HDP Grubu önerisi münasebetiyle
Mardin Milletvekili ·
HDP
Genel Kurul, 121. Birleşim · 1. yasama yılı · 2 Ağustos 2016 · 812 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Atalan (HDP), 2 Ağustos 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HDP Grubu önerisi münasebetiyle); konuşma 812 kelime.
Ali Atalan (HDP, Mardin). “HDP Grubu önerisi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim tutanağı, 2 Ağustos 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-atalan-26-2016-08-02-hdp-grubu-onerisi-munasebetiyle (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=51462
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)ALİ ATALAN (Mardin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Meclisin değerli emekçileri, bizleri dinleyen, izleyen değerli yurttaşlar; grubumuz Halkların Demokratik Partisi adına söz almış bulunmaktayım ve bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Önerge üzerine konuşmadan önce, milletin özgür iradesine, bu iradenin temsil edildiği Meclise yönelik 15 Temmuz darbe girişimini kınıyor, darbe girişimine karşı dik durup yaşamını yitiren bütün yurttaşları minnetle anıyorum. Bu bağlamda, çözümün demokraside, insan haklarında, hukuk devletinde ve özgürlükçü laiklikte olduğunu bir kez daha vurguluyor, ortaya çıkan birlik, uzlaşma ve helalleşme sürecinin kalıcı bir toplumsal barışa evrilmesini umut ediyorum.
Ayrıca, değerli milletvekilleri, yarın 3 Ağustos, Şengal Ezidi toplumuna karşı gerçekleştirilen soykırımın 2’nci yıl dönümüdür. En az 5 bin insanın katledildiği, bir o kadarının da -kadın ve çocuklardan oluşan insanların- esir alınıp en barbar yöntemlerle pazarlarda satıldığı biliniyor. Bu soykırım esnasında yaşamını yitiren bütün masum ve mazlumları buradan saygıyla anıyorum.
Bu konuda iki noktayı anımsatmak istiyorum, belki çoğumuz bilmeyebilir: Birincisi, Türkiye Cumhuriyeti devleti hâlen Şengal’de gerçekleşen bu soykırımı resmen kınamış değildir. İkincisi ise Diyarbakır’da hâlen 2 bine yakın Şengalli mülteci oradaki büyükşehrin himayesinde kalıp, maalesef, hâlen mülteci statüsüne sahip olmamıştır, bunu elde edememiştir.
Değerli milletvekilleri, bölgede bilinen olağanüstü koşullar ve özellikle Nusaybin’deki sokağa çıkma yasağı nedeniyle aylarca Genel Kurul ve komisyon çalışmalarına katılamadım, çalışmalarına iştirak edemedim. Bundan söz etmişken Nusaybin’le ilgili önemli gördüğüm bir hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bana göre, nasıl ki 15 Temmuz darbe girişimi hepimize demokrasinin, çağdaş, özgürlükçü laikliğin değerini yeniden gösterdiyse inanıyorum ki Nusaybin’i mevcut hâliyle gidip görmek barışın, kardeşliğin kıymetini öğrenmemize kesinlikle yardımcı olacak ve belki de yeni bir sürecin başlamasına temel teşkil edecektir.
Şimdi esas konumuza dönmek gerekirse: Ezidi inancı veya Ezdayi inancı yani Allah’a tapanlarla ilgili belki aramızda bilmeyenler veya az bilenler olabilir. Onun için, evvela, kısaca, özetle söyleyeyim: Ezidi inancı, inanç sistemi, en az beş bin yıllık maziye sahip, çevresi ve kendi dışındaki bütün diğer topluluklarla sürekli barışık, misyonerliği katı bir biçimde yasaklayan, herkesi doğası ve kimliğiyle kabul eden, inandıkları tek tanrıya dua ederken önce 72 millete ve daha sonra kendileri için hayır ve selamet dileyen bir felsefeye sahiptir. Ezidiler, kendi tarihlerinde hiçbir dinî inanç grubuna zarar vermemiş, buna karşın sürekli katliamlardan ve soykırımlardan geçirilen bir tarihsel gerçekliğe sahip olmuştur. Tarihte Mezopotamya coğrafyası olarak bilinen Hanekin’den Afrin’e, Şengal’den Kars ve Urmiye’ye kadar geniş bir coğrafyada egemen bir inanç durumundayken hâlihazırda maalesef, toplam nüfusu 1 milyonun altına inmiş ve şu anda Türkiye'deki sayısı 500 insanın altına düşmüştür. Türkiye'de yoğunluklu olarak Batman, Diyarbakır, Mardin ve Urfa’da yaşayan Ezidilerin Osmanlı döneminden beri maruz kaldıkları asimilasyon politikaları maalesef, cumhuriyet döneminde de fiilen devam etmiştir; inançları yok sayılmış, toprakları ellerinden alınmıştır. Kırk yıl öncesine kadar Türkiye'de 80 bin civarında Ezidi’nin yaşadığı tahmin edilirken bugün bu sayının -dediğim gibi- 500’ün altına düşmüş olması, 1970’li yılların başında farklı kimliklere uygulanan asimilasyoncu politikalardan dolayı başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın çeşitli ülkelerine göç etmek zorunda bırakılmaları nedeniyledir.
Zorunlu göç sebeplerine bakıldığında, temel olarak inançlarının yok edilmeye çalışıldığı, özgün inanç ve kültürün hiçe sayıldığı görülmektedir. Zamanında göç etmek zorunda kalmış Ezidilerden birisi olarak benim bugün bu Mecliste olma sebebim, ayrımcı ve ötekileştirici politikaya –umarım- sizinle birlikte dikkat çekmek, bu ülkenin bir bütün olarak demokratikleşmesine yine sizinle birlikte ortaklaşarak katkıda bulunmaktır.
Değerli milletvekilleri, şimdi size kendimle ilgili somut bir örnek vereyim. Belki bilirsiniz, Ezidilerin nüfus kâğıtlarındaki, nüfus cüzdanlarındaki din hanesine hâlen ya “İslam” ya da “Dinsiz” yazılmaktadır. Şu anda iki kimliğim var burada: Türkiye Büyük Millet Meclisinin kimlik belgesi, bir de genel Türkiye Cumhuriyeti nüfus cüzdanı. Nüfus cüzdanımdaki boş, milletvekili kimlik belgemde yanlışlıkla “İslam” yazılmış. Şimdi, bu tabii bir istisna değil, tekil bir olay değil; bütün toplumumuzla ilgili her yerde aynı şekilde ya çarpı ya nokta ya boş ya da İslam yazılmaktadır. Bu aslında hem trajiktir hem komiktir, bunun mutlaka giderilmesi gerekiyor.
Değerli milletvekilleri, bu da gösteriyor ki Ezidilerin inancı hiçleştiriliyor; bununla beraber köy ve arazilerine zorla el koyuluyor, arazileri satmaya zorlanıyor. Ezidiler için özgür yaşam koşulları böylelikle büsbütün ortadan kaldırılıyor. Burada üzülerek söyleyeyim ki bazı kamu idaresinde görev alan kişilerin, devletin silah verdiği bazı köy korucularının ve hatta bazı parti temsilcilerinin kendi konum ve imkânlarından güç devşirerek Ezidilerin malına mülküne el koydukları, işgal ettikleri ve arazi sahiplerini sürekli tehdit ettikleri biliniyor, bunu sürekli görmekteyiz. Buna rağmen, Avrupa’da yaşayan bütün Ezidiler ölen yakınlarının, akrabalarının cenazelerini istisnasız kendi topraklarına getirip defnetmekte ve bu da aslında bu toplumun kendi topraklarına nasıl bağlı olduğunu göstermektedir. Yıllardır köylerinden, topraklarından uzakta yaşayan Ezidi ailelerin birçoğu ülkelerine geri dönmeyi düşünmektedir, bu noktada gereken yasal güvencelerin sağlanmasını talep etmektedir. Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan bu kadim toplumun kültürünü, inancını, toprağını, hak ve hukukunu korumak devletin görevidir. Dolayısıyla, Ezidi inancının tanınması, ibadetlerini yapabilecek koşulların sağlanması, kutsal mekânlarının koruma altına alınması, işgal ya da terk edilmiş Ezidi köylerinin tahribatının tespit edilmesi gerekmektedir.
Değerli milletvekilleri, tam da bundan dolayı Ezidilerin göç etmek sebeplerinin…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ ATALAN (Devamla)…kapsamlı araştırılması, mağduriyetlerinin giderilmesi, inançlarını özgürce yaşayabilmeleri ve belki de kendi ülkelerine dönme olanakları yaratma hedefini kapsayan bu Meclis araştırması komisyonunun kurulması talebini…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
65 konuşma daha · 2 Ağustos 2016