Uluslararası İşgücü Kanunu Tasarısı münasebetiyle
Mersin Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 116. Birleşim · 1. yasama yılı · 20 Temmuz 2016 · 989 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Aytuğ Atıcı (CHP), 20 Temmuz 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Uluslararası İşgücü Kanunu Tasarısı münasebetiyle); konuşma 989 kelime.
Aytuğ Atıcı (CHP, Mersin). “Uluslararası İşgücü Kanunu Tasarısı münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim tutanağı, 20 Temmuz 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/aytug-atici-26-2016-07-20-uluslararasi-isgucu-kanunu-tasarisi-munasebetiyle (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=51174
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)CHP GRUBU ADINA AYTUĞ ATICI (Mersin)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, bugün, darbe ortamında, Hükûmetin yüce Meclisin gündemine getirdiği Uluslararası İşgücü Kanunu Tasarısı’nın tümü üzerine, Cumhuriyet Halk Partisi Grubumuz adına söz almış bulunuyorum.
Askerî ya da sivil, silahlı veya silahsız, doğrudan ya da dolaylı bütün darbelere karşı olduğu gibi, darbelerden beslenmeyi de düşünmeyen, darbe girişimini fırsat bilip sadece darbecileri ve paralelcileri değil, tüm muhalif kesimleri yok etmek üzere âdeta cadı avına çıkanları alkışlamayan, Atatürk’ün kurduğu laik, demokratik cumhuriyete bağlı bütün milletvekillerini saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, askerî darbe girişimiyle karanlığa sürüklenmek istenen ülkemizde belirsizlik ortamı giderek yayılmaktadır. Milletimiz, büyük bir endişeyle olan bitenleri izlemekte ve yarından kaygı duymaktadır. Bugün Millî Güvenlik Kurulunda önemli kararlar alınacağının bildirilmesinden sonra halkımızda bir olağanüstü hâl ilan edilmesi endişesi hâkim olmuştur. Ben de bu endişeleri dikkate alarak izninizle konuşmamı iki bölüm hâlinde yapmaya karar verdim. İlk bölümde, ülkenin içinde bulunduğu karanlık tabloyu, sonrasında ise Uluslararası İşgücü Yasa Tasarısı’nı değerlendirmeye çalışacağım.
Değerli arkadaşlar, darbenin kimden geldiğinin bir önemi yoktur; darbeyi yapanların sivil mi, asker mi olduğunu bilmenin de bir anlamı yoktur; darbe bir grup tarafından mı, tek kişi tarafından mı planlandı, bunun da bir anlamı yoktur. Kim tarafından yapılırsa yapılsın, kime yapılırsa yapılsın, darbeyi şiddetle lanetliyoruz. Darbelerin ülkemize verdiği zararları, herhâlde, şu sıralarda oturan ve maalesef ortalama yaşı ellinin üzerinde olan -büyük bir çoğunluğu- milletvekilleri çok iyi bilmektedir. Bunu bir kenara koyacağız. Darbeyi lanetlemek, darbeye karşı olduğunu söylemek çok zor bir şey değil. Aklı başında olan, yüreğinde birazcık insan sevgisi olan, biraz demokrasi kırıntısı kalan bütün insanlar çıkıp burada darbeyi elbette lanetleyeceklerdir ama esas önemli olan ikinci bölümdür. İkinci bölümde, Türkiye neden bu duruma geldi, bunu mutlaka araştırmak lazım. Bugün, bu lanetli darbecileri kim besledi, büyüttü, bunu mutlaka masaya yatırmamız lazım. Bu darbecilere her istediklerini kim verdi, bütün bunları mutlaka masaya yatırmamız ve bir daha Türkiye’nin bu duruma gelmesine engel olmamız gerekiyor.
Darbeyle ilgili pek çok şey konuşuldu, pek çok spekülasyon yapıldı. Hâlâ karanlıkta olan pek çok konu var. Ben bunlara değinmeyeceğim ancak burada üretilecek her türlü senaryonun mümkün olduğunu hepimiz tahmin ediyoruz. Senaryolar üzerinden değil ancak somut bazı tespitler üzerinden yola çıkarak bazı sorular soracağız. Bu sorular, darbe teşebbüsünden sonraki süreçte ülkemizin nasıl yönetileceği, insanların can ve mal güvenliklerinin hukuk içerisinde kalarak nasıl sağlanacağı konusunda son derece önemlidir. Ayrıca, ülkenin bu duruma gelmesinde, bu soruları cevaplandırabilirsek eğer, kimlerin parmağı olabileceğini, kimlerin suçu olmuş olabileceğini hep birlikte göreceğiz.
Şimdi, bakın, Türk Silahlı Kuvvetlerinin dünkü açıklaması… Türk Silahlı Kuvvetleri dün önemli bir basın açıklaması yaptı ve bazı önemli noktaları dile getirdi. Ben bu basın açıklamasından sadece iki maddeyi sizlere okuyacağım. Türk Silahlı Kuvvetleri 3’üncü maddede diyor ki: “15 Temmuz 2016 Cuma günü saat 16.00 sularında Millî İstihbarat Teşkilatı tarafından verilen darbe bilgisiyle olağanüstü toplandık.” Cuma günü, 15 Temmuz, saat 16.00. Ve Türk Silahlı Kuvvetleri 4’üncü maddede diyor ki: “Böylece, alınan bilgi doğrultusunda, bu alçak ve sefil girişime karşı ilgili/ sorumlu makamlara gerekli ikaz ve emirler anında…” Bakın, iki saat sonra demiyor, aramızda konuştuk demiyor sadece. “…ilgili/sorumlu makamlara gerekli ikaz ve emirler anında ve en geniş şekliyle verilmiştir.”
Şimdi, bu çok önemli ve tarihî bir belgedir. Genelkurmay diyor ki: Ben saat 16.00’da darbeyi duydum, anında toplandım, ilgili herkese anında bilgi verdim.
Şimdi, saat 16.00’dan sonra ilk uçak seslerinin duyulduğu saat 22.00’ye kadar geçen süre içerisinde kimin ne yaptığının çok iyi bilinmesi lazım. Bunu masaya yatıracağız. Peşinen kimseyi suçlamıyorum ama bu geçen süre zarfında, bu altı saat içinde bu darbe girişimi önlenebilir miydi, bunu mutlaka masaya yatıracağız. Bu bilgilerin Sayın Cumhurbaşkanına ve Sayın Başbakana açık, net bir şekilde iletildiği buradan anlaşılıyor. Bu altı saat zarfında neler olduğunu herhâlde bu kadar önemli bilgilerden sonra ilgili makamların milletimize açıklaması bir zorunluluk hâline gelmiştir. Biz o dönemde “Bu darbe Allah’ın bir lütfudur.” denmesini hoş karşılamadık. Biz hoş karşılamadığımız gibi, halkta da şöyle bir intiba uyandı: Madem herkesin haberi vardı, madem devlet bunu engelleyemedi, darbenin başarısız olacağı biliniyordu ve teşebbüse izin mi verildi acaba?
ORHAN KIRCALI (Samsun)Yapma!
AYTUĞ ATICI (Devamla)Bu yaklaşımın, bu düşüncenin derhâl çürütülmesi lazım, derhâl çürütülmesi lazım. İlgili makamlar, yetkililer çıkacaklar, o altı saat içerisinde ne olduğunu milletimize anlatacaklar ve bu şüphe hiç kimsenin içini kemirir hâle gelmeyecek. Bakın, ben her türlü senaryonun mümkün olduğunu söyledim ancak senaryo yazmıyorum, tespitler üzerinden sizleri ve bize, millete bilgi vermesi gerekenleri buradan uyarıyorum. Evet, memleket uçurumun kenarına getirilmiştir, darbeye giden yolların taşları yıllarca döşenmiştir ve çok şükür ki hiçbir parti ayrımı yapmadan halkımızın, medyanın ve bütün partilerin ferasetiyle ve direnciyle bu alçakça girişim önlenmiştir, aksi takdirde bugün uçurumun dibindeydik hepimiz.
Peki, hafızalarımızı şöyle bir tazeleyelim. Otuz yıldır bu ülkenin aydınları Fethullah Gülen Cemaati ve Fethullahçılarla ilgili neler neler söyledik? Bunların devlete ve millete yararlı olmadığını, Fethullahçıların âdeta bir şeriat düzeni getirmek istediklerini ve devletin içine yuvalandıklarını söyleye söyleye bütün aydınlar sürüldü, bütün aydınlar yakıldı, bütün aydınlar cezalandırıldı ve Adalet ve Kalkınma Partisinin FETÖ’yle iş birliği yapmaması gerektiği söylendiğinde “Bitsin artık bu hasret, gelsinler Pensilvanya’dan.” lafıyla karşılaştığımızı da hiçbir zaman unutmayacağız değerli arkadaşlar. Şimdi Atatürkçü yurtseverlerin anlata anlata yaşlandığı bu tehlikeli tablo maalesef ortaya çıkmıştır.
Şimdi, bu vahim tablodan faydalanmak isteyenler çıkarsa, bu tehlikeli, bulanık, karanlık tablodan herhangi bir kişi, herhangi bir siyasi parti, herhangi bir zümre eğer faydalanmak ister ise darbecilerin, hainlerin karşısında durduğumuz gibi bu insanların da karşısında durmaya devam edeceğiz.
15 Temmuz alçak darbesine karşı durmamız demek, demokrasinin rafa kaldırılmasına izin vermemiz demek değildir, evrensel hukukun unutulmasını sağlamak değildir. Biz bu darbeye karşı çıkarak rejimin değiştirilmesine asla seyirci kalmayacağız. Biz bu darbeye karşı çıkarak Atatürk cumhuriyetine karşı şeriat getirmek isteyenleri de onaylamış olmayacağız. Biz bu darbeye karşı çıkarak darbecilere ya da henüz suçu ispat edilmemiş insanlara işkence yapılmasına izin vermeyeceğiz. Darbeciler en ağır şekilde cezalandırılmalıdır, hiç tartışma yok, bunu tartışmayız. Ancak, suçu sabit olmadan bir insana işkence yapmak, insanlık dışı uygulamalara göz yummak büyük devletimize asla yakışmaz, buna izin vermeyeceğiz.
V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
B) Çeşitli İşler (Devam)
2.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı ile il müftüleri ve Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı ve üyelerine "Hoş geldiniz." denilmesi
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
62 konuşma daha · 20 Temmuz 2016