# 2023 yılından bu yana kapanan şirketlerin işsizlik oranı üzerindeki etkisine ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/44887
- **Veren:** Cem Avşar (CHP, Tekirdağ)
- **Muhatap:** Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Vedat Işıkhan)
- **Veriliş tarihi:** 20 Mayıs 2026
- **Durum:** TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 89 gün sonra, 17 Ağustos 2026)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/e8299bb3-92cd-4226-a2d6-019e455b0fa6
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-44887-2023-yilindan-bu-yana-kapanan-sirketlerin-issizlik-orani-uzerindeki-etkisine-iliskin

> Cem Avşar (CHP), 20 Mayıs 2026 tarihinde 7/44887 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 89 gün sonra, 17 Ağustos 2026).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından Anayasanın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim

Dun&Bradstreet'in 2025 Küresel İflas Raporu'na göre dünya genelinde iflas oranı %7 artarken, Türkiye'de bu oran %29'a ulaşmış ve toplam 573 şirketin iflas ettiği görülmüştür. 45 ülkenin incelendiği raporda 28 ülkede artış yaşanırken, Türkiye'nin bu artış hızında dünya ortalamasının belirgin biçimde üzerinde seyretmektedir. Türkiye'nin kendi iç ekonomik dinamiklerinin yanında bölgede yaşanan küresel sorunların da etkisiyle yapısal kırılganlıklar, likidite sıkışıklığı ve bozulan ödeme zinciri reel sektörde daha derin bir ayrışmaya yol açmakta, geçici dalgalanmalar yerine kalıcı hasarlar verebileceği izlenimler doğurmakta ve bu durum sektör temsilcileri ve uzmanlar arasında endişeye yol açmaktadır. Uzmanlara göre, küresel ölçekte hızlanan iflas dalgası, Türkiye'de daha belirgin ve daha sert hissedilmektedir. Veriler, basit bir yavaşlamadan ziyade şirket ekosisteminin bütününde bir aşınmaya işaret etmektedir. Dun & Bradstreet/CRIF verilerine göre 2024'te %23 artan şirket iflaslarının 2025'te %29'a yükselerek 573'e ulaşması, sürecin tesadüfi değil, süreklilik kazanan bir kırılma olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu artış yalnızca kapanan firma sayısını değil, reel sektörün dayanıklılık kapasitesindeki zayıflamayı da yansıtmaktadır.

Diğer taraftan başka bir görüş ise; şirket demografisinde yaşanan bozulmalardır. TOBB verilerine göre yeni kurulan şirket sayısında sınırlı gerilemeye karşın kapanışların hız kazanmasının ekonomik dinamizmin zayıfladığını göstermektedir. Bu durum, orta vadede üretim yapısının daralması ve rekabet gücünün aşınması riskini beraberinde getireceği ifade edilmektedir. Özellikle tekstil, inşaat ve mobilya gibi emek yoğun ve iç talebe duyarlı sektörlerde konkordato başvurularında yüksek artış yaşanmakta ve bu durumun sorunun sektörel değil, sistemik bir nitelik taşıdığını ortaya koymaktadır.

Uzmanlara göre, her bir iflas, yalnızca bir bilanço kapanışı değil; aynı zamanda tedarik zincirinde, istihdamda ve finansal sistemde yeni bir gerilim hattının oluşması anlamına gelmektedir. Şirket iflasları ve kapanmaları, yalnızca üretim ve finansman dengelerini değil, aynı zamanda istihdam yapısını ve toplumsal refah düzeyini de doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle konu, teknik bir ekonomik başlık olmanın ötesinde, sosyal bir dönüşüm meselesi olarak değerlendirilmelidir. İstihdam kaybı bu sürecin en görünür sonucudur. Şirket kapanmalarındaki artış, özellikle emek yoğun sektörlerde işsizlik baskısını artırmakta; geniş tanımlı işsizlik oranları üzerinde yukarı yönlü bir etki oluşturmaktadır. 2025 yılı projeksiyonları, bu baskının 2-3 puanlık ilave bir artış potansiyeli taşıdığını göstermektedir. Bu yalnızca istatistiksel bir değişim değil; hanehalkı gelirleri ve tüketim davranışları üzerinde zincirleme etkiler üreten bir dönüşümdür. Nitekim TÜİK 2026 Nisan Ayı işsizlik verilerine göre geniş tanımlı işsizlik oranı %31,5 olmuştur. Bu rakam yaklaşık her üç kişiden birinin işsiz olduğu anlamına gelmektedir.

Gelir dağılımı açısından bakıldığında ise tablo daha kırılgandır. Kapanan her işletme, yalnızca bir üretim biriminin değil, aynı zamanda orta sınıfın ekonomik dayanıklılığının da zayıflaması anlamına gelmektedir. Özellikle sanayi kentlerinde yoğunlaşan toplu işten çıkarmalar, yerel ölçekte sosyal dengeyi bozmakta; gelir adaletsizliğini derinleştirmektedir. Bu durum, yerel yönetimler üzerinde sosyal yardım ve istihdam destekleri açısından ek bir mali baskı yaratmaktadır. Bu etki, gelir dağılımından istihdama, bölgesel dengelerden toplumsal refaha kadar geniş bir alanı yeniden şekillendirdiği görüşü hakimdir. Bugün ortaya çıkan tablo, yalnızca artan iflasların değil; zayıflayan üretim yapısının, bozulan ödeme zincirinin ve daralan ekonomik dinamizmin istihdama yansımasıdır.

Bu bağlamda;

1. Göreve başlangıç tarihiniz olan 05 Haziran 2023'ten itibaren Türkiye genelinde kapanan şirketler dolayısıyla oluşan işsizlik oranı nedir? Bu oranın ulusal işsizlik verileri içindeki payı ne kadardır? Bu oranın yıl ve bölge bazlı dağılımı nasıldır? Söz konusu istihdam kaybının mavi ve beyaz yaka oranı nedir?

2. Konkordato ve iflas süreçlerinden etkilenen çalışanların son durumlarına ilişkin Bakanlığınız tarafından bir araştırması yapılmış mıdır? Oluşması muhtemel mağduriyetlere karşı mentörlük ve danışmanlık hizmeti verilmesi gibi ne tür tedbir alınmıştır?

3. Özellikle tekstil, inşaat ve mobilya gibi emek yoğun ve iç talebe duyarlı sektörlerde konkordato başvurularında yüksek artış yaşanması dikkate alınarak bu sektörlerde istihdamı korumaya ilişkin ne tür tedbirler alınmaktadır? Bu hususta bir eylem planı hazırlamayı düşünüyor musunuz?

4. Ekonomik politikaların üretim sektöründe yol açtığı erozyonun istihdam üzerindeki etkilerine ilişkin tarafınızca yapılmış herhangi bir araştırma var mıdır? Bu politikaların istihdam kaybı bakımında sonuçları ve etkileri nasıldır? Üretim bantlarının durma riskiyle oluşması muhtemel istihdam kayıplarına karşı acil eylem planınız bulunmakta

5. Tedarik zincirinde, finansal sistemde ve dolayısıyla sanayi üretiminde oluşan gerilim sonucu meydana gelen daralmayla oluşacak istihdam kaybını önlemeye ilişkin sektörü destekleme ve istihdamı koruma noktasında kısa, orta ve uzun vadede uygulamaya alınacak bir destek paketi planlıyor musunuz?

## Bakanlığın cevabı

İlgi yazınız ile Tekirdağ Milletvekili Sayın Cem AVŞAR tarafından yöneltilen 7/44887 Esas Numaralı yazılı soru önergesine ilişkin cevap aşağıda sunulmuştur.

"Bakanlığımız tarafından istihdamın korunması ve işsizlikle mücadele kapsamında tüm ülke genelinde aktif ve pasif istihdam politikaları uygulanmaktadır. Açıklanan istihdam paketleri ile işsizlerin istihdam edilmesi durumunda çeşitli sürelerle prim indirimleri ve destekler sunulmakta; işgücü piyasasında ortaya çıkabilecek daralma ve sektörel dönüşüm süreçlerinin istihdam üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak; işgücü arz ve talebinin uyumlaştırılması; mesleki becerilerin güncellenmesi ve yeniden istihdamın hızlandırılması hedefleri doğrultusunda mesleki eğitim kursları ile işbaşı eğitim programları başta olmak üzere çeşitli aktif işgücü politikaları planlanmakta ve uygulanmaktadır.

Türkiye Iş Kurumu (İŞKUR) tarafından İşgücü Uyum Programları, Iş Pozitif programı, Kadın İstihdamı İçin Pozitif Ayrımcılık Projesi (KIPAP), Iş Kulüpleri Projesi düzenlenmektedir. Ayrıca gençlerin kalıcı, kayıtlı ve nitelikli istihdam içine girmesini sağlayan, işsizliği azaltan ve ülkemiz rekabet gücünü büyüten kapsamlı Genç İstihdam Hamlesi 2026 yılında hayata geçirilmiştir. 'Staj Desteği', 'Geleceğim Meslekte', 'NEET İşgücü Uyum', 'İşe Ilk Adım', 'İŞKUR Gençlik' ve 'Bölgesel Kariyer Fuarları ve İstihdam Fuarları' olmak üzere 6 ana programın çatısı olan bu Program ile gençlerin erken yaşta iş deneyimi kazanmaları, becerilerinin işgücü piyasasının ihtiyaçlarıyla uyumlu hale getirilmesi ve nitelikli istihdama yönelmeleri amaçlanmaktadır.

Ayrıca 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun geçici 35 inci maddesi kapsamında imalat sanayinde üretim sürekliliğini güvence altına almak, işletmelerin finansmana erişimini kolaylaştırmak ve istihdamı korumak amacıyla 2026 yılı itibarıyla 'Imalat Sanayi için Kredi Finansmanı ve İstihdamı Koruma Programı' hayata geçirilmiştir. Öte yandan 4447 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi gereği; işverenin konkordato ilan etmesi, işveren için aciz vesikası alınması, iflası veya iflasın ertelenmesi nedenleri ile işverenin ödeme güçlüğüne düştüğü hallerde geçerli olmak üzere işçilerin iş ilişkisinden kaynaklanan üç aylık ödenmeyen ücret alacakları ücret garanti fonundan ödenmektedir.

31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi (4/1-(a)) kapsamında sigortalı çalıştıran özel sektör işyeri işverenlerine yönelik; kayıtlı sigortalı istihdamının artırılması, kadınlar, gençler ve engelliler gibi dezavantajlı grupların istihdamının artırılması, bölgesel, büyük ölçekli yatırımlar ile stratejik yatırımların özendirilmesi amaçlarıyla çeşitli Kanunlarda yer alan sigorta prim teşviki, destek ve Bununla birlikte ülkemiz işgücü piyasasına ilişkin veriler Türkiye İstatistik Kurumunun internet sayfasında yer almaktadır."

Çankaya / ANKARA Tel: (0312) 296 71 68

---

**Kaynak gösterme:** Cem Avşar (CHP, Tekirdağ). “2023 yılından bu yana kapanan şirketlerin işsizlik oranı üzerindeki etkisine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/44887, 20 Mayıs 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-44887-2023-yilindan-bu-yana-kapanan-sirketlerin-issizlik-orani-uzerindeki-etkisine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/e8299bb3-92cd-4226-a2d6-019e455b0fa6

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
