Yazılı soru önergelerine gelen cevaplara ilişkin
Yozgat Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 92. Birleşim · 3. yasama yılı · 16 Nisan 2013 · 4.133 kelime · yaklaşık 21 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bekir Bozdağ (AK Parti), 16 Nisan 2013 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YAZILI SORU ÖNERGELERİNE GELEN CEVAPLARA İLİŞKİN); konuşma 4.133 kelime.
Bekir Bozdağ (AK Parti, Yozgat). “Yazılı soru önergelerine gelen cevaplara ilişkin”. TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim tutanağı, 16 Nisan 2013. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bekir-bozdag-24-2013-04-16-yazili-soru-onergelerine-gelen-cevaplara-iliskin (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=12681
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; milletvekillerimiz tarafından sorulan sorulara cevap vermek üzere huzurlarınızdayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün, İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim Şahin’in cevaplaması dileğiyle sorduğu (6/74) esas numaralı, Ardahan Çıldır ilçesi Aşağıcambaz ve Ağıllı köylerinde köy odası olmadığına ilişkin sorusu var. Bununla alakalı, Ardahan ili Çıldır ilçesine bağlı Aşağıcambaz ve Ağıllı köylerine köy odası yapılması talebi Çıldır ilçesi Köylere Hizmet Götürme Birliğinin mali imkânları dâhilinde değerlendirilecektir.
Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/1345) esas no.lu sorusunda, bağlı kurumlarımızda bulunan güvenlik ve temizlik elemanlarına ilişkin sorular var, bunlara toplu cevap veriyorum.
Diyanet İşleri Başkanlığında gerek temizlik işçisi ve gerekse koruma, güvenlik personeli olarak çalışan şirket elemanlarının kadroya geçirilmesiyle ilgili herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. 28/3/1988 tarihli ve 318 sayılı Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde yardımcı hizmetler sınıfında bulunanların yaptıkları hizmetlerin ihale yoluyla gördürülmesinin mümkün hâle getirildiği bilinmektedir. 1988 yılından bu yana hizmetlerin aktif ve daha verimli bir şekilde yerine getirilmesi maksadıyla Diyanet İşleri Başkanlığı merkez binasında şirket elemanlarının hizmetlerinden faydalanılmaktadır. Söz konusu uygulamayla amaç, gerek mali gerekse diğer yönlerden daha faydalı sonuçlar elde etmek, daha kaliteli hizmeti sunmaktır. Şirket elemanlarının izin, rapor, fazla mesai, kıdem tazminatı gibi sosyal ve ekonomik hakları şirket ve kurumumuz yetkilileri tarafından da takip edilmektedir.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı bünyesinde temizlik şirketi elemanı sayısı 74’tür. Söz konusu personelin kadroya alınmasına ilişkin bir çalışma yoktur. Başkanlık, hizmet alınması yoluyla, temizlik işlerinde -diğer sorulara verdiğim cevap 1’inci soruyla aynı, bunun için de geçerli- daha faydalı, daha etkin, daha kaliteli hizmet alınmasını sağlamak amacıyla yapılmaktadır.
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı bünyesinde hizmet alımı yoluyla sözleşmeli çalıştırılan güvenlik ve temizlik elemanlarının kadroya geçirilmesi burası için de söz konusu değildir. Başkanlık bünyesinde söz konusu görevler için yeterli kadro bulunmadığından firma personelinden bu yönde istifade edilmektedir. Çalıştırılan tüm personelin sosyal, ekonomik hakları idareye hizmet sunan firma tarafından zorunlu olarak yerine getirilmektedir ancak, Başkanlık da bu personelin hak kaybına uğramaması için gerekli tedbirleri almakta, mevzuat ve sözleşme hükümleri çerçevesinde kontrolleri devam ettirmektedir.
Adana Milletvekili Sayın Ali Halaman’ın (6/1443) esas numaralı sorusunda, vatandaşlarımızın vekâlet yoluyla kurban kesim işleri ve buna dair bazı konuları dile getirmektedir. Cevabımız: Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı iş birliği ile düzenlenen vekâlet yoluyla kurban kesimi organizasyonda kesilen kurbanlar, yurt içinde başta Et ve Balık Kurumu Genel Müdürlüğü olmak üzere, il ve ilçe müftülüklerince, aynı zamanda Türkiye Diyanet Vakfı şubelerince, yurt dışında ise, din hizmetleri müşavirlik ve ataşeliklerince, Başbakanlık Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığınca (TİKA), Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ve görevlilerimizce mahallinden temin edilmektedir. Temin edilen kurbanlıkların fiyatları ülkeler bazında ve bölgesel olarak kurbanlık hayvanın kilosuna göre değişiklik arz etmektedir. Hac dönemindeki aşırı izdiham nedeniyle hacılarımızın zorlandıkları konuların başında kurban kesim işlemi gelmektedir. Mina ve çevresindeki şartlar nedeniyle, hacılarımızın kendi imkânlarıyla yalnız başına bu görevi yerine getirmeleri neredeyse imkânsız gibidir. Diyanet İşleri Başkanlığı bu alanda da gerekli çalışmaları yapmış ve 2011 yılı haccına katılan vatandaşlarımızın kurban bedellerini daha Türkiye’deyken bir banka emanet hesabına yatırmalarını teşvik etmiştir. Böylece, söz konusu kurban bedellerine istinaden topluca kesim yapmak üzere İslam Kalkınma Bankası ile bir protokol yapılmıştır. Başkanlığımızca haccın en yoğun günlerinde oluşturulan kurban kesim ve takip ekibi tarafından hacılarımızın kurbanlarının hijyenik bir ortamda topluca kesimi ve etlerinin değerlendirilmesi sağlanmıştır.
Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün (6/1536) esas numaralı sorusuna cevabımız: Elâzığ il, ilçe merkez ve köylerinde bulunan cami ve Kur'an kurslarının dış cephelerinde bulunan yazıların okunamayacak derecede olduğu hususuna ilişkin konu inceletilmiştir. Elâzığ il ve ilçe merkez ve köylerindeki cami ve Kur'an kursları levhalarının Diyanet İşleri Başkanlığının 2007 genelgesinin 203’üncü maddesi hükümlerine göre hazırlanmasına teşkilatça özen gösterilmektedir. Bunun dışında, 2012 Nisan ayı içerisinde Diyanet İşleri Başkanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca il genelinde yapılan teftiş sırasında da Elâzığ’daki levhalarda herhangi bir eksiklik ve olumsuzluk bulunmadığı tespit edilmiştir.
Giresun Milletvekili Sayın Selahattin Karaahmetoğlu’nun (6/1613) esas no.lu sorusunda: “Ülkemizin Müslüman askerinin, anayasasında Müslüman olduğunu belirten Suriye askeri ile savaşması ve hayatını yitirmesi durumunda şehit sayılıp sayılmayacağını biliyor musunuz? Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığımızdan bir görüş almayı düşünüyor musunuz?
Suriye tarafından bir saldırıya uğradığımızda, bu ülkenin sınırlarından içeriye bir askerî müdahalesi, asker ya da sivil Müslüman Suriye vatandaşının kanını dökmesi dinimizce kabul edilebilir bir durum mudur?” Bu soruya ilişkin, tabii dinî konular Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından cevaplandırılabilecek konulardır. Sayın Milletvekilimize benim önerim, Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığına bu yönde bir soru tevdi ederse kendilerine bir cevap verilebilir; bu konunun dinî hükmü nedir, ona göre bir cevabı alır. Ben şu kadarını söyleyeyim: Türkiye'nin temel politikası, yurtta sulh cihanda sulhtur. Türkiye Cumhuriyeti’nin hiçbir ülkenin topraklarında gözü yoktur, hiçbir ülkeye savaş açma gibi bir düşüncesi ve niyeti yoktur, olmamıştır da.
Suriye’de Suriye yönetiminin zulmü vardır ve Suriye yönetimi maalesef kendi ülkesinde yaşayan insanlara denizden gemilerle, havadan uçaklar, helikopterlerle, karadan tanklarla ölüm yağdırmaktadır. Böylesi bir yönetimin zulmüne maruz kalan ve orada hayatını kaybeden, haksızlığa uğrayan bu insanların hakkını hukukunu dile getirmek ve bu zulme karşı durmak da bugüne kadar bütün haksızlıklar ve zulümler karşısında durmayı şiar edinen Türkiye Cumhuriyeti’nin geleneksel politikasıdır, biz de bu politikayı sürdürüyoruz. Suriye yönetimi ölümlere son verinceye kadar ve buradaki haksızlığı hukuksuzluğu bitirinceye kadar Türkiye'nin tavrı da değişmeyecektir. Bu noktada, orada 100 bini aşkın insan hayatını kaybetti. Bu soruyu biraz da onlara sormak lazım. Kendi vatandaşını, kendisi gibi Müslüman olan 100 bin insanı, kadın, çocuk, yaşlı demeksizin ölüme göndermek İslam’ın neresinde yazıyor, Kur’an’ın neresinde yazıyor, bunu Beşar Esad’a sormanız daha isabetli olur.
DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak)Siz aynı soruyu özgür Suriye ordusuna soruyor musunuz?
BAŞBAKAN YARDIMCISI BEKİR BOZDAĞ (Devamla)Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün 6/1648 esas no.lu soru önergesinde, Ardahan merkez ilçesine bağlı Çimenkaya, Çobanlı, Binbaşar köylerimizin camilerinin ağır kış şartlarından dolayı çatılarının aktığı, bakım onarıma ihtiyaç olduğu, camide başka birtakım ihtiyaçların bulunduğu dile getiriliyor. 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un değişik 35’inci maddesinde yer alan “Camii ve mescitler Diyanet İşleri Başkanlığının izniyle ibadete açılır ve Başkanlıkça yönetilir. Hakiki ve hükmi şahıslar tarafından yapıldığı hâlde izinli veya izinsiz olarak ibadete açılmış bulunan cami ve mescitlerin yönetimi üç ay içinde Diyanet İşleri Başkanlığına devredilir.” hükmü uyarınca, Diyanet İşleri Başkanlığına cami ve mescitlerin sadece yönetimi görevi verilmiştir, ülkemiz genelinde cami ve mescitler ile bunların müştemilatının tamamı, hayır işleri kapsamında şahıslar, dernekler ve vakıflar tarafından yapılmaktadır. Söz konusu ihtiyaçlar -morg ihtiyacı, hocaevi, abdesthane gibi diğer ihtiyaçlar ve diğer boya, badana gibi ihtiyaçlar- Başkanlığa iletildiğinde Diyanet İşleri Başkanlığı imkânlar nispetinde cüzi yardımlar yapabilmektedir. Bu konuda, yardım yapılması konusunda da gerekli talimatlar verilmiştir.
Ardahan Milletvekilimiz Sayın Ensar Öğüt’ün (6/1744) numaralı, Kars merkez ilçeye bağlı Çığırgan köyü camisinin imamevinin bulunmaması ve merkez ilçeye bağlı aynı köyde gasilhane ve şadırvanın bulunmamasına ilişkin sorusunun cevabı biraz önce verdiğim cevapla aynı. Diyanet İşleri Başkanlığı camilerin sadece yönetiminden sorumlu, camilerin müştemilatı dâhil kendilerini yapma görevi Diyanet İşleri Başkanlığına verilmemiştir. Bunlar; dernekler, vakıflar, şahıslar tarafından yapılmakta, zaman zaman da ihtiyaçların karşılanması için talep hâlinde, lüzumu hâlinde Diyanet İşleri Başkanlığı cüzi destekler vermektedir. Bu konuda da konunun incelenmesi ve yapılması gerekenlerin derhâl yapılması konusunda ilgililere gerekli talimatlar verilmiştir.
Kahramanmaraş Milletvekilimiz Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/1756) esas numaralı sorusunda, yurt içi ve yurt dışında çeşitli nedenlerden dolayı icraya çıkarılmış olan camilerimizi ve bunların sayısını ve bu camilerin illere göre dağılımını, nedenlerini soruyor. Demin de söyledim, Diyanet İşleri Başkanlığına verilen sadece camilerin yönetimidir, camilerin gelirleri, örneğin ihtiyaçlarının karşılanmasıyla ilgili hususlar, tamamıyla dernekler, vakıflar tarafından yerine getirilmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı, zaman zaman, talep hâlinde, imkânları ölçüsünde kısmi desteklerde bulunmaktadır. O nedenle, Türkiye'de herhangi bir camiye dönük icra takibi var mı, buna dair Diyanet İşleri Başkanlığında herhangi bir kayıt bulunmamaktadır çünkü bunlara ilişkin şeyler doğrudan dernekler ve vakıflar tarafından yapılmaktadır. Bu nedenle bu soruların nedenleri ve diğer hususlara ilişkin kesin bir bilgi verme imkânımız söz konusu değildir.
Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün (6/1804) numaralı sorusunda Ağrı il ve ilçe merkezlerine bağlı camilerimiz ve Kur'an kurslarının dış cephelerinde bulunan tabelalarla ilgili, yazıların silindiği ifade ediliyor.
Ağrı il merkez, ilçe ve köylerinde cami ve Kur'an kurslarının dış cepheleriyle ilgili konu il müftülüğüne yazıldı, gerekli denetimler yapılarak yeniden tabelaların ve diğer ihtiyaçların gözden geçirilmesi talimatı verildi ve bu talimatın gereği yapıldı.
Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt (6/1906) numaralı sorusunda, Muş il merkezi ve ilçelerine bağlı köylerde hemşehrilerimizin ibadetini yapmak için, yoğun kar ve yağmur yağışı nedeniyle camilerimizin dış duvarlarının badanası ve diğer ihtiyaçlarının eksikliğini dile getiriyor, “İç badana ve boyalarına ilişkin bir çalışmanız olacak mı?” diye soruyor.
Bu konuda da cami ve Kur'an kursu inşaatları, bakım onarımları mahallinde karşılanmaktadır ancak bu konularla ilgili de yetkililere gerekli talimatlar verildi, eksikliklerin giderilmesine ilişkin çalışmalar başlatıldı. Tabii, şu anda boya, badana ve diğer konulara ilişkin eksikliklerin tamamı giderilmiş durumdadır, diğer hususlarla ilgili çalışmalar devam etmektedir.
Ardahan Milletvekilimiz Sayın Ensar Öğüt’ün (6/1951) numaralı, Erzurum il, ilçe merkezlerine bağlı cami Kur’an kurslarımızın dış cephelerindeki tabelalarındaki yazılarla ilgili sorusunun cevabı: Erzurum il ve ilçe merkezleri ile köylerinde bulunan cami ve Kur’an kurslarının dış cephelerinde bulunan yazılarla ilgili il müftülüğüyle gerekli yazışmalar yapıldı, gerekli talimatlar verildi ve bu konudaki çalışmaları yerine getirmektedir müftülüğümüz. Ayrıca, ilin boş olan imam eksiklikleri konusunda da 2012 yılı ramazan ayı öncesinde Erzurum ili genelinde sözleşmeli ve kadrolu olarak toplam 151 imam-hatip, müezzin, kayyım ve Kur’an kursu öğreticisi ataması yapılmıştır.
Giresun Milletvekili Sayın Selahattin Karaahmetoğlu (6/2067) numaralı sorusunda: “Diyanet İşleri Başkanlığı mezhepsel ve ideolojik yaklaşımlarda ve politikalarda iktidarın yanında durmak ve bu yönde açıklama yapmak zorunda mıdır?” şeklinde birtakım açıklamaları dile getirerek soruyor. AK PARTİ iktidarının açıklamalarına paralel açıklamalar yaptığını söylüyor ve “Bu dikkatinizi çekiyor mu?” diyor ve “Türkiye’nin Suriye sınırındaki il ve ilçe merkezlerinde vaaz yapan imamlara El Kaide mensuplarınca baskılar yapıldığı, tehdit edildiği söyleniyor, sorular doğru mu?” diye soruyor.
Anayasal bir kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığı, Anayasa’nın 136’ncı maddesindeki genel idare içinde yer alan, laiklik ilkesi doğrultusunda bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir. Diyanet İşleri Başkanlığı Kanunu’nun 1’inci maddesinde “İslam dininin inançları, ibadet ve ahlak esaslarıyla ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek üzere…” görev tanımında bulunulmaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı, Anayasa ve yasalar çerçevesinde toplumu din konusunda aydınlatma görevini yapmaktadır. Bu görevini yaparken de Anayasa ve kanunlara uygun hareket etmektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığı 2007 yılı genelgesinin 11’inci maddesi gereği, hutbeler, il hutbe komisyonları tarafından hazırlanmakta ve okutulmaktadır. Suriye yakınlarındaki il ve ilçelerde görev yapan imam ve vaizlerin, El Kaide mensupları veya başka bir terör örgütü tarafından vaaz vermeleri konusunda baskıya maruz kaldıkları iddiası doğru değildir. Böyle bir konu asla söz konusu olmamıştır, olması da zaten düşünülemez.
Bursa Milletvekili Sayın İsmet Büyükataman’ın, 2002 yılından itibaren AK PARTİ iktidarları döneminde istisnai kadrolardan yapılan atamalara dair (6/3148) esas numaralı bir sorusu var.
Bakanlığım döneminde, Bakanlık merkezinde görevlendirmek üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 59’uncu maddesine göre, yalnızca 2 Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği ataması yapılmıştır.
Bakanlığıma bağlı ilgili kuruluşlarda, Bakanlığım döneminde ve hükûmetlerimiz döneminde, 2002-2012 tarihleri arasında, Diyanet İşleri Başkanlığında, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğine 1, Özel Kalem Müdürlüğüne 1 olmak üzere toplam 2 personelin ataması yapılmıştır. Söz konusu personeller hâlen görevlerindedir.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığına -TİKA Başkanlığında- istisnai yapılan herhangi bir atama söz konusu değildir.
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığında ise Bakanlık müşaviri olarak 3, hukuk müşaviri 5, toplam 11 tane atama var.
Tabii, bunların isimlerini de soruyorlar. İsimleri vermek özel bir husustur. Bunlar zaten kayıtlarda var. O nedenle isimlerini veremiyoruz ama bu uygulama sadece bizim Hükûmetimize has bir uygulama değildir, bizden önceki hükûmetler döneminde de benzer uygulamalar her zaman yapılmıştır ama bizim hükûmetlerimiz döneminde bu istisnai uygulamalara en az düzeyde müracaat edilmiştir.
Bursa Milletvekili Sayın İsmet Büyükataman’ın (6/3231) esas numaralı sorusu. Başbakanlık bütçesinden Bakanlığıma tahsis edilen temsil, tanıtma giderlerine ilişkin ödenekten Bakanlığım süresince herhangi bir harcama yapılmamıştır. Bakanlığımın bağlı kuruluşları olan Diyanet İşleri Başkanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı ile Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının bütçelerinden temsil ve tanıtma giderlerine ilişkin karşılama, ağırlama, yemek, davet, davetiye, çiçek, afiş, açılış törenleri, sempozyumlar ve konferanslar gibi faaliyetlerin 2002-2012 yıllarına ait toplam harcama durumları yıllara göre; 2002 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı 12.582, TİKA 7.896; 2003: Diyanet 8.468 -küsuratları var ama okumuyorum onları- TİKA 7.310 -Yurtdışı Türkler yok o zaman- 2004: Diyanet 6.990, TİKA 14.129; 2005: Diyanet 8.777, TİKA 9.882; 2006: Diyanet 17.936, TİKA 49.996; 2007: Diyanet 159.166, TİKA 27.116, 2008: Diyanet 48.654, TİKA 25.006; 2009: Diyanet 998.859, TİKA 45.345; 2010: Diyanet 220.704, TİKA 48.104, Yurtdışı Türkler -2010’da kuruldu- 13.181; 2011: Diyanet 1 milyon 22.908, TİKA 98.570, Yurtdışı Türkler 262.055; 2012: Diyanet 1 milyon 419.084, TİKA 49.435, Yurtdışı Türkler 303.652.
Ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı Başkanlık makamının temsil giderlerine ilişkin 2002-2012 yıllarına ait toplam harcama durum bilgileri de şu şekildedir: 2002’de -küsuratlarını, izin verirseniz, okumayayım- 12 bin, 2003’te 8 bin küsur, 2004’te 6 bin küsur, 2005’te 8 bin, 2006’da 17 bin, 2007’de 11 bin, 2008’de 21 bin, 2009’da 18 bin, 2010’da 50 bin, 2011’de 38 bin, 2012’de 16 bin. Tabii, bunun küsuratları da var.
Mersin Milletvekili Sayın Ali Öz’ün (6/3305) esas numaralı sorusu. 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 35’inci maddesiyle Diyanet İşleri Başkanlığına cami ve mescitlerin yönetimi dışında bir görev verilmemiştir. Cami ve mescitlerin yapımı, tamiri, tadili, onarımı, bu doğrultuda yapılan bütün iş ve işlemler kişi, dernek ve vakıflar kanalıyla yürütülmektedir. Bu bağlamda, Diyanet İşleri Başkanlığının mülkiyetinde hiçbir cami bulunmadığından cami ve mescit inşaatlarına ya da bunların hukuki durumlarına ilişkin bilgi ve belge de bulunmamaktadır.
Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün (6/3413) esas numaralı sorusuna cevabımız: Hükûmetimiz döneminde TİKA eliyle Moğolistan’da çok sayıda proje tamamlanmış ve bazı projeler de hâlen devam etmektedir. Moğolistan’da eğitime, aile içi şiddetle mücadeleye, tıbba, tarım ve hayvancılığa ilişkin projeler de yürütülmektedir. Moğolistan’daki en küçük etnik grup olan Dukha Türklerine yönelik acil yarım projesi de uygulanmaktadır.
Ayrıca, Moğolistan’da 14 ayrı proje ve faaliyet planlanmıştır. Tonyukuk Anıtı’nın çevre düzenlemesi, Orhun Müzesi tamirat ve tadilatı, Türkoloji bölümünün açılması dâhil olmak üzere Moğolistan makamlarıyla pek çok proje yürütülmektedir. Sayın Başbakanımızın, son ziyaretinde TİKA’ya, Tonyukuk Abidelerine giden yolun sıcak asfalt yapılması konusunda talimatı oldu. Ayrıca, yine Orhun Abidelerinin bulunduğu yerde hem Bilge Kağan Anıtı hem Kül Tigin Anıtı bulunduğu yerden alındı, yapılan bir müzeye orijinalleri taşındı, replikaları da bulunduğu yere konulmak suretiyle koruma altına alındı. Burada çalışmalar devam ediyor. Ayrıca, Ulan Bator’da “Ankara Caddesi” ismiyle bir cadde açılışı da yapıldı. Yine Moğolistan’ın merkezi Karakurum’da Türk Anıtları Projesi (MOTAP) kapsamında gerçekleştirilen arkeolojik kazılara da devam edilmektedir. 2002 yılında Moğolistan Ulan Bator Program Koordinatörlüğü açıldı ve günümüze değin pek çok alanda proje ve programını hayata geçirdi. Yakın dönemde Ulan Bator Program Koordinatörlüğü aracılığıyla Moğolistan’ın en küçük etnik grubu olan ve yerel dilde “Tsaatan” adı verilen Dukha Türklerine kışlık malzemelerden oluşan insani yardım yapılmıştır. Projenin bedeli 75 bin ABD dolarıdır. Dukha Türklerine zorlu kış şartlarıyla mücadele etme noktasında gerekli yardımlar bundan sonra da yapılmaya devam edecektir. Başkaca projeler de onlar için hayata geçirilecektir.
Bursa Milletvekili Sayın İsmet Büyükataman’ın (6/3428) esas numaralı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının faaliyetlerine ilişkin sorusu. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız tarafından dövizli askerlik bedelinin ve pasaport harçlarının yüksek oluşu, mavi kart kullanımından kaynaklanan sorunlar, mavi kart sahiplerinin 3201 sayılı Kanun çerçevesinde emeklilik haklarının olmaması, ilgili ülkelerden kaynaklanan vize sorunları, aile birleşiminde yaşanan sıkıntılar, başta eğitim ve istihdam olmak üzere, sosyal hayatın birçok alanında yaşanan ayrımcılık vakaları iletilmektedir. İletilen şikâyetleri anlatıyorum. Yurt dışında yaşayan Türk ailelerin farklı gerekçelerle ellerinden alınan çocuklara yönelik çalışmalar Başkanlığımız tarafından, ilgili bakanlıklar tarafından takip edilmektedir. Hem Dışişleri Bakanlığımız hem de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızla koordineli bir çalışma yürütülmektedir.
Başvuru sahibi ailelere rehberlik ve danışmanlığın yanı sıra soruna ilişkin farkındalık oluşturmak maksadıyla ilgili ülkelerde aktif olan sivil toplum kuruluşları ve uzmanlara dönük çalışmalar yürütülmektedir. Diğer taraftan, Türk aile yapısını güçlendirmek için yine ilgili sivil toplum kuruluşlarının geliştirdiği projeler desteklenmektir.
Vatandaşlarımızın yaşadıkları ülkelerde aileyi destekleyen, aile sorunlarına müdahil olan kurum genellikle gençlik daireleri olmaktadır. Bu kurumlar, çocuğun gelişiminin ve selametinin tehlike altında olduğunu tespit ettiklerinde ailelere müdahil olmakta ve çocukları alarak koruyucu ailelere ve yurtlara vermektedir. Türk koruyucu ailenin olmaması durumunda çocuklar var olan ailelere verilmektedir. Almanya, Hollanda, Avusturya’da çocukların öz din ve kültürüne yabancı ailelere verildiği durumlar da söz konusudur. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızla ilgili çalışmalar yapmak ve sorunlarına çözüm üretmek maksadıyla çalışmalar yürüten Başkanlığımız, bu konuda da üzerine düşeni yapmaktadır. Zira, büyük sıkıntımız, bir defa, ilgili ülkelerin subjektif nedenlerle çocukları ailelerden aldığı yönünde hususlar var, iddialar var. Biz, hükûmetler arası görüşmelerde ve bütün temaslarımızda objektif nedenler olmadan çocukların alınmaması, çocukların alınması hâlinde çocukların öncelikle Türk bakıcı ailelere veya başka aileler olsa bile ailenin onayının alındığı ailelere verilmesi, eğitimlerinin de çocuğun sahip olduğu kültür farklılıkları dikkate alınarak, kendi toplumunun hassasiyeti dikkate alınarak sürdürülmesi ve aileyle görüşünün asla kesilmemesi konusunda çalışmalarımız sürüyor, henüz bu konularda atılacak ciddi adımlarımız var. Yurt dışına gönderdiğimiz hukuk müşavirlerimiz var büyükelçiliklerde, onlar vasıtasıyla hukuki yardım yapıyoruz. Ayrıca, orada bulunan avukatlarla, Türk asıllı avukatlarla bu vatandaşlarımızın yardımına koşuyoruz ve avukatların hukuki masraflarının da -kurumumuz tarafından- ihtiyaç hâlinde karşılanmasını yapıyoruz. Türkiye’de ve yurt dışında bu avukatlarla ilgili özel toplantılar yapıyoruz. Gençlik daireleriyle ilgili Ankara’da ve yurt dışında ilgili ülkelerde STK’larla, diğer kurumlarla beraber özel toplantılar ve çalıştaylar tertip ettik, bunlar devam ediyor.
Ayrıca, şu anda, pek çok ülkede ailelerle görüşen, gençlik daireleriyle görüşen, bu davalara bakan avukatlarla görüşen, psikologlarla görüşen, STK’larla görüşen bir heyetimiz, Avrupa’nın değişik ülkelerinde çalışmalarını devam ettiriyorlar, raporları tamamlandı neredeyse. Onun akabinde, bundan sonra atacağımız adımlar üzerinde de ayrıca yapılması gerekenleri yapacağız.
Bir de yurt dışındaki vatandaşlarımızın yoğun olduğu yerlerde bir “aile müşavirliği” görevlendirmesi yoluna gideceğiz. Bununla ilgili yasal çalışmayı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız devam ettirmektedir.
Tabii, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, çocuklarımızın ana dillerini unutmaması ve o dili İstanbul Türkçesinin güzelliğiyle konuşabilmesi için çalışmalar yaptığı gibi, kendi kültürünü kaybetmeden, yaşadığı toplumda uyumlu olabilmesi için de gerekli çalışmaları yürütmekte.
Vatandaşlarımızın mavi kartla ilgili sorunlarının çözümü konusunda adımlar atıldı.
Yine, yurt dışındaki vatandaşlarımızın oy kullanmasını temin eden yasalarda değişiklikler yapıldı.
Pek çok konuda, şu anda cezaevlerinde bulunan vatandaşlarımız, onlarla ilgili çalışmalara devam ediyoruz.
STK’larla birlikte hareket etme, ortak sorunlara karşı birlikte mücadele etme konusunda çalışmalar yürütülüyor.
Almanya’ya göçün 50’nci yılı etkinlikleri çalışmaları yapıldı ve pek çok çalışma burada yapılıyor. Bunların tümünü anlatsam emin olun burada saatlerce konuşsak vakit yetmez. Soruyu soran sayın milletvekilimin affına sığınıyorum, bunların hepsini anlatmak için burada zaman elverişli değil. Ama bilmeli ki bu teşkilat, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar teşkilatı nerede bir soydaş, nerede bir vatandaş, nerede bir akraba varsa orada olmayı, onların derdini kendine dert bilmeyi ve çözüm aramayı kendisine şiar edinmiş bir teşkilattır. Âdeta, yurt dışı Türk diasporasını örgütleyen ve bu anlamda, geniş kapsamlı, sadece vatandaşlarımızı, soydaşlarımızı değil akraba toplulukları da kapsayacak şekilde güçlü bir çalışmayı yürüten Türkiye’nin en önemli kuruluşlarından bir tanesi, 2010’da kuruldu ama her geçen gün daha iyi olarak yoluna devam edecektir.
Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/643) esas numaralı sorusuna cevabımız: 15 Şubat 2013 tarihi itibarıyla bedelli askerlik için yapılan başvuru sayısı 70.143; bedelli askerlikten yararlanan yükümlü sayısı 67.630; bedelli askerlikten elde edilen gelir 2 milyar 28 milyon 900 bin Türk lirasıdır. Bedelli askerlikten elde edilecek gelir, 6252 sayılı Kanun’a göre şehit yakınları, gaziler, engelliler, muhtaç erbaş ve er aileleri, Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup vazife malulleri ile emniyet hizmetleri sınıfına mensup vazife malullerine yönelik sosyal hizmet ve yardım faaliyetlerinin finansmanında kullanılacaktır.
Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru tarafından sorulan (6/1113) esas numaralı soruya cevabımız: Ülkemiz, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne 24 Mayıs 2004’te, Kyoto Protokolü’ne ise 26 Ağustos 2009 tarihinde taraf olmuştur.
Ülkemizin, protokolün ilk yükümlülük döneminde, 2008-2012 yılları arasında sayısal bir sera gazı emisyon azaltım veya sınırlama yükümlüğü yoktur.
Bakanlığımız tarafından hazırlanan, sera gazı emisyon azaltımı sağlayan projelere ilişkin sicil işlemleri tebliği 7/8/2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Söz konusu tebliğle, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında sera gazı emisyonlarının azaltılması, sınırlandırılması ve yutak alanların artırılması maksadıyla gönüllü karbon piyasalarına yönelik geliştirilen ve yürütülen projelerin kayıt altına alınması hedeflenmektedir. Türkiye'de 1990 yılından beri yapılmakta olan çalışmalar sonucunda sera gazı emisyonları yüzde 20 azaltılmıştır ve toplam azaltılan emisyon miktarının 1,4 milyar ton civarında olduğu tahmin edilmektedir.
Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru’nun (6/1125) esas numaralı sorusu. Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından Tokat ili ve ilçelerinde toplam 3.240 konut üretilmiştir. Ayrıca, Tokat ili toplu konut uygulamaları kapsamında 3 adet ilköğretim okulu, 1 adet kreş, 1 adet kütüphane, 4 adet spor salonu, 3 adet ticaret merkezi, 1 adet büfe, 1 adet sağlık ocağı, 2 adet hastane, 1 adet sevgievi, 2 adet cami, 1 adet halk eğitim merkezi yapılmıştır.
Merkezde 1’inci etapta 216, 2’nci etapta 438, 3’üncü etapta 480; Niksar 1’inci etapta 240, Niksar 2’nci etapta 240, Niksar Derebağ mevkisi 3’üncü etapta 296; yine Turhal’da 380, Pazar ilçesinde 32, Almus ilçesinde 160, Almus ilçesinde 2’nci etapta 240, Artova’da 104, Zile’de 320 konut yapılmıştır.
Burada Tokat ili Erbaa ve Reşadiye ilçelerinde yürütülen herhangi bir konut projesi ya da planlama çalışması bulunmamaktadır. Ancak, yer problemi nedeniyle tasfiye edilen Tokat ili Reşadiye ilçesi 50 yataklı yeni devlet hastanesiyle altyapı ve çevre düzenleme inşaatı işi hâlihazırda proje aşamasındadır. Ayrıca, idare tarafından, nüfusu 40 binin altında bulunan yerleşim birimlerinde belediyelerle iş birliği içinde talep örgütlenmesi yolu ile projeler hayata geçirilmektedir. Reşadiye Belediyesi veya Kaymakamlığı tarafından TOKİ’ye iletilen herhangi bir konut talebi bulunmamaktadır. Konut yapımına uygun arsa temin edilir, mülkiyet ve imar verileri idareye gönderilir, bu konuda talep olursa Reşadiye’de adım atılabilir. Erbaa ilçesinin nüfusu 40 binin üzerinde olup bu ilçe için de ilgili kaymakamlık ya da belediye tarafından TOKİ’den herhangi bir talepte bulunulmamıştır. Gerek Reşadiye gerek Erbaa talepte bulunursa taleplerinin yerine getirilmesi sağlanacaktır.
Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/1193) esas numaralı sorusuna cevabımız: İlgili tüm kurum ve kuruluşların katkılarıyla çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak Çocuk İşçiliğinin Önlenmesi İçin Zamana Bağlı Politika ve Program Çerçevesi hazırlanmıştır. Hazırlanan bu program ile başta çocuk işçiliğinin en kötü biçimleri olmak üzere, çocuk işçiliğinin on yıllık bir süre, 2005-2015, içinde önlenmesi temel hedeftir. Tarafı olduğumuz Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi ile diğer uluslararası belgelerde yer alan ve çocuk haklarıyla ilgili kabul edilen evrensel ilkeler, 12/9/2010 tarihinde yapılan referandum ile Anayasa metnine dâhil edilmiştir.
Mevsimlik gezici tarım işçilerinin çalışma ve sosyal hayatlarının iyileştirilmesi konulu Başbakanlık genelgesi ve Mevsimlik Gezici Tarım İşçilerinin Çalışma ve Sosyal Hayatlarının İyileştirilmesi Projesi’nde zamana bağlı programda da öncelikli hedef grup olarak belirlenen mevsimlik gezici geçici tarım işlerinde çocukların çalışmasının önlenmesine ve eğitime ulaşımlarının artırılmasına yönelik önemli tedbirler alınmıştır. Ayrıca, tüm ilgili kurum ve kuruluşların, üreticiler ve sivil toplum kuruşlarının katılımıyla 20 ilde, yılbaşında, Fındık Üretilen İllerde Çocukların Tarladan Uzak Tutulması Eylem Planı hazırlanmıştır.
2012-2015 yılları içerisinde planlanan faaliyetler ise şunlardır: Avrupa Birliğine üye ülkelerdeki düzenlemeler ve uygulamalar da örnek alınarak çocukların sanatsal ve kültürel faaliyetlerde çalıştırılmasına ilişkin düzenlemeler yapılacaktır. Çocuk İşçiliğinin Önlenmesinde Yerel Kaynakların Etkinleştirilmesi Projesi hazırlanmış ve 2012-2014 Yatırım Programı’na konulmuştur. Ayrıca, AB Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) kapsamında 2013 programına alınmak üzere mevsimlik gezici, geçici tarım işlerinde çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin önlenmesi projesi geliştirilmiştir.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı çocuk ve gençlik merkezleri hizmet vermektedir.
Yine, Başbakanlığın 2005/5 sayılı genelgesiyle Sokakta Yaşayan veya Çalışan Çocuklara Hizmet Modeli uygulamaya konulmuştur. Model ile sokakta yaşayan çocukların örgün veya mesleki eğitime dâhil edilmeleri ve ailelerin yanına veya kuruluş bakımına yönlendirilerek eğitimini tamamlamış iş sahibi gençler olarak rehabilitasyonlarının tamamlanması sağlanmaktadır.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığınca gerekli teftişler yapılmıştır. Bu kapsamda, 2007 yılında 3.144 çırak, 634 çocuk işçinin; 2008 yılında 1.936 çırak, 624 çocuk işçinin; 2009 yılında 740 çırak, 465 çocuk ve 6.620 genç işçinin; 2010 yılında 2.338 çırak, 13.278 çocuk ve 8.993 genç işçinin; 2011 yılında da 4.214 çırak, 8.443 çocuk ve 8.231 genç işçinin çalıştığı iş yerlerinde yukarıda belirtilen hususları da kapsayacak şekilde teftiş faaliyetleri yürütülmüş, aksaklıklar, yasalara aykırı durumlar olması hâlinde de gerekli yaptırımlar uygulanmıştır.
Ayrıca, Sosyal Güvenlik Kurumu il müdürlüklerinde görev yapmakta olan sosyal güvenlik denetmenlerine ihbar, şikâyet, ALO 170 ve BİMER vasıtasıyla kuruma intikal eden her konu da titizlikle incelenmekte, gereği yapılmaktadır.
Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun (6/1226) esas numaralı sorusu. Bakanlığımızca İmar Kanunu kapsamında yapılan ve enerji verimliliğiyle ilgili olarak binalardan vergi, resim, harç alınmaması konusundaki teşvik çalışmaları devam etmektedir. Ancak, faizsiz kredi verilmesine ilişkin somutlaşmış bir çalışma bulunmamaktadır.
İstanbul Milletvekili Sayın Sebahat Tuncel tarafından verilen (6/1428) esas numaralı soruya cevabımız: Bilindiği üzere, milletvekilleri tarafından Başbakan veya bakanlara sorulan yazılı ve sözlü soru önergeleri ile ilgili sayısal veriler Türkiye Büyük Millet Meclisi web sayfasında yayınlanmaktadır. Milletvekilleri tarafından sorulan soru önergeleri, kamu kurum ve kuruluşları tarafından, elindeki bilgi ve belgeler doğrultusunda cevaplanmaktadır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına 24’üncü Yasama Dönemi’nde 16/4/2013 tarihi itibarıyla toplam 20.517 adet yazılı soru önergesi verilmiştir. Söz konusu önergelerden 5.233 adedi süresi içinde, 8.432 adedi ise süresi geçtikten sonra cevaplandırılmıştır. Cevaplandırılmayan soru önergesi sayısı 4.746’dır. İşlemde olan önerge sayısı ise 2.106’dır. Sözlü soru önergelerine ilişkin olarak ise toplam 3.519 adet sözlü soru önergesi verilmiş olup bunların 1.038 adedi cevaplanmış, 2.467 adedi ise gündemdedir, 14 adet soru önergesi ise geri alınmıştır.
Bilindiği üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 99’uncu maddesinde “Yazılı sorular, Başbakanlığa veya ait olduğu bakanlığa gönderildiği tarihten itibaren en geç onbeş gün içinde cevaplandırılır.
Başkan, bu süre içinde cevaplandırılmayan yazılı sorular için Başbakanın veya ilgili bakanın dikkatini çeker.
Yazılı sorular, dikkat çekme yazısının gönderildiği tarihten itibaren on gün içinde cevaplandırılmazsa, önergenin süresi içinde cevaplandırılmadığı gelen kâğıtlar listesinde ilan edilir.” hükümleri yer almaktadır. Soru önergelerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nde belirtilen sürelerde, on beş günlük süre içinde cevaplandırılması konusuna bakanlarımız tarafından büyük önem verilmesine rağmen bazı imkânsızlıklar nedeniyle soru önergelerine süresi içinde cevap verilmesi söz konusu olamamaktadır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
66 konuşma daha · 16 Nisan 2013