# Kadına yönelik şiddet olayları ile kadın cinayetlerine ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/46214
- **Veren:** Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari)
- **Muhatap:** İçişleri Bakanlığı (Mustafa Çiftçi)
- **Veriliş tarihi:** 25 Haziran 2026
- **Durum:** Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/bf72de87-0744-4c9c-b5cc-019f124a6773
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-46214-kadina-yonelik-siddet-olaylari-ile-kadin-cinayetlerine-iliskin

> Öznur Bartin (DEM Parti), 25 Haziran 2026 tarihinde 7/46214 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: İçişleri Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. Kadınlara yönelik erkek şiddeti Türkiye'de uzun yıllardır münferit olaylar toplamı olmaktan çıkmış; siyasal, toplumsal ve kurumsal boyutları bulunan yapısal bir insan hakları ihlali alanına dönüşmüştür. Özellikle güvenlik bürokrasisi içerisinde görev yapan ya da geçmişte bu kurumlarda görev almış personelin fail olduğu kadın katliamları, erkek egemen zihniyet ile militarize edilmiş şiddet pratiklerinin, kurumsal denetimsizliğin ve cezasızlık mekanizmalarının kesişiminde ortaya çıkan ağır tabloyu görünür kılmaktadır. Kadın örgütleri, insan hakları savunucuları ve demokratik kamuoyu uzun yıllardır; güvenlikçi politikaların yoğun biçimde uygulandığı, Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı kentler başta olmak üzere birçok yerde üniformalı personelin fail olduğu şiddet vakalarının münferit değil, yapısal bir karakter taşıdığına dikkat çekmektedir. Bu vakalarda etkili soruşturma yürütülmediği, koruyucu ve önleyici mekanizmaların işletilmediği, faillerin çeşitli idari ve yargısal süreçler yoluyla fiilen korunduğu yönündeki yaygın toplumsal kanaat ise yeni kadın katliamlarının önünü açan bir cezasızlık rejimi yaratmaktadır. Son on altı yıllık süreç incelendiğinde uzman çavuşların fail olduğu iddia edilen çok sayıda kadın katliamı, şüpheli kadın ölümü, cinsel şiddet ve ağır yaralama vakasının yaşandığı görülmektedir.

2010 yılında Hakkâri Dağ ve Komando Tugay Komutanlığı'nda görev yapan uzman çavuş Enes Tamur'un Müfide Tamur'u katletmesi; aynı yıl Edirne'nin İpsala ilçesinde görevli uzman çavuş Adem Sezer'in istismar ettiği 16 yaşındaki Gözde Çakır'ı katletmesi; İstanbul Beylikdüzü'nde uzman çavuş Sedat Kardaş'ın Ayşegül Bilginer'i ateşli silahla ağır yaralaması; 2012 yılında Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde uzman çavuş Mehmet Karadayı'nın boşanma aşamasında olduğu kadının ailesinin evini basarak kadının annesini katletmesi ve babasını yaralaması; aynı yıl Erzincan'da Hülya K.'nin uzman çavuş Erdal K. tarafından katledilmesi; 2013 yılında Şanlıurfa'da Hülya Ege'nin uzman çavuş İbrahim Ege tarafından katledilmesi; 2014 yılında Adana'nın Kozan ilçesinde Eda Şahin'in katledilmesi; aynı yıl Şırnak'ın Cizre ilçesi sınır hattında Saada Darwish'in sınır hattında görevli uzman çavuşun açtığı ateş sonucu yaşamını yitirmesi ve fail hakkında takipsizlik kararı verilmesi; 2016 yılında Ankara'da Melike B.'nin katledilmesi; 2017 yılında uzman çavuş Alper Deveci'nin boşanma aşamasındaki kadının annesini ve kardeşini katletmesi, bir çocuğu yaralaması; aynı yıl Mardin'de Gizem C.'nin katledilmesi; 2018 yılında Şırnak'ın Silopi ilçesinde Esra Köşker'in ve Diyarbakır'ın Çınar ilçesinde Sevilay Aka'nın katledilmesi; 2019 yılında Sosin Küçükgüven ile Emine Yanıkoğlu'nun katledilmesi; 2020 yılında Batman'da Ipek Er'in maruz bırakıldığı cinsel şiddet sonrasında yaşamını yitirmesi; Gaziantep'te Müberra Kuzdan'ın, Erzurum'da Hülya Özmen'in, Izmir'de Nergüzel Kocabıyık ile Melike Kocabıyık'ın katledilmesi; 2021 yılında Aysel Y., Derya Aldıç ve Rahime Ö.'nün katledilmesi ile İstanbul Şişli'de gerçekleşen ağır yaralama vakası; 2024 yılında Yeliz Yolcuoğlu, Burcu Demir, Bedriye Işık, Hatice Çelik, Havin Aşkan

Tektaş ve Meryema Hasanoğlu olayları; 2025 yılında Esra Bağcı ile Gülhan Börülce'nin katledilmesi; 2026 yılında Hakkâri'nin Şemdinli ilçesinde Gülşen Gezer, Habibe Demir, Gürkan Demir ve Deniz Demir'in katledilmesi, Ankara'da Deniz Büyükköprü ile Irmak Nehir Büyükköprü'nün katledilmesi, Muğla'da H.S. 'ye yönelik katletme girişimi ve Adana'da Buse S.'nin ateşli silahla ağır yaralanması, söz konusu tablonun münferit değil, yapısal bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır.

Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinin kamu politikalarından giderek uzaklaştırılması, kadın örgütlerinin karar alma süreçlerinden dışlanması ve 6284 sayılı Kanun'un etkin biçimde uygulanmaması, kadınlara yönelik şiddetle mücadelede kamusal kapasitenin zayıflatıldığı yönündeki eleştirileri güçlendirmektedir. Kadınların yaşam hakkını korumakla yükümlü kamu otoritelerinin, özellikle failin silahlı kamu görevlisi olduğu vakalarda neden etkili önleyici mekanizmalar geliştiremediği, bu olayların neden önlenemediği ve kamu görevlileri bakımından neden ayrıcalıklı bir cezasızlık pratiğinin oluştuğu kamuoyu vicdanında yanıt bekleyen temel sorular olarak durmaktadır. Bu bağlamda;

1. Kadın örgütleri tarafından sıklıkla dile getirilen "üniformalı personelin fail olduğu şiddet vakalarında cezasızlık pratiğinin sistematik hale geldiğii yönündeki eleştiriler Bakanlık tarafından nasıl değerlendirilmektedir?

2. Hakkında şiddet, tehdit, taciz, cinsel saldırı veya uzaklaştırma kararı bulunan uzman çavuşların görevlerine ve silah taşımaya devam etmelerine hangi gerekçelerle izin verilmiştir?

3. Kadınların kolluk kuvvetlerine yaptığı başvurulara rağmen sonradan katledildiği dosyalarda, ihmali bulunan kamu görevlileri hakkında kaç idari soruşturma açılmıştır?

4. Failin güvenlik personeli olduğu vakalarda, 6284 sayılı Kanun kapsamında öngörülen koruma tedbirlerinin yetersiz kaldığı yönündeki eleştiriler dikkate alınarak özel bir risk analizi modeli geliştirilmiş midir?

5. Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı kentlerde görev yapan güvenlik personeline verilen toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimlerinin içeriği hangi bilimsel ölçütler temel alınarak belirlenmektedir?

6. Son on altı yılda kadına yönelik şiddet nedeniyle hakkında işlem yapılan uzman çavuşlardan kaçının daha önce de benzer iddialarla gündeme geldiği tespit edilmiştir?

7. Bakanlık, güvenlik bürokrasisi içerisinde egemen olan militarize erkeklik anlayışının kadınlara yönelik şiddet üretme potansiyeline ilişkin herhangi bir bilimsel çalışma yürütmüş müdür?

8. Kadına yönelik şiddet başvurularında failin kamu görevlisi olması durumunda soruşturma süreçlerinin bağımsızlığını güvence altına alan özel bir mekanizma bulunmakta mıdır?

9. KADES uygulaması üzerinden yapılan başvurulara rağmen katledilen kadın sayısı kaçtır? Bu vakalar için herhangi bir idari sorumluluk mekanizması işletilmiş midir?

10. Bakanlık, kadın örgütlerinin talep ettiği bağımsız sivil izleme mekanizmalarının oluşturulmasına neden sıcak bakmamaktadır?

---

**Kaynak gösterme:** Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Kadına yönelik şiddet olayları ile kadın cinayetlerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/46214, 25 Haziran 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-46214-kadina-yonelik-siddet-olaylari-ile-kadin-cinayetlerine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/bf72de87-0744-4c9c-b5cc-019f124a6773

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
