# Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde yaşanan bir cinsel istismar olayına dair devam eden yargılama sürecine ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/44003
- **Veren:** Ceylan Akça Cupolo (DEM Parti, Diyarbakır)
- **Muhatap:** Adalet Bakanlığı (Akın Gürlek)
- **Veriliş tarihi:** 22 Nisan 2026
- **Durum:** Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/b1a9be84-3ddd-4728-9b9a-019db9db2af1
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-44003-diyarbakir-in-kulp-ilcesinde-yasanan-bir-cinsel-istismar-olayina-dair-devam-eden-yargilama

> Ceylan Akça Cupolo (DEM Parti), 22 Nisan 2026 tarihinde 7/44003 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın, Adalet Bakanı Akın GÜRLEK tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Diyarbakır'ın Kulp ilçesine bağlı olan kırsal Totana Mahallesi'nde kendisini "şeyh" olarak tanıtan ve iktidar partisine yakınlığıyla bilinen imam Mehmet Latif Yerem'in, on yıldır imamlık yaptığı köydeki bir çocuğa (M.Y.) yönelik yıllarca sürecek sistematik cinsel istismarı, mağdurun evlilik hazırlığı yaptığı süreçte ortaya çıkan ses kayıtlarıyla gün yüzüne çıkmıştır. Failin suçunu itiraf ederken kullandığı "şeytana uyduk" ifadesinin ötesinde, olayın duyulmasını engellemek adına "Sadece mesajlaştığımızı söyle. Ona söyle eğer kapatmazsa adam ölür" şeklindeki açık cinayet tehdidi, yargı mekanizması bu denli ağır bir tabloya rağmen iadli kontrol" gibi yetersiz bir tedbirle faili serbest bırakmıştır. Sistematik cinsel istismar mağduru M.Y. çocuk yaşta maruz kaldığı bu karanlığı; "küçüktüm, kimse inanmaz" diyerek ifade etmesi, aslında bireysel bir çaresizlikten ziyade, hükümetin çocuk istismarı ve kadına yönelik şiddetle mücadeledeki samimiyetsizliğinin toplumun en savunmasız kesimlerinde yarattığı sistematik bir güvensizliğin yansımasıdır. Sonuç olarak somut kanıtlara ve açık hayati tehlikeye rağmen verilen bu serbest bırakılma kararı bir kez daha göstermektedir ki; Türkiye'de çocuk ve kadın istismarı davalarında karşımıza çıkan siyaset-tarikat-yargı üçgeni; iktidarın korumacı kanatları, tarikatların denetimsiz karanlığı ve yargının cezasızlık zırhıyla inşa edilmiş öyle bir Bermuda Şeytan Üçgenidir ki, içine düşen tüm evrensel hukuk ilkeleri, çocuk hakları ve adalet çığlıkları bu organize sessizlikte iz bırakmadan yutulup yok edilmektedir.

Bu bağlamda:

1. Failin suçunu ikrar ettiği ses kayıtları ve mağdura yönelik açık ölüm tehditleri somut delil sayılmamakta mıdır; fail hangi hukuki gerekçeyle serbest bırakılmıştır?

2. Cinsel istismar ve cinayet tehdidi gibi ağır suç şüphelerinin varlığına rağmen uygulanan adli kontrol kararı, toplumdaki adalet duygusunu ve yargıya güveni nasıl etkilemektedir?

3. Failin tehdidi karşısında, mağdura sağlanan adli koruma tedbirleri nelerdir?

4. Soruşturma dosyasında, failin siyasi bağlantılarının yargı kararı üzerinde bir baskı oluşturup oluşturmadığına dair bir inceleme başlatılacak mıdır?

---

**Kaynak gösterme:** Ceylan Akça Cupolo (DEM Parti, Diyarbakır). “Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde yaşanan bir cinsel istismar olayına dair devam eden yargılama sürecine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/44003, 22 Nisan 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-44003-diyarbakir-in-kulp-ilcesinde-yasanan-bir-cinsel-istismar-olayina-dair-devam-eden-yargilama (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/b1a9be84-3ddd-4728-9b9a-019db9db2af1

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
