İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 70. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

Ali Yüksel

Konya Milletvekili · Yeni Yol

Genel Kurul, 70. Birleşim · 4. yasama yılı · 11 Mart 2026 · 488 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Ali Yüksel (Yeni Yol), 11 Mart 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 488 kelime.

Ali Yüksel (Yeni Yol, Konya). “Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim tutanağı, 11 Mart 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-yuksel-2026-03-11-milli-parklar-kanunu-ve-bazi-kanunlar-ile-375-sayili-kanun-hukmunde-ka (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=143088

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

ALİ YÜKSEL (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teklif, millî parkları, tabiat parklarını, tabiatı koruma alanlarını ve tabiat anıtlarını asli fonksiyonu olan mutlak koruma statüsünden kopararak bu alanları ticari birer işletme sahasına indirgemektedir. Yasa metnindeki ucu açık "zaruret" ve "kamu yararı" ifadeleri büyük enerji projelerinin ve endüstriyel tesislerin millî parkların kalbine saplanmasına hukuki bir kılıf hazırlamaktadır. Yöre halkının ihtiyacı bahanesine sığınılarak millî parklar her türlü ağır sanayi müdahalesine açık, denetimsiz birer meta hâline getirilmektedir. Özetle, bu teklif, personel seçiminden mali yönetime, yargısal denetimden mülkiyet haklarına kadar her alanda liyakat ve hukuku dışlayarak millî parkların yönetim yetkisini fiilen sermayeye teslim eden bir talan modelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; devletin yeniden yapılandırılması şarttır. Gelişen ve dönüşen dünya karşısında mevcut kanunlar yetersiz, cezalar ise caydırıcılıktan uzaktır. Hukuk adaleti tesis eden bir zemin olmaktan çok sorunları öteleyen bir prosedüre dönüştürülmüştür. Kurumlar sağlam ve öngörülebilir sistemler üzerinden değil birkaç izan sahibi yöneticinin şahsi gayretiyle ayakta durmaktadır. Toplumun sosyal katmanları arasında uçurum çok derinleşmiştir, ekonomik ayrışma ahlaki ve zihinsel kopuşla birleşmiştir. Ortak değerler, ortak gelecek ve ortak sorumluluk fikri zayıflamıştır. Üstte dokunulmazlık hissi, altta çaresizlik duygusu hâkimdir. Toplumsal değerler sistemli biçimde aşındırılmaktadır. Doğru ile yanlış, fayda ile zararlı, adalet ile zulüm, iyi ile kötü, güzel ile çirkin arasındaki sınırlar bilinçli olarak bulanıklaştırılmaktadır. Son olarak ortaya saçılan Epstein rezaleti yalnızca bir suç dosyası değildir. Bu rezalet, küresel ölçekte cezasızlık düzeninin, seçkin dokunulmazlığının ve ahlaki çöküşün açık bir itirafıdır. Batı'nın yıllardır yüksek sesle savunduğu insan hakları, demokrasi, hukuk devleti ve medeniyet söylemleri bu dosya karşısında fiilen çökmüştür. Bu hadise, uzun süredir sallanan yapının tabutuna çakılan son çivi niteliğindedir. İşte tam bu noktada tarih bize yol gösteriyor. 1402 Ankara Savaşı Osmanlı Devleti için yalnızca askerî bir yenilgi değildi; otoritenin dağıldığı, kurumların çöktüğü ve meşruiyetin sarsıldığı büyük bir kırılma anıydı. Fetret Devri boyunca eski düzenin sürdürülemeyeceği açıkça ortaya çıktı. İşte o ortamda Çelebi Mehmed devleti eski hâline döndürmeye çalışmadı, aksine, şartları okuyarak onu yeniden yapılandırdı; dağılmış beylikleri birleştirdi, merkezî otoriteyi yeniden kurdu, mali ve idari düzeni toparladı ve devleti yeni bir denge üzerine inşa etti. Osmanlı'nın ikinci kuruluşu olarak anılan bu süreç onarım değil bilinçli bir yeniden kurma iradesiydi. Bugün de benzer bir eşikteyiz; mevcut yapılarla, mevcut reflekslerle ve günü kurtaran düzenlemelerle yol almak mümkün değildir. Devletin yeniden yapılandırılması artık bir tercih değil tarihsel bir zorunluluktur. Gecikmek, sorunları ertelemek ya da makyaj düzenlemelerle süreci idare etmeye çalışmak ödenecek bedeli büyütmekten başka bir sonuç doğurmayacaktır. Çelebi Mehmed'in yaptığı gibi, kırılmayı doğru okumak, cesur kararlar almak ve yeni bir düzen kurmak gerekir; aksi hâlde gecikmenin bedeli yalnızca ekonomik ya da siyasi olmayacaktır. Toplumsal çözülme, değer kaybı ve uzun vadeli istikrarsızlık olarak karşımıza çıkacaktır. Bundan böyle, millî meselemiz günü kurtarmak değil devleti ve toplumu geleceğe taşıyacak yeni bir yapıyı inşa etmek olmalıdır. Bunun için on bir aylık uygulamalarıyla tatbik edilebilir bir Erbakan millî görüşüne ve tatbik edecek bir Fatih'e acilen ihtiyaç vardır. Artık, iş başa düştü diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

105 konuşma daha · 11 Mart 2026

Günün kaydı →
105 konuşmanın tamamı →