Atama bekleyen öğretmen adaylarına ilişkin gündem dışı konuşması
Konya Milletvekili · Saadet Partisi
Genel Kurul, 16. Birleşim · 4. yasama yılı · 17 Kasım 2020 · 439 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Abdulkadir Karaduman (Saadet Partisi), 17 Kasım 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Atama bekleyen öğretmen adaylarına ilişkin gündem dışı konuşması); konuşma 439 kelime.
Abdulkadir Karaduman (Saadet Partisi, Konya). “Atama bekleyen öğretmen adaylarına ilişkin gündem dışı konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim tutanağı, 17 Kasım 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/abdulkadir-karaduman-27-2020-11-17-atama-bekleyen-ogretmen-adaylarina-iliskin-gundem-disi-konusmasi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=92137
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)ABDULKADİR KARADUMAN (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. Atanmayı bekleyen öğretmen adaylarının beklentilerini ve taleplerini ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum.
Değerli milletvekilleri, öğretmenlik mesleğinin hak ettiği değeri bulamadığı, öğretmen olmaya aday olan kişilerin âdeta örselendiği, yıprandığı ve türlü mağduriyetlerle baş başa bırakıldığı bir ortamda yaşıyoruz. Öğrenme faaliyetine ve öğretmene değer vermeyen bir yönetim anlayışı hiçbir zaman sağlıklı bir geleceği inşa edemeyecektir. Bu ülkede mesleğine atanmayı bekleyen yüz binlerce öğretmen adayı her yıl sınavlara girerken aynı zamanda gelecek kaygısı içerisinde geçim derdiyle boğuşmaktadır. Bu ülkede öğretmen adayları geçinebilmek için garson, çaycı, pazarcı, seyyar satıcı olarak çalışmak zorunda bırakılırken, güvenlik soruşturmaları, mülakat adaletsizliği ve yeterli sayıda atamanın yapılmaması sonucunda da mesleklerini icra edememektedir.
Ne yazık ki artık basında takip ettiğimiz, sıradanlaşan haberlerden bazılarını ifade etmek istiyorum: “Ataması yapılmayan öğretmen adayı intihar etti.” “Atama bekleyen İngilizce öğretmenliği bölümü mezun genç yaşamına son verdi.” “Ataması yapılmayan öğretmen adayı İbrahim Yeşilbağ intihar etti ve cebinden sadece 6 lira çıktı.” “Atamayı bekleyen Mikail Cengiz, çalıştığı inşaatın 6’ncı katından düşerek hayatını kaybetti.”
Bakınız, son iki yılda 100’den fazla öğretmen adayı intihar etti. Yine her yıl onlarca öğretmen adayı farklı işlerde çalışmak zorundayken yaşamını yitiriyor. Bu acı tabloyu görmek mecburiyetindeyiz. İnsanlar ve gençler yaşamını yitiriyor. Bugün görevlerine atanmayı bekleyen 700 binden fazla öğretmen adayı varken okullarda “ücretli öğretmenlik” gibi garip bir yöntemle okulların öğretmen ihtiyacı giderilmeye çalışılıyor. Ücretli öğretmenlik uygulamasıyla, farklı bölümlerden mezun olan kişiler asgari ücretin altında bir ücret karşılığında okullarda çalıştırılıyor. Ücretli öğretmenlik uygulaması, bu kapsamda çalışan kişiler ve atanması yapılmayan yüz binlerce öğretmen için ağır bir hakarettir. Bu çarpık uygulama derhâl sonlandırılmalı ve atama bekleyen öğretmenlerin görevlerine ataması yapılmalıdır.
Öğretmen adayları hayatını kaybederken öğretmenlere ödenen maaşların yük olarak görüldüğü bir millî eğitim anlayışına burada bir şeyler söylüyoruz. Öğretmenlere ödenen maaşlar bu ülkede yük olarak görülecek en son şeylerden biridir. Öğretmenlere ödenen maaşlar değil, asıl “İtibardan tasarruf olmaz.” anlayışıyla kaynakların israf edilmesi bu ülke için ciddi bir yüktür. Öğretmenlere ödenen maaşlar değil, holdinglerin milyarlarca liralık vergilerinin tek kalemde silinmesi ülkemiz için asıl ağır bir yüktür. Öğretmenlere ödenen maaşlar değil, günlük harcaması 10 milyon lirayı geçen Cumhurbaşkanlığı sarayı ülkemiz için ağır bir yüktür. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, yine, Genel Kurulda görüşülecek olan yeni bir torba yasa gündemimizde. Bu teklifle, doğadan ve insandan çalarak bazı şirketlere çeşitli imtiyazların sağlanması apaçık şekilde hedefleniyor. Dağıtım şirketleri, yenilenebilir enerji yöntemini istismar eden işletmeler ve maden şirketlerine çeşitli imtiyazların sağlanması amaçlanıyor. Bu şirketlere sağlanan imtiyazlar, bir taraftan çevre kirliliğine sebep olurken diğer taraftan vatandaşların ödediği faturalara da ek ücret olarak yansımaktadır. Araba lastiği ve atık çöpleri yakarak enerji üretme yoluna giden işletmelere ruhsat vermek insan sağlığını ve doğayı hiçe saymaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
86 konuşma daha · 17 Kasım 2020