Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illerinde 8/2/2023 Çarşamba Günü Saat 01.00'den İtibaren Üç Ay Süreyle Olağanüstü Hâl İlan Edilmesine İlişkin 8/2/2023 tarihli ve 6785 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'na İlişkin Tezkeresi münasebetiyle
Aydın Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 61. Birleşim · 6. yasama yılı · 9 Şubat 2023 · 842 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Bülent Tezcan (CHP), 9 Şubat 2023 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illerinde 8/2/2023 Çarşamba Günü Saat 01.00'den İtibaren Üç Ay Süreyle Olağanüstü Hâl İlan Edilmesine İlişkin 8/2/2023 tarihli ve 6785 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'na İlişkin Tezkeresi münasebetiyle); konuşma 842 kelime.
Bülent Tezcan (CHP, Aydın). “Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illerinde 8/2/2023 Çarşamba Günü Saat 01.00'den İtibaren Üç Ay Süreyle Olağanüstü Hâl İlan Edilmesine İlişkin 8/2/2023 tarihli ve 6785 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'na İlişkin Tezkeresi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 9 Şubat 2023. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/bulent-tezcan-27-2023-02-09-adana-adiyaman-diyarbakir-gaziantep-hatay-kahramanmaras-kilis-m (erişim: 27 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=114058
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)CHP GRUBU ADINA BÜLENT TEZCAN (Aydın)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, 6 Şubat Pazartesi sabaha karşı meydana gelen deprem nedeniyle bütün milletimizle başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimi paylaşmak istiyorum.
Ayrıca, yine, depremde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin üyesi, AK PARTİ Grubunun üyesi değerli Adıyaman Milletvekili, merhum Sayın Yakup Taş ve ailesini kaybetmiş olması sebebiyle hem AK PARTİ Grubuna hem Türkiye Büyük Millet Meclisine başsağlığı dileklerimi iletiyorum; Allah rahmet eylesin.
Değerli milletvekilleri, sevgili vatandaşlarım; acımız büyük, söyleyecek çok söz var, boğazımız kırk düğüm. Şu anda söz söylemekten çok iş yapma zamanı; konuşulacak zaman konuşulacakları da konuşacağız ama bugün, deprem felaketi nedeniyle bir taraftan bir büyük millî dayanışma duygusu içerisinde hareket etme ihtiyacı içerisindeyiz, öbür taraftan da Türkiye Büyük Millet Meclisinde Cumhurbaşkanlığının olağanüstü hâl yetkisi istemine ilişkin talebini görüşüyoruz.
Değerli milletvekilleri, felaketin üzerinden dört gün geçti ve sayıları söylemekten üzülüyoruz. Ne yazık ki en son duyduğum rakam, Sayın Cumhurbaşkanının ifadesiyle 14 bin –“14 bin can kaybı.” demişti- ve her geçen gün artıyor. Enkaz çalışmaları devam ettiği sürece bunun ürkütücü noktalara erişeceğini üzüntüyle, acıyla görüyoruz.
Şimdi, pazartesi sabaha karşı saat dört sıralarında felaketi yaşadık, salı günü, Sayın Cumhurbaşkanı -öğle saatlerindeydi yanılmıyorsam yani yaklaşık otuz saat sonra- afet bölgesi ilan etti 10 ilimizi. Ben merak ediyorum, pazartesi sabah sekizde, dokuzda, felaketi öğrenir öğrenmez hemen afet bölgesi ilan etmeye engel olan neydi? Tek bir imzayla yapılıyor her şey, çok övünülen, anlatılan Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde tek imzayla yapılıyor; başkalarının toplanmasına, başkalarının imzasını almaya gerek yoktu, sadece Cumhurbaşkanının imzasıyla o sabah afet bölgesi ilan etmek mümkündü ama olmadı ve salı günü afet bölgesi ilan edildi bölge, arkasında da olağanüstü hâl talebi ifade edildi. Şimdi, merak ediyorum, kaybettiğimiz vatandaşların canını kurtaramayan olağanüstü hâl şimdi neyi kurtaracak? Enkaz altında yatan evlatlarımızı, analarımızı, kardeşlerimizi, babalarımızı kurtarmayan olağanüstü hâl dört gün sonra -ki bundan sonra, artık normal olarak kurtuluş ümidinin de azaldığını biliyoruz maalesef- neyi kurtaracak? Neden bu yetkiyi istiyorsunuz? Mevcut sistem içerisinde Sayın Cumhurbaşkanı… Affedersiniz, Millî Savunma Bakanlığıydı yanılmıyorsam, elli sekiz saat sonra “3.500 askerimizi deprem bölgemize gönderdik.” diye paylaşım yaptı. Niye elli sekiz saat sonra? Niye o sabah değil? Niye 3.500 askerimiz? Niye daha fazla değil? Bu organizasyonsuzluk, bütün yetkilerin tek bir elde toplandığı bir sistemde bu başarısız, bu beceriksiz tutum nasıl izah edilir? Bunu ortadan kaldıracak adım olağanüstü hâl ilanı mı? Olağanüstü hâl yetkilerine mi ihtiyacınız var bunları yapmak için? Askeri göndermek için böyle bir yetkiye ihtiyaç yok. Maden kurtarma ekipleri iki gün sonra, ısrarlı talepler sonunda bölgeye intikal etti; hatta ilginç bir haber var, inşallah doğru değildir, önce kumanyalar, gıdalar gönderilmiş ve ekipler daha sonra gönderilmiş. Yani niye? Bunun için olağanüstü hâl yetkisine ihtiyaç yok, bunları yapabilirdiniz.
Şimdi, daha önce de söylendi, bugün canı kurtaramayan OHAL neyi kurtaracak? Bunu sormak görevimiz, hakkımız değil sadece, görevimiz, niye istiyorsunuz bu yetkiyi? Mevzuat uygun, Cumhurbaşkanının tek kişi olarak neredeyse bütün yetkiler elinde; ayrıca mevzuat var, Afet Kanunu var, İl İdaresi Kanunu var, Cumhurbaşkanına tanınan yetkiler var, bu kanunlarla her şeyi yapabilirsiniz. Mesela Afet Kanunu’na dayanarak çalışma yükümlülükleri getirebilirsiniz, Afet Kanunu'na dayanarak imarla ilgili düzenlemeler yapabilirsiniz, görevlendirmeler yapabilirsiniz, çeşitli ekipler kurabilirsiniz, talimatlar verebilirsiniz, buna özel yönetmelik çıkarabilirsiniz nasıl hareket edileceğine dair. Olağanüstü hâlin size vereceği tek ilave yetki, temel hak ve özgürlükleri kısıtlayabilmek. Buna niye ihtiyaç duyuyorsunuz? İnsanların bu konudaki sıkıntıları söyleyebilme hakkı niye rahatsız ediyor? Temel hak ve özgürlüklerin kurtarma faaliyetine nasıl bir engel teşkil ettiğini bu millete açıklamak zorundasınız. “Değerli arkadaşlar, olağanüstü hâl milletin gücünü organize etme konusunda bize daha kolaylıklar sağlayacak.” diyebilirsiniz. Oysa millet organize oldu, pazartesi günü sabahtan itibaren millet organize oldu değerli milletvekilleri, ne yazık ki felç edilen devlet kurumları organize olamadı; tek adam rejimi, daha doğrusu, tek adam devleti organize olamadı, sıkıntı burada; organize olamayan, felç edilen devlet kurumları. Millet organize; battaniyesini veriyor, yatağını veriyor, parasını veriyor, gıdasını veriyor, otobüsleri dolduruyor, tırları dolduruyor; belediyeler organize, sivil toplum örgütleri organize, yardım etmek istiyorlar, feryat Türkiye'nin her yerinde hissedilmiş ama devlet kurumlarında tuhaf bir yarış var. Yakıştı mı? Sayın Ömer Çelik’e “Cumhur İttifakı meydanda.” sözü yakıştı mı arkadaşlar? “Bütün teşkilatlarımızla Cumhur İttifakı meydanda.” sözü yakıştı mı? “Bütün gücüyle devletimiz meydanda.” demek varken “Belediyelerimizle, merkezî yönetimlerle devlet meydanda.” demek varken bu söz yakıştı mı? Şimdi, olağanüstü hâl yetkisini isteyen iradenin meseleye bakışı bu çerçevede.
Değerli milletvekilleri, olağanüstü hâle gerek yok. Sayın Cumhurbaşkanının yetkisi var ama ne yazık ki bu süreci yönetme konusunda yeteneği yok; yetkisi var, yeteneği yok, görüyoruz. Sistemin nasıl aksadığını alanda gördük, hepimiz alandaydık; su yok, ekmek yok, gıda maddesi yok, hijyen malzemesi yok, tuvalet yok, çadır yok, battaniye yok, 4’üncü günden sonra… (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Polemik yapmayın arkadaşlar, ben oradan geliyorum, ben oradan geliyorum, ben oradan geliyorum.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ)Sen polemik yapıyorsun!
BÜLENT TEZCAN (Devamla)Şimdi, bakın, Sayın Cumhurbaşkanının “Deftere yazıyoruz.” sözü yakıştı mı? Olağanüstü hâli, defteri açıp yazdıklarını uygulamak için mi istiyor? Yani sizin defteriniz varsa enkazın altında evladının elini kırk sekiz saat tutan babanın da defteri var, “Yavrum parmağını kaldırmış, sınıf 1’incisiydi.” diyen annenin de defteri var; onlar da yazıyorlar deftere bir şeyleri. Mesele, bugün deftere yazma meselesi değil; mesele, milletin yarasına merhem olma meselesi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BÜLENT TEZCAN (Devamla)Tamamlıyorum Sayın Başkan.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
19 konuşma daha · 9 Şubat 2023