686 sayılı KHK'nın demokrasi tarihine kara bir leke olarak düştüğüne, bu ülkede akademisyenlerin ve üniversitelerin hiçbir zaman bu dönemdeki kadar baskı görmediğine ilişkin açıklaması
Muş Milletvekili ·
Genel Kurul, 67. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Şubat 2017 · 230 kelime · yaklaşık 1 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Yıldırım, 8 Şubat 2017 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 686 sayılı KHK'nın demokrasi tarihine kara bir leke olarak düştüğüne, bu ülkede akademisyenlerin ve üniversitelerin hiçbir zaman bu dönemdeki kadar baskı görmediğine ilişkin açıklaması); konuşma 230 kelime.
Ahmet Yıldırım (Muş). “686 sayılı KHK'nın demokrasi tarihine kara bir leke olarak düştüğüne, bu ülkede akademisyenlerin ve üniversitelerin hiçbir zaman bu dönemdeki kadar baskı görmediğine ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim tutanağı, 8 Şubat 2017. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-yildirim-26-2017-02-08-686-sayili-khk-nin-demokrasi-tarihine-kara-bir-leke-olarak-dustugune (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=57586
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)AHMET YILDIRIM (Muş)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Şimdi, bugün sıkça gündeme getirildi ve çok önemli olduğu için daha fazla da gündemde kalacaktır diye... Şu ülke demokrasi tarihine bir kara leke olarak düşen dünkü KHK, özellikle vicdanlarda açılmış bir yaradır. Şöyle ki hem insanlık tarihi boyunca hem de Türkiye’de cumhuriyet tarihi boyunca, muhalif akademisyenler hiçbir zaman iktidarlar tarafından sevilmediler; muhalif akademisyenler her zaman iktidarların hışmına uğradılar. Muhalif akademisyenlerin eleştirileri iktidarları hep rahatsız etti. Oysa muhalif akademisyenlerin tek doğrusu, özellikle edinmiş oldukları bilimsel bilgi ve görgüyü toplumsal meselelerin çözümünde iktidar baskısı, muhalefet yandaşlığı gözetmeksizin açıkça dile getirebilmektir.
Cumhuriyet tarihi boyunca üniversiteler ve akademisyenler hep zapturapt altına alınmaya çalışıldı ama özellikle 2002 yılında AKP iktidara geldiğinde üniversitelere ilişkin söylediklerini bir göz önüne getiriyorum da -o zaman da bir akademisyendim ben ve yirmi bir yıl Türkiye'nin üç ayrı üniversitesinde çalışma olanağı buldum- YÖK’ün kaldırılması, üniversitelerin özerkleştirilmesi, akademisyenlerin özgürleştirilmesi üzerine söylenen o sözlerin AKP için ne kadar iktidarını tahkim etmek için bir hamaset olduğunu bugün çok daha iyi anlıyorum.
Cumhuriyet tarihi boyunca bu ülkede akademisyenler ve üniversiteler hep baskı gördüler ama hiçbir zaman bu dönemdeki kadar pespaye baskı görmediler. Bunu açıkça ifade etmek zorundayım. Şöyle ki akademisyenler artık eleştirilerinden rahatsız olunan bir zümre değil, maalesef, iktidarın düşmanı olarak görülmeye başlandılar, düşman muamelesi görüyorlar. Öyle ki onların yıllara, on yıllara sâri bilimsel emekleri bir çırpıda ucube bir KHK’yla ortadan kaldırılıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
88 konuşma daha · 8 Şubat 2017