İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL KURUL · 8. BİRLEŞİM · SALI

Kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler

Bülent Kaya

İstanbul Milletvekili · Yeni Yol

Genel Kurul, 8. Birleşim · 5. yasama yılı · 20 Ekim 2026 · 1.344 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Bülent Kaya (Yeni Yol), 20 Ekim 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER); konuşma 1.344 kelime.

Bülent Kaya (Yeni Yol, İstanbul). “Kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler”. TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim tutanağı, 20 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-kaya-2026-10-20-kanun-teklifleri-ile-komisyonlardan-gelen-diger-isler (erişim: 20 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149121

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

YENİ YOL GRUBU ADINA BÜLENT KAYA (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan -kanun görüşmelerine geçmeden önce- ülke gündemini bu kadar meşgul eden, 25 milyar dolar yani 800 milyarlık bir vurgun ve soygunun olduğu bir sistemde, 455 tekil yatırımcının ve küçük hissedarın sorun yaşadığı bir yerde Genel Kurul salonunda birkaç milletvekili var, Komisyon sıralarında ise Bakanlık yetkilileri yok, bürokratlar yok. Yani bu şekilde -lakayıt- bir kanun teklifini gerçekten biz burada sırf usul olarak mı konuşacağız yoksa bu yasaya verdiğimiz bir önemin gereği olarak bu mağdurların mağduriyetini gidermek için mi konuşacağız? Ben şahsen Sayın Meclis Başkan Vekilinden en azından bu kanunun görüşmeleri sırasında Komisyon sıralarında yeterli sayıda kişinin bulunması hususunda bir hatırlatmada bulunmasını arzu ederim. Bu konuyu da Sayın Meclis Başkanının takdirine sunuyorum.

Önemli bir yasa teklifini görüşüyoruz, Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi. Sermaye piyasasında yaşanan fon soygunu, yalnızca yatırımcıların uğradığı mali kayıplarla sınırlı değildir. Yaşananlar, sermaye piyasasının gözetim ve denetimi altında yaşanan ve ciddi katkı, ihmal veya zafiyetleri olan organize bir soygundur. Dolayısıyla işin adını bir kere bu şekilde, net bir şekilde ortaya koymak durumundayız.

17 Eylül 2026 tarihinde 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar verildi. Bu getirilen yasa teklifiyle ne çözülmeye çalışılıyor? Bu fonlarda parası bulunan kişilere, bir kısım hak sahiplerine, en azından bu fonları nakde dönüştürülerek, bu fondaki hisseleri nakde dönüştürülerek belli ödemelerin yapılmasına çalışılıyor.

Değerli milletvekilleri, burada iki sorumluluk var: Bir, bizzat bu hırsızlık ve soygunun asli failleri var. Yani hırsızlığın, soygunun içerisinde olanların -ister siyasi kişilik olsun ister bakan olsun ister milletvekili ister bürokrat isterse muhteris iş adamı ya da yeni yetme iş adamları olsun- sorumluluğu nedir? Hırsızlığın bizzat içerisinde olmaları hasebiyle sorumludurlar. Zaten ceza kanunlarımız bunlarla ilgili gerekli düzenlemeleri az da olsa yapıyor. Bu kanun teklifiyle de onlardan bir kısım tahsilatlarla ilgili mevzuatta düzenlemeler yapıyoruz.

Peki, sizin devriiktidarınızda sizin görevlendirdiğiniz, SPK uzmanları, SPK üyeleri, sizin görevlendirdiğiniz Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu üyelerinin gözetimi altında, bankacılık izni verilmemesi gereken bankalara izin verilirken, halka arz edilmemesi gereken şirketlerin halka arzına usulsüz bir şekilde onay verilirken bu insanlar soyulmuşsa hiç dönüp kendinize bakmayacak mısınız? Bu Sermaye Piyasası Kurulu üyelerini kim atadı? Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu üyelerini kim atadı? Bu Genel Başkan Yardımcılarını kim görevlendirdi? Bu siyasi partide görev yapan arkadaşları kimler o görevlere getirdi? Bunlardan dolayı bir nedamet duyup bir sorumluluk üstlenmeyecek misiniz? Dolayısıyla, burada, evet, bir hukuki ve cezai sorumluluk elbette var, bu kendi mecrasında gidecek ama sizin atadığınız kişiler bu milletin malını çalarken, sizin atadığınız kişilerin kendi görevlerini yapmamasından dolayı 455 bin kişi soyulurken siz gece yastığa başınızı koyup nasıl uyuyabiliyorsunuz, doğrusu ben merak ediyorum. Bir şirketin halka arzına onay vermediği için Sermaye Piyasası Kurulu Başkan Vekili ve 1 üyesini Cumhurbaşkanı kararnamesiyle görevden alacaksınız, onun yerine 2 üye atayacaksınız, daha sonra onun halka arzına müsaade edilecek ve o da milyarlarca lira vurgunla, soygunla vatandaşın parasını çalacak. Peki, bu 2 SPK üyesini kim refere etti de görevden aldı? Kim bunların görevden alınması hususunda Sayın Cumhurbaşkanına talepte bulundu? Ve onun yerine gelen 2 kişi, o diğer 2 kişinin vermediği izinleri nasıl oluyor da henüz bir, bir buçuk aylık Sermaye Piyasası Kurulu üyesiyken verebildi? Dolayısıyla, burada sadece birkaç muhteris iş adamından bahsetmiyoruz. Sizin atadığınız bakanların, sizin atadığınız genel başkan yardımcılarının, sizin atadığınız bürokratların hırsızlığı dolaylı olarak sizin de sorumluluk sahibi olmanızı gerektiriyor. Elbette buradan sizlere hırsızlık yaptınız diyemeyiz, elbette buradan soygun yaptınız diyemeyiz ama bir hırsızlığın önlenmesi için, gerekli yetkilere sahip olmak için bu milletin yetki verdiği bir iktidar, o hırsızlığa engel olamamışsa en az o hırsız kadar vicdani olarak sorumludur. Elbette hukuk önünde ceza hukuku açısından hırsızla bir tutulamaz ama siz SPK'yi niçin atıyorsunuz? Sermaye piyasasını düzenlesin diye. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunu niçin atıyorsunuz? Bankacılık sistemini düzenlesin diye. Borsa İstanbulu niçin açıyorsunuz? Vatandaşlar güvenli bir şekilde borsada yatırımlarını yapsınlar diye. Merkezi Kayıt Kuruluşunu niçin kuruyorsunuz? Kim, nereden, ne aldı, fonlarda aşırı manipülasyonlar var mı, en azından orada belli olsun diye.

E, be mübarek, sizin atadığınız SPK işini yapmamış, sizin atadığınız BDDK işini yapmamış, sizin atadığınız Merkezi Kayıt Kuruluşu işini yapmamış, sizin atadığınız Borsa İstanbul işini yapmamış, çıkıp ondan sonra "Fon şeytanlarını cezalandıracağız." gibi millete hamasi nutuklar atıyorsunuz. Fon şeytanlarından önce, o şeytanlara alan açan siyasilerin sorumluluğunu burada hep beraber değerlendirmemiz lazım. Eğer bir ülkede hükümran yol vermezse eşkıya yol kesemez. O yol verme elbette bizzat kendisinin isteyerek, gönüllü olarak yaptığı bir şey olmak zorunda değil. Hani, bir aç kadının tebdilikıyafet evine varan Hazreti Ömer, kadının halifeyle ilgili birçok serzenişini duyduktan sonra kadına dönüp diyor ki: "Peki, Halife Ömer senin aç olduğundan haberdar değilse ne olacak?" "Madem halifeydi, benim açlığımı bilecekti; o zaman halife olmasın, evinde otursun." diyordu kadın. Eğer siz bu ülkede Cumhurbaşkanıysanız, eğer bu ülkede iktidarsanız "Ya, BDDK görevini yapmadı, SPK görevini yapmadı, Borsa İstanbul görevini yapmadı." diye sorumluluktan kurtulamazsınız. O zaman oturun evinizde, o kurum ve kuruluşları denetleyebilecek, ehil ve liyakatli kadroları atayabilecek insanlar gelsin. Hem ehil olmayan insanları atıyorsunuz hem hırsızla iş tutan adamları görevlendiriyorsunuz hem de onlar çalınca "Nefsine uymuş bir kısım arkadaşlar." diyerek işin içerisinden sıyrılacağınızı mı zannediyorsunuz? Bunun vicdani sorumluluğu hepinizi yakar. Bakın, hırsızlığa yol veren, göz yuman, ihmal eden de en az hırsız kadar vicdani olarak sorumludur. Hiç kimse "Ben çalmadım, benim paraya elim değmedi." diyerek sorumluluktan asla kaçmamalı.

Bir diğer sözüm de şu: Bu konuyu gelin, Türkiye Büyük Millet Meclisi zemininde ele alalım. İktidar partisi mensupları, daha doğrusu burada en fazla milletvekiline sahip olan Adalet ve Kalkınma Partisindeki arkadaşlarımız diyorlar ki: "Ya, bu, yargının konusu, onun için komisyon kuramayız. Devlet Denetleme Kurulunu görevlendirdik, onun için komisyon kuramayız."

Yenidoğan çetesinde de yargı devredeydi, savcılık harekete geçmişti, niçin yenidoğan çetesinde o zaman burada komisyon kurduk? Madem yargının ilgilendiği bir konuda Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir komisyon kurulamıyorsa niçin yenidoğan çetesiyle ilgili burada komisyon kurduk? Maraş ve Şanlıurfa'daki okul saldırılarıyla ilgili burada bir komisyon kurduk; savcılıklar zaten devredeydi, işini yapıyordu, niçin burada bir komisyon kurduk? İliç maden faciasıyla ilgili bir araştırma komisyonu kurduk, orada da savcılık görevdeydi; zaten ruhsatın verilmesinde, o tesisin işletilmesinde ihmali olanlarla ilgili savcılık denetleme yapıyordu.

Değerli arkadaşlar, görmek istemediğiniz, milletten kaçıracağınız şeylerin üstünü "Bu konu yargıda, onun için komisyon kuramayız." diyerek örtemezsiniz, siz bu konuda hırsızlarla iş tutanlarının ortaya çıkmasını istemiyorsunuz demektir. Millet size güvenmiyor; oğlan sizin kız sizin, ondan sonra da onları sorgulayacağınızı zannediyorsunuz. Kardeşim, SPK'yi siz atadınız, BDDK'yi siz atadınız. O fonda paraları götürenlerin önemli bir kısmı sizin siyasi iktidarınızın ya mensupları ya gönüldaşları. O hâlde, bu milletten adil bir şekilde, şeffaf bir şekilde, ucu kime dokunursa dokunsun bunların sorgulanabileceğine inanmasını mı istiyorsunuz? İşte, ucu bir Genel Başkan Yardımcınıza dokundu, savcılığa çağırıldığına dair tek bir fotoğraf karesi yok. Sabah "tweet" atanları şafak operasyonlarıyla evinden almasını biliyorsunuz. Sayın Ahmet Davutoğlu'yla ilgili beş sene önce yaptığı bir konuşmayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının basın açıklamasıyla 86 milyona duyurmasını biliyorsunuz. Peki, Fatma Betül Sayan'la ilgili hangi konularda soruşturma açıldığını niçin bu milletle paylaşmıyor İstanbul Cumhuriyet Savcılığı? Ucu kime dokunursa dokunsun... "Bir Genel Başkan Yardımcınızın fotoğrafını paylaştı." diye - ki kamuya açık bir konserdi, o şirketin internet sitesinde yer alıyordu- o fotoğrafı yayınlayan gazeteciyi tutukladınız. Onun yerine, o gazeteci yerine, o Genel Başkan Yardımcınıza dönüp "Sen bu fotoğrafı bir açıkla." deseydiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (Devamla)Toparlıyorum Sayın Başkanım.

BAŞKANDevam edin, buyurun.

BÜLENT KAYA (Devamla)Bu iddialara -ki kamuya açık, gelip evinde özel muharreminde çekilmiş bir fotoğraf değil, konser herkese açık olan ve o şirketin internet sitesinde yer alan bir fotoğraf- dönüp o gazeteciye "Bu fotoğrafı niçin yayınlıyorsun?" diyeceğinize, madem ucu kime dokunursa dokunsun üstüne gidecektiniz "Senin bu yurt dışına kaçan, bu fon krizinde bu kadar aktif rolü olan bir adamla o fotoğraf karesinde ne işin var?" deseydiniz. Tesadüfen mi girdin? Onunla birlikte Bodrum'a gittiğine, daha sonra da Bodrum'dan Ankara'ya birlikte döndüğüne dair iddialar var; çıkın, bunu kamuoyuna açıklayın. Onun yerine ne yapıyor beyefendi? "En sert bir şekilde bu konuda Sayın Cumhurbaşkanının kırmızı çizgilerini ihlal edenlerin üstüne gideriz." Ya, millet Cumhurbaşkanının kırmızı çizgilerini ihlal etmiyor, senin o, altı kırmızı kalemle çizilmiş fotoğrafını gündeme getiriyor; çıkıp, onu açıklasana. Niye Cumhurbaşkanının arkasına sığınıp kamuoyunu bilgilendirmeyle ilgili görevden kaçıyorsun? Dolayısıyla bu organize bir soygundur ve bu Meclis mutlaka bunun peşini bırakmamalıdır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

92 konuşma daha · 20 Ekim 2026

Günün kaydı →
92 konuşmanın tamamı →