# Bazı portföy yönetim şirketlerince yönetilen fonların tasfiye sürecine ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/50597
- **Veren:** Ceylan Akça Cupolo (DEM Parti, Diyarbakır)
- **Muhatap:** Cumhurbaşkanı Yardımcılığı (Cevdet Yılmaz)
- **Veriliş tarihi:** 5 Ekim 2026
- **Durum:** Cevap bekleniyor
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/83b1da0a-2c1b-48ce-adf4-01a11120cbdd
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-50597-bazi-portfoy-yonetim-sirketlerince-yonetilen-fonlarin-tasfiye-surecine-iliskin

> Ceylan Akça Cupolo (DEM Parti), 5 Ekim 2026 tarihinde 7/50597 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Cumhurbaşkanı Yardımcılığı. Cevap bekleniyor.

## Önerge metni

Aşağıdaki sorularımın, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Bilindiği üzere; Türkiye'de hayatın doğal akışına aykırı fiyat artışları ve manipülasyonlarla suni biçimde şişirilen hisse ve yatırım fonları (örneğin TLY fonunun 2021-2026 arasında 524 kat artması veya Destek Faktoring'in piyasa değerinin 15 milyar TL'den 1,3 trilyon TL'ye tırmanması gibi) piyasada devasa bir balon oluşturmuştur. Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) 28 Ağustos'ta mevzuatı sıkılaştırmasıyla birlikte panikleyen yatırımcıların art arda gelen nakit çekme talepleri, hacimsiz hisselerde likidite krizine ve 15 Eylül itibarıyla zincirleme temerrütlere yol açmış; SPK kararıyla 7 portföy yönetim şirketine (Tera, Pusula, Hedef, Atlas, Al Capital, Pardus, Bulls) ait toplam 131 fon alım-satıma kapatılarak tasfiye sürecine alınmıştır. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) kararları ve adli makamların başlattığı soruşturmalarla ortaya çıkan yüz milyarlarca liralık fon ve borsa krizinde, 455.758 tekil yatırımcı mağdur olurken, krizin merkezinde yer alan siyaset-finans-sermaye ilişkileri devlet yönetimi ile sermaye arasındaki yozlaşmış ilişkiler ağını açıkça ifşa etmiştir.

Fon krizi olayı bir borsa usulsüzlüğünün ötesine geçerek otoriter rejimlerdeki hukuki çifte standardı, kurumsal çöküşü ve devlet gücünün sermaye aktarımında kullanımı sorununu öne çıkarmaktadır. İktidar partisi siyasetçilerinin, yakınlarının ve bürokratların milyarlarca liralık manipülasyona karışmasına karşın sürecin paranın iade edilmesi anlatısıyla kapatılmaya çalışılması, temel ceza hukuku ilkelerinin ve ceza yaptırımlarının (örneğin haksız kazancın iki katı tutarındaki yasal cezaların) devre dışı bırakıldığını göstermektedir. Sıradan vatandaşların veya muhalif kesimlerin en küçük eleştirilerinde yargı aygıtının sert biçimde devreye sokulması ile rejimin merkezindeki isimlerin fahiş servet artışlarına ve kaynağı belirsiz nakit yatırımlarına (163 milyon TL'lik başlangıç sermayesi gibi) gösterilen müsamaha arasında derin bir çelişki bulunmaktadır. Söz konusu çelişkiyi ancak tek bir gerçekle açıklamak mümkündür; o da yaşanan krizin teknik bir finansal kaza değil; devlet imkanlarının, cezasızlık zırhının ve medya gücünün bir arada kullanıldığı rejim içi bir sermaye ve el koyma operasyonu olduğudur.

Bu bağlamda; 00591

Fon krizinde ve adli soruşturma dosyalarında; AKP'nin ve iktidar blokunun üst düzey yöneticileri, milletvekilleri, parti organları ve kurul üyeleri, bakan yardımcıları, üst düzey bürokratlar veya bunların birinci derece yakınlarından başka isimlerin, ortaklıkların ya da olağan dışı hesap hareketlerinin yer alıp almadığı incelenmiş midir; bu nitelikte başka kaç siyasal veya bürokratik figür tespit edilmiştir?

Soruşturma dosyalarında ve kamuoyunda adı geçen siyasi yetkililer ile yakınlarının,

Borsa İstanbul ve fon piyasasında işlem yapmak üzere kullandıkları yüz milyonlarca liralık (örneğin 163 milyon TL üzerindeki) ilk nakit yatırımlarının kaynağı nedir? Bu meblağlar için herhangi bir MASAK veya vergi incelemesi yapılmış mıdır?

Hazine ve Maliye Bakanlığının Kasım 2025'te manipülasyon uyarılarına ve TLY fonunun 924 kat gibi olağan dışı artışlarına rağmen, SPK ve ilgili düzenleyici kurumlar müdahale etmek için neden Eylül 2026'ya kadar beklemiştir? Bu gecikmede idari veya siyasi bir ihmal veya bir hesap var mıdır?

Türkiye'de sermaye piyasasında da iktidara yakın olanlar için ayrı, diğerleri için ayrı bir hukuk düzeni mi işletilmektedir?

Basına servis edilen haksız kazançların iade edildiği yönündeki beyanlar karşısında;

Sermaye Piyasası Kanunu ve Türk Ceza Kanunu uyarınca suça konu haksız kazancın iadesinin suçu ortadan kaldırmadığı gerçeğiyle, sorumlular hakkında yasaca öngörülen idari ve adli süreçler eksiksiz uygulanmakta mıdır? Bu doğrultuda neler yapılmıştır?

---

**Kaynak gösterme:** Ceylan Akça Cupolo (DEM Parti, Diyarbakır). “Bazı portföy yönetim şirketlerince yönetilen fonların tasfiye sürecine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/50597, 5 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-50597-bazi-portfoy-yonetim-sirketlerince-yonetilen-fonlarin-tasfiye-surecine-iliskin (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/83b1da0a-2c1b-48ce-adf4-01a11120cbdd

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
