# 2023-2025 yılları arasındaki meslek hastalığı verilerine ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/47005
- **Veren:** Cengiz Çiçek (DEM Parti, İstanbul)
- **Muhatap:** Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Vedat Işıkhan)
- **Veriliş tarihi:** 23 Temmuz 2026
- **Durum:** TBMM’nin kaydına göre süresinde cevaplandı (verilişinden 57 gün sonra, 18 Eylül 2026)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/994dc03f-d4c4-4042-b1c6-019f931075d1
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-47005-2023-2025-yillari-arasindaki-meslek-hastaligi-verilerine-iliskin

> Cengiz Çiçek (DEM Parti), 23 Temmuz 2026 tarihinde 7/47005 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresinde cevaplandı (verilişinden 57 gün sonra, 18 Eylül 2026).

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Vedat IŞIKHAN tarafından, Anayasa'nın 98'inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü'nün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri uyarınca yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Sosyal Güvenlik Kurumu, 2025 yılına ilişkin iş kazası ve meslek hastalığı istatistiklerini kamuoyuyla paylaşmıştır. Verilere göre 2025 yılında 766 bin 625 sigortalı iş kazası geçirmiş, bu kazalar sonucunda 1.944 emekçi yaşamını yitirmiş, 168 bin 607 işçi ise en az beş gün süreyle iş göremez duruma gelmiştir. Aynı yıl meslek hastalığına tutulduğu kayıtlara geçen sigortalı. sayısı ise yalnızca 916 olmuştur. Bu vakaların tamamı 4/a kapsamındaki sigortalılara aitken, .4/b kapsamındaki sigortalılar bakımından herhangi bir meslek hastalığı vakası kayıtlara geçmemiştir. Kurumun istatistiklerinde meslek hastalığı sonucu yaşamını yitiren sigortalı sayısı ise "O" olarak gösterilmektedir.

Bu veriler, Türkiye'nin çalışma yaşamındaki gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Kimyaşal maddelerin, tozun, gürültünün, titreşimin, radyasyonun ve ergonomik risklerin yaygın olduğu; milyonlarca emekçinin sağlıksız, güvencesiz ve ağır çalışma koşullarına maruz bırakıldığı bir ülkede yalnızca 916 meslek hastalığı vakasının kayda geçmesi, meslek hastalıklarının azlığını değil, tanı ve kayıt mekanizmalarının yetersizliğini göstermektedir.

Meslek hastalığına ilişkin klinik tanının hekim tarafından konulması ile hastalığın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından hukuki ve sigortacılık bakımından meslek hastalığı olarak kabul edilmesi arasındaki ayrım bu noktada belirleyicidir. İstatistiklere yansıyan sayı, mesleği nedeniyle hastalanan bütün emekçileri değil; bildirim, sevk, inceleme ve Kurum sağlık kurulu süreçlerini tamamlayarak meslek hastalığı kabul edilen vakaları göstermektedir. İşyeri

hekimliği hizmetlerinin işverenle kurulan yetkilendirilmiş sağlık hizmeti sunucularına erişimde yaşanan güçlükler, mesleki maruziyet geçmişinin belgelenememesi ve kayıt dışı çalışma bu daralmayı daha da derinleştirmektedir. Sonuçta hastalık ortadan kalkmamakta; emekçi, hastalığıyla birlikte resmî kayıtların dışında bırakılmaktadır.

Bu görünmezleştirmenin en somut örneklerinden biri, kot kumlama/taşlama işçiliğine

• bağlı silikozis vakalarıdır. Basına ve emek örgütlerinin kayıtlarına yansıyan bilgilere göre, 2000'li yıllarda İstanbul Esenyurt'taki 'merdiven altı" kot kumlama/taşlama atölyelerinde çalıştıktan sonra silikozise yakalanan Karlıovalı işçilerden Ferhat Gezer, 23 Mayıs 2026'da yaşamını yitirmiş; bu ölümle birlikte Bingöl'ün Karlıova ilçesinde silikozis nedeniyle hayatını kaybettiği bildirilenlerin sayısı 32'ye yükselmiştir. Kot kumlamanın 2009 yılında yasaklanmasının üzerinden on yılı aşkın süre geçmesine karşın ölümler sürerken, Karlıova'da 32 işçinin yaşamına mal olan bu süreç, meslek hastalıklarının resmî kayıtlarda nasıl görünmez kılındığını açıkça ortaya koymaktadır.

Meslek hastalığı sonucu ölüm sayısının "O" olarak açıklanması ise başlı başına sorgulanması gereken bir durumdur. İşçi Sağlığı ve Iş Güvenliği Meclisinin 2025 yılı raporunda en az 2.105 emekçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği, bu ölümlerin 299'unun kalp krizi ve beyin kanaması nedeniyle meydana geldiği kaydedilmiştir. Bu ölümlerin tamamı doğrudan meslek hastalığı olarak nitelendirilemez. Ancak uzun çalışma süreleri, yoğun iş yükü, vardiyalı çalışma ve çeşitli mesleki nıaruziyetlerırı çalışanların sağlığı üzerindeki etkileri bilinirken, söz konusu vakalarda çalışma koşullarıyla ölüm arasındaki bağın kurulmadığı görülmektedir.

ISIG Meclisinin isim, yaş, il, işkolu ve ölüm nedenleri üzerinden tuttuğu saha kayıtları ile SGK'nin meslek hastalığı sonucu ölüm sayısını "O" olarak gösteren istatistikleri arasındaki belirgin farklılık, resmî kayıt sisteminin kapsamını ve işleyişini tartışmaya açmaktadır. Tanınmayan her vakada emekçi, meslek hastalığı sigortasından doğan haklara ve koşulları oluşmuşsa sürekli iş göremezlik gelirine erişememekte; hastalığa yol açan üretim süreci ile işverenin sorumluluğu görünmez hâle gelmektedir. Riskli sektörler ve işyerleri belirlenemediği için denetimler önceliklendirilememekte, koruyucu ve önleyici politikaların oluşturulacağı zemin ortadan kalkmaktadır.

Bu bağlamda;

1. 2023, 2024 ve 2025 yıllarında Kuruma bildirilen meslek hastalığı dosyalarının kaçı kabul edilmiş, kaçı reddedilmiştir? Ret kararlarının gerekçelerine göre dağılımı nedir? 2. 2025 yılında kayda geçen 916 meslek hastalığı vakasının sigortalılık statüsüne, ekonomik faaliyet koluna, hastalık grubuna ve cinsiyete göre dağılımı nedir? 4/b kapsamındaki sigortalılar bakımından herhangi bir meslek hastalığı vakasının kayda geçmemesinin nedeni nedir?

3. Meslek hastalığı sonucu ölüm sayısının "0" olarak belirlenmesinde hangi yöntem ve ölçütler esas alınmıştır? Meslek hastalığı tanısı veya tespiti bulunan sigortalıların ölüm nedenleri izlenmekte. ve ölüm kayıtlarıyla Kurum verileri arasında eşleştirme yapılmakta mıdır?

4. İstanbul'daki kot kumlama atölyelerinde çalıştıktan sonra silikozise yakalanan Karlıovalı işçilerden 32' si yaşamını yitirmişken, bu ölümlerin SGK'nın meslek hastalığı istatistiklerinde yer almaması; kayıt dışı çalıştırılan emekçilerin hastalıklarının ve ölümlerinin resmî kayıtlarda yok sayıldığı, işverenlerin sorumluluğunun ise görünmez kılındığı anlamına gelmemekte midir?

5. 2025 yılında işyerinde veya çalışma sırasında kalp krizi ve beyin kanaması nedeniyle yaşamını yitiren kaç sigortalının ölümü; çalışma süresi, iş yükü, vardiya düzeni ve mesleki maruziyetler yönünden incelenmiştir? İSİG Meclisinin aynı yıl bu nedenlerle kaydettiği 299 ölüm Bakanlığınızca değerlendirilmiş midir ve bu kayıtlarla SGK istatistikleri arasındaki farklılığa ilişkin herhangi bir çalışma yapılmış mıdır?

6. Meslek hastalığı ön tanısı konulan, şüpheli kabul edilen veya incelemesi henüz tamamlanmayan dosyalar yayımlanan istatistiklerde yer almakta mıdır? 31 Aralık 2025 itibarıyla incelemesi devam eden dosya sayısı ve bu dosyaların ortalama sonuçlandırılma süresi nedir?

7. 2025 yılında meslek hastalığı riskleri bakımından kaç işyeri denetlenmiştir? Bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği tespit edilen kaç işveren ve sağlık hizmeti sunucusu hakkında işlem yapılmıştır?

8. Meslek hastalıklarının tanı, bildirim ve tespit süreçlerinin işverenden bağımsız, kamusal ve bilimsel bir yapıya kavuşturulması; kurumlar arasında ortak bir kayıt sistemi kurulması ve emekçilerin tanıya erişiminin kolaylaştırılması amacıyla yürütülen bir çalışma bulunmakta mıdır?

## Bakanlığın cevabı

İlgi yazınız ile İstanbul Milletvekili Sayın Cengiz ÇIÇEK tarafından yöneltilen 7/47005 Esas Numaralı yazılı soru önergesine ilişkin cevap aşağıda sunulmuştur.

"5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında meslek hastalığı; 'Sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.' şeklinde tanımlanmaktadır.

Sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun tespiti, sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi ve gerekli görülen hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi suretiyle, 'Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit Işlemleri Yönetmeliği' esas alınarak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Sağlık Kurulları tarafından yapılmaktadır.

Öte yandan, mevzuatımız gereği Kurula intikal eden dosya ve evraklar en geç 30 gün içerisinde sonuçlandırılmakta olup ilgililerin dosyalarındaki eksikliklerin giderilmesine bağlı olarak bu süreç uzayabilmektedir.

Bununla birlikte, Bakanlığımızca yıl içinde yürütülen iş teftişi faaliyetleri, geçmiş yıllara ait istatistikî veriler, ulusal politikalar ve ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak, çalışma hayatının riskleri ve öncelikleri ile Bakanlığımızın kaynakları dikkate alınarak programlı teftişler ve program dışı teftişler şeklinde yürütülmektedir. Programlı teftişler, çalışma hayatındaki sorunların değerlendirilmesi ve önceliklendirilmesi sonucu belirlenen alanlarda veya sektörlerde yahut özel bir risk grubu hedeflenerek belirlenen işyerlerinde çalışma hayatı ile ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanmasının denetlenmesi amacıyla gerçekleştirilen teftişlerdir. İncelemelerden oluşan program dışı teftişler ise programlı teftişler dışında kalan ihbar, şikâyet vb. talepler üzerine veya Bakanlığa intikal eden evraklardan teftiş hizmetiyle bağdaşır nitelikte olanların teftiş programına alınması sonucu gerçekleştirilmektedir.

Diğer taraftan, önergede yer alan meslek hastalığına tutulan sigortalı sayılarına ilişkin veriler SGK resmi internet sitesinde (www.sgk.gov.tr) yer almaktadır."

Çankaya / ANKARA Tel: (0312) 296 71 68

---

**Kaynak gösterme:** Cengiz Çiçek (DEM Parti, İstanbul). “2023-2025 yılları arasındaki meslek hastalığı verilerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/47005, 23 Temmuz 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-47005-2023-2025-yillari-arasindaki-meslek-hastaligi-verilerine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/994dc03f-d4c4-4042-b1c6-019f931075d1

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
