# Hakkari'nin Derecik ilçesine bağlı bir köyde gerçekleştirilen ağaç kesimlerine ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/45556
- **Veren:** Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari)
- **Muhatap:** Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (Alparslan Bayraktar)
- **Veriliş tarihi:** 4 Haziran 2026
- **Durum:** TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 61 gün sonra, 4 Ağustos 2026)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/137f736a-de5f-43f7-8f57-019e97cb139a
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-45556-hakkari-nin-derecik-ilcesine-bagli-bir-koyde-gerceklestirilen-agac-kesimlerine-iliskin

> Öznur Bartin (DEM Parti), 4 Haziran 2026 tarihinde 7/45556 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 61 gün sonra, 4 Ağustos 2026).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakam Alparslan Bayraktar tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Hakkari'nin (Colemerg) güneydoğusunda bulunan Rûbarok (Derecik) ilçesi; yüksek dağları, meşe ormanları, zengin bitki örtüsü, vadileri, su kaynakları ve yaban yaşam alanlarıyla bölgenin en önemli doğal yaşam havzalarından biridir. Ancak son yıllarda bölgede yoğunlaşan madencilik faaliyetleri, taş ocakları, enerji projeleri, güvenlik gerekçesiyle yürütülen uygulamalar ve doğal alanlara yönelik müdahaleler nedeniyle bu eşsiz ekosistem ciddi bir tehdit altındadır.

Son olarak Derecik ilçesine bağlı Xoşnav köyü kırsalında madencilik faaliyetleri gerekçe gösterilerek geniş bir alanda ağaç kesimi başlatıldığı yönünde kamuoyuna yansıyan bilgi ve görüntüler ciddi kaygılara yol açmıştır. Edinilen bilgilere göre kesim faaliyetleri korucular eliyle yürütülmekte, özellikle bölgenin ekolojik dengesinin temel unsurlarından olan asırlık meşe ağaçları hedef alınmaktadır. Bölgeden paylaşılan görüntülerde yüzlerce ağacın kesildiği, geniş bir ormanlık alanın tahrip edildiği ve doğal yaşam alanlarının zarar gördüğü görülmektedir. Kamuoyuna yansıyan iddialara göre kesilen ağaçlar toplanarak askeri üs bölgelerine taşınmaktadır. Bu iddialar hakkında ilgili kurumlar tarafından bugüne kadar kapsamlı ve tatmin edici bir açıklama yapılmamış olması kamuoyundaki kaygıları daha da artırmaktadır. Xoşnav kırsalında yaşananlar münferit bir olay değildir. Son yıllarda Hakkâri başta olmak üzere Şımak'ta Besta, Cudi ve Gabar bölgelerinde, Van'ın Çatak ve Bahçesaray ilçelerinde, Tunceli'de Munzur Havzası çevresinde, Diyarbakır'ın Kulp ve Lice ilçelerinde benzer biçimde orman alanlarının, meraların ve doğal yaşam alanlarının çeşitli gerekçelerle tahrip edildiğine ilişkin çok sayıda iddia ve tespit kamuoyuna yansımıştır. Orman ekosistemlerinin yok edilmesi yalnızca ağaçların kesilmesi anlamına gelmemektedir. Bu durum aym zamanda toprağın su tutma kapasitesinin azalmasına, erozyonun artmasına, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının zarar görmesine, karbon yutak alanlarının ortadan kalkmasına ve biyolojik çeşitliliğin geri dönülmez biçimde tahrip edilmesine neden olmaktadır. Özellikle meşe ormanları; bölgedeki mera sistemlerinin devamlılığı, hayvancılık faaliyetleri, arıcılık, iklim dengesi ve yaban yaşamı açısından yaşamsal önemdedir. Doğaya yönelik bu müdahaleler yalnızca çevresel sonuçlar doğurmamakta; aynı zamanda bölge halkının geçim kaynaklarını da doğrudan etkilemektedir. Meraların daralması, su kaynaklarının zarar görmesi ve ormanlık alanların yok edilmesi tarım ve hayvancılığı geriletmekte, kırsal nüfusun üretimden kopmasına ve zorunlu göçe maruz kalmasına neden olmaktadır. Böylece ekolojik yıkım ile yoksullaşma, işsizlik ve nüfus kaybı arasında doğrudan bir ilişki ortaya çıkmaktadır.

Son yirmi dört yılda uygulanan madencilik, enerji ve rant odaklı politikalar sonucunda ülkenin birçok bölgesinde olduğu gibi Kürlerin çoğunlukta olduğu bölge kentlerinde de doğal varlıklar yoğun bir sömürü baskısı altına alınmıştır. Yaşam alanlarının korunması yerine doğal kaynakların ekonomik kazanç uğruna tüketilmesini esas alan anlayış, bugün Hakkâri'den Şırnak'a, Van'dan Tunceli'ye kadar geniş bir coğrafyada ekolojik krizi derinleştirmiştir. Bu nedenle Hakkâri'nin Derecik ilçesine bağlı Xoşnav köyü kırsalında yürütülen ağaç kesimlerinin ve bu faaliyetlerin madencilik projeleriyle ilişkilerinin açıklığa kavuşturulması; başta Hakkâri olmak üzere Şırnak, Van, Diyarbakır ve Tunceli'de giderek derinleşen ekolojik yıkımın, doğa talanının, tarım ve hayvancılığı tasfiye eden uygulamaların araştırılması ve yaşam alanlarını hedef alan bu politikaların durdurulması amacıyla ilgili bakanlıkların gerekli girişimlerde bulunması önem arz etmektedir.

Bu bağlamda;

1. Hakkâri ve bölge kentlerinde son 5 yıl içerisinde kaç maden ruhsatı verilmiştir ve bu ruhsatların kaçı ormanlık/mera alanlarını kapsamaktadır?

2. Madencilik faaliyetleri gerekçe gösterilerek yapılan ağaç kesimlerinin, şirketlerin maliyetlerini düşürmek amacıyla bir ön hazırlık olarak yapıldığı iddiaları doğru mudur?

3. Bölgenin zengin mineral yapısının, bölge halkının refahı yerine ekolojik yıkım pahasına sermaye gruplarına transfer edilmesinin kamu yararı neresindedir?

4. Ruhsat verilen maden sahalarının kaçında bölge halkıyla sosyal onay (rıza) süreci işletilmiştir?

5. Bölge kentlerinde yürütülen enerji projeleri (HES, baraj, maden) nedeniyle yerinden edilen nüfusun sosyal ve ekonomik kayıpları için ne kadar bütçe ayrılmıştır?

6. Derecik ve bölge kentlerinde maden şirketlerinin sahaları eski haline getirme taahhütleri neden kâğıt üzerinde kalmaktadır; bağımsız kurumlarca yapılan fiili bir denetim var

7. Derecik Xoşnav' dan bölge geneline yayılan sistematik doğa talanının, bölgeyi sadece bir hammadde havzası olarak gören politikalara yol açtığı bilinmekte midir?

8. Bölgedeki maden işletmelerinin askeri güvenlik ve koruculuk zırhını kullanarak çevre yasalarını baypas etmesi neden engellenmemektedir; bu sahalar denetimden muaf mıdır?

9. Derecik ve bölge kentlerinde meşe ormanları ile su kaynaklarının bulunduğu alanlara maden ruhsatı verilirken, bu faaliyetlerin bölgedeki kırsal nüfusun yerinden edilmesi (göç/insansızlaştırma) üzerindeki kümülatif etkileri ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleriyle çelişkisi bakanlığınızca analiz edilmiş midir?

10. Derecik ve bölge kentlerinin iradesini yok sayan merkeziyetçi maden gaspına son verilerek; doğal varlıkların yerinden yönetim, halkın rızası ve ekosistemi merkeze alan kolektif bir modele devredilmesi planlanmakta mıdır?

## Bakanlığın cevabı

Bakanlığımız madencilik faaliyetlerinde önce insan, sonra çevre sonra katma değerli üretim düsturu ile hareket etmekte olup, ruhsat hukukuna ve madencilik faaliyetlerine ilişkin tüm işlemler 3213 sayılı Maden Kanunu, Maden Yönetmeliği ve ilgili meri mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Bu çerçevede maden sahalarının ihale yolu ile ruhsatlandırılması işlemlerinde; ihaleye çıkarılacak alanın kamu hizmeti ve umumun yararına ayrılmış yerlere, Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluğunda olan yollara, 1/5000 veya 1/2000 ölçekli nazım imar planı onaylanmış özel mülkiyete konu araziler ve binalar ile organize hale gelmiş tarım ve hayvancılık bölgelerine, denizlere, göllere, I. derece sit alanlarında fiziki olarak ortaya çıkarılmış kültürel varlıklara, mera ve orman alanlarına, su havzalarına isabet edip etmediğinin kontrolü yapılmaktadır.

Yürütülecek madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak ise; maden sahalarında arama ve işletme ruhsat süreçlerinden sonra ruhsat sahipleri tarafından madencilik faaliyetlerine başlanabilmesi için "işletme izni" alınması gerekmekte olup, mevcut sahaların çok küçük bir alanına tekabül eden ve fiili olarak madencilik faaliyetinin yürütüldüğü alanı ifade eden işletme izinli alanlarda faaliyete başlanabilmesi için izin alanına yönelik olarak 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7'nci maddesinde belirtilen; mülkiyet izninin (orman/mera/tapulu arazi vb.), ÇED Belgesi'nin, Iş Yeri Açma ve Çalışma Ruhsatı'nın ve ilgili Bakanlık/Kurumlardan alınması zorunlu olan diğer tüm izinlerin (Sit, Milli Parklar, Turizm Bölgeleri Alanları ve Merkezleri ile Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ve duyarlı bölgeler için vb.) tamamlanması gerekmektedir.

Yapılacak olan madencilik faaliyetinin çevreye olan etkilerinin yerel halkla beraber ilgili kurumlarca etraflıca değerlendirildiği izin süreçlerini tamamlayamayan hiçbir ocağın açılmasına ise Bakanlığımızca müsaade edilmemekte olup, bu bağlamda tek başına arama ve/veya işletme ruhsatına sahip olunması fiili olarak madencilik faaliyetlerinin başlatılabilmesi için yeterli olmamaktadır.

Bu bilgiler ışığında; Hakkâri ilimizde halihazırda işletme izni bulunan ruhsat sayısı 28 olup, bu ilimizde madencilik faaliyetleri için kazılan alanların il yüz ölçümüne oranı %0,03'tür.

Maden ruhsatlarının terk/iptal işlemleri 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 32'nci maddesinde yer alan; ....Herhangi bir nedenle hükümden düşmüş veya ruhsat hukuku yürürlükte olan sahalarda terk edilen alanlarda ruhsat sahibi gerekli emniyet tedbirlerini almak ve sahanın son durumunu gösterir teknik belgeleri Genel Müdürlüğe vermek zorundadır. Ruhsat sahibi yukarıda belirtilen tedbirleri en geç bir yıl içinde almak ve işletme faaliyetinde bulunulan alanı işletme projesi doğrultusunda çevreye uyumlu hale getirmek zorundadır. Verilen bu sürede çevre ile uyum planı çerçevesinde gerekli güvenlik önlemlerinin ve çevresel önlemlerin alınmaması durumunda tedbir alınana kadar sorumluluk ruhsat sahibinin olması şartıyla, bu durum valiliğe bildirilir. Çevre ile uyum çalışması için gerekli tedbirler, çevreye uyum planına uygun olarak orman arazilerinde ilgili orman idaresi, diğer alanlarda il özel idareleri veya valilikler tarafından yerine getirilir. Orman idaresi, il özel idaresi veya valilik tarafından çevre ile uyum planına uygun olarak yapılan masraflar, ruhsat bedelinden çevre ile uyum planı çalışmaları için emanete yatırılan tutarlardan karşılanır. .... " hükmü kapsamında yürütülmektedir.

Maden ruhsat sahalarının denetimine ilişkin olarak; 3213 sayılı Maden Kanunu ve ilgili Maden Yönetmeliği hükümleri kapsamında maden ocaklarına verilen ruhsatlar 4 ayrı gruba ayrılmış olup, çok az riskli ruhsatlar 5 yıl, az riskli ruhsatlar 4 yıl, riskli ruhsatlar 2 yıl ve çok riskli ruhsatlar yılda bir periyodik olarak denetlenmektedir. Ayrıca Bakanlığımız haricinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca da kendi mevzuatları kapsamında denetimler yapılmaktadır. Yürütülecek olan faaliyetlerin çevresel etkilerini konu alan ÇED sürecine ilişkin işlemler Çevre, Şehircilik ve iklim Değişikliği Bakanlığı uhdesinde yürütülmekte olup, bu çerçevede Önerge içeriğinde yer alan ve diğer bakanlıkların görev alanına giren hususlara ilişkin bilgilerin ilgili kurum/kuruluşlardan alınmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.

---

**Kaynak gösterme:** Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Hakkari'nin Derecik ilçesine bağlı bir köyde gerçekleştirilen ağaç kesimlerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/45556, 4 Haziran 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-45556-hakkari-nin-derecik-ilcesine-bagli-bir-koyde-gerceklestirilen-agac-kesimlerine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/137f736a-de5f-43f7-8f57-019e97cb139a

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
