İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 9. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Genel Kurul · Açıklamalar

Abdulhamit Gül

Gaziantep Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 9. Birleşim · 5. yasama yılı · 21 Ekim 2026 · 1.008 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Abdulhamit Gül (AK Parti), 21 Ekim 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AÇIKLAMALAR); konuşma 1.008 kelime.

Abdulhamit Gül (AK Parti, Gaziantep). “Genel Kurul · Açıklamalar”. TBMM Genel Kurulu, 9. Birleşim tutanağı, 21 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdulhamit-gul-2026-10-21-aciklamalar (erişim: 21 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149199

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep)Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. Çok değerli Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle ifade etmemiz gerekir ki bugün Sayın Cumhurbaşkanımız da grup toplantımızda ifade ettiler. Bu fon meselesiyle ilgili kim olursa olsun, ucu nereye giderse gitsin büyük bir titizlikle soruşturmalar devam etmektedir ve bu soruşturmalar, bu yargılamalar mutlaka ama mutlaka kim kusurluysa, kim milletin malına göz diktiyse elbette hesabı sorulacaktır. Devam eden bir süreçtir, bitmiş bir süreç olmadığı için, devam eden bir süreç olduğu için, biz AK PARTİ Grubu olarak da bu meselenin yakından takipçisiyiz. Bu süreçte kimin yanlışı varsa onun karşısında olmaya devam edeceğiz. Suçlunun, yanlış yapanın partisi, partilisi olmaz. Kim olursa olsun, en yakınımızda bile olsa bizim tutumumuz nettir. Bu yanlışın karşısında olmaya, soruşturmaların, yargılamaların titiz bir şekilde, şeffaf bir şekilde yapılarak tüm yanlış yapanlardan hesap sorulması konusunda biz kararlıyız. Bu konuda sürecin de yakından takipçisiyiz, bunu ayrıca ifade etmek isterim.

Değerli Başkanım, çok değerli milletvekilleri; bugün 2027 bütçemizin genelinin Plan ve Bütçe Komisyonuna şu anda sunuşu yapılmakta. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz'ın Hükûmetimiz adına yapmış olduğu bu sunumdan sonra hem Komisyonda hem Genel Kurulda yoğun bir bütçe maratonu başlayacak. Ben 2027 bütçemizin ülkemize, milletimize şimdiden hayırlı olmasını diliyorum. Bu bütçe görüşmelerinde katkıda bulunacak tüm milletvekili arkadaşlarımıza da başarılar diliyorum.

Libya Temsilciler Meclisinin Türkiye'yle imzalanan Deniz Yetki Alanları Antlaşması'nı oy birliğiyle kabul etmesi çok önemli bir gelişmedir. Hem ülkemiz için hem bölgemiz için çok önemli bir gelişmedir. Bu gelişme, Doğu Akdeniz'deki bizim tarihî haklarımızı, tarihten kaynaklanan ve uluslararası hukuktan kaynaklanan tüm hukuki pozisyonumuzu, haklılığımızı da ayrıca teyit etmesi bakımından çok kıymetlidir, çok değerlidir. Bu karar Türkiye ile kardeş Libya halkının Doğu Akdeniz'deki varlığının, Doğu Akdeniz'deki meşru hak ve menfaatlerinin teminat altına alınması bakımından çok önemli bir iradedir. Bu konu, ülkemiz adına da bölgemiz adına da çok önemli bir gelişmedir. Şunu açıkça söylemek gerekir ki sahadaki gerçekliklere, tarihî gerçekliklere, uluslararası hukukun realitelerine aykırı hiçbir beyanı, hiçbir tutumu kabul etmiyoruz. Bu çerçevede ve bu meyanda Avrupa Komisyonu Başkanının yapmış olduğu açıklamalar bizim için yok hükmündedir, asla kabul etmiyoruz, Türkiye olarak bunu kabul edemeyiz. Bu tarihî, anlaşmayı hedef alan açıklamalar bizim için yok hükmündedir. Doğu Akdeniz'de, Türkiye'nin ve kardeş Libya'nın kazanılmış haklarını yok sayan, dikkate almayan, inkâr eden bütün anlayışlar asla ama asla başarıya ulaşamayacaktır. Bu girişimler sonuç almayacaktır. Türkiye'nin kararlı tutumu bu konuda güçlü bir şekilde devam edecektir. Herkes şunu bilsin ki ne mavi vatanda verecek bir damla suyumuz var ne de yeşil vatanda vatanımızda verilecek bir karış toprağımız var. Biz bu egemenlik haklarımızı, egemenliğimizi en güçlü şekilde her yerde korumaya devam edeceğiz. Mavi vatandaki meşru haklarımızdan asla bir adım dahi geri atmayacağız. Bölgenin geleceği adaletle, hakkaniyetle, karşılıklı iş birliği ve müzakereyle ancak başarıya ulaşır ve bu hususta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde meşru haklarımızı mavi vatanda, Doğu Akdeniz'de korumaya devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu hususta ortaya koyduğu kararlı tutumu milletimiz çok iyi görmektedir. Özellikle bu hususta çok dirayetli tutumu, alışılmış refleksleri; statükoyu da âdeta sersemleten, statükoyla da mücadele eden bu kararlı duruşu bugün Libya'da alınan bu sonucu ortaya koymuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, devam edin.

ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep)Bu tarihî ve hukuki haklılığımızı tescil eden bu karardan dolayı Libya Temsilciler Meclisine teşekkür ediyoruz. Gazi Meclisimizden Libya Temsilciler Meclisine selamlarımızı ve teşekkürlerimizi, Libya halkına teşekkürlerimizi sunuyoruz. Tam da burada Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu Türkiye merkezli siyaset anlayışının ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha ifade etmek isterim. Cumhur İttifakı olarak hem Sayın Cumhurbaşkanımız hem Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin Doğu Akdeniz'deki haklarımıza yönelik bu tutumları, bu gelişmelere yönelik yaklaşımları, bu süreçteki tüm kararlı tutumları milletimizce malumdur. Ayrıca, hem Yeni Parti Genel Başkanı Sayın Özel'in hem CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu anlayışta, bu gelişme karşısında ortaya koydukları tavır da Türkiye merkezli siyaset anlayışı da çok değerlidir. Ülkemizin egemenliğine, ülkemizin meşru tutumuna karşın ortaya konan bu ortak tavır Sayın Cumhurbaşkanımızın da çağrısını hep yinelediği Türkiye merkezli bir siyasetin ne kadar kıymetli olduğunu göstermektedir. Eğer mesele Türkiye'yse, 86 milyonun çıkarıysa burada ortaklaşmak hepimiz için çok kıymetlidir. Takip edememiş olabilirim, diğer muhalefet partilerinin Genel Başkanlarının da tutumunun bu anlamda, bu çerçevede olduğunu düşünüyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine, uluslararası diplomaside karşımıza çıkan son gelişmelerden biri de Mekke Anlaşması'yla ilgili. Bu husus da Dışişleri Komisyonumuza, Meclisteki komisyonumuza, ilgili komisyona havaleyle beraber komisyonun gündemine gelerek sonrasında da Genel Kurulumuzun gündemine, onayına sunulacak önemli bir anlaşmadır.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra küresel elitler, seçkinler "Biz dünyayı adalete, savaşsız bir dünyaya taşıyacağız." iddiasıyla ortaya çıktılar ve Yalta'da yeni küresel düzeni kurmak için bir masa kurdular ama kurulan o masadan bir barış çıkmadı, kurulan o masadan gözyaşlarının silinmesi çıkmadı, kurulan o masada kanların akması sona ermedi, kurulan o masa adalet getirmedi. Bugün bütün dünyanın aradığı insanlığın küresel adaletidir. İşte, burada bir paradigma var: Bir, Türkiye'nin, Sayın Cumhurbaşkanımızın savunduğu "Haklıysan güçlüsün." anlayışı, bir tarafta da bugün çökmekte olan Yalta Konferansı'nı yapanların ortaya koyduğu ve dünyaya adalet getiremeyen "Güçlüysem haklıyım." anlayışı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun.

ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep)Bu iki anlayışın çatıştığı bir dünyayı yaşıyoruz. Türkiye adaletin paradigmasının sözcülüğünü güçlü bir şekilde sürdürmektedir, dile getirmektedir, tüm dünyaya haykırmaktadır. Bugün, işte, yeni ittifaklarla, yeni birlikteliklerle Türkiye öncelikle kendi vatanının, kendi insanının, vatandaşlarının özgürlüğünü, refahını, huzurunu, bekasını temin etmek, bölgenin huzurunu ve küresel coğrafyanın huzurunu sağlamak için çok önemli adımlar atmaktadır. Bunlardan biri, işte, Mekke Anlaşması ve bu Mekke Anlaşması'yla beraber bizim aslında fiziki sınırlarımız haritada Edirne'den Kars'a kadar olsa bile bizim Balkanlardan Kafkaslara, Afrika'dan yine Trablus'a uzanan çok güçlü bir gönül coğrafyamız var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun, tamamlayalım lütfen.

ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep)Vefalı Türk'ün, bu coğrafyanın beklenen vefalı insanlarının sunacağı husus adalettir ve bu adaleti yerine getirmek adına bugün hem bölgesel çatışmalarda İran-ABD-İsrail olsun, Ukrayna-Rusya olsun, Etiyopya-Somali, Afganistan-Pakistan gibi, burada daha sayamadığım tüm çatışma alanlarında Türkiye güçlü bir şekilde hep diyalog ve barışın tarafı olmuştur.

Bugün yine Mekke Anlaşması da bir saldırı anlaşması değildir, Mekke Anlaşması Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında ahdedilmiş tarihî bir ortak savunma paktıdır. İnanıyoruz ki burada elbette tüm yasal, anayasal süreçler tamamlandıktan sonra daha da genişleyecek, daha da kurumsal olarak güçlü bir şekilde geleceğe doğru yürüyecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

65 konuşma daha · 21 Ekim 2026

Günün kaydı →
65 konuşmanın tamamı →