Başbakan Binali Yıldırım tarafından kurulan Bakanlar Kurulunun Programı'nın görüşülmesi münasebetiyle
Aydın Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 93. Birleşim · 1. yasama yılı · 27 Mayıs 2016 · 1.147 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bülent Tezcan (CHP), 27 Mayıs 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Başbakan Binali Yıldırım tarafından kurulan Bakanlar Kurulunun Programı'nın görüşülmesi münasebetiyle); konuşma 1.147 kelime.
Bülent Tezcan (CHP, Aydın). “Başbakan Binali Yıldırım tarafından kurulan Bakanlar Kurulunun Programı'nın görüşülmesi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 27 Mayıs 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-tezcan-26-2016-05-27-basbakan-binali-yildirim-tarafindan-kurulan-bakanlar-kurulunun-program (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=49043
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)CHP GRUBU ADINA BÜLENT TEZCAN (Aydın)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 65’inci Hükûmetin programını görüşüyoruz. Çok ilginçtir, Parlamento belki de tarihinde ilk defa bir hükûmet programını görüşürken bu kadar düşük profilli bir pozisyon aldı. Bu, herhâlde, Hükûmetin kuruluş sürecinde siyasi literatürümüze giren “düşük profil” tartışmasından kaynaklanıyor ve Parlamentoya da söyleyecek bir şeyim yok; böylesi bir Hükûmet değişikliğine kendi penceresinden, sanıyorum ki Türkiye Büyük Millet Meclisi de böylesi bir tepkiyi herhâlde uygun görüyor.
Değerli arkadaşlar, 1 Kasım 2015 yılında bir seçim yaşadık ve o seçimin ardından kurulan 64’üncü Hükûmetin programı burada okundu, görüşüldü, konuşuldu, oylandı. Arkasından Hükûmet güvenoyu aldı Parlamento tarafından ama bir bakıyoruz, önce iktidar partisinin içerisinde bir siyasi operasyon yapıldı yetki alıp verme konusunda, arkasından da 4 Mayıs, sarayda bir saray darbesiyle Hükûmet haledildi. Hani vardır ya tarihimizde “Abdülhamid’in halli” denir, “Abdülaziz’in halli” denir, şimdi de Davutoğlu’nun hallini yaşadık burada.
Değerli arkadaşlar, şimdi, bunun arkasından başka bir tartışma girdi, bir düşük profil tartışmasıyla karşı karşıya kaldık. Herkes sıraya girdi, “En düşük profilli ben olacağım.” diye bir yarış başladı. Aslında normal yarışmalar “En iyisi benim.” diye yapılır ama ne yazık ki siyaset tarihimizde yeni bir şey kazandık: En düşük profilliyi seçme yarışı! Ben buradan ÖSYM Başkanına bir teklifte bulunuyorum. Bundan sonra üniversite sınavlarına bir de bunu eklesinler. En düşük profilli kimdir, onu da objektif seçelim.
Değerli arkadaşlar, aslına bakarsanız, sorun bir Hükûmet sorunu değil; sorun bir profil sorunu, çok açık. Bunu biz ifade etmiyoruz. Sorun bir profil sorunu ve öyle bir şey ki aslında 64’ücü Hükûmetin profili de yüksek değildi. O Hükûmette de her seferinde ısrarla Sayın Davutoğlu nasıl saraya tabi olduğunu ve Anayasa’daki parlamenter sistemden uzak, fiilî başkanlık rejimi uygulama konusunda kararlı olduğunu anlatıyordu. Ama, o düşük profil bile az geldi ve daha düşük profilli, arayışın sonucudur. Şimdi, endişem şu: Burada bir güven oylaması yapacağız ve eğer bu Parlamento bu Hükûmet programına güvenoyu verirse aynı düşük profile ortak olmuş olacak, tarihe bu şekliyle geçecek. Onun için, değerli milletvekili arkadaşlarım, buna dikkat edin oy kullanırken.
Şimdi, bir çap sorunu var ortada, demokrasimizin çapıyla ilgili bir sorun var. Şimdi, Türkiye’de demokrasinin çapını ölçmek için yeni bir kırat, yeni bir ölçü ortaya çıktı: 64’üncü Hükûmetin gidiş şeklini, 65’inci Hükûmetin geliş şeklini alın, Türkiye’de demokrasinin çapını bulursunuz. Demokrasinin çapı budur.
Bakın, 64’üncü Hükûmet döneminde neler olmuş, bir hatırlayalım: 12 Ocak 2016 Sultanahmet saldırısı, 11 vatandaşımız ölmüş; 17 Şubat 2016 Ankara’da Merasim Sokak saldırısı, 29 ölü; 13 Mart 2016 Güvenpark saldırısı, 37 ölü; 19 Mart 2016 İstiklal Caddesi’ndeki saldırı 5 ölü; 1 Mayıs 2016 Gaziantep saldırısı 3 ölü; toplu katliamlarla, toplu terör saldırılarıyla toplam 85 ölü. Toplam şehit sayımız 519’u geçmiş. Hangi dönemde? 64’üncü Dönemde. 64’üncü Dönemde bütün bunlar yaşanmış, bir tane bakan bile istifa etmemiş, Başbakan çıkıp istifa etmemiş. Hükûmetin istifa etmesi meselesi gündeme bile gelmemiş, böyle bir dert yok, yüzlerce vatandaşımızın ölümünden siyasi sorumlu bir Hükûmet istifa etmemiş ama Başbakan Davutoğlu bir hata yapmış: Saraydan izinsiz Obama’yla görüşme telaşına düşmüş, randevuyu istemiş. İşte, gün o gündür Davutoğlu’nun hallolduğu gün. Böyle bir çap, böyle bir anlayış, böyle bir demokrasi olur mu arkadaşlar? 64’üncü Hükûmet gidecekse bu akan kanlar nedeniyle gitmeliydi, sarayın 4 Mayıs darbesiyle değil! Mesele bu.
Şimdi…
İLYAS ŞEKER (Kocaeli)Bağırmadan konuşursanız dinleriz sizi.
BÜLENT TEZCAN (Devamla)Yok, yok. Yani, belki duymazsınız diye söylüyorum.
İLYAS ŞEKER (Kocaeli)Yok, yok, bağırmadan konuşursanız dinleriz sizi. Ses tonu rahatsız ediyor.
BÜLENT TEZCAN (Devamla)Bakın, bu Hükûmetin nasıl kurulduğuna bir bakalım: İlk defa Hükûmet kurulduğu gün Hükûmet programı okundu burada, dikkat edin. Ya, 27 bakan; 1 Başbakan, 26 bakan. Bu bakanlar bu Hükûmet programıyla ilgili hiç kanaat bildirmediler mi? Ne zaman yazdınız, ne zaman baktınız, ne zaman konuştunuz? Cumhuriyet tarihimizde hiç yoktur, bir ilktir bu da.
Ama ben size nasıl kurulduğunu söyleyeyim: Sayın Binali Yıldırım saraya gitti, saraya gittiğinde kendisine 3 tane zarf verildi, böyle 3 tane sarı zarf, aynı anda.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale)Orada mıydın?
BÜLENT TEZCAN (Devamla)Birinci zarf, Başbakan ataması zarfı. Birinci zarfın içinde Başbakan atandığı yazısı vardı, koyduk. Hemen ikinci zarf, hiç ayrılmaya gerek yok. İkinci zarfın içinde Bakanlar Kurulu listesi vardı. O da kapalı zarfla verildi, onu da aldı. Ondan sonra üçüncü zarf. Üçüncü zarfta da -hani şimdi konuşuyoruz ya- bu Hükûmet programı vardı.
GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya)Biraz fazla tutun, çekemediler oradan.
BÜLENT TEZCAN (Devamla)Bunların hepsi saraydan hazırlandı, verildi ve şimdi burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu Hükûmet programı oylanmak isteniyor değerli arkadaşlar. O zaman güven oylamasını da kaldırın, ne gerek var güven oylamasına? Sarayın güveni yetiyor zaten! Parlamentodaki bir siyasi partinin çoğunluğu için sarayın güveni yetiyorsa bu tiyatro oyununa ne gerek var, ne gerek var bu tiyatro oyununa?
MUSTAFA KÖSE (Antalya)Sistemi değiştirmemiz lazım. Değiştirelim sistemi, doğru söylüyorsunuz.
BÜLENT TEZCAN (Devamla)Tabii, arzu ettiğiniz şey o zaten, şimdi oraya geleceğiz, yazmışsınız. Neymiş efendim: “Birinci vazifemiz -hani diyor ya- yeni anayasa.”
Değerli milletvekilleri, hangi yeni anayasa, hangi yeni anayasa? Mevcut Anayasa’yı uyguladınız mı? Burada yazanı uygulayan bir sistem var mı? Buna uyan bir Cumhurbaşkanı var mı? Buna uyan bir Başbakan var mı? Buna uyan bir Bakanlar Kurulu var mı? Buna uyan bir iktidar grubu var mı, Meclis çoğunluğu var mı? Anayasa’yı açıkça ihlal edeceksiniz, ondan sonra yeni anayasayı bir Hükûmet programı olarak koyacaksınız.
Bakın, Türkiye bir anayasasızlaştırma süreciyle karşı karşıya. Çok açık bir şekilde Anayasa’yı fiilî olarak ihlal ede ede bir anayasasızlaştırma süreciyle karşı karşıya. Şimdi, bunun teorisini de yapmaya kalkıyorsunuz, bunu biliyorum, mesele fiilî durumu kabul ettirme çabası.
Anayasa’nın 112’nci maddesi çok açık: Hükûmet siyasi sorumluluğun sahibidir, Başbakan ve bakanlar; Hükûmet siyasi sorumludur, Cumhurbaşkanı değil. Peki -birinci toplantıdan itibaren- daha Meclisten güvenoyu almadan sarayda yapılan bu toplantı, ilk Bakanlar Kurulu toplantısı neyin işaretidir? Mevcut Anayasa’da Cumhurbaşkanı Hükûmetin başkanı değildir, başı değildir, yürütmenin başıdır, Hükûmetin başı Başbakandır, siyasi sorumluluk Başbakandadır ve ne yazık ki Türkiye’de yetkileri Cumhurbaşkanı tarafından gasbedilmiş bir Hükûmet var. Bu tablo içerisinde yeni anayasa tartışmaları… Belli ki yaratılan fiilî durumu bir meşruiyet zeminine oturtma telaş ve çabası var.
Bakın, Anayasa’nın 101 ve 103’üncü maddeleri çok açık. Ne diyor? Bir: Cumhurbaşkanı tarafsızdır, siyasi partisiyle ilişiği kesilir. İki: Tarafsızlığı konusunda yemin eder Cumhurbaşkanlığı görevine başlayınca. Peki, var mı bir tarafsız Cumhurbaşkanı? Hayır. Bakın, seçim dönemi kampanya yapıp muhalefet partilerini eleştirdi, koyduk bir tarafa. İktidar partisi lehine konuştu, koyduk bir tarafa. Bugüne kadar doğrudan doğruya Bakanlar Kurulunu ısrarla sarayda, oradaki kaçak sarayda toplayıp fiilen Bakanlar Kurulunun Başkanlığını, Hükûmetin Başkanlığını yaptı, onu da koyduk bir noktaya. Artık Adalet ve Kalkınma Partisinin içerisinde operasyon yapıp Hükûmeti deviren ve yeni bir Hükûmet kuracak kadar siyasetin içine girmiş, teşne olmuş bir Cumhurbaşkanı var. Değerli milletvekilleri, bu, açık Anayasa’nın ihlalidir. Anayasa artık fiilen askıya alınmıştır. “Parlamenter sistem buzdolabındadır.” diyen bir Cumhurbaşkanı var. “Yargı benim için ayak bağıdır.” diyen bir Cumhurbaşkanı var. “Rejim fiilen değişmiştir.” diyor. Ya, Anayasa’yı ihlal suçu, anayasal düzeni ihlal etmek Türk Ceza Kanunu’nda özel olarak düzenlenmiş bir suçtur. Cumhurbaşkanı yaparsa ne olacak? Cumhurbaşkanı, tam da bulunduğu makam ve mevki nedeniyle bu noktada en etkili durumdaki kişidir ve gerçek anlamda sorgulanması ve cezalandırılması gereken birisi.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
41 konuşma daha · 27 Mayıs 2016