İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 12. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Tunceli'nin Nazımiye ilçesi kırsalındaki operasyonda donarak şehit olan askerlere Allah'tan rahmet dilediğine ve bu olay sonrasında yaşananlara ilişkin gündem dışı konuşması

Ali Mahir Başarır

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 12. Birleşim · 2. yasama yılı · 31 Ekim 2018 · 410 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Mahir Başarır (CHP), 31 Ekim 2018 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Tunceli'nin Nazımiye ilçesi kırsalındaki operasyonda donarak şehit olan askerlere Allah'tan rahmet dilediğine ve bu olay sonrasında yaşananlara ilişkin gündem dışı konuşması); konuşma 410 kelime.

Ali Mahir Başarır (CHP, Mersin). “Tunceli'nin Nazımiye ilçesi kırsalındaki operasyonda donarak şehit olan askerlere Allah'tan rahmet dilediğine ve bu olay sonrasında yaşananlara ilişkin gündem dışı konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim tutanağı, 31 Ekim 2018. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-mahir-basarir-27-2018-10-31-tunceli-nin-nazimiye-ilcesi-kirsalindaki-operasyonda-donarak-sehit-ola (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=72284

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin)Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

26 Ekim Cuma günü Mersin için, ülkemiz için acı bir gündü. Mersin 2 tane evladını Tunceli’de şehit verdi. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, ailesine, dostlarına, Mersin halkına, Türkiye’ye sabır diliyorum.

Sayın milletvekilleri, biz olayı cuma günü akşam saatlerinde öğrendik. 27 Ekim Cumartesi günü şehitlerimizi sonsuzluğa uğurladık. Akşam şehidimizin evine geçtik, oturduk. Genel Başkanımız aradı, taziyelerini bildirdi, sohbet etti. Şehidimizin babası ağlamaya başladı. Şunu söyledi: “Oğlumun şehit olmasından mutluluk duyarım ama bir şeyi kabullenemiyorum. Cuma günü 21.30’da telefonum çaldı. Telefonu açtım. Mersin Büyükşehir Mezarlıklar Müdürlüğünden bir memur bana mezar yerini sordu ‘Köyde mi defnedeceksiniz, şehitlikte mi?’” Tabii, baba şok. Ne dediğini bilmiyor, ne konuştuğunu da bilmiyor herhâlde adam. “Ne diyorsun?” diyor. Ve oğlunun şehit olduğunu o an öğreniyor. Yazıklar olsun! gerçekten yazıklar olsun! O babayı İçişleri Bakanı aramıyor, Millî Savunma Bakanı aramıyor, vali gelmiyor, kaymakam gelmiyor, en azından yarbay, binbaşı, albay rütbesinde bir asker ambulansla gelip durumu açıklamıyor.

21’inci yüzyılda ekim ayında 2 tane evladımız, canımız donarak ölüyor. İçişleri Bakanı çıkıyor “Biz 1 Ekimde kışlık kıyafetleri dağıttık.” diyor. Güzel. Sonra, sonra, Jandarma Genel Komutanlığından açıklama yapılıyor, deniliyor ki: “Hayır, geçen hafta dağıttık.” Çok ciddi bir ihmal var. Bakan dün, en sonunda, dedi ki: “Sorumluluk hissediyorum.” Sorumluluk hissediyorsa gereğini yapsın ve istifa etsin. (CHP sıralarından alkışlar) Beklenen açıklama da dün geldi Cumhurbaşkanından, gerçekten aydınlandık, çok güzel bir şey söyledi, dedi ki: “Ne yapayım canım, benim dedem de Sarıkamış’ta donmuştu.” dedi. Sosyal medyadan binlerce, milyonlarca tepki geldi. Bugüne kadar konuşmayan Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar çıktı, bir açıklama yapması gerekirken, dedesinin askerlik kayıtlarını basınla paylaştı. Çok yazık. Belki o bir bakan olmuş ama asla bir asker olamamış. İnanmıyor insanlar, Cumhurbaşkanının bu açıklamasına inanmıyor. Haklı; 1982 yılında kurulan Marmara Üniversitesinden 1981 yılında mezun olan bir Cumhurbaşkanının bu dediklerine inanmıyor, inanmak istemiyor. Bakın, bu, Mersin şehidimizin evi, baba evi. Bekçilik yapıyor bir fabrikada, bu şartlarda bu çocuğu büyütüyor. Sayın Cumhurbaşkanı dedesinden örnek vereceğine iki evladının nerede askerlik yaptığını söylesin. (CHP sıralarından alkışlar) Neden hep sıvasız, boyasız evlerdeki insanlar, çocuklarımız ölüyor? Neden saraysız, villasız, yalısız evlerdeki çocuklarımız ölüyor? Biz bunun hesabını bu çocuklara vereceğiz mi?

İkinci şehidimiz de Silifke’den. Altı aylık Yağız Efe kucağımızdaydı. Biz o çocuğa ne diyeceğiz? O çocuk bize bunun hesabını sorduğu zaman, büyüdüğü zaman, aklı erdiği zaman ne diyeceğiz? “Ekim ayında baban donmuş.” mu diyeceğiz? “Babana bu devlet 50 lira değerindeki bir termal içliği alamadı.” mı diyeceğiz? Ama işte olaydan sonra Tunceli’de gezen Bakan Yardımcısı, bakın…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

137 konuşma daha · 31 Ekim 2018

137 konuşmanın tamamı →