# 2021 yılında hayatını kaybeden bir kişinin cenazesinin defin işlemlerine ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/4398
- **Veren:** Mahmut Dindar (DEM Parti, Van)
- **Muhatap:** Adalet Bakanlığı (Yılmaz Tunç)
- **Veriliş tarihi:** 4 Eylül 2023
- **Durum:** TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 177 gün sonra, 28 Şubat 2024)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/f9490f8a-403f-4eb0-a827-018a643c3548
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-4398-2021-yilinda-hayatini-kaybeden-bir-kisinin-cenazesinin-defin-islemlerine-iliskin

> Mahmut Dindar (DEM Parti), 4 Eylül 2023 tarihinde 7/4398 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 177 gün sonra, 28 Şubat 2024).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Yılmaz TUNÇ tarafından Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ıncı maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. ahmut DİNDAR

İnsanların diğer canlılardan farkı, ölülerini bir merasimle ve saygı göstererek gömmeleridir. Mezarlıkların tarihi, yerleşik yaşama geçmiş insanların tarihinden bile daha eskidir. İnsani ve tarihsel durumun yanı sıra evrensel hukuk ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin karar ve içtihatları gereği, cenazelere, mezarlara saldırı ve saygısızlık temel bir hak ihlalidir. Herkesin, ailesinin geleneklerine ve örf adetlerine uygun olarak, onurlu bir şekilde gömülme, akrabası olan veya kendisine çok yakın olan bir kişiyi defnetme, ahlaki görevlerini yerine getirme fırsatına sahip olma ve insan niteliğini gösterme, son yolculuğuna uğurlama, kederlenme, matem tutma ve ölüyü anma hakkı ile toplum ve devlet tarafından nasıl görülürse görülsün, bütün medeniyetlerde kutsal bir değeri ve hatıra sembolü olan bir mezara sahip olma hakkı vardır. Bu hak, kanunla yazılı olarak düzenlenmeyi bile gerektirmeyecek kadar doğal ve tartışmasız bir haktır. Medeni Hukuk ve ilgili mevzuat gereği; kişinin defnedileceğe yere ilişkin bir irade beyanı yoksa ve varsayılan iradesi de tespit edilemiyorsa, bu durumda defnedileceği yere karar verme hakkı ve yetkisi yakınlarınındır.

Ancak Türkiye'de Kürt meselesinin çözümsüz bırakılması, güvenlikçi bir yaklaşımın hakim olması ve yıllardır yoğun çatışmaların devam etmesi nedeniyle bu süreçte çatışmalar, faili meçhul cinayetler, hava bombardımanları ve diğer bazı nedenlerle yaşamını yitiren insanların cenazelerine ulaşılamamakta, cenazelere ulaşılsa bile cenazeler ailelerine hukuk dışı bir şekilde ailelerine overilmemektedir. e Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEBYA-DER) ve belediyelerden edinilen bilgilere göre 2016'dan bu yana çatışmalar ve bombardıman sonucu hayatını kaybettikten sonra kimsesizler mezarlığına defnedilen cenaze sayısı en az bin kişinin üzerindedir. Bitlis'in Yukarı Ölek (Oleka Jor) kırsalında bulunan Garzan Mezarlığı'ndan 19 Aralık 2017 tarihinde çıkarılan 264 cenaze Kilyos'taki kimsesizler mezarlığında tutulmaktadır. Söz konusu kişilerin ailelerinin birçok başvurusu yıllarca sürdürülen işlemler nedeniyle yanıtsız bırakılmakta ve on binlerce kişinin mağduriyetine ve hak ihlaline yol açmaktadır. Farklı kentlerde bulunan Adli Tıp Kurumları teşhis ve tedavi süreçlerini yıllarca tamamlayamamakta aileler bu süreçlerde daha ağır bir travmaya maruz bırakılmaktadır. Bazı cenazelerin kimlik tespiti yapılmadan "Kimsesizler Mezarlıklarına" defnedildiği ifade edilmektedir. Van doğumlu olan Kasım Kaya'nın ailesi, evlatlarının 2021 yılında yaşanan bir çatışmada yaşamını yitirdiğini, cenazenin devletin denetiminde olduğunu, bunun için iki defa DNA testine gidildiğini ancak aradan geçen yıllara rağmen cenazelerinin kendilerine verilmediğini kamuoyuna duyurmuştur. Kamuoyuna yansıyan "Agit İpek'in naaşının kargoyla annesine gönderilmesi ve ardından Annesi Halise AKSOY'a da soruşturma açılması", "Hakan Arslan'ın kemiklerinin bir torba içerisinde babasına 7 yıl sonra verilmesi" vakalarına benzer vakalar ve ölüye/cenazeye/mezarlıklara saygısızlık vakaları yoğunlaşmıştır. Son bir hafta içinde bu kapsamda yaşanan vakalara bakıldığında; 2020 yılında yaşamını yitiren Yılmaz Uzun'un cenazesi 3 yıl sonra ailesine bir kargo paketi içinde verildi. Siirt'te çocuğunun mezarını ziyaret eden bir aile mezarlığın tahrip edildiğini kamuoyuna duyurdu. Benzer bir şekilde Karayazı'da bir mezarlığa iş makinesi ile saldırıldığı kamuoyuna yansıdı. Yine cezaevinde yaşamını yitiren hasta tutuklu Şakir TURAN'ın ailesi ve yakınlarının cenazelerini inançlarına uygun bir şekilde gömmelerine izin verilmeyip cenaze merasimine müdahale edildiği gözlemlendi. Bu şekilde cenazelerin ailelere teslimi durumunda toplumsal infiale neden olunmaktadır. Yaşamını yitirmiş bu insanlara ve mezarlıklarına yapılan bu saldırılarla; evrensel ve insani olan tüm değerler hiçleştirilerek, halklar arasında kin ve düşmanlığa yol açılmaktadır. Saldırganların yasal yaptırımlara maruz kalmaları gerekirken kamu gücüyle korunduğuna dair güçlü bir kamuoyu algısı oluşmuştur.

Bu bağlamda:

1) 2023 yılı itibariyle Türkiye'de ailesinin ve yakınlarının başvurusuna rağmen ailesine teslim edilmeyen gerilla cenazesi sayısı kaçtır? Gerilla cenazeleri ailelerine neden teslim edilmemekte veya geç teslim edilmektedir? Bu kapsamda Van doğumlu olup 2021 yılında yaşamını yitiren Kasım Kaya'nın cenazesi ailesine ne zaman teslim edilecektir?

2) 2015-2023 yılları arasında çatışmalarda yaşamını yitiren ve cenazesi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin denetiminde olan gerilla sayısı kaçtır? Bu kişilerden kaçının ailesi tespit edilmiştir? Bu kişilerden kaçının ailesine cenazeleri teslim edilmiştir?

3) 2015-2023 yılları arasında çatışmalarda yaşamını yitiren ve cenazesi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin denetiminde olmayan ve uzun süredir bilgisi alınamayan asker, polis ve diğer güvenlik personeli sayısı kaçtır?

4) 2020 yılında yaşamını çatışmada yitiren Yılmaz Uzun'un cenazesinin ailesine teslim edilmesi neden 3 yıl geciktirilmiştir? Merhumun naaşının aileye bir kargo paketi ile verilmesinde ihmali olan kamu görevlileri hakkında bir soruşturma başlatacak mısınız? Bu konudaki yaptırımsızlık bir kamu politikası mıdır?

5) Türkiye'de ailesi bilinmesine ve ailesinin başvurusuna rağmen "Kimsesizler Mezarlığı'nda defnedilen kişi sayısı kaçtır? Kimsesizler mezarlıklarına kimler defnedilmektedir? Kimsesizler mezarlığında defnedilen kişilerden kaçı mülteci, kaçı çatışmalardan yaşamını yitirenlerdir?

6) Erzurum Karayazı'da, Siirt'te ve başka yerlerde mezarlıklara yapılan saldırılara dair yürütülen soruşturmalar mevcut mudur? Saldırıları gerçekleştirenler içerisinde kamu görevlilerinin oranı nedir? Saldırılar neden önlenememektedir? Önlenmesi için hangi tedbirleri alacaksınız?

7) Cezaevinde yaşamını yitiren hasta tutuklu Şakir TURAN'ın cenazesine yönelik saldırılara dair yürütülen bir soruşturma mevcut mudur? Ailelerin cenazelerine katılımını neden engellenmektedir?

8) Çatışmalarda yaşamını yitirmiş kişilerin cenazelerine, ailelerinin ulaşabilmesi ve toplumsal-dini ovecibeleri ölçüsünde defin işlemleri için hangi çalışmalar yürütülmektedir?

9) Türkiye'de toplumsal barışın tesis edilmesi ve ölüye saygı hakkının tanınması amacıyla hangi tedbirler alınacaktır?

## Bakanlığın cevabı

1290201 sayılı yazı.

İlgi yazınız ekinde alınan, Van Milletvekili Mahmut Dindar tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/4398 Esas Nolu soru önergesine ilişkin,

Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.

Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet) ile erişebilirsin

Mevzuat Genel Müdürlüğü

Sayı : E-56020453-610-777-3639/6692 Konu : Yazılı soru önergesi 23/ 02/202ğ/

Sayın Mahmut DİNDAR Van Milletvekili

Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/4398 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.

I- A) Anayasanın;

I- "Yargı yetkisi" kenar başlıklı 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı,

2- "Mahkemelerin bağımsızlığı" kenar başlıklı 138. maddesinde, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı; görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamayacağı, görüşme yapılamayacağı veya herhangi bir beyanda bulunulamayacağı,

B) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;

1. "Ölünün kimliğini belirleme ve adli muayene" kenar başlıklı 86. maddesinin ikinci fıkrasında, ölünün adli muayenesinde tıbbi belirtilerin, ölüm zamanı ve ölüm nedenini belirlemek için tüm bulguların saptanacağı,

2. "Otopsi" kenar başlıklı 87. maddesinin birinci fıkrasında, otopsinin, Cumhuriyet savcısının huzurunda biri adli tıp, diğeri patoloji uzmanı veya diğer dallardan birisinin mensubu veya biri pratisyen iki hekim tarafından yapılacağı, müdafi veya vekil tarafından getirilen hekimin de otopside hazır bulunabileceği, zorunluluk bulunduğunda otopsi işleminin bir hekim tarafından da yapılabileceği, bu durumun otopsi raporunda açıkça belirtileceği,

3. "Soruşturmanın gizliliği" kenar başlıklı 157. maddesinde, Kanunun başka türlü hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemlerinin gizli olduğu,

4. "Şüpheli ölümün ihbarı" kenar başlıklı 159. maddesinin birinci fıkrasında, bir ölümün doğal nedenlerden meydana gelmediği kuşkusunu doğuracak bir durumun varlığı veya ölünün kimliğinin belirlenememesi halinde, kolluk görevlisi, köy muhtarı ya da sağlık veya cenaze işleriyle görevli kişilerin, durumu derhâl Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmekle yükümlü oldukları,

• - "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı,

6- "Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri" kenar başlıklı 161. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısının, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri Mevzuat Genel Müdürlüğü aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabileceği,

7- "Kamu davasını açma görevi" kenar başlıklı 170. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ise, kamu davasını açma görevinin, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği; soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde, Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenleneceği,

C) Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin "Morg ihtisas dairesi" kenar başlıklı 10. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde; otopsinin sonuçlanması veya hüviyetin tespitinden sonra morg ihtisas dairesiyle ilgisi kalmayan ceset veya beraberindeki materyalin, tahkikatı idare eden hâkim veya Cumhuriyet savcısı veya hüviyet tespiti için gönderilen makam tarafından gömülmesinde sakınca olmadığını bildiren yazılı belge üzerine ailesine veya yakınlarına veya kimsesiz ise onbeş gün içinde belediyeye veya mülki idare amirliğine teslim edileceği; kimliği tespit edilmiş olmasına rağmen ailesi veya yakınları tarafından beş gün içinde teslim alınmayan cesetlerin de belediyeye veya mülki idare amirliğine gömülmek üzere teslim edileceği,

Hükümlerine yer verildiği malâmlarıdır.

Sözü edilen bu düzenlemeler çerçevesinde, şüpheli ölümler üzerine başlatılacak soruşturmalarda, ölü muayenesi ve otopsi de dâhil olmak üzere, tüm adli işlemlerde yetki ve sorumluluk, Cumhuriyet savcılarına ait olup, Bakanlığımız veya başka herhangi bir makam, organ veya merci tarafından Cumhuriyet savcılarına müdahalede bulunulması söz konusu değildir.

U- Siirt, Van ve Erzincan Cumhuriyet Başsavcılıklarıyla yapılan yazışmaya verilen 13/10/2023 ve 16/10/2023 tarihli cevaplarda;

A) Soru önergesinde bahsi geçen 16/09/2020 tarihli olay sonrası, yasal süre içinde herhangi bir başvuru yapılmadığından adı geçenin cenazesinin kimlik tespit işlemlerinin gerçekleştirilemediği ve 02/10/2020 tarihinde defnedildiği, 04/06/2021 tarihinde adı geçenin babasının Siirt Cumhuriyet Başsavcılığına başvurusu üzerine yapılan incelemeler neticesinde Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığının 02/08/2021 tarihli raporuyla kimlik tespitinin yapıldığı, 01/09/2023 tarihli başvurusu üzerine ise adı geçenin cenazesinin mevzuata uygun şekilde babasına teslim edildiği,

B) Soru önergesinde bahsi geçen mezarlığa saldırıda bulunulması iddialarına ilişkin olarak başlatılan soruşturmanın devam ettiği,

C) Soru önergesinde adı geçen diğer şahsın Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim Araştırma Hastanesinde tedavi gördüğü sırada hayatını kaybettiği, cenazenin defin işlemleri hususunda herhangi bir ihbar veya şikâyet bulunmadığı, bu kapsamda yürütülen bir soruşturmanın da bulunmadığı,

Bildirilmiştir.

HI- İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığıyla yapılan yazışmaya verilen cevapta; soru önergesinde bahsi geçen cenaze namazının kılınmaması ve üç gün boyunca köy camisinde ezanın okunmaması hususlarında baskı yapılması ile köye giriş ve çıkışların kapatılması iddialarının gerçeği yansıtmadığı bildirilmiştir.

Yılmaz TUN Bakan

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden gtnux9X - DDipgu8 - DRxfgyN — 103160 ile erişebilirsin

Yılmaz TUNÇ
Bakan

---

**Kaynak gösterme:** Mahmut Dindar (DEM Parti, Van). “2021 yılında hayatını kaybeden bir kişinin cenazesinin defin işlemlerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/4398, 4 Eylül 2023. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-4398-2021-yilinda-hayatini-kaybeden-bir-kisinin-cenazesinin-defin-islemlerine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/f9490f8a-403f-4eb0-a827-018a643c3548

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
