İçeriğe atla

24. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 17. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

İstanbul Tahkim Merkezi Kanunu Tasarısı

Ali Rıza Öztürk

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 17. Birleşim · 5. yasama yılı · 20 Kasım 2014 · 593 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ali Rıza Öztürk (CHP), 20 Kasım 2014 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İstanbul Tahkim Merkezi Kanunu Tasarısı); konuşma 593 kelime.

Ali Rıza Öztürk (CHP, Mersin). “İstanbul Tahkim Merkezi Kanunu Tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim tutanağı, 20 Kasım 2014. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-riza-ozturk-24-2014-11-20-istanbul-tahkim-merkezi-kanunu-tasarisi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=35191

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisindeki çoğunluğuna dayanarak sık sık kanun çıkarmakta, bu kanunların gerçekten, Türk milletinin ihtiyaçlarına yanıt verip vermemesi önemli olmamakta çıkışında, daha ziyade kendilerinin günlük çıkarları kanun çıkarılmasında etkin olmaktadır. Bir paket geliyor, o paketin yarısı dağılıyor, paketin içinde kalanlar da üç dört ay sonra yine o paketi getirenler tarafından ortadan kaldırılıyor. Artık, yargıdaki düzenlemelerin böyle olduğunu hepimiz biliyoruz.

Vesayete ve darbelere karşı olduğunu her vesileyle iddia eden Adalet ve Kalkınma Partisi komisyonlarda kendi reddettikleri önergeyi yürütmenin baskısıyla, uyguladıkları yöntemle yeniden kabul etmek durumunda kalıyorlar, demek ki millî iradeden anladıkları odur.

Şimdi, değerli milletvekilleri, ben babamın ölümünden beş gün sonra doğdum. Yani, tütünlerin birinci el kırmasıymış. Bugün doğum günüm, nüfus cüzdanımda 20 Kasım olarak yazıyor da millet kutluyor. Hâlbuki ben anama sorduğumda “Tütünlerin birinci el kırılmasında doğdun oğlum.” dedi. Tütünler de kasımda kırılmıyor, haziranda kırılır. Sonra amcama falan sordum: “17 Haziranda baban öldü, beş gün sonra sen doğdun.” dedi.

Buradan şunu söylemek istiyorum: Yetimliğin ne demek olduğunu çok iyi bilirim, yani baba sevgisinden yoksun büyümenin ne olduğunu bilirim. Dün Ermenek’te çıkarılan 8 maden şehidinin cenazesi vardı. Orada anaların acısına şahit olduk. Hani “Benim oğlum yüzme bilmiyor.” diyen kadını gördüm ama orada yetim kalan çocukları da gördüm. Dört aydır o maden işçilerinin ücret almadığını da öğrendik. O insanların aç olduğunu gördük. Bugüne kadar, bu yaşıma kadar insanların ezan vaktini ve namaz vaktini beklediklerini gördüm, yani insanlar caminin yanına gidip ezanın okunmasını beklerler, namaz vaktini beklerlerdi ama ezanın ve namazın insanları beklediğini görmemiştim. Yine bugüne kadar… Siyasetçilerin ezan ve namazı kendi talepleri doğrultusunda geriye bıraktırdığını da hadi kabul ettim ama değerli milletvekilleri, dün 8 tane maden şehidinin tabutları masanın üzerinde dizili vaziyette; ben, Genel Başkan Yardımcımız Yakup Akkaya, parti meclisi üyemiz ve eski bakan Fikret Ünlü oradayız -CHP’yi de temsilen- bir sürü cemaat bekliyor, siyah takım elbise giymiş bir adam, gözlük de takmış -hani ben diyorum ya bu ölümlerden sonra devlet cenaze levazımcılığı yapıyor diye, tam orada gördük- elinde telefon “Tamam, tamam, öğle namazı bekletilecek, ben okuyun dediğim zaman okunacak ezan.” diyor.

Şimdi, “Başkan gelecek, başkan gelecek.” Ben de sandım ki belediye başkanı gelecek. O arada Genel Başkan Yardımcımız sordu: “Hangi başkan gelecek?” dedi. “Diyanet İşleri Başkanı.” dedi. Ben de müdahale ettim: Diyanet İşleri Başkanı bu öğle ezanının saat kaçta okunacağını bilmiyor mu, öğle namazının kaçta kılınacağını bilmiyor mu, bu kadar adam burada bekler mi? Madem öyle, öğlen namazını kılmadan doğru cenaze namazı… “Efendim, Ankara’dan geliyor.” dedi. “Siz ne iş yapıyorsunuz.” dedim. “Ben müftüyüm. Ankara’dan geliyorum.” dedi. “E, ben de Ankara’dan geldim, bir saat erken kalksalardı.” dedim. “Bakan Bey ile onlar Ankara’dan geliyor.” Ve Bakanın Diyanet, İşleri Başkanının o mahale girdiği anda saat on ikiyi on beş dakika geçiyordu, tam yarım saat geçiyordu. Onlar girer girmez “Allahu ekber…” sesi yükseldi, ezan okunmaya başladı.

Değerli arkadaşlarım, ben bir Diyanet İşleri Başkanının kendisi oraya gelecek diye…

MURAT YILDIRIM (Çorum)Sen öğlen namaz kılmıyor musun?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla)Bırak, bırak! Sen bana dindarlığı öğretme. Bırak sen! Ayıplaman lazım, ayıplaman lazım… (AK PARTİ sıralarından “Sen ayıpsın yahu! Bilmiyorsun, konuşuyorsun.” sesi) O kadar insanı orada bekletiyorsun ve bunu Diyanet İşleri Başkanı yapıyor. Ayıptır, saygısızlıktır. Cemaate de saygısızlık, dine de saygısızlıktır. Sen bana dini öğretemezsin ayrıca. Haddini bil! Senin dindarlığın bu kadar olur işte. Orada yarım saat öğlen namazını, öğlen ezanını bekleten Diyanet İşleri Başkanına sahip çıkarsın sen. Ayıptır! Böyle bir şey olmaz arkadaşlar, böyle bir şey olmaz. Orada bir Diyanet İşleri Başkanı öğlen ezanını ve arkasından namazı, o insanların cenaze namazını bekletemez, o insanların acı çekmesine neden olamaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

54 konuşma daha · 20 Kasım 2014

54 konuşmanın tamamı →