# 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garında meydana gelen patlamaya ilişkin

- **Tür:** Yazılı soru önergesi (TBMM 28. Dönem)
- **Esas no:** 7/5531
- **Veren:** Celal Fırat (DEM Parti, İstanbul)
- **Muhatap:** Adalet Bakanlığı (Yılmaz Tunç)
- **Veriliş tarihi:** 12 Ekim 2023
- **Durum:** TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 372 gün sonra, 18 Ekim 2024)
- **TBMM kaydı:** https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/dec95d8d-006f-4bd4-bdaf-018b28157660
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-5531-10-ekim-2015-tarihinde-ankara-garinda-meydana-gelen-patlamaya-iliskin

> Celal Fırat (DEM Parti), 12 Ekim 2023 tarihinde 7/5531 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 372 gün sonra, 18 Ekim 2024).

## Önerge metni

Aşağıda belirtilen sorularımın Adalet Bakanı Yılmaz TUNÇ tarafından Anayasanın 98. ve TBMM İçtüzüğünün 96. ve 99. Maddeleri uyarınca yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim... | | b Celal FIRA

Türkiye tarihinin en kanlı intihar saldırısı olarak kayıtlara geçen 10 Ekim 2015 Ankara Gar Katliamının üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen, katliamın neden engellenmediği, katliamın yaşanmasında sorumluluğu bulunanların neden yargılanmadığı halen aydınlatılmayı beklemektedir. Saldırıda yakınlarını kaybedenler "ne acılar hafifledi ne de adalet sağlandı" demektedir. 104 insanımızın yaşamını yitirdiği, resmi kaynaklara göre 391 insanımızın yaralandığı Ankara Gar katliamında ihmali ve sorumluluğu bulunan en alt düzeyden en üst yetkililere kadar bütün kamu görevlileri ile birlikte bu eylemi planlayan ve yardım edenlerin yargı önüne çıkartılması yaşanan acıları bir nebze hafifletebilecektir.

Aralarında Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'nin (TMMOB) de bulunduğu çeşitli meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının yaptığı çağrı ile Ankara'da düzenlenecek olan mitingde "savaş politikalarına karşı barışta ısrarcı olmak" vurgusu yapılmaktaydı.

Ankara Valiliği tarafından izin verilen mitingin programı uyarınca, katılımcılar 10:00'da Ankara Tren Garı önünde buluşacak, buradan Sıhhiye Meydanı'na yürüyecek ve 12:00*de bu meydanda barış mitingi gerçekleştireceklerdi. Ancak kalabalığın yeni toplanmaya başladığı 10:04"te üç saniye arayla iki patlama meydana geldi.

Saldırıdan yaklaşık sekiz ay sonra, Haziran 2016'da iddianame hazırlanmış, İddianamede, canlı bombaların birinin İŞİD'li 1990 doğumlu Yunus Emre Alagöz olduğu, diğerinin ise kimliği tespit edilemeyen Suriye uyruklu bir kişi olduğu belirtilmiştir.

10 Ekim Ankara Gar Katliamının üzerinden geçen 8 yıla rağmen aydınlatılmayı bekleyen hala pek çok karanlık nokta bulunmaktadır.

Katliamın ardından soruşturma savcılarının ilk yaptıkları iş soruşturma dosyasına kısıtlılık kararı ve yayın yasağı uygulanmasını sağlayarak, soruşturma sürecinde yapılan işlemleri kamuoyundan gizlemek olmuştur. Böylece mağdur taraf ve kamuoyu yapılan hiçbir işlemden bilgi sahibi olamamış ve soruşturma sürecine dahil edilmemiştir. Ancak dava sürecinde görülmüştür ki soruşturma esnasında deliller doğru düzgün toplanmamış, failler ciddi olarak araştırılmamış, en önemli deliller mahkemeden ve kamuoyundan gizlenmiş, katliam faillerine yol veren ve görevini yapmayan kamu görevlilerine hiç dokunulmamış. Soruşturmanın gizliliği aslında gerçekleri gizlemek için kullanılmıştır.

8 yıldır kimliği tespit edilmeyen canlı bombanın beyaz ayakkabısından katliamı çözdüğünü iddia eden emniyet, her nedense katliamın en önemli faillerini canlı ele geçirmemiştir. Canlı bombaları taşıyan H. İbrahim Durgun ve katliamı organize eden Yunus Durmaz'ın yakalanmak üzereyken şüpheli bir şekilde çatışmada kendilerini patlattıkları ileri sürülmüştür. Diğer önemli bir fail olan M. Kadir Cebael'in de aynı şekilde çatışmada öldüğü iddia edilse de yapılan otopside bitişik atışla (yakın mesafeden ateş edilerek) öldürüldüğü anlaşılmıştır.

Katliamla ilgili içişleri bakanlığı mülkiye müfettişleri tarafından düzenlenen ön raporda bir kısım Ankara emniyet müdürlüğü amirleri hakkında katliamdan önce gelen istihbaratları gizlemeleri ve dikkate almamaları sebebiyle soruşturma açılması gerektiği belirtilmiştir. Ancak bu rapora rağmen hiçbir polis amiri hakkında soruşturma yapılmamıştır.

Canlı bombalar Ankara'ya gelirken onlara eskortluk yapan Yakub Şahin ile örgütün nakliyecisi Hüseyin Tunç, katliamdan 10 gün önce Nizip'te bomba malzemesi satın alırken satıcının şüphelenmesi ve emniyete ihbar etmesi üzerine Nizip emniyetinin kimlikleri Gaziantep emniyetine bildirmesine rağmen katliamdan önce haklarında hiçbir işlem yapılmamıştır. Ayrıca katliamı soruşturan Ankara emniyeti ve Ankara savcılığının katliamdan sonra kendilerine gelen bu ihbarla ilgili evrakı gizlediği ve soruşturma dosyasına koymadığı da sonradan ortaya çıkmıştır.

Katliamı gerçekleştiren failler, canlı bombalar, silahlar ve mühimmatlar, Suriye sınırından Türkiye'ye getirilmiştir. Bu sınır geçişlerini organize eden katliamın firari sanığı olan İlhami Balı ve ekibi, aynı zamanda sınırlardan çok sayıda yabancı militanın Suriye*ye ve Türkiye'ye girip çıkmasını da sağlamıştır

Emniyetin, katliam failleriyle birlikte İŞİD'in Gaziantep'teki gizli hücre evleri ve depolarına girip çıktıklarını tespit ettiği, ancak gerçek kimliklerinin tespit edilmesi için ciddi bir araştırma yapmadığı ve sadece x-y olarak kodlamakla yetindiği 32 İŞİD'li hakkında bugüne kadar dava açılmamıştır.

Yargılama sürecinde mağdur avukatları, özelikle İçişleri Bakanlığı'nın mülkiye müfettişlerinin hazırladığı rapora dayanarak saldırıda kamu görevlilerinin ihmali olduğunu savunmuştur. Söz konusu rapor ve basına daha önce yansıyan bilgilere göre; İŞİD'e bağlı bir grubun Ankara dahil bazı illerde HDP'ye yönelik saldırı düzenleyebileceği istihbaratının, saldırıdan önce emniyet birimlerine verildiğine ve kalabalık yerler ile mitinglerin özel olarak hedef olabileceği uyarısının yapıldığına işaret edilmesine rağmen, böyle bir katliamın engellenmemesi, kamu gücünün bu saldırıyı bilinçli olarak önlemek istemediği düşüncesini haklı olarak akıllara getirmektedir.

Tüm bunlara göre;

I- Katliamın ardından soruşturma savcıları neden ilk iş olarak dosyaya kısıtlılık uygulanmasını istemiştir?

2- Katliama dair mülkiye müfettişleri raporunun bazı bölümleri neden mahkeme dosyasında ısrarla saklanmaktadır? Raporda gizlenen hangi gerçekler vardır?

3- Sanıklara ait dijital deliller ve sanıklar hakkındaki istihbarat raporları neden dosyaya gönderilmemiştir?

4- Bu katliamın failleri bugüne kadar neden yargılanmamaktadır?

5- Katliam faillerinden bazılarının gerçek kimlikleri neden hala neden tespit edilmemiştir? Faillerinin bir kısmı hakkında neden dava bile açılmamıştır?

6- Katliamla ilgili tüm gerçekler neden kamuoyuna açıklanmamaktadır? i 7- Katliamın talimatını verdiği anlaşılan Ebu Zeyneb kod adlı İŞİD emirinin gerçek kimliği neden tespit edilmemiş ve hakkında neden dava açılmamıştır?

## Bakanlığın cevabı

1310372 sayılı yazı.

İlgi yazınız ekinde alınan, İstanbul Milletvekili Celal Fırat tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/5531 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlayan cevap ilişikte sunulmuştur.

Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)

Mevzuat Genel Müdürlüğü

Sayı : E-56020453-610-927-3923/5667 Konu : Yazılı soru önergesi İSO 024

Sayın Celal FIRAT İstanbul Milletvekili

Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/5531 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.

I- A) Anayasanın;

I- "Yargı yetkisi" kenar başlıklı 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı,

2- "Mahkemelerin bağımsızlığı" kenar başlıklı 138. maddesinde, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı; görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamayacağı, görüşme yapılamayacağı veya herhangi bir beyanda bulunulamayacağı,

B) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;

I- "Soruşturmanın gizliliği" kenar başlıklı 157. maddesinde, Kanunun başka türlü hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemlerinin gizli olduğu,

2- "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı,

3- "Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri" kenar başlıklı 161. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısının, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabileceği,

4- "Kamu davasını açma görevi" kenar başlıklı 170. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ise, kamu davasını açma görevinin, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği; soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde, Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenleneceği,

Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.

Sözü edilen bu düzenlemeler çerçevesinde, işlendiği iddia edilen bir suçla ilgili delillerin takdiri ve olayın vasıflandırılması da dâhil olmak üzere, soruşturma yürütülmesi, koruma tedbirlerine başvurulması ve sonucuna göre kamu davası açılmasında tüm yetki ve

ADALET BAKANLIĞI Mİ ir

Fiğ?

İİ ETA Ve bel ele 8) T.C. a

4 ADALET BAKANLIĞI emu ame Mevzuat Genel Müdürlüğü sorumluluk yargı mercilerine ait olup, gizli olarak yürütülen ve yargısal faaliyet kapsamında kalan soruşturma aşamasında ne tür işlemler yapıldığına dair Bakanlığımızda bilgi bulunmamaktadır.

11- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıyla yapılan yazışmaya verilen 01/08/2024 tarihli cevapta;

A) Soru önergesinde bahsi geçen olayla ilgili bir kısım şüpheliler hakkında yürütülen soruşturmanın devam ettiği,

B) Soru önergesinde bahsi geçen olayla ilgili haklarında ağır ceza mahkemesine kamu davası açılan sanıklar hakkında bazı suçlar yönünden verilen mahkumiyet hükümlerinin kesinleştiği, Yargıtayın bozma kararı sonrası bazı suçlar yönünden yapılan yargılamada bir kısım sanıklar hakkında beraat, bir kısım sanıklar hakkında ise mahkumiyet kararı verildiği,

C) Ağır ceza mahkemesinde yapılan yargılamada haklarında yakalama kararı bulunan bir kısım sanıkların dosyası tefrik edilerek aranmalarının ve yargılanmalarının devam ettiği,

Bildirilmiştir.

Yılmaz TUNÇ Bakan

Biel

Yılmaz TUNÇ
Bakan

---

**Kaynak gösterme:** Celal Fırat (DEM Parti, İstanbul). “10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garında meydana gelen patlamaya ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/5531, 12 Ekim 2023. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-5531-10-ekim-2015-tarihinde-ankara-garinda-meydana-gelen-patlamaya-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/dec95d8d-006f-4bd4-bdaf-018b28157660

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
