10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'ne, Akın Atalay'ın Berlin'den Türkiye'ye kendi isteğiyle gelmiş olmasına rağmen kaçma şüphesinin yoğunlaştığının belirtilmiş olmasına ve Silivri Cezaevinde Ahmet Şık'a üç gün süreyle su ve yiyecek verilmediği iddialarının doğru olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 54. Birleşim · 2. yasama yılı · 10 Ocak 2017 · 206 kelime · yaklaşık 1 dakikalık okuma
Kaynak göster
Atila Sertel (CHP), 10 Ocak 2017 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'ne, Akın Atalay'ın Berlin'den Türkiye'ye kendi isteğiyle gelmiş olmasına rağmen kaçma şüphesinin yoğunlaştığının belirtilmiş olmasına ve Silivri Cezaevinde Ahmet Şık'a üç gün süreyle su ve yiyecek verilmediği iddialarının doğru olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması); konuşma 206 kelime.
Atila Sertel (CHP, İzmir). “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'ne, Akın Atalay'ın Berlin'den Türkiye'ye kendi isteğiyle gelmiş olmasına rağmen kaçma şüphesinin yoğunlaştığının belirtilmiş olmasına ve Silivri Cezaevinde Ahmet Şık'a üç gün süreyle su ve yiyecek verilmediği iddialarının doğru olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 10 Ocak 2017. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/atila-sertel-26-2017-01-10-10-ocak-calisan-gazeteciler-gunu-ne-akin-atalay-in-berlin-den-turkiye (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=56385
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)ATİLA SERTEL (İzmir)Sayın Başkan, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Onursal Başkanı olarak ben de Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlamak istiyorum ancak kutlanacak bir gün kalmadığını da buradan bildirmek istiyorum. Çünkü gerçekten gazetecilik özgürlük demektir, düşüncesini özgürce ifade edebilmek, basın ve ifade özgürlüğünün bir ülkede var olması demektir. Ne yazık ki bunlar ülkemizde yok.
Ayrıca, ekonomik sıkıntılardan dolayı o kadar büyük sıkıntı çeken Anadolu basını, dolara ve euroya bağlı olarak aldıkları malzemelere gelen üst üste zamlarla artık gazeteyi basamaz ve dağıtamaz olmuştur. Ama bunların ötesinde en temel sorun basın ve ifade özgürlüğüdür.
Geçtiğimiz günlerde Silivri Cezaevine gittim, orada Cumhuriyet gazetesinin yazarlarını ziyaret ettim. Sayın Akın Atalay’la beraber konuşurken bir kâğıt geldi önümüze. Sayın Akın Atalay’ın tutukluluğuna itiraz dilekçesinde aynen şöyle deniyordu: “Kaçma şüphesinin yoğunlaşması nedeniyle…” Oysa, biliyorsunuz siz de, Sayın Akın Atalay Türkiye’ye Berlin’den kendi isteğiyle gelmiş ve “Yaşasın cumhuriyet, yaşasın Cumhuriyet gazetesi, ben cezaevinde de yatsam hiç önemli değil, Cumhuriyet gazetesi yaşasın, ben asla bu güzel ülkemi terk etmem.” demiştir. Bu arkadaşlarımızın hiçbiri kaçmaz, kaçmadılar. Geçmişte de Ergenekon davalarında yargılanan arkadaşlarımız da kaçmadılar.
Bir de Ahmet Şık’ın annesinden bir telefon aldım, içimizi yakan bir telefon. Ahmet Şık’a üç gün süreyle Silivri Cezaevinde su verilmediği ve yiyecek verilmediği ifade edilmiştir. Bu doğru mudur?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
117 konuşma daha · 10 Ocak 2017