buradaki temel sorun yalnızca "yetki aşımı" değil, baskının sistematikleşmesidir. Bir kişinin yurt dışında olduğu bilgisi defalarca verilmesine rağmen, aynı ailenin hedef alınmaya devam edilmesi; ev baskınlarıyla ve telefon aramalarıyla sürdürülen bu ısrar, bilgi toplama ihtiyacıyla değil, baskının sürekliliğiyle açıklanabilecek bir tablo ortaya koymaktadır. Bu durum, güvenlik politikalarının hukuki sınırlar içinde kalmadığını, aksine fiili uygulamalarla genişletildiğini göstermektedir.

Daha ağır olan ise çocukların bu sürecin doğrudan muhatabı haline getirilmesidir. Aileden 16 yaşındaki bir çocuğun bu baskılar nedeniyle eğitim hayatından kopmak zorunda kalması, yalnızca bir ihmal değil, kolluk kuvvetinin çocuklar üzerindeki baskısını göstermektedir. Çocukların telefonla aranarak sorgulanması, görüşmeye çağrılması ve duygusal manipülasyon içeren ifadelerle ilişki kurulmaya çalışılması, pedagojik açıdan ağır sonuçlar doğurabilecek bir müdahaledir ve hiçbir hukuki çerçeveyle meşrulaştırılamaz.

Öte yandan, kendisini güvenlik görevlisi olarak tanıtan kişilerin kimliklerinin belirsizliği, ayrı bir denetim krizine işaret etmektedir. Ya bu kişiler kamu görevlisidir ve bu durumda yapılanlar açık bir yetki kötüye kullanımıdır; ya da kamu görevlisi değildir ve bu durumda yurttaşların güvenliği ciddi biçimde riske atılmaktadır. Her iki ihtimal de doğrudan Bakanlığın sorumluluğundadır.

Bu tablo, yalnızca bir ailenin yaşadığı mağduriyeti değil hukuk devleti ilkesinin sahada nasıl aşındığını, denetim mekanizmalarının nasıl işlevsizleştiğini ve cezasızlık zemininde benzer uygulamaların nasıl süreklilik kazandığını göstermektedir. Bu nedenle söz konusu olayın açığa çıkarılması, sorumluların tespiti ve bu pratiğin sistematik bir yöntem olup olmadığının ortaya konulması kamu adına zorunludur.

¿Bu bağlamda:

1. Önkol ailesinin farklı numaralar üzerinden sistematik biçimde aranması ve aile fertlerine, özellikle çocuklara yöneltilen sorgulayıcı içerikteki aramalar Bakanlığınızın bilgisi dahilinde midir; bu uygulama hangi birimlerin talimatıyla yürütülmektedir?

2. Bir kişinin yakınlarının özellikle çocuklarının doğrudan aranarak bilgi vermeye zorlanması ve yüz yüze görüşmeye çağrılması, Bakanlığınız açısından meşru bir yöntem midir? Bu yöntemin açık bir hukuki dayanağı var mıdır?

3. Aynı aileye yönelik tekrar eden aramaların ve ev baskınlarının, somut bir adli soruşturma ihtiyacını aşarak süreklilik kazanması, fiili bir yıldırma ve baskı yöntemi olarak değerlendiriliyor mu; bu konuda herhangi bir iç denetim mekanizması işletilmiş 4. 16 yaşındaki bir çocuğun bu baskılar nedeniyle eğitim hayatını bırakmak zorunda kalması hakkında Bakanlığınızca başlatılmış bir inceleme var mıdır? Bu sonuçtan doğan sorumluluk hangi idari birimlere aittir?

5. Kendisini güvenlik görevlisi olarak tanıtan kişilerin kimlikleri tespit edilmiş midir? Bu kişilerin kamu görevlisi olması halinde haklarında hangi işlemler yapılmıştır; kamu görevlisi olmamaları halinde bu durum nasıl açıklanmaktadır?

6. Çocukların güvenlik süreçlerine dolaylı muhatap haline getirilmesi ve psikolojik şiddete maruz bırakılması karşısında Bakanlığınızın koruyucu ve önleyici herhangi bir politikası bulunmakta mıdır, bulunuyorsa neden somut olayda işletilmemiştir? 7. Benzer biçimde aile bireylerinin telefonla aranarak baskı altına alındığına ilişkin son yıllarda Bakanlığınıza ulaşan başvuru sayısı kaçtır ve bu başvuruların kaçı hakkında işlem yapılmıştır?

8. Somut olayda sorumluluğu bulunan kamu görevlileri ya da bu yetkiyi kullandığını iddia eden kişiler hakkında adli ve idari süreç başlatılacak mıdır?

---

**Kaynak gösterme:** Sümeyye Boz Çakı (DEM Parti, Muş). “Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yaşayan bir aileye telefon görüşmeleri üzerinden baskı yapıldığı iddiasına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/43476, 10 Nisan 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-43476-diyarbakir-in-lice-ilcesinde-yasayan-bir-aileye-telefon-gorusmeleri-uzerinden-baski-yapild (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/5cb92ed1-17b5-4041-a187-019d86e1a6ec

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
