# Gözaltına alınan bir kişiye kötü muamelede bulunulduğu iddiasına ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/45639
- **Veren:** Ömer Faruk Gergerlioğlu (DEM Parti, Kocaeli)
- **Muhatap:** Adalet Bakanlığı (Akın Gürlek)
- **Veriliş tarihi:** 15 Haziran 2026
- **Durum:** Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/d86e8f6a-1cd3-4930-b299-019ed0963099
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-45639-gozaltina-alinan-bir-kisiye-kotu-muamelede-bulunuldugu-iddiasina-iliskin

> Ömer Faruk Gergerlioğlu (DEM Parti), 15 Haziran 2026 tarihinde 7/45639 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek tarafından Anayasanın 98 ' inci ve TBMM İçtüzüğünün 96 'ncı ve 99 'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. /) yf

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik davanın 47'nci duruşma gününde savunma yapan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker'in mahkeme huzurunda dile getirdiği beyanlar, yalnızca bireysel bir mağduriyet iddiası değil; gözaltı, tutuklama, savcılık sorgusu, cezaevi şevki ve tutukluluk koşulları bakımından hukuk devleti ilkesini doğrudan ilgilendiren çok ağır iddialar içermektedir.

Türker, Vatan Emniyet'te gözaltında bulunduğu sırada çıplak aramaya maruz bırakıldığını, kendisine "Cinsel organını aç", "Arkanı dön, eğil" şeklinde onur kırıcı ifadeler kullanıldığını, bu uygulamanın insanın haysiyetini ve kişilik bütünlüğünü hedef aldığını belirtmiştir. Çıplak arama iddiaları Türkiye'de uzun süredir kamuoyuna yansıyan, özellikle kadınlar bakımından ağır travmatik sonuçlar doğuran ve işkence-kötü muamele yasağı kapsamında tartışılan ciddi bir insan hakları sorunudur. Bu iddiaların mahkeme huzurunda açıkça dile getirilmiş olması, yetkili makamlar açısından etkili soruşturma yükümlülüğünü doğurmaktadır.

Fatoş Pınar Türker'in savunmasında dile getirdiği bir diğer vahim iddia ise savcılık makamıyla ilgilidir. Türker, tutuklandıktan sonra cezaevinde SEGBİS aracılığıyla kendisini daha önce sorgulayan savcıyla görüştürüldüğünü, savcının kendisini yeniden ifade vermeye yönlendirdiğini, avukatıyla görüşmek istediğini söylemesi üzerine çocukları üzerinden tehdit edildiğini ifade etmiştir. Türker'in beyanına göre savcı, "Sen bu kafayla bir daha çocuklarını asla göremeyeceksin", "Artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını" şeklinde ifadeler kullanmıştır.

Bir şüpheli veya sanığın avukatıyla görüşme talebinde bulunması, anayasal ve yasal güvence altında bulunan savunma hakkının en temel unsurudur. Bu hakkın kullanılmak istenmesi nedeniyle kişinin çocuklarıyla tehdit edilmesi iddiası, yalnızca etik dışı bir davranış değil; adil yargılanma hakkı, savunma hakkı, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, aile hayatına saygı hakkı

ve kötü muamele yasağı bakımından çok yönlü bir ihlal iddiasıdır. Hele ki bir annenin çocuklarının elinden alınacağı tehdidiyle ifade vermeye zorlandığı iddiası, psikolojik işkence ve baskı tartışmasını da beraberinde getirmektedir.

Bu iddialar, yargı makamlarının tarafsızlığı, bağımsızlığı ve hukuka bağlılığı bakımından da ciddi bir denetim ihtiyacı doğurmaktadır. Savcıların görevi maddi gerçeği hukuka uygun yöntemlerle araştırmak olup, şüpheli veya sanıkları baskı altına almak, avukata erişim hakkını değersizleştirmek, aile ve çocuklar üzerinden korku yaratmak değildir. Bu nedenle söz konusu beyanların "iddia" olarak kayda geçirilip geçilmediği, Hâkimler ve Savcılar Kurulu'na bildirilip bildirilmediği, SEGBİS kayıtlarının muhafaza edilip edilmediği, görüşmeye dair tutanak düzenlenip düzenlenmediği ve savcı hakkında herhangi bir inceleme başlatılıp başlatılmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır.

Öte yandan Türker'in cezaevi koşullarına ilişkin beyanları da ayrıca incelenmesi gereken niteliktedir. Türker, kapasitesinin üzerinde bir koğuşta tutulduğunu, hijyen koşullarının kötü olduğunu, tuvaletlerin taştığını, 16 kişilik yerde 25 kişi kaldıklarını ifade etmiştir. Tutukluluk bir cezalandırma yöntemi değildir. Henüz hakkında kesinleşmiş mahkumiyet hükmü bulunmayan kişilerin insan onuruna aykırı koşullarda tutulması, masumiyet karinesi ve kişi hürriyeti hakkı bakımından ayrıca sorunludur.

Mahkeme huzurunda dile getirilen bu anlatımlar, sıradan bir savunma beyanı olarak geçiştirilemeyecek kadar ağırdır. İşkence ve kötü muamele yasağı mutlak niteliktedir. Devletin yalnızca işkence ve kötü muamele yapmama yükümlülüğü değil, bu yöndeki iddiaları etkili, bağımsız, tarafsız ve şeffaf biçimde soruşturma yükümlülüğü de bulunmaktadır. Bu yükümlülük, iddianın mahkeme salonunda dile getirilmesiyle birlikte daha da belirgin hâle gelmiştir.

Bu nedenle Fatoş Pınar Türker'in savcılık aşamasında çocukları üzerinden tehdit edildiği, avukatıyla görüşmek istemesine rağmen baskı altına alındığı, SEGBİS yoluyla hukuki güvencelerden yoksun biçimde yeniden ifade vermeye zorlandığı ve tutukluluk koşullarında insan onuruna aykırı muameleye maruz kaldığı yönündeki iddiaların tüm boyutlarıyla araştırılması gerekmektedir. Adalet Bakanlığı'nın bu iddialar karşısındaki tutumu, yalnızca bu davanın değil, Türkiye'de yargı süreçlerine duyulan güvenin de belirleyici unsurlarından biri

Bu bağlamda;

1. İBB Davası kapsamında yargılanan Fatoş Pınar Türker'in duruşmada dile getirdiği çıplak arama, kötü muamele, psikolojik baskı ve tehdit iddiaları Bakanlığınızca resen

2. Fatoş Pınar Türker'in "Savcı beni çocuklarımı elimden almakla tehdit etti" beyanı hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulu'na herhangi bir bildirimde bulunulmuş mudur?

3. Fatoş Pınar Türker'i sorguladığı belirtilen savcı hakkında idari veya adli bir soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatılmadıysa gerekçesi nedir?

4. Bir savcının, şüpheli veya sanığa avukatıyla görüşmek istemesi nedeniyle çocukları üzerinden baskı kurması iddiası, Bakanlığınızca savunma hakkının ihlali olarak değerlendirilmekte midir?

5. Fatoş Pınar Türker'in SEGBİS üzerinden savcıyla görüştürüldüğü iddiası doğru mudur? Doğruysa bu görüşmenin hukuki dayanağı nedir?

6. Tutuklu bir kişinin, cezaevinde bulunduğu sırada avukatı olmaksızın veya müdafii bilgilendirilmeksizin savcıyla SEGBİS üzerinden görüştürülmesi yasal mıdır?

7. Söz konusu SEGBİS görüşmesinin kayıtları mevcut mudur? Mevcutsa bu kayıtlar muhafaza altına alınmış mıdır?

8. Bu görüşmeye ilişkin tutanak düzenlenmiş midir? Düzenlendiyse tutanakta Fatoş Pınar Türker'in beyan ettiği tehdit içerikli ifadeler yer almakta mıdır?

9. Fatoş Pınar Türker'in avukatıyla görüşmek istediğini belirtmesine rağmen savcı tarafından baskı altına alındığı iddiası hakkında baro, savcılık veya HSK nezdinde herhangi bir işlem yapılmış mıdır?

10. Cezaevinde tutuklu bulunan bir kişinin çocuklarının Sosyal Hizmetler tarafından alınacağı yönünde tehdit edilmesi, Bakanlığınızca psikolojik işkence veya kötü muamele kapsamında değerlendirilmekte midir?

11. Fatoş Pınar Türker'in duruşmada anlattığı çıplak arama iddiaları, ceza infaz kurumuna giriş süreci bakımından Bakanlığınızın görev alanına giren herhangi bir işlemle bağlantılı olarak incelenmiş midir?

12. Ceza infaz kurumlarına getirilen kadın tutuklu ve hükümlüler bakımından çıplak arama uygulamasına ilişkin Bakanlığınızın yazılı talimatları nelerdir?

13. Son 5 yılda cezaevlerine girişte çıplak arama, kötü muamele, sözlü taciz veya onur kırıcı arama iddiasıyla Bakanlığınıza kaç başvuru yapılmıştır?

14. Son 5 yılda çıplak arama iddiaları nedeniyle ceza infaz kurumu personeli hakkında kaç idari soruşturma başlatılmıştır? Bu soruşturmaların kaçı disiplin cezasıyla sonuçlanmıştır?

15. Fatoş Pınar Türker'in 40 metrekarelik koğuşta 25 kişiyle kaldığı, koğuş kapasitesinin 16 kişi olduğu yönündeki beyanı doğru mudur? Doğruysa bu durum hangi ceza infaz kurumunda yaşanmıştır?

16. Tutuklu kadınların kapasitelerinin çok üzerinde koğuşlarda tutulması, hijyen ve sağlık koşullarının bozulması, tuvaletlerin taştığı iddiaları Bakanlığınızca denetlenmiş midir?

17. İBB Davası kapsamında tutuklanan kadınların tutuldukları ceza infaz kurumlarında kötü muamele, kapasite aşımı, hijyen sorunu, sağlık hakkına erişim engeli veya psikolojik baskı iddiaları hakkında inceleme yapılmış mıdır?

18. Duruşma salonunda dile getirilen işkence, kötü muamele ve tehdit iddiaları mahkeme heyeti veya savcılık makamı tarafından suç duyurusu olarak kabul edilmiş midir?

19. Bakanlığınız, mahkeme huzurunda dile getirilen çıplak arama, tehdit ve psikolojik baskı iddialarının "iddia" aşamasında bırakılmaması için bağımsız, etkili ve şeffaf bir soruşturma yürütülmesini sağlayacak mıdır?

20. Insan onurunu hedef alan çıplak arama, avukatsız ifade baskısı, çocuklar üzerinden tehdit ve tutuklu kadınlara yönelik kötü muamele iddialarının tekrar yaşanmaması için Bakanlığınız tarafından hangi somut idari, hukuki ve disiplin tedbirleri alınacaktır?

---

**Kaynak gösterme:** Ömer Faruk Gergerlioğlu (DEM Parti, Kocaeli). “Gözaltına alınan bir kişiye kötü muamelede bulunulduğu iddiasına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/45639, 15 Haziran 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-45639-gozaltina-alinan-bir-kisiye-kotu-muamelede-bulunuldugu-iddiasina-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/d86e8f6a-1cd3-4930-b299-019ed0963099

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
