İYİ Parti Grubu önerisi münasebetiyle
Samsun Milletvekili · İYİ Parti
Genel Kurul, 16. Birleşim · 4. yasama yılı · 17 Kasım 2020 · 566 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bedri Yaşar (İYİ Parti), 17 Kasım 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İYİ Parti Grubu önerisi münasebetiyle); konuşma 566 kelime.
Bedri Yaşar (İYİ Parti, Samsun). “İYİ Parti Grubu önerisi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 16. Birleşim tutanağı, 17 Kasım 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bedri-yasar-27-2020-11-17-iyi-parti-grubu-onerisi-munasebetiyle (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=92187
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)İYİ PARTİ GRUBU ADINA BEDRİ YAŞAR (Samsun)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Tabii, önergeyi İstanbul Milletvekilimiz Hayrettin Nuhoğlu vermişti; o da bildiğiniz üzere Covid illetine yakalandı, şu an tedavi görüyor. Ona da bu vesileyle geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yine, Meclisimizde tedavi gören milletvekillerimiz var. Bununla beraber, Covid illetine yakalanan bütün vatandaşlarımıza da geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Tabii, son dönemde sıkıntılı günler geçiriyoruz; özellikle, Sayın Cumhurbaşkanımız acı reçetelerden bahsediyor, ekonomiyle ilgili tedbirlerin alınacağından bahsediyor. Biz de tam bunlar bahsedilirken diyoruz ki: Bakın, Kanal İstanbul Projesi enine boyuna araştırılmış, düşünülmüş, yorumlanmış bir proje değil. Hiç olmazsa bu araştırma önergesi vesilesiyle bu projenin üzerinde biraz daha zaman harcayalım, biraz daha çalışalım. Bu, ciddi bir proje, “Ben yaptım oldu.” mantığıyla olabilecek bir iş değil. Bu çerçevede, bilim adamlarının görüşleri var: “Bu bölgede 70 tür canlıya ev sahipliği yapan sulak alanlar başta olmak üzere Terkos, Sazlıdere ve Küçükçekmece Gölü bu projeden olumsuz yönde etkilenecektir. Projeye bağlı olarak 850 bin metrekarelik doğal sit alanı, 14 milyon metrekarelik arkeolojik ve 2 milyon metrekarelik karma sit alanı yok edilecektir. Burada binlerce yıldır var olan bir coğrafya yok olacaktır. Yazıktır, günahtır, bunun vebaline girmeyin.” diyorlar. Ayrıca, proje ilk etapta 19 mahalle, 6 ilçede insanları yerinden edecek, toplam 316 bin kişi yerinden ve yurdundan olacaktır. “Projeyle birlikte, bölgede sit alanları bir hafriyat reyonuna dönüşecektir.” diyorlar.
Plan değişiklikleriyle Küçükçekmece Gölü çevresinde arkeolojik sit alanının içine kentsel gelişme alanı ve üniversite alanı kararı getirdiği görülmektedir. Böylece, arkeolojik alan tamamen yok edilmektedir. Plan değişikliklerinde, Sazlıdere Barajı boyunca yer alan dere mutlak koruma alanlarını kentsel gelişme alanı içine daraltarak koruma bandını tüm dere boyunca yaklaşık üçte 1 oranına indirdiği görülmektedir. Trakya’nın verimli tarım alanları ayrıca daraltılmaktadır. Havza koruma kuşaklarını daraltan kararlar içermektedir. Yine, orman alanını da yarıp geçmekte ve böylece orman alanı sınırları da bu plan değişikliğiyle beraber daralmaktadır. “Kanal İstanbul” adı verilen su kanalı gerçekleştiğinde bir daha asla geri dönüşü olmayan bir ekolojik ve oşinografik faciayla karşı karşıya kalmamız kaçınılmazdır.
Yine, bu projeden etkilenecek bölgenin yüzde 7’si orman alanı, yüzde 44’ü ise tarım alanından oluşmaktadır. Bölgedeki köyler tarımın yanında hayvancılıkla da uğraşmaktadır. Projenin yedi yıllık inşaat süresince yerleşik halkın yaşamını nasıl idame ettireceğine ilişkin bir plan, program yapılmamış, bununla ilgili herhangi bir bütçe de ayrılmamıştır.
Kanal İstanbul’un bir başka negatif yönü ise ekolojik sistem ve balıkçılık sektörüyle ilişkilidir. Kanal İstanbul, iki denizi yapay olarak birleştirmeyi amaçlayan bu proje, yer altı sularıyla birleşen deniz suyunun PH dengesinin değişmesine, su altı bitki örtüsünün geri dönülmez şekilde zarar görmesine neden olacaktır. Bu, şu demektir: Kanal İstanbul Projesi’yle Marmara Denizi bir ölü deniz hâline gelecektir. Hâlen Gemlik ve İzmit Körfezlerinin derin bölgelerinde gözlenen oksijensiz koşullar, Kanal İstanbul’la birlikte Silivri körfezi ve İstanbul kıyılarına doğru yaklaşacak ve Marmara Denizi’ndeki hayat önemli oranda sekteye uğrayacaktır.
Kanal İstanbul Projesi, yaklaşık dört yıl içinde 1,1 milyar metreküp seviyesinde bir hafriyat ortaya çıkaracaktır; bunun da bedeli yaklaşık 32 milyar TL’dir.
Yine, Çevresel Etki Değerlendirmesi rapor kapsamında, uzmanlar, kanalın deprem riskine etkisiyle su kaynaklarına, orman alanlarına, tarım alanlarına vereceği geri dönüşü olmayan zararlara ilişkin yeterli verinin oluşturulmadığını ve teknik değerlendirmelerin kısıtlı olduğunu tespit etmişlerdir.
ÇED raporunda, kanalın yapım maliyetine ilişkin de net bir veri olmadığı gözlenmektedir; 70 milyar diyen var, 140 milyar diyen var. Biz de diyoruz ki: Bugünkü şartlarda 140 milyarsa bu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının kentsel dönüşüme ayırdığı bütçenin yaklaşık 7 katıdır. 150 yataklı 1.650 tane hastane yapılabilir, yine, bu parayla İstanbul’un riskli yapı stoku sorunları da çözülebilir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
86 konuşma daha · 17 Kasım 2020